Yürek mi, Kader mi?
Sevmek yürek isterdi…
Yürek ise sevilmek.
Herkes âşık olabilir ama herkes sevdalanamaz.
Çünkü aşk, heves bitene kadardır…
Sevda ise kalp durana kadar.
Ben Nisa.
Henüz 16 yaşındaydım.
Hayatımın en ağır yıllarını, daha gençliğimin başında yaşadım.
Urfalı olmanın kader değil, bir imtihan olduğunu o zaman anladım.
Öyle acılar çektim ki…
Bunu sadece ben ve Allah bilir.
Kadın olmak zor, evet.
Ama Urfa’da bir kadınsan… çok daha zor.
Ben hayatım boyunca “millet ne der?” diye yaşadım.
Sanki yaptığım her şey herkesin umrundaymış gibi…
Sanki nefes alışım bile birilerine hesap vermek zorundaymış gibi…
Çünkü ben Urfalıydım.
Çünkü ben bir ağanın kızıydım.
Ağaya laf gelmemeliydi…
Yoksa millet ne derdi, değil mi?
Bu kitabı yazarken gecelerce ağladım.
Çünkü her satırı, bir kadının yavaş yavaş yok oluşunu anlatıyor.
Benim babam bir ağaydı.
Herkesin saygı duyduğu, sevdiği bir adam…
Ama bana sorarsanız…
O adam, hiç de göründüğü gibi biri değildi.
Annemin gözlerimin önünde morarana kadar dövüldüğü günleri unutamadım.
Beni “töre” diye, iğrenç bir adamla evlendirdiği günü unutamadım.
Bir kez bile saçımı okşamayışını…
Bana bir damla sevgi vermeyişini unutamadım.
Ben babamı da sevemedim…
Kocamı da.
Çünkü ben hiçbir zaman kendi hayatımı yaşayamadım.
Hep birilerinin kararıyla yaşadım.
Ne giyeceğime, ne yiyeceğime, nasıl konuşacağıma kadar…
Sevgili okuyucu, senden tek bir ricam var:
Bu kitabı okurken, bir kadının gözyaşlarıyla yazıldığını unutma…