8. Bölüm (Part II)

1211 Words
Selin’in benimle konuşmak istediklerinin benimle ilgili olabileceğini düşünmemiştim. Ama her anlattığının bir ucu bana değiyor sanki. Konuşmaya devam etmesini istiyorum bu yüzden. “Dinliyorum,” dedim gözlerimi Selin’in gözlerine dikerek. Yalan söylemesi için bir neden yok ve dikkatimi ona verdiğimi göstermek istiyorum. O da tekrar anlatmaya başlıyor. “Bundan birkaç ay önce Alp’e açılabilmek için Asya’dan yardım istedim.” “Asya ile yakın olduğunuzu bilmiyordum.” Asya bana her zaman itici gelmiştir. Zaten Başak’la hemen yakın olması karakterlerinin benzer olduğunu göstermez mi? Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. “Değiliz zaten. O kız korkunç biri.” “Anlamıyorum, ondan neden yardım istedin ki o zaman?” Selin şimdi uzaklara bakıp sanki geçmişe kısa bir yolculuk yaptı. Konuşmaya başlamadan önce etrafa tekrar baktı. Anlatacakları bu kadar mı önemli? Birinin duymasını asla istemiyor olsa gerek. “Başlarda nasıl biri olduğunu bilmiyordum. Sonradan anladım.” “Hiç şaşırmadım,” deyip Selin’in elini hafifçe okşuyorum. Teselli maksatlı bu hareketime mahcup bir gülümsemeyle karşılık veriyor. Ben de konuşmaya devam etmesi için “sen devam et,” diyerek bu kısa sessizliği sonlandırıyorum. “Asya’nın abisi Mert, Alp’le yakın arkadaş. Birbirlerinin evlerine gittikleri için Asya’nın da Alp’le arkadaş olabileceğini düşündüm ve ondan bana yardım etmesini istedim. Sonuçta sınıf arkadaşıydık ve aramızda da sorun yoktu.” “Eee sonra ne oldu?” “Asya önce tamam, dedi. Sen de bize gelmeye başlarsın. Ödev yaparız, ders çalışırız. Aynı ortamda olunca yakınlık kurabilirsin, dedi. Nasıl mutlu oldum anlatamam.” Hâlâ üzüldüğü için olsa gerek Selin’in yüzünde oluşan hayal kırıklığını görebiliyorum. “Ama sonra durum öyle olmadı?” “Evet, aynen öyle. Asya’nın beni eve her davet ettiği gün abisi zaten dışarıda oluyordu. Başlarda tüh, denk gelemedim diye düşünürken durum sürekli tekrar edince ben de işkillenmeye başladım. Ama tabii soramadım da.” “Eee Asya ile ne yapıyordunuz?” Derin bir iç çekerek anlatmaya devam etti Selin. “Dediği gibi ödev yapıp ders çalışıyorduk. Daha doğrusu ben ödev yapıyordum o ise sonradan benden geçiriyordu.” “Nasıl yani?” “İşte sen başla ben geliyorum şimdi deyip odadan çıkıyordu. Arada atıştırmalık getirip annem seslendi, tuvalete gitmem gerek gibi bahanelerle tekrar gidiyordu. Tabii ben de bu sırada her şeyi tek başıma bitirmiş oluyordum.” “Bak sen şu Asya’ya.” Hani kızla doğru düzgün muhabbetim yok diye bazen kendi kendime Asya’ya haksızlık mı yapıyorum dediğim olurdu. Ama şimdi haklı çıkmış olmak vicdanımı çok rahatlatıyor. Boşuna kızı itici bulmamışım. “Sorma, bu durum neredeyse bir ay devam etti. Ama en kötüsü neydi biliyor musun?” “Dahası da mı var?” “Evet. Ödevlerimi geçiren sadece Asya değilmiş meğer.” Parayla bile satar bu kafadaki bir kız. Elbette bunu sesli söylemiyorum. “Başka kim var diyeceğim ama tahmin etmek zor değil.” “Başak, Alp, Berk...” “Berk mi?” Yok artık. Berk çalışkan bir öğrenci. Hoş son zamanlarda onda da bir boşlama vardı ama ben sebebini aşık olmasına yormuştum. Meğer sebep tembellikmiş. “Evet, belki Berk asıl ödevi benim yaptığımı bilmiyordur.” “Başak’tan aldığını düşünüyordur diyorsun yani.” “Bence öyle ama bilemiyorum tabii.” “Ee sen nasıl fark ettin?” “Sınıfta soru cevaplanırken Başak’ın da Berk’in de benim cümlelerimi okuduğunu duyunca tabii.” “Asya’yı pek tanımıyordum ama gerçekten korkunç biriymiş. Peki Alp’le ilgili yardımına ne oldu?” “Hiç.” “Nasıl hiç?” “Basbayağı hiç işte.” Yine gözleri doldu Selin’in. Ben kendi acımla cebelleşirken sınıfta neler olmuş öyle? Şimdi düşünüyorum da Başak yüzünden o kadar sıkıntı çekiyordum ki bir süredir arkadaşlarımı da boşladım, ev, okul ve tabii ki mezarlık dışında bir yerde bulunmadım. Oysa ben şehirde uzun saatler kalıp genelde son köy arabasına binerek eve giderdim. “Asya’nın beni davet ettiği her bir gün özellikle abisinin evde olmadığı zamanlarmış.” “Nasıl yani?” “Bir akşam onlardayken Asya’nın annesineyle konuşmasına kulak misafiri oldum. Annesi Asya’yı azarlıyordu, hem arkadaşın gelsin diye abinin evde olmamasını istiyorsun hem de kızla iki muhabbet etmiyorsun. Derdin ne? Boş yere oğlum da dışarılarda vakit geçiriyor?” “Oha... ama!” Asya kendi mi aşıkmış bu Alp’e? O kadar sinirlendim ki masanın altından yumruklarımı sıkıyorum Selin’i dinlerken. Başak kadar kötüymüş o da. “İşte ben de duyduğumu belli etmemeye çalışarak çıktım o evden. Ertesi gün tuvalette Asya sıkıştırdı beni. Kulak misafiri olduğumu fark etmiş. Eğer bununla ilgili tek laf edersem herkese Alp’e açılabilmek için onu kullandığımı söyleyecekmiş.” “İnanamıyorum artık bu kıza. Nasıl da üste çıkmış?” “Bununla da kalmadı tabii. Kapıdan çıkarken bana alayla güldü ve Alp zaten Başak’ı seviyor sana dönüp bakmaz, dedi. Ben de salak gibi ama Başak Berk’le çıkıyor dedim. Sonra Asya daha çok güldü. Ece de sen de dönüp bir aynaya bakın. Hangi erkek Başak gibi bir kız varken size bakar ki? Tam Ece ne alaka diyecektim ben de ama sustum. O da zaten bir şey söylememi beklemeden tuvaletin kapısını çarpıp çıktı.” “Sen de Asya böyle söyleyince benim durumumu anladın, öyle mi?” “Öyle de denebilir. Aslında daha çok Başak’ın sana uyguladığı manipülasyondan sonra anladım. Parçaları birleştirdim, tıpkı az önce senin yaptığın gibi.” “Evet, zamanlamaya bakılırsa bende de bir şeyler yerine oturuyor. Ama Asya nereden bilebilir ki benim Berk’e olan duygularımı? Ben bunu asla dillendirmedim.” “Orasını bilmiyorum. Başak geldiğinden beri okulda garip şeyler oluyor. Kimseye güvenemiyorum artık. Sanki herkes bir şey gizliyor?” “Bana güvendin ama,” deyip gülümsüyorum. “Sana güveniyorum ama konuşmak istememin sebebi başka. Çok dikkatli olmalısın.” “Nasıl yani?” “Bilmiyorum orasını. Ama bence Başak’ın aklında bir şeyler var. Birden bire sana yakınlık duymalar, hiçbir şey olmamış gibi davranmalar bence şüpheli.” “Belki sevgilim var zannettiği içindir.” “Sevgilin mi var?” “Hayır, ama Başak bunu bilmiyor. Bu başka bir hikâye, daha sonra anlatırım.” “Senin de bana güvendiğini bilmek çok güzel Ece.” İkimiz de birbirimize gülümsüyoruz. O sırada siparişlerimizin hazır olduğunu öğreniyoruz. Konuşmamıza sınıfa doğru yürürken devam ediyoruz. “Bana güvenmen çok hoşuma gitti Selin. Ama tüm bunları neden anlattığını hâlâ anlayamıyorum.” Yani düşününce bana bunları söylemesinin bir sebebi gelmiyor aklıma. Kendine saklayabilirdi oysa. “Sana ve Berk’e üzüldüğüm için tabii ki.” “Ne demek istiyorsun?” “Bak beni yanlış anlamanı istemem ama Alp’ten dolayı ben üçünüzü markaja aldım. Dışarıdan bakınca Berk’in de sana bir şeyler hissettiği ortadaydı.” O kadar şaşırdım ki... Ne diyeceğimi bilemedim. “Kendimce eğer Başak Berk’i elde ederse Alp de belki Başak’a olan duygularına son verir diye düşündüm.” “Yani sana göre ilk aşık olan Başak’tı, öyle mi?” Gerçi Berk de anlatırken açılanın Başak olduğunu söylemişti. Ama ben Berk reddedilmekten korktuğu için açılamadı sanmıştım. “Evet,” deyip gözlerini kaçırdı. “Bu beni endişelendirdiği için üzgünüm,” dedi. Utandığı her halinden belli oluyordu. “Tamam, sorun değil. Senin yerinde kim olsa aynı düşünürdü,” diyerek onu rahatlatmaya çalışıyorum. “Başak ne yaptı da Berk’e seni unutturdu bilmiyorum. Ayrıca onlar sevgili olana kadar da gerçekten Başak’ı Berk’e aşık sanıyordum. Ama şimdi Başak’ın Berk’i sevmediğini düşünüyorum. Hatta bundan oldukça eminim.” Selin’in söylediklerine gerçekten inanamıyorum. Anlattığı her bir olay beni dumura uğrattı. “Bunu da nereden çıkardın şimdi? Sevmiyorsa Berk’le neden çıksın ki?” Selin yine derin bir çekti. Onun için söylemesi zor başka bir cümle daha geliyordu demek. Gözlerinin dolmasını önlemek için nasıl da çaba harcıyor. “Çünkü Başak’la Alp’i öpüşürken gördüm.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD