11-ŞANS

2268 Words
Yeni bir güne daha uyanmış bulunmaktaydım.Yeni güzel bir gün demek isterdim ama malesef yine öyle bir gün olamayacağını biliyordum.Zaten İstanbul'a geldiğimden beri hiç bir günüm güzel olmamıştı. Özellikle o okula gitmek için evden adım attığımdan beri.Hayat da böyleydi işte.Hiçbir zaman istediğiniz olmaz.Belki oldu sanarsınız ama sonra size olmadığını açıkca gösterir.Alıştım artık, sorgulamıyordum. Üstümdeki tüm negatiflikle yataktan kalkıp tuvalete gittim.Aynada kendimi süzüp yine formumda olduğumu gördüm.Her zamanki çökük gözaltları, kırmızı gözler,şişmiş bir yüz.İşte güzellik uykum. Aynadaki yansımama oflayıp çişimi yaptım.Kesinlikle şizofren olma yolunda gidiyordum.Kendime ofluyordum.Eee,tüm manyaklar üstüme yüklenirse ulaşacağım tek sonuç delirmek olacaktı.Ama kim umursar?Yüklenin,yüklenin!Hiç çekinmeyin ama patlayacağım kişiler yine siz olacaksınız.Kim onlar siz anladınız. Tuvalette işimi halledip telefonumdan saate baktım. İyi,daha 1 saat vardı.Her ne kadar okula gitmek istemesem de gitmek zorundaydım.Lanet olası 12.sınıf olmak.Okula da lanet olsun.Telefonumu yatağa fırlatıp kolumu güçlükle kaldırıp dolabın kapağını açtım.Selena gözlerimle dolabımı tarayıp elime gri bir eşofman ve siyah beyaz tişört aldım. Sonuçta okul serbest.Ben de bu durumu eşofman giyerek değerlendiriyordum.Bugün rahatım.No sıkıntı demek isterdim ama Allah bilir beni ne gibi sıkıntılar bekliyor? Üstümü hemencicik değiştirip kenardan biricik siyah deri ceketimi üstüme attım.Hava git gide soğuklaşıyordu.Aynanın önüne geçip kendime baktım. Benden ne kadar beklenilirse o kadar olmuştum işte. Aynadaki tipime dik dik bakıp aynalı küçük masama geçtim.Saçımın üstünden çıkan dikenlere artık diyecek lafım yoktu.Aynanın dibindeki mavi tarağımı alıp saçımı düzeltmeye çalıştım.Aslında saçlarımı seviyordum.Güzel bir sarıydı ve düzlerdi.Üst kısımları saymazsak tabi.Saçımı tarayıp dudağıma parlatıcı sürdüm.Bakın bugün daha bakımlıyım. Parlatıcı sürdüm.Ne bu hal demeyin! Telefonumu ve sırt çantamı alıp odadan çıktım.O meşhur(!) merdivenlerimi inip mutfağa gittim. Annem gözleme yapıyordu.Eh,iyi en azından karnım doyacaktı bugün.Sonunda küçük bile olsa mutlu olabileceğim bir şey buldum. "Vay vay kimler varmış burada?"diyip masaya oturdum. "Günaydın tatlım.Dün biraz erken geldim ama uyumuştun.Ben de güzel kızıma güzel bir kahvaltı hazırlıyım dedim."diyip gözlemeyi önüme koydu. "Yüzünü gören cennetlik valla anne.Çok çalışıyorsun."dedim ağzıma ayıca bir lokma atmadan önce. "Biliyorsun tatlım,işler bu sıralar yoğun.Ama sana söz biraz hafiflediğinde seninle anne-kız günü yaparız.Şu haline bak,bitik durumdasın."diyip eliyle beni gösterdi.Aa,ama bugün özenmiştim.Parlatıcım var bir kere tamam mı! "Okul yorucu biraz anne.Ayrıca nerem bitikmiş? Hem bak makyaj bile yaptım."dedim inkar ederek. "Görünmez makyaj mı?"diyip güldü.Hadi ama anne, bunu dedin bari gülme.Anneme gözlerimi devirip gözlememi yemeğe devam ettim. "Söyle bakalım,okul mu yorucu yoksa oradaki kişiler mi?"diyerek bana bir soru yöneltti.Aa,resmen zorla yalan söylettiriyorlar.Şimdi neden sordun ki bunu anne? "Kimse beni yoramaz ama dersler yoruyor malesef.Ayrıca arkadaşlarım da var.Şu anlık bir sorun yok merak etme."dedim.Tabi canım ne sorunu.Her günün olaylı geçmiyor zaten.Başında Mete ve Ceyda gibi belalar yok.Biri seni zorla öpmedi.Annenden psikopatın birinin kestiği kolunu saklamıyorsun.Kesmek demişken annem nasıl dudağımdaki yarayı fark etmedi?Cin gibi kadın bu hatayı nasıl yapar?! "İyi öyle olsun bakalım."dediğinde ona hınzırca sırıttım.Bakışları sırıtışımı buldu ve işte o soru... "Dudağına ne oldu?" "Valla anne,manyağın biri dudağımı kesip beni öptü."diyemeyeceğim için aklıma ilk gelen yalanı söyledim. "Yüzüğümün sivri kısmı kesti yanlışlıkla."dedim.Hele sen şu yalanın orijinalliğine bak! "Dikkatli ol kızım azıcık."dedi hafif bir sinirle.Ah,anne sen bir de kolumu görsen o zaman ne derdin. Kafamı tamam anlamında sallayıp gözlememi yemeğe devam ettim.Şu an evrenden tek isteğim günün sorunsuz başlaması ve bitmesiydi.Bugün üzerimde aşırı olumsuzluk ve yorulmuşluk vardı. Biliyorum,her gün yorgunum diyorum ama bu ruhsal bir yorgunluk.Normalde kolay kolay ruhsal çöküşlük yaşamam ama yaşadığım şeyler kolay değildi.Tabi ki düzelmeliydim.Hayatımdaki olumsuzlukların mutluluğumu ve enerjimi sömürmesine izin veremem.Olumsuzluktan kastım ne siz anladınız. "Parti nasıl geçti?Sormayı unuttum."diye sordu annem.Tabi ki yine doğruları ne kadar çok söylemek istesem de söylemeyecektim.Ama biliyorsunuz ben kesinlikle yalancı değilim.Sadece şartlar el vermiyor. Yani bu yaşananları anneme anlattığımı düşünemiyorum.Korkmasını da istemiyorum. "İşte normaldi.Ama gittiğimiz yer çok güzeldi.Sonra kulübe gittik.Oturdum,biraz da dans ettim.Biliyorsun no alkol!Öyle işte.Sakin geçti."diyip yalanları art arda sıraladım. "Eğlendiysen sorun yok.Böyle etkinliklere git de sosyalleş."diyen klasik bir anne.Ne yani asosyal falan mıyım?Anneme 2.kez gözlerimi devirdim ve annem bu sefer gözlerini oyacağım gibisinden baktı. Önümdeki son kalan gözlememi de ağzıma atıp ağzımı sildim. "Hadi anne,sohbetine doyum olmaz ama gitmem gerek."diyip yanağından öptüm. "Hadi bakalım dikkatli ol!"diyince hızlıca evi terk ettim.Bugün otobüse binecektim.Yürüyerek sabah sporu yapacak vaktim yoktu.Bu nedenle hızlıca durağa gittim ve otobüs bekledim.Acaba şu ehliyet işini tekrar mı düşünseydim acaba.Bir yılım duraklarda geçecekti.Aman neyse kim uğraşır? Otobüs gelince içine atlayıp boş yer aradım. Bulduğum ilk koltuğa oturdum.Umarım her şey düzgünce biterdi.Her gün bir olay,her gün bir bela yetmişti artık.Her zamanki politikamı izleyecektim. Sessiz ve sakin olacaktım.Bana bulaşıp sınırlarımı zorlarsa saldıraya geçecektim.Tabi ki bu politikama gerek kalmamasını umuyordum.Bekleyeceğiz ve göreceğiz. Durağımın geldiğini görünce indim ve malesef ki biraz yürümek zorunda kaldım.Bekçi amcaya günaydın diyip şimdi o podyum yolunu yürüyecektim.Hadi yine bir şekilde yürürüm-kesinlikle(!)-ama yandaki çardaklarda oturan insanların da her geçeni izlemesi rahatsız ediciydi.Hakları da var tabi,ben de orada otursam ben de izlerdim ama olsun.Rahatsız edici olduğu gerçeğini hiçbir şey değiştiremezdi. Okulun o adına şiirler yazılacak,ihtişamlı kapısından geçip asansöre bindim.Merdiven falan çıkacağımı sanmadınız herhalde.Sonuçta biz masum öğrenciler binelim diye yapılmıştı.Yoksa kesinlikle asansörü boş yere kullanmıyordum. Asansörden inip sınıfımın önüne geldim.Önce bir kafamı soktum,bir ortalığı taradım.Analiz ettiğim kişilere göre beni rahatsız edecek biri yoktu.Zaten sabah sabah uğraşamazdım mikroplarla.Öndeki birkaç kişiye 'günaydın' diyip sırama oturdum.Artık sosyalleşmem gerekiyordu.Sınıfta tek Özge ve engelli pislik mikropları biliyordum.Biraz arkadaş işime gelirdi. Dersin başlamasına 15 dakika vardı.Bu da demek oluyor ki uyku vakti.Derslerden önce toplayabildiğim kadar enerji toplamalıydım.Her ne kadar derslerim yüksek olsa da bu çalışmamam veya dinlememem gerektiğini göstermezdi.Ahhh be!Ben buralara gelebilmek için neler yaptım neler...Şaka şaka. Tabi çalıştım.Çalışmadım diyip-aslında hayvan gibi çalışıp-yüksek alan tiplerden değilim.Yani çalışmadığını söyleyince üstün zeka mı oluyorsun?Bence iticilikten başka bir şey değil.Lütfen bu kamu spotunu dikkate alınız.Neyse,onu bunu boşverin de ders fizik.İlk ders ya!Acıyın azıcık biz yavrularınıza. Gözümü kapatıp bir an önce Özge'nin gelmesini bekledim.Malum insan tek olunca sıkılıyordu.Bahçe manzaralı sıramdan dışarıyı izlemek yerine uyumayı tercih ederdim.Çünkü biliyorsunuz,ne zaman boş dursam düşüncelerim tüm beynimi ele geçiriyordu. Şu anda olduğu gibi.O yüzden hop Bilge kaçar. "Kalk kız!"diyip beni dürten o kişiyi parçalamak istiyordum.Sinirle kafamı kaldırıp o kişiye baktım. Sonra Özge olduğunu anlayınca güzel arkadaşımı parçalamak hoş olmaz diye ona tip tip baktım. "Ne bakıyorsun ayol?"diyip yanıma oturdu.Yaw bir 10 dakika uyusaydım. "Hani dürtülerek uyandırıldım ya."diyip imada bulundum. "Rica ederim."diyip güldü.Hıı çok komik!Seni bir uyurken yakalıyım da gör sen! "Bakıyorum yine enerjin yerinde bugün de.Benim bilmediğim bir şeyler mi oldu?"diyip göz kırptım. "Ah keşke olsa da sana söylemesem.Nerede o günlerr?"diyip iç çekti.Valla Özge'ye üzülüyorum. Bir şeyler yapmak isterdim ama Emir Mete'nin çetesinden olduğu için ters tepebilirdi.Yani daha da batırabilirdim.Saldım çayıra valla Özge ve Emir'i. Kaderlerinde varsa olur.Olmasa da olsun ama işte. "Demek bana söylemeyeceksin ha!"diyip pis pis baktım Özge'ye. "Lafın gelişi o.Yoksa biricik süper kankama neden söylemeyeyim?"diyip bana tatlılık yaptı. "Yemem ben bu numaraları Özge hanım.Ama bu seferlik görmezden geliyorum.Değerimi bil"diyip göz kırptım.O da bana öpücük atarak cevap verdi. O sırada yüzü gülmeyen korkunçlu fizik hocamız içeriye girdi.Hep mi fizik hocaları böyle olur be? Bir kere de tatlı,yüzü gülen,zaten stresli bir ders olan lanet fiziği sevdirebilecek biri gelsin. "Aha geldi işte.Offf!"diyip hayıflandı Özge.Tek öyle düşünen ben değilmişim demek ki. "Yalnız değilsin."diyip sırtını sıvazladım. Dersin ilk 10 dakikası sohbet ile geçmişti.Sonra sınıftan birinin yanındakiyle konuşması yüzünden bir 10 dakika daha hoca bize 'dersi dinleyin','bu sizin için hayat meselesi" gibisinden nutuk çekti.En gıcık olduğum hoca tipi.Ya dersi anlat ya da sus yani. Bildiğimiz şeyleri sürekli anlatıyorlardı.Oysaki onların amacı bize yeni bilgiler öğretmek.Sinirlendirmeyin lan beni! Falan dermişim.O kadar da çoşmayalım şimdi. Hoca tam tahtaya dönüp sonunda derse devam edecekken kapı her zamanki gibi çalınmadan içeriye biri girdi.Tahmin edilebilir yani kim olduğu. "Hadi kapışsınlar.Çok eğlenceli olur."diye Özge'ye fısıldadım.Özge ise bana 'nasıl bir manyaksın?' bakışı attı. "Geç kaldı kağıdı alıp gel Meteciğim."diye sert bir ses tonuyla uyardı hoca.Ne olur kavga çıksın sonra idare Mete'yi okuldan atsınlar.Bu biraz imkansızdı. Hem onların okulu hem de dağ gibi paraları vardır. Kahrolsun şu zenginlikleri! "Almazsam ne olur?"diye tersledi hocayı.Bunu dedikten sonra sırasına geçip aşiret ağası gibi yayıldı.Bu egoistlik de değil artık. "Çok büyük saygısızlık bu yaptığın!"diyip sert bakışlarını gönderdi hoca.Valla hoca çok korkunçtu. Zaten gülümseyi bile bilmiyordu.Onun bu laflarına karşılık Mete sadece "Aynen."dedi ve piç bakışı yolladı.Tam ona uyan bakış yani.Anladınız mı laf soktum.O değil de umarım hoca bir 10 dakika daha saygısızlık hakkında uzunca bir konuşma yapmazdı.Beynimi zatem allak bullak etmişti. Hoca derince bir nefes aldı. "Gençler diğer ders devam ederiz.Zil çalınca çıkın." diyip çantasını öğretmen masanın üzerinden aldı ve sınıftan dışarı çıktı.Aynen sen çık,kimse sana bir şey diyemesin ama biz burada tıkılı kalalım.Neyse zaten pek de umrumda değil.Biliyorsunuz,ben daha kalkmaya üşeniyorum. "Bir gün atılacak umarım."diyip iyice kulağıma fısıldadı.Ee,duyarsa kötü olurdu tabi.Kral ya hani! "Okuldaki son senesi.Eğer atılmazsa üniversitede illa atılır."diyip şeytanca gülümsedim.Hadi,hayırlısı bakalım. "Artı bir."diyip geri çekildi.Geri çekilince gözüme Özge'nin bugün çok tatlı giyindiği takıldı.Hem tatlı hem de tarz olmuştu. "Bu nasıl bir giyinmedir.Yakıyosun karşimm."diyip kekoluk yaptım.Valla ben de derken utandım ama olsun.Söylemezsem içimde kalırdı. "Iy Bilge,o ne öyle.Bağcılar kekosu gibi."diyip güldü. "Biz de böyle abisi."diyip göz kırptım.Özge bana 'delirmiş bu'bakışını atınca "Tamam,şaka şaka."dedim.Allahım neden bu kadar kaliteli şakalar yapıyorum. "Bu mizah anlayışını görmezden geliyorum."dedi iğrenir bir yüz ifadesiyle. "Hadi hadi,konuyu değiştirme.Ben kime hazırlandığını biliyorum."diyip göz kırptım. "Evet,biliyorsun ama işte.Hazırlanıyorum hazırlanmasına ama gören yok ."diyip elini çenesinin altına koyup ofladı. "Halledeceğiz,boşver."diyip sırtını sıvazladım.O iş bendeydi. "Bak,sana ne göstereceğim."diyip çantasından telefonu çıkardı.Ne göstereceğeni beklerken etrafıma baktım.Bakmaz olaydım.Mete'nin kucağında Ceyda vardı.Tamam hadi,yanına oturursun da kucak ne yani?Zaten yanına otursa şaşardım.Ceyda mal mal gülüyordu.Rahattı herhalde yeri. Mete ise onu dinliyordu sanırım.Emin de olamıyordum.Belli olmuyordu yüz ifadesinden. "Ayol,Bilge baksana."diyip dürtükledi.Telefonuna baktığımda bir video vardı.Başında da Ceyda vardı. Özge'ye 'bu ne'bakışı attım.O da hemen anlayıp cevapladı. "Ceydaların yapacağı dansın bir kısmı.İnstagram'a atmış."diyip videoyu başlattı.Dikkatlice izledim.Tam ondan beklenilecek bir danstı.Hareketler falan.Tam uymuştu.Açıkcası güzel de dans ediyordu.Belki yenilebilirdim. "Ben bu kadar güzel yapacağını tahmin etmemiştim. Sanırım benim de çalışma vaktim geldi."diyip ağzımı düz bir şekile getirdim.Yarışma yaklaşıyordu ama yine de zamanım vardı.Ama ne demişler,erken kalkam yol alır.O yüzden çalışmam gerekiyordu. "Ben sana güveniyorum benim tatlış arkadaşım." diyip yanağımı sıktı.Yalnız öyle böyle bir sıkış değil. Sanırım yanağım felç oldu. "Yaa yavaş olsana ya!Yanağımı hissetmiyorum." diyerek yakındım.O sırada zil çaldı.Su almam gerekiyordu ama şimdi kim gidecekti?Biliyorum kimin gideceğini.Şeytan emojisi. "Valla her yerim de ağrıyor ya.Keşke biri kantinden su alsa.Sussuzluktan öleceğim.Ay bana bir şeyler oluyor."diyip elimi alnıma koyup Samanyolu Tv oyunculuğu yaptım. "Böyle bir rolle karşılacağımı bilsem önceden giderim."diyip korkulu gözlerle baktım.Tamam oyunculuğa yeteneğim olmayabilir! "Yani gideceksin?Eğer gitmezsen sana oyunculuk yeteneklerimi gösteririm."diyip onu tehdit ettim. "Aman aman,ben hiç almayayım.Hadi süper iyi arkadaşın gidip su alsın."diyip sıradan kalktı ve gitti. Kaldık yine seninle baş başa Bilge. Çantamdan bir şeyler çıkarır gibi yaparak arkama baktım.Ceyda ve Mete hala oradaydı.Ek olarak arkadaşları da vardı.Bir de öyle bir rezilliği insanlar varken yapabiliyorlardı.Bunları düşünürken sanırım yanlışıkla Mete ile göz temasına geçtim.Çek gözünü Bilge çek.Bakmasan olmaz mıydı?Veya vazgeçtim.Ben neden bakmayacak mışım?Göz benim istediğim yere bakarım.Hem benim arkama bakmam sorun değil,onun önüne bakması sorun. Sanki onları gözetliyormuşum gibi oldu. Küçücük şeyleri kafaya takmamam gerektiği aklıma gelince telefonumu çıkarıp oyun oynamaya başladım.Benden kaçışın yok pis zombi! Evet,bir biyoloji dersinde daha bulunmak durumundaydım.Öğleden önceki son dersteydim. Sonunda yemek yiyecektim,önemli olan buydu. Biyoloji hocamızı da seviyordum ya.Tatlı kadındı ama biraz garipti.Espri yapmaya çalışan ama asla yapamayan ve bunun bizi güldürdüğü hocalardandı. "Evet arkadaşlar.Öğleden sonraki dersimizde laboratuvarda olacağız.Sizi gruplara ayırıyorum. İtiraz etmeyin lütfen çünkü dikkate alınmayacak." diyip şeytan gülümsemesi yaptı.Ne içten hoca ya. "Evet bakalım.Pınar ve Selen.........."diye başladı.Şimdi on saat adımın gelmesini bekleyecektim. "Özge ve Ceyda"dediğinde Özge'ye bakarak sessizce kahkaha attım.Allahım bu kızdaki şans "Şansıma ediyim ya!"diyip üzgün surat yaptı. "Biri beni kurtarsın!"dediğinde daha da güldüm. Aslında hiç hoş bir durum değil ama bu kadar şansızlık komikti. "Valla sana kolaylıklar diliyorum."diyip sırıttım. "Hıı,sen gül gül!"diyip ofladı. "Ya üzülme canım benim."diyip daha da güldüm. "Son olarak da Bilge ve Mete.Öğleden sonra herkesi eksiksiz istiyorum."diyip sınıftan çıktı.Lan son anda bombayı patlattı da gitti. "Ya Özge,Ceyda'yı istiyorum ben.Gel değişelim.Ne olur!"diyip yalvardım.Bu neydi şimdi?Evren yine bana bir yerleriyle gülüyordu.Özge'ye gülerken ben gittim kurban olarak. "Bak gülme komşuna gelir başına!Çok isterdim değişmek ama Mete'den daha çok korkuyorum. Ama merak etme bir sorun olursa hemen oraya damlarım."diyip yırtmaya çalıştı.Of ya!Yapacak bir şey yoktu ama.Çekecektim.Hem sadece 1 ders.Ne olabilirdi ki?Bir manyakla en fazla 1 ders çalışsan ne olurdu canım?Özellikle o manyak senden nefret ediyorsa. "Ya lanet gelsin!"diyip suratımı asabileceğim kadar astım. "Yo ozolmo conom bonom."diyip benim taklidimi yaptı.Onun taklidi beni biraz da olsa güldürmüştü. Ağlanacak halime gülüyordum. "Neyse şimdi daha önemli bir meselemiz var.Öğle yemeği vakti."diyip ayağa kalktım. "Ay evet.Hızlı ol da sıra beklemeyelim."diyip kolumdan tutup çekiştirdi.Kantine indiğimizde geç kaldığımızı anladım.Sanki tüm okul kantindeydi. "Özge ben bu sıraya girmem."dedim.Çünkü ne zaman kalabalık sıraya girsem biri kaynak yapmaya çalışır veya beni iteklerdi.Ben de sinirimi hakim olamayıp kavga ederdim. "Valla ben girerim.Çok açım.Sen ne istiyorsun?"diyip iyi kalpliliğini bir kere daha gösterdi. "Hamburger."diyip parayı verdim. "Tamam,sen otur beni bekle."diyip sıranın içine doğru kayboldu.Ben de cam kenarındaki masalardan birine geçtim.Özge gelene kadar telefonumdan dans videoları izlemek bence en iyi yapılabilecek şeydi.Hem daha hiç çalışamamıştım. Biraz fikir edinmeliydim. Yaklaşık 15 dakika sonra Özge gelebilmişti.Neden bu kadar uzun sürdü diye sorarsanız bunu açıklayamam.Çünkü o sıra 2.Dünya Savaşı gibi bir şeydi.Neyse şu an odaklanmam gereken şey benim biricik hamburgerimdi. "Teşekkürler Özgeciğim."diyip güldüm. "Bir dahakine aç kalmayı tercih ederim."dedi korkunç bir yüz ifadesiyle.Ben de yüz ifadesine karşılık güldüm ve yemeğime saldırdım.Aç bir ayı gibi gözükebilirdim ki zaten öyleydim.Yani ben bile yemek yerken kendimi izlemek istemezdim. Son lokmalarımı yedikten sonra elimi karnıma koydum.Çok hızlı yemiştim ve midemde bir ağırlık vardı şu an. "Çabuk ye de gidelim laboratuvara.Zaten yarısı yemek yemekle geçti."dedim hoşnutsuzca.Sürekli mızmızlanıyor gibi gözükebilirdim ama ben normalde pozitif enerjili biriydim.Sadece okul ruhumu emiyordu. "Tamam,hadi gidelim cehennemimize."dedi asık suratla. "Üzülme canım,sadece 1 ders ayrı kalacağız."diyip koluna girdim. "Bak,gör sen.Olaysız bitmez bu ders."diyip kolumun üstüne desteklerce elini koydu.Sınıfa doğru yürürken aklıma belki Mete'nin gelmeme olasılığı geldi. Genellikle derslere girmezdi.Biraz şansım varsa şimdi de girmezdi ki nerede arar o şans bende?Bakacağız ve göreceğiz.Derin bir nefes alıp Özge'yle birlikte sınıfa girdik...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD