Ders başlayalı 5 dakika olmuştu ve benim eşim şükürler olsun ki yoktu.Umarım böyle olmamaya da devam ederdi.Tüm gruplar tamamdı.Mete'nin arkadaşları da dahil.Hoca deney gibi bir şey yaptırıyordu.Deney bittikten sonra deneyle ilgili gözlemlerimizi 2 sayfalık kağıda yazıp verecektik.
İnsanlar bunu ne güzel kolay kolay 2 kişi hallediyorlardı.Tabi ben ve Özge dışında.
Gözümü Özge'nin masasına çevirince gülesim geldi.
Ceyda telefonuyla ilgilenirken Özge deney malzemeleriyle ilgileniyordu.Arada Ceyda'ya 'seni pis sürtük' bakışları atıyordu.Ben olsam yapmazdım gıcıklığına.Kız o kadar uğraşacaktı ama ikisi yapmış gibi gözükecekti.Ama asıl Özge'yi gıcık edenin önlerinde bulunan Emir'le grup olmuş olan Ceyda'nın arkadaşı olduğunu anlamıştım.Kızda da nasıl bir şans varsa hem Ceyda'yla oluyordu hem de Emir o pis şeytanla eşti.Şeytan dememim sebebi Ceyda kadar karaktersiz olmalarıydı.Bakışlarımı acı çeken Özge'den çekip masamdaki talimatları okumaya başladım.Oku oku bitmiyor ki!
Tam yarısına gelmişken kapının öküz gibi açılma sesini duydum.Oraya bakmaya tenezzül bile etmiyordum çünkü gelenin Mete olduğunu adım kadar biliyordum.
Hadi bismillah,başlıyoruz.
Yanıma geldiğini kitabıma düşen gölgesinden anladım.Kafamı kaldırıp ona pis pis baktım.O ise delici bakışlarını dümdüz olarak bana aktardı.Onu boşverip önümdeki kitabıma odaklanmaya çalıştım.Çünkü ona bakınca bile sinirim bozuluyordu.Malzemeleri tek tek tüplerin içine dökmeye başlamışken bir el tarafından kitabım çekildi.
"Verir misin?"diye sinirle söylendim.Gerçekten niyeti açıkca benimle kavga etmekti.
"Sen verir misin?"diye imalı bir soru yöneltti.Bunu derken oldukça yüz ifadesini düz tutmuştu.Kendi karakter ve zeka seviyesine göre şeyler demeye başlamıştı yine.Ahlaksız işte!
"Bak,gerçekten seninle uğraşmayacağım."diyip elindeki kitabı çektim.Herhalde vermek istedi çünkü istemeseydi o kitabı ondan alamayacağımı biliyordum ne yazık ki!
İçimden ona saydıra saydıra karışımın içine eklemek için sarı bir sıvı aldım.Tam dökücekken tüpü tutan elimin üstüne bir el konuldu.Önce bir an benimle temasa geçmesinden dolayı korktum ama neyse ki tepki vermemiştim.Sıcacık elimin üstünde duran eli kendisi gibi soğuktu.Duymamış gibi davranın ama eli yumuşacıktı ve bir garip hissettiriyordu.
Ne yapmaya çalıştığını çözemediğim için tek kaşımı kaldırıp ona dik dik baktım.İstesem o eli ittirirdim ama sıvı dökülürse kötü olabilirdi.Ah,lanet olası laboratuvar kuralları bilgim!
"Yanlış şeyi döküyorsun."diyip elini elimden çekti.
Pembemsi sıvıyı karışıma dökünce anında kitaba baktım.Doğru diyordu.Kitaba bakmadan bilmesi şaşırtıcıydı.Gizli dehalardan mıydı acaba?Hee Bilge,
kesin öyledir.Onda beyin olsa böyle davranmazdı.
"Geri kalanını sen yap.Ben yazıyı yazarım."dedim bilgilendirmek amacıyla.Her şeyi ben yapamazdım sonuçta.Hem madem benden iyi biliyor o yapsın.
Tüm konsantrasyonumu bozmuştu zaten.
"Hayır."diye keskin bir dille anında reddetti.
"Farkında mısın bilmem ama grup olmanın bir amacı var."diyip elimdekileri bıraktım ve sandalyeme oturdum.
"Sana yapmayacağım dedim.Kes sesini şimdi."diyip cebindeki telefonu çıkardı.Sinirlerim geriliyordu. İçimden kendime 'sakin ol' tesellileri veriyordum ama sonuç bir hiç.
"Yapmayacaksan gelmeseydin.Ayrıca ben senin kölen değilim!Yardım etmek zorundasın!"diyip ona karşılık verdim.Sanırım biraz sesli söylemiştim çünkü etraftakiler bize bakıyordu ama neyse ki hepsi değil.
Dediklerime karşılık yüzündeki değilmez ifadesiyle dibime kadar gelmeye başladı."Bana karşı gelmeyeceksin diye kaç kere demem gerekiyor küçük fare? "diye dudakları kulağıma değerken fısıldadı.Sıcak nefesi kulağımı kaşındırmıştı.Ayrıca bu yakınlığı sinirimi bozmuştu.Aklıma beni zorla öptüğü o gün geldi ve sinirlerim iyice ortaya çıktı.Temaslarla hoşlaşmıyordum.Özellikle bu şahısla olan temaslardan.
"Ben senin dediklerini yapacak biri değilim diye kaç kere demem gerekiyor peki?"diyerek aynı şekilde onun kulağına fısıldadım.Fısıldadıktan sonra geri çekilip gözüne baktım meydan okurcasına.O ise gözündeki alevlerle bana bakıyordu.Ee tabi egosunu sarstık.
"Öyle mi?"diye sordu meydan okumama karşı.
"Öyle"
"Sen istedin."diyip kolumdan tutup kendine doğru çekti.Göğsüm göğsüne çarptığında acımıştı.Ona kaşlarımı çatıp bakarken kolumu tutan elinden kurtulmaya çalışıyordum.Önce gözlerime küçümseyerek baktı daha sonra dudaklarıma.
Aha şimdi boku yedin Bilge!
O dolgun sıcacık dudaklarını dudağıma değdirdi.
Daha sonra yavaşca alt dudağımı emerek öpmeye başladı.Şu an tüm bedenim titriyordu.Önce utanma duygusundan daha sonra onun beni öpmesinden dolayı.Şu an yer yarılsaydı da içine girseydim keşke.Tüm hücrelerim yok olsaydı da bu durumda olmasaydım.Allahım ne olur ışınlanıyım şu an!
Elimle onu ittirmeye çalıştım ama işe yaramadı.Her geçen salise daha da utanmama neden oluyordu. Kollarını iki yandan tutup keskin olan tırnaklarımı geçirebileceğim kadar derisine geçirdim.Bu gerçekten acıtmış olmalıydı ki geri çekildi.
Yüzündeki olmayan ifadesiyle bana bakıyordu.
Ben ise gözlerimle göz bebeklerini öldürüyordum.
Etrafıma adım kadar kızardığından emin olduğum yüzümle baktığımda herkesin baktığını gördüm. Hocanın olduğu tarafa bakmaya bir yerlerim yemiyordu.Dişlerimi sıkıp onun yüzüne baktım.
Şu an burada patlarsam daha da büyürdü olay.O yüzden başımı yere eğip koşarak sınıftan çıktım.
Kapının önüne kadar gelip o gerizekalı hayvanın da çıkmasını bekledim.O kadar emindim ki geleceğine.
Gelip aldın mı boyunun ölçüsünü diyecekti.
Kapıyı öküz gibi açıp kapattı ve bana doğru yaklaştı.
O bir şey demeden önce ağzımı açtım ve saydırdım.
"Ya sen kimsin ya?Sen beni öpmeye nasıl cesaret edersin?Bir de tüm sınıfın önünde.Beynin mi yok senin!Ezemediğin için egon mu sarsılıyor?Sana bulaşmıyorum,bir şey yapmıyorum sen ise her zaman daha fazlasıyla geliyorsun.Biliyor musun beni o kurtardığın gün iyi birisin sanmıştım.İçinde belki biraz da olsa iyilik vardır dedim.Ama sen beni 2.kere zorla öptün.Utan ya,utan!"dedim sonlara doğru fısıltıya dönen sesimle.
"Bana karşı gelmeyeceksin dediysem bunu uygulayacaksın.Yoksa her seferinde sonuçlarına katlanırsın."dedi.Lan bu yemin ederim beyinsiz.
Dediklerimi dinlememiş bile ya!Hiç mi vicdanı yok!
"Bak sana son kez diyorum.Ne kurallarına uyarım ne de cezalarına göz yumarım!Ben kölen değilim!Benden uzak dur!Yaklaşma bir daha!"diyip onu ittirdim.Bedenim sinirden kaynıyordu ve ben buna engel olamıyordum.
"O biraz zor artık."dedi ve daha da yaklaştı.Elini kaldırınca refleks olarak geriye doğru bir adım attım.
O ise elini yanağıma koyup hareket ettirdi.Sanırım bu okşamak oluyordu.Gariptir ki sanki elinin değdiği yerler içimi şefkat hissiyle dolduruyordu.
"Gerçekten senden nefret ediyorum."dedim kısık sesimle.Böyle izinsiz dokunmaları,öpmeleri beni tedirgin ediyordu.
"Biliyorum."diyip elini yavaşça çekti.Elini çekince bir boşluk hissi oluştu.Sıcaklığını verdiği yanağım üşüyordu gariptir ki.
Hani onu tanımasam daha demin bir kalbi olduğuna inanırdım.Ama işte tanıyordum. Dengesizdi.Beni sınıfın önünde öpmüştü şimdi de şefkatliymiş gibi davranıyordu. Erkekleri anlamak zor değilmiş gibi bir de Mete gibi bir erkeği anlamaya çalışıyordum.
Ben ki tüm psikologlara taş çıkartacak derecede empati duygusu gelişmiş olan şahıs,şimdi Mete gibi bir manyağı anlayamıyordum.Manyaktı ama onun gibileri çözmek kolay olmalıydı.
"Senin dengesiz ve psikopatça olan hareketlerinden yoruldum.Diğer insanlara davrandığın gibi bana davranamazsın.Anla artık bunu lütfen."dedim gözlerinin içine bakarak.Her bir mimiğini kontrol ediyordum. Eğer yaklaşırsa falan aman yani.3.kere öpülmek hoş olmazdı.
"İstediğim gibi davranırım ve sen küçük fare,buna karışamazsın.Güzel vücuduna zarar gelsin istemeyiz,değil mi?"diyip korkutucu ifadeyle.
Ruh hastası manyak.Buna karışamazmışmışım.
Resmen beni tehdit ediyor.Tabi bunu Mete'nin demesi şaşırtıcı değil ama olsundu.Ne yapacağı da belli değildi zaten.Her bir sinirimi itinayla geriyordu.
"Derdin ne bilmiyorum ama artık daha fazla uğraşamayacağım.Ve seni gerçekten kesin bir dille uyarıyorum,sakın bir daha beni öpmeye kalkışma!
Sakın!"dedim tüm ciddiyetimle.Kendimi kullanılmış hissediyordum.Beni öpmek de ne demektir?Beni yani!
"Sen bana emir veremezsin küçük fare!"diyip alayla yüzüme baktı.Sanki 'bir vursam uçucaksın' havasındaydı.
Valla şu an ona ne desem boştu.Ne desem ona emir verdiğimi sanacak ve daha da sinirlenecekti.O yüzden hiç almayayım tatlım yani.
"Bu emir değil Mete.Söz konusu beni öpmen ya. İznim olmadan hani?"dedim.
"Hadi fare ikile!"diyip cebinden sigara paketini çıkardı.Ben ise ağzım açık bakıyordum ona.Resmen defol git dedi.Ben de çok meraklıydım zaten!
Sigarasını yakıp içine çekti.Yani okulun içindesin, ayrıca koridordasın.Bu hangi umursamamazlık seviyesiydi?Şu an tek sorunun bu zaten Bilge!
Kendine gel ve git.Bu manyakla aynı ortamda durma!
"Ruh hastası."diye mırıldanıp gittim.Duymadı sanırım,duysaydı yine bir şeyler yapardı.
Ah be,ah!Şimdi ne yapacaktım.Gidip hocaya mı açıklayayım,Özge'ye mi,yoksa yanlış anlayan kişilerin bakışlarına mı maruz kalayım?Bence bu olay olmamış gibi davranabilirim.Hoca bu konuyu açmadığı sürece açmamalıyım.O bakışlar ise kalacak artık.Zamanla anlarlar Mete'den ne kadar nefret ettiğimi.
Duvardaki saate baktığımda zile 5 dakika olduğumu gördüm.Mete sınıfın olduğu koridorda olduğu için oraya gidemezdim.O yüzden Özge'nin çıkmasını merdivenlerde bekliyordum.Korktuğumdan değil,yani aslında korktuğum için.Beni öpmesini asla ama asla istemiyordum bir daha.Tamam,güzel öpüyor olabilir fakat ondan nefret ediyorum.Birinin bana böyle davranması ilk kez karşılaştığım bir şey.Yanağıma dokunuşu,dudaklarının dudağıma değmesi farklı duygular hissettiriyordu.Açıklayamadığım bir şekilde farklıydı.Keşke o yakışıklı yüzüne uygun bir karakteri olsaydı.Ah be,nerede o günler?
Zilin,okulun kalitesine uygun klasik müzik sesiyle merdivenlerden yukarı çıktım ve sınıfın önüne yavaşça adımladım.Kenardan baktığımda koridordan gitmiş olduğunu gördüm.Bunu şansım sayarak kapının önüne geldim.İçtiği sigaranın kokusu hâlâ koridoru terketmemişti.Sigara kokusu hep midemi bulandırır ve nefes almamı zorlaştırırdı.
Mete,yine bir şekilde varlığını gösteriyordu!
Kapı açılınca ilk çıkanın Özge olduğunu gördüm. Elindeki kitap ve defterlerimle beni görür görmez üstüme doğru koştu.
"Bilge,hemen anlatıyorsun!Hemen!"dedi hâlâ atlatamadığı şokla.
"Tamam ama buradan gidelim.Hocanın beni görmesini istemiyorum."dedim.Valla umarım bu olay da hafızasından silinirdi.Haftaya dersimiz var ama olsun.Saksı falan düşsün kafasına ya!
Özge kafasını sallayınca kocaman okulun en tenha yeri olan bahçenin gizlenmiş kısmına gittik.Otlarla dolu olduğu için pek kişi gelmezdi.
"Bilge,var ya Ceyda'nın yüzünü görecektin!Nasıl kıskandı,nasıl!Bir de sinirden yüzü domatese döndü.
Ay,çok komikti!Yanındakilere falan bağırdı hep."diyip güldü.Sanırım o an gülememişti.Manyak Ceyda tabi,
ne yapacağı belli değil sürtüğün.
"Iy onu boşver de sen bana hocanın yüzünü anlat.
Çok şey etti mi?"diye sordum tedirginlikle.
"Ay evet!Kadın tabi ilk kez böyle bir şeyle karşılaştı. Ne yapacağını,diyeceğini bilemedi.Sen koşarak çıktıktan sonra baya bir fısıldaşma oldu,hoca "İşinizi yapın."dedi sadece.Ben uzun uzun konuşma yapar sanmıştım."dedi heyecanlı bir ses tonuyla.Sonra "Ne olduğunu anlat önce sen bakayım!"dedi.
Tüm detaylarıyla anlatmasam da hızlıca anlattım.
Beni öpüşünü,yaptığı ve dediği tüm hareketleri anlattım.
"Gerçekten ben bunu anlayamıyorum.Benden ne istiyor bilmiyorum."dedim uzaklara bakarak.
Çözemediğim hiç problem olmamışken Mete gibi bir problemi çözemiyordum.
"Yani benim aklımda birkaç seçenek var ama bende kalsınlar.Önce bir emin olmam gerek.Sen sadece bekle.O iş bende.Sana sinirlerini bozma diyemem çünkü bozmuşsun baya.Hele bak sen şu işe!Benim kankamı kim sinirlendirir böyle!"dedi sahte bir kızgınlıkla.Onun bu komik haline kıkırdamakla yetindim.
"Artık kaçabileceğim yer de kalmadı.Beni bırakacağını sanmıyorum.Gerçekten Özge,bu sefer fena tökezledim."dedim tüm gerçekleri söyleyerek.
Valla bundan sonra beni sadece Allah kurtarırdı beni.
"Ne desem kafana takacaksın.Ama bence bugün bir pijama partisi güzel olurdu."diyip göz kırptı.Çok güzel olabilirdi ama havamda değildim.
"Çok isterim ama derslere bayadır çalışamadım. Haftasonu yapalım mı?Hem daha çok zamanımız olur."dedim mantıklı bir önermeyle?Buna hayır diyemeyeceğini biliyordum.
"Ne kadar çok zaman o kadar iyi!"diyip heyecanla gülümsedi.Küçük bir kız gibi davranması onu itici değil çok sevimli yapıyordu bence.Valla çok şirin bir arkadaşa sahiptim.Kıskanmayın.
"O zaman hadi sınıfa gidelim.Daha bir ders daha var."diyip kolundan tutup sürükledim.Merdivenleri bin bir zorlukla çıkıp uzunca bir koridor yürümem gerekiyordu.
"Keşke ışınlanma bulunsa."diyip burun kıvırdım.
"Hadi!Azıcık enerjik ol ayol!"diyip merdivenleri koşmaya başladı.Fakat benim akıllı arkadaşım bana bakarak koştuğu için birine çarpıp yere düştü.Kime çarptığına baktığımda Emir olduğunu gördüm.
Özge'nin yüzündeki renkten renge giren ifadeye içimden gülerek cevap veriyordum.Yalnız kızın poposu baya bir acımış olmalıydı ki eliyle oturduğu yerden kalçasını tutuyordu.
"Şey pardon ya,ben şey oldu.Yani şey,arkama bakıyordum da.O yüzden şey ettim.Özür dilerim. "diyip hayatında kurabileceği en saçma diyaloğu kurdu.Ben kendimi tutamayıp sesli bir biçimde güldüğümde Özge bana dönüp 'batırdım değil mi?"bakışı attı.Ben de kafamı sallayarak onu onayladım.Doğruya doğru şimdi,iyice batırmıştı.
Emir yüzündeki alaycı ifadeyle bir elini Özge'ye uzattı. "Sorun değil,ben de göremedim."diyip ayağa kalkmasına yardımcı oldu.Centilmen çocuktu Mete'nin yanında olmasına rağmen.Gözümde artı 1 puan almıştı.
Özge içine kaçmış sesiyle "Teşekkürler."diyebildi.
Emir ise hafifçe gülümseyerek yanımızdan geçip gitti.Özge'nin yürüyemeyeceğini bildiğim için koluna destek olup onu sınıfa götürmeye çalıştım.
"O neydi kızım ya.Ateş aldı buralar."diyip güldüm.
Özge kızaran yüzüyle gülünce daha da kızarmıştı.
Şu an cidden domates gibiydi.
"Kalbim çıkacak yerinden ya!Hayal değil değil mi?
Eğer öyleyse öldür beni!"diyip bağırdı.Birkaç kişi dönse de umursamadım.
"Gerçek tabi!Sen onu bunu boşver de düğün ne zaman?"diye dalga geçerken evren çok güldüğümü anlayıp yanıma biyoloji hocasını gönderdi.
Aha şimdi bittim!
"Bilgeciğim,biraz konuşabilir miyiz?"dedi gözlerimin içine bakarak.Bunun bir rica olmadığını malesef biliyordum.
Özge'ye dönüp "Bak şimdi,okul hayatım nasıl bitiyor izle."dedim ve hocaya dönüp "Tabi ki hocam."dedim.
Kesin disipline gidecektim.Belki bir şekilde hallolurdu falat bundan önemli olan şey ise annemin bunları öğrenmesiydi.Öğrendiğini düşünemiyorum bile.
Hep o manyağın yüzünden ya!Başıma ne geldiyse tek suçlusu o.Bir gün kalpten gidecektim onun yüzünden.
Hocayı takip edip velilerin hocalarla tek tek görüştüğü odaya girdik.Düşünün yani,buna bile oda vardı ama Mete'ye bir çare yoktu.
"Bilgeciğim,derste olanları görmezden gelemem.
Çok büyük saygısızlık ve ayıptı.Önce bana karşı olan bir saygısızlık sonra sınıftaki arkadaşlarınıza.
Mete'nin yaptıklarını tüm hocalar olarak biliyoruz zaten.Fakat senden böyle bir şey beklemezdim.
Akıllı ve zeki bir öğrencisin."diyip benden bir açıklama bekledi.Şimdi gerçekleri anlatamazdım yoksa işler daha da büyüyebilirdi.Beni böyle biri olarak görmesini istemezdim insanların.Yine içimde bir çatışma meydana gelmişti.Aman ne güzel!
"Hocam,yani şimdi,çok haklısınız gerçekten.Ne desem yalan olur.Sadece ben gerçekten kötü biri değilim düşündüğünüz gibi."dedim.Bence durumu toparlamıştım.Umarım bu konuşma uzamazdı.
"Kızım biliyorum kötü değilsin.Bak ne olursa olsun bana anlatabilirsin.Bir hoca olabilirim ama en önce bir insanım,anneyim.Aramızda kalacağına söz veriyorum."dedi güven veren gözlerle.Ya ama hocam ya!Bu da yapılmaz bana.Şimdi gerçekten ikilemde kalmıştım.Yani şimdi anlatsam ne olurdu ki?Güvenilir bir hocaya benziyordu.
"Hocam tamam ama lütfen aramızda kalsın."dedim soru sorarca.Hoca gülümseyip kafasını salladı.Ben demiştim bu hoca iyi bir hoca diye.Bizi Mete'yle eşleştirmesi dışında tabi ki.
"Şimdi hocam,başından beri aramızda bir çatışma var Mete'yle.Sürekli bana bulaşıp duruyor.Ben de ona cevap vermek zorunda kalıyorum.Çünkü öyle susup katlanabilecek biri değilim ki yaptıkları hiç normal değil.Bugün yine aynısı oldu ve size yemin ederim o beni öptü,ben onu değil."dedim ciddi bir ses tonuyla.
"Anladım kızım,biliyorsun sana yardım edebilirim.
Disipline de gönderebiliriz.Veya ailesine söyleyerek."
dedi bir çözüm yolu arayarak.Hocanın bu tutumunu takdir ediyorum fakat benden bu kadardı.Ben anlatır hopp kaçarım.Bu iş çözülmeye başlarsa içinden daha çıkışmayacak hal alırdı.
"Hocam siz Mete'yi biliyorsunuz.Bunların ona ders olacağını sanmam.Dinlediğiniz için teşekkür ederim fakat en iyisi uzak durmak ondan."dedim zorla gülümseyerek.İçimden gelmiyordu valla,bugün de yorulmuştum.
"Peki Bilgeciğim.Seni zorlamıyorum.Eğer konuşmak istersen dinlerim."dedi samimice.Bu hocaysa diğerleri kimdi o zaman?
"Teşekkürler hocam."dedim kapıya doğru giderken.
"Derslerine de çalışmayı unutma.Okulca senden ümitliyiz."dediğinde hocaya dönüp gülümsedim.
Tabi yani,ümit gerekli ama hayatımda böyle bir bela olduğu sürece başarıma odaklanamazdım.
Biraz bahçeden temiz hava aldıktan sonra sınıfa gitmeye karar verdim.Ayıp olmasın yani,biraz derse gireyim.Saate baktığımda bu isteğim uçup gitti çünkü zile 5 dakika vardı.Gün boyunca olduğu gibi zilin çalmasını bekledim.Özgürlüğe ve evime kavuşma sesini duyunca şimşek hızıyla sınıfa girip çantamı aldım.
Özge beni görünce "Ne oldu?Ne dedi?"diye sordu merakla.
"Ne olduğunu falan sordu.Ben de anlattım.Aslında anlatmayacaktım ama hoca göründüğünden de samimi ve güvenli gözüktü.Sanırım yeni favori hocamı buldum."dedim gülerek.Ağlanacak haline gül Bilge!
"Öyledir o hoca.Öğrencileriyle tek tek ilgilenir.Peki ne yapacak?"diye sorunca "Hiçbir şey.Ben öyle istedim yani."diye yanıtladım.
"Senin kararın tabi yani.Doğru şeyi yaptığından emin ol sadece.Hadi benim canım kankişkom sakat popomla sana iyi günler diliyoruz."diyip onu bekleyen Kerem amcaya doğru koştu.Özge'deki enerjiyi kendime de istiyorum.
Konuşurken bahçeye gelmiştik,ben de kapıdan çıkıp bir taksi çevirdim.Hiç halim yoktu ne yürümeye ne de otobüse binmeye.Taksici amcaya tarif edip yolu izledim.Yaklaşık bir 10 dakika sonra gelmiştik.
Parayı verip güzel,muhteşem,hayat kaynağım olan evime,özellikle de yatağıma koşar adımlarla gittim.
Her zamanki gibi eve girince çantamı,anahtarlığımı ve montumu özenle ayrı köşelere attım.Sorry anne,
ama kızın çok yoruldu.Yatağama bombalama atlayıp kollarımı ve bacaklarımı açtım.Yatağı kaplayacak kadar yayıldığıma emin olunca gözlerimi kapadım ve uykuma teslim oldum.