🩷!
Merhabalar!!!
Bu satırları yazarken aslında bir duyuru mu yapıyorum, yoksa içimi mi döküyorum, tam olarak emin değilim. Belki ikisi birden. Çünkü bazen bir hikâyeyi yazmak kadar, onu paylaşmak da insanı yorabiliyor. Yazmak tek başına yapılan bir eylem gibi görünse de aslında okurla var olan, okurla nefes alan bir şey. Ve bu noktada dürüst olmam gerekirse, bir süredir aklımda dolaşan bir soruyla baş başayım:
Devam etmeli miyim, yoksa durmalı mıyım?
Kitabın devamı gelmeyebilir.
Ama bir ihtimal… gelebilir de.
Bunu net bir tarih, kesin bir söz ya da klasik bir “yakında” vaadiyle söylemiyorum. Çünkü gerçek şu ki; etkileşim olmayınca insan emek vermek istemiyor. Bu bir trip değil, bu bir gerçek. Ortada yaklaşık 2 bin görüntülenme var ama neredeyse hiç yorum yok. Beğeni az, geri dönüş yok, ses yok. Sanki bir odaya girip uzun uzun konuşmuşum da kimse başını çevirip bakmamış gibi.
Şunu açıkça söylemek istiyorum:
Bir yazar için en büyük motivasyon, “okunmak” değil sadece. Anlaşılmak.
Bir satırın birine dokunduğunu bilmek.
Bir karakterin birinin aklında kaldığını görmek.
Bir sahnenin “beni mahvetti” dedirtmesi.
Ama sessizlik…
Sessizlik insana şunu düşündürüyor: “Acaba boşluğa mı yazıyorum?”
Evet, belki diyorsunuz ki:
“Okuyoruz ama yorum yapmaya çekiniyoruz.”
“Ne yazacağımızı bilmiyoruz.”
“Sadece takipteyiz.”
Ama inanın, bazen tek bir cümle bile yeter.
“Devam et.”
“Merak ediyorum.”
“Bu karakter beni sinirlendirdi.”
“Şurada ağladım.”
Bunların her biri, yazılan yüzlerce kelimenin karşılığı gibi geliyor.
Gelelim işin biraz daha… bana ait olan kısmına.
Yeni bölüm yıllarca sürebilir.
Bu ihtimal masada.
Çünkü bazen hayat, bazen ruh hâli, bazen yorgunluk, bazen de bu görünmez duvarlar insanı yazmaktan uzaklaştırıyor.
Ama bir de şu ihtimal var:
Ben histerik, bipolar bir ruh hâlinin içinde yaşayan biri olduğum için (bunu bir hakaret olarak değil, kendimle dalga geçerek söylüyorum) saniyeler içinde de yeni bölüm gelebilir.
Gerçekten.
Bir gece ansızın.
Bir şarkıyla.
Bir cümleyle tetiklenip.
Ama bu ihtimal…
Daha çok umursayan, merak eden, bekleyen okuyucular için geçerli.
Çünkü dürüst olalım:
Merak etmeyen biri buraya kadar gelmez.
Bu satırları okumaz.
Bu kadar aşağı inmez.
O yüzden bu bir sitem değil sadece;
Bu bir yoklama.
Burada mısınız?
Hâlâ buradaysanız, hâlâ bu hikâyenin bir yerinde takılı kaldıysanız, hâlâ “sonra ne olacak?” diye düşünüyorsanız…
Lütfen bunu belli edin.
Yorum yapın.
Bir kalp bırakın.
Bir cümle yazın.
“Okuyorum” deyin.
Çünkü yazmak yalnız bir iş ama okursuz yazarlık, boşluğa konuşmak gibi. Ve insan bir süre sonra kendi sesini bile duyamaz oluyor.
Ben bu hikâyeyi severek yazdım.
Karakterlerini düşündüm.
Onlarla tartıştım.
Onlara kızdım.
Onlar için uykusuz kaldım.
Ama karşıdan hiç ses gelmeyince, insan ister istemez şunu soruyor:
“Bu emek karşılık buluyor mu?”
O yüzden bunu bir duyuru olarak bırakıyorum buraya.
Kitabın devamı…
Belki gelir.
Belki gelmez.
Bu biraz da sizinle ilgili. 🩷💕
Okuyorsanız, buradaysanız, umursuyorsanız…
Lütfen ses verin.
B.Ç~