Soğuk Gerçeklik ve Kaçış

585 Words
Saat her zaman bu kadar gürültülü değildi. Melike uyandığında gözleri daha kapalıydı. O yarı uykulu halde, bedeni değil ama zihni uyanmıştı. Ve ilk düşüncesi Baran değildi. Saatti. Gözlerini açtı. Komodine baktı. 09:14. Midesi kasıldı. --- Erkan her sabah dokuzda şoförü yollardı. Şoför kapıyı çalmaz, güvenlikle konuşurdu. Güvenlik yukarı haber verirdi. Telefonu çalardı. Aradan on, on beş dakika geçerdi. On beş dakika. Baran hâlâ uyuyordu. Kolu Melike'nin beline sarılıydı, ağırdı, sıcaktı. Ama bu oda şu andan itibaren bir tehlike bölgesiydi. Yerdeki ıslak ceket, kopan düğmeler, iki bardak, küllük... Her şey birer delildi. Melike yavaşça Baran'ın kolunun altından sıyrıldı. Baran kıpırdadı ama uyanmadı. Melike kalktı. Yerden geceliğini alıp geçirdi. Elleri titriyordu ama bu duygusallıktan değildi. Beyni bir anda buz kesti, makine gibi çalışmaya başladı. Düşünme. Sadece hareket et. --- Önce yerdeki kıyafetleri topladı. Baran'ın ceketi, gömleği... Islak olanları banyoya serdi. Kopan düğmeleri avuçladı, mendile sarıp çekmeceye koydu. İki bardaktan birini mutfağa götürüp yıkadı, yerine kaldırdı. Küllüğü temizledi. Her hareket birbirini takip ediyordu. Sessiz, sıralı, mekanik. Bu oda, Erkan'ın aklında en ufak bir soru işareti bile bırakmamalıydı. --- "Gitmen lazım," dedi Melike. Sesi buz gibiydi. Baran bir an dondu kaldı. "Ne?" Doğruldu yatakta. "Melike, daha yeni—" "Anlamıyorsun." Melike'nin sesi yükselmedi. "Burası senin sandığın gibi sıradan bir ev değil. Gözetleme kulesi bu. Erkan'ın adamları, güvenlik, kameralar... Şu an birisi ekranda bir şey arıyordur. Biraz daha kalırsan ikimizin de cesedini çıkarırlar buradan." Baran'ın kaşları çatıldı. "O adamdan bu kadar mı korkuyorsun?" Sesi alçaktı, içinde o eski sahiplenici ton vardı. "On yıl sonra buldum seni, tekrar gidemem." Melike ellerini Baran'ın göğsüne koydu. Durdurdu. Gözlerinin içine baktı. "Korkmuyorum Baran. Hayatta kalmaya çalışıyorum." Her kelime ayrı ayrı vurguluydu. "Erkan göründüğü gibi biri değil. Galeriler, eğlence merkezleri... Hepsi maske. Adamın eli bu şehrin en karanlık yerlerine kadar uzanıyor. Üstelik evli. Karısıyla kurduğu o sahte dünyayı bozacak en ufak bir kıvılcımı kanla söndürür." --- Yerdeki dağınık kıyafetleri toplayıp Baran'ın kucağına attı. Baran sessizce giyinirken Melike çoktan harekete geçmişti. Mücevher kutusunun yanındaki çekmeceden küçük bir kâğıt çıkardı, hızla bir adres yazdı. Eski bir depoydu. Erkan'ın haritasında bile olmayan bir yer. Kâğıdı Baran'ın ceket cebine sıkıştırdı. "Buraya git. Akşam ben sana ulaşırım." Baran'ın gözlerine baktı. "Arka asansörü kullan. Kameraların kör noktasını biliyorum. Telefon etme. Mesaj atma. Bekle." Baran kapıya yönelmeden son bir kez tuttu kolundan, kendine çekti. Öpüşü sert ve kısaydı. İçinde hem söz vardı hem tehdit. "Bu gece yarım kaldı Melike." Sesi alçaktı. "Ama bitmedi." Melike baktı. "Sakın arkana bakma," dedi. "Ben bulurum seni." --- Kapı kapandı. Melike sırtını ahşaba yasladı. Gözlerini kapattı bir an. Sonra açtı. Mutfağa gidip Baran'ın bardağını yıkadı, yerine koydu. Banyoda ıslak ceketin izi vardı, havluyla sildi. Çarşafları düzeltti. Odanın ortasında durup son kez baktı. Her şey temizdi. Telefon çaldığında – Erkan'ın şoföründen gelen mesajdı – elinde kahve fincanıyla açtı. "Günaydın," dedi Melike. Sesi tam kıvamındaydı. Sıcak, sakin, hafif uykulu. "Geliyorlar mı? Tamam, hazırım." Telefonu kapattı. Yüzü değişmedi. Ama içinden geçirdi: Baran, hâlâ burada mısın? Koridora çıktı. Asansörün kapısına baktı. Kapalıydı. Işık aşağı iniyordu. Derin bir nefes aldı. --- Baran binanın arka çıkışından sokağa çıktığında yağmur dinmişti. Hava buz gibiydi. Ceketi hâlâ ıslaktı. Ellerini ceplerine gömdü, yürüdü. Birkaç dakika sonra durdu. Elini cebine attı. Kâğıdı çıkardı, adresi okudu. Sonra geri koydu. Gökyüzüne baktı. İstanbul'un sabah sisi şehrin üzerine çökmüştü. Kirli, gri, her şeyi örten türden. Baran'ın yüzünde yavaş, düşünceli bir ifade belirdi. Bir milyon. Melike'nin Erkan'dan ne kadar korktuğunu görmüştü. O rezidansın duvarları, güvenlik kameraları, o steril lüks... Hepsi bir aradaydı ve Baran'ın zihninde tek bir şekle dönüşüyordu. Para. Yürüdü. Adımları daha kararlıydı artık. Soğuğa değil, kafasında ısınan hesaba yürüyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD