Vedat Gülay’ı hastaneye yetiştirdiğimde acil ekibi onu hızlıca müdahale odasına almışlardı. Ben bunu daha önce de yaşamıştım ama o zamanlar böyle canım yanmamıştı. Koridorda saçlarımı çekiştire çekiştire dolanıyordum. Nasıl bir şeyin içine düşmüştüm? Babam benim karımın, evladımın canına kast etmişti. Belki de emeline ulaşmıştı. O kadar çok kan vardı ki… Nasıl kurtulacaklarını bilmiyordum. Koridorun ortasında dizlerimin üstüne çöktüm. Acil kapısına yaşlı gözlerle bakarken bir umut dua ettim. Mafyaların, katillerin duası kabul olur mu? Bilmiyorum… Ama dua etmekten başka çarem yoktu. Cemal beni arıyordu. Ayağa kalktım. Sesimi bulmakta zorlanırken telefonu açtım. Bugün yaşadıklarımdan sonra Cemal’e bile güvenmiyordum. “Ne var Cemal?” “Ağam olanları duydum. Bir ihtiyacınız var mı?”

