Sessiz Kalmayacağım
Arabanın kapısı yüzüme kapanır gibi kapandı.
İçerisi dar… havasız… boğucuydu.
Kalbim hâlâ deli gibi atıyordu.
Ellerim titriyordu ama bu sefer korkudan başka bir şey daha vardı içimde…
Öfke.
Yanımda oturan adam bana bakmadan konuştu:
“Bağırmayı kes. Kimse duymayacak.”
Dişlerimi sıktım.
Gözlerimi ondan kaçırmadım.
“Ben seninle gitmicem,” dedim titreyen ama inatçı bir sesle.
Bir an sessizlik oldu.
Sonra yavaşça başını bana çevirdi.
Gözleri…
Bu sefer daha karanlıktı.
“Ne dedin sen?” dedi sakin ama tehlikeli bir tonla.
Yutkundum ama geri adım atmadım.
“Ben… istemiyorum,” dedim.
“Siz kim oluyorsunuz beni böyle almaya?!”
Araba bir anda sertçe durdu.
Şoför aynadan baktı ama hiçbir şey demedi.
Adam bana doğru eğildi.
Çok yakındı.
“Sen galiba durumu anlamadın,” dedi fısıltıyla.
“Bu bir istek meselesi değil.”
Kolumu sertçe kavradı.
Canım yandı ama bu sefer bağırmadım.
Gözlerimin içine baktı.
“Sen artık bana aitsin.”
İçimden bir şey ayağa kalktı o an.
Korkunun üstüne çıkan bir şey…
“Ben kimsenin değilim!” diye bağırdım.
Elini bir anda savurdu.
Tokat sesi arabanın içinde yankılandı.
Başım yana savruldu.
Gözlerim karardı.
Ama bu sefer…
Ağlamadım.
Yavaşça yüzümü ona çevirdim.
Gözlerim doluydu ama bu sefer korkudan değil.
“Vur,” dedim kısık ama net bir sesle.
“Başka ne biliyorsan yap… ama ben sana boyun eğmicem.”
Adam bir an durdu.
Sanki bunu beklemiyordu.
Sonra dudakları kıvrıldı.
Ama bu bir gülümseme değildi.
Daha çok… tehdit gibiydi.
“İnatçı çıktın,” dedi.
“Severim böylelerini.”
İçim ürperdi.
“Önce kırılırlar… sonra susarlar.”
Sözleri içime işledi.
Ama bu sefer içimdeki ses daha yüksekti:
Susma.
Artık susma.
Arabadan indirdiler beni.
Etrafı bilmediğim bir yerdi.
Yabancı… soğuk…
Kapının önünde durduk.
İçeri girmeden önce son bir kez arkamı döndüm.
Ev yoktu.
Annem yoktu.
Babam yoktu.
Ama o an fark ettim…
Onlar zaten hiçbir zaman benim yanımda olmamıştı.
Babamın sesi kulaklarımda yankılandı:
“Ben söz verdim!”
Bir an durdum.
Ben neydim?
Söz mü? Mal mı? Yük mü?
İçimdeki öfke büyüdü.
Kapının önünde durup adama baktım.
“Ben sana ait değilim,” dedim.
“Bunu aklına sok.”
Adam yaklaştı.
Gözleri sertleşti.
“Elbet olacaksın,” dedi.
“Ya kendi isteğinle… ya da zorla.”
İçim titredi ama geri çekilmedim.
Kapı açıldı.
Ve ben…
Bu sefer korkarak değil…
Direnerek içeri girdim.