Liman bölgesindeki o loş ofise döndüğünde saat öğleni geçiyordu. Erkan sabahtan beri yollardaydı — bir yerden bir yere, bir karardan bir karara. Ama bu sabah o hareketliliğin içinde farklı bir şey vardı. Normalde Erkan yolda düşünürdü; araba onu taşırken zihin çalışırdı, planlar kurulurdu, satranç taşları yerleştirilirdi. Bu sabah ise zihin çalışmıyordu. Ya da çalışıyordu ama farklı bir dilde — daha yavaş, daha içe dönük, daha az hesaplayan. Ofise girdiğinde masasına oturmadı. Pencerenin önüne geçti. Dışarıda liman her zamanki gürültüsüyle yaşıyordu — vinçler, kamyonlar, denizin o tuzlu ve yakıt karışımı kokusu. Erkan bu manzaraya baktı. Kaç yıldır bu pencereden bakıyordu? Bu liman ona güç hissettirirdi — o devasa vinçler, o yüklü gemiler, o her şeyin hareket ettiği, her şeyin el değişt

