6-KURTARICI

4925 Words
Özge'nin bizde kalmasından 2 gün geçmişti.Cuma günü okula gitmişti. Ben ise evde durup dinlenmiştim.Cumartesiyi de bir şekilde sıkıntıdan ölmeden atlatmıştım şükürler olsun.Bugün ise balo günüydü.Daha saat 12'ydi.Özge 5 gibi gelecekti. Sanırsam balo ise 8de başlıyordu.Bir de 12ler kendi arasında plan yapmış.Balodan sonra gece kulübüne gidilecekti.Ama bunu anneme söylesem izin vermezdi. Aslında gitmek de istemiyordum ama Özge ısrar etmişti.Ah benim o iyi kalbim ise hayır diyememişti.Ama işte annem izin vermezdi.Belki ısrar edersem bu iş olurdu.Hem ben zaten alkol içmezdim çünkü hedefim uzun uzun yıllar yaşamaktı.Bu yüzden kötü alışkanlıklardan uzak duruyordum.Evet anneme bunu desem,tüm 12ler gidiyor desem mesele hallolurdu.Yani en azından ben öyle düşünüyordum.Şimdi aşağı inip anneme söyleyecektim.Bugün pazar günü olduğu için evdeydi.1 gün bile olsa tatili vardı. Merdivenlerden inip salona gittim. Koltukta oturmuş kahvesini içerken televizyon izliyordu.Ya senin tek bir tatil günün var ve sen televizyon mu izliyorsun?Bunu nasıl bir kafaydı? Neyse işimize odaklanalım. Yanına gidip oturdum ve konuşmaya başladım. "Anneee!" "Efendim kızım?" "Nasılsın ya?" "İyiyim.Sen nasılsın?" "Çok iyiyim ama kabul edersen daha iyi olacağım." "Neyi kabul edersem yavrum?" Hadi Bilge bunu yapabilirsin! "Bak anne şimdi.Hani bugün balo var ya.İşte ondan sonra gece kulübüne gidebilir miyim?"dedim.Tabi bunu derken sesim ve yüzümü sevimli moda ayarladım. "Bunu sorman bile hata.Tabi ki gidemezsin."diyerek kesin bir dille reddetti.Ama pes etmek yok! "Ya ama anne.Tüm 12ler gidiyor. Sadece ben gitmezsem sence de garip olmaz mı?" "Olmaz." Hadi biraz daha üstüne gidelim! "Hayır anne.Gideceğim.Son senem zaten.Hem ben alkol falan içmem. Uzun uzun yıllar yaşayacağım ben. Özge de benimle olacak.Hem sen kaynaş demiyor muydun insanlarla!Lütfen." "Tamam ama dikkatli olacaksın ama.Alkol içmeni istemiyorum.Özge'yle birbirinize sahip çıkın.Eğer bir sorun olursa beni arıyorsun."diyerek emirler verdi.Aslında kolay olmuştu izin almak.Ben daha zor olur diye düşünmüştüm.Şaşırdım.Demek ki izin alma noktası benim sosyalleşmem.Bunu aklımın bir kenarına not ettim. "Ayy çok teşekkürler benim canım annem.İşim bittiğine göre ben odama gidiyorum.Hadi sen televizyon izle."dedim ve ayağa kalktım. "Çıkarcı kız."diyip güldü ve televizyona çevirdi kafasını. Odama çıkıp yatağımın üstüne attım kendimi.Çok zevkli değil mi ya?Böyle bir anda atıyorsun kendini yatağa,iki üç defa zıplıyorsun. Her şey tamamdı. İzin de verdi.Oh ne rahatım şuan.Ama 5'e kadar yapacak bir şeyim yoktu.Ne yapsaydım acaba?Ders çalışabilirdim sonuçta sınav senesiydi.Ama onu kafamda eledim. Balodan sonra kendimi derslere adıyabilirdim.İki tane 2 saatlik film izlersem tüm zamanım geçerdi.En iyisi filmdi. Bilgisayarımı masamın üstünden alıp Google'ı açtım.Bilim kurgu filmleri sevdiğim için onu arattım. Konularına baktığımda 'Tau" ve "Sınav(Exam)" izlemeye karar verdim. Konuları gerçekten ilgi çekiciydi.(İzlemenizi tavsiye ederim.) İlk 'Tau' filmini izlemeye karar verdim ve altyazılı olarak başlattım. Evet 4 saatimi film izleyerek geçirmiştim.Filmler güzeldi.Bilim kurgu aşktır yani.En çok "Sınav" filmini sevdim çünkü filmin sonunda ben ne salakmışım diyorsunuz.Dikkat gerektiren bir filmdi.Tek bir odada geçmesine rağmen sıkılmıyordu insan. Saate baktığımda 4:30'du.Özge gelmeden malzemeleri hazırlayabilirdim.O değil de umarım beni kokonaya çevirmezdi.Neyse ben işime bakayım.Poşetten elbiseyi çıkarıp askıya taktım ve dolabın dışına astım.Evet,aldığımızdan beri poşetinin içinde duruyordu.Saçımı nasıl yapacağımı bilmediğim için düzleştirici ve maşayı masamın üzerine koydum.Ve son olarak makyaj çantamı da koyduğumda hazırdı.Makyaj çantası dediğime bakmayın. İçinde sadece maskara,küçük bir far paleti,2 ruj ve bir BB krem vardı.Bunlar bana yeterdi ama Özge kendi makyaj malzemelerini getirip bana kötü kötü şeyler yapmazdı umarım.Makyaj sevmememin nedeni bana yakışmaması ve gereksiz gelmesiydi. "Bilge Özge geldi!"diye bağırdı annem bir anda.Hayır yani nasıl aşağı kattan yukarıya sesini ulaştırabilmeyi başarabiliyordu? Koşarak aşağı indim.Ve evet koşabiliyorum çünkü ayağım iyileşti. Yaralarım da annemin mucizevi kremi sayesinde geçmişti ama kabuklardan kalan beyazlıklar vardı.Onlar da geçerdi. Herhalde. Umarım. "Hoşgeldin."dedim Özge'ye. "Hoşbuldum ama vaktimiz yok.2 saatimiz var.Çünkü evden 7'de çıkacağız.Anca gideriz.Bu yüzden az laf çok iş!"dedi Özge taramalı tüfek gibi. "Peki."dedim gülerek. "Kızlar size iyi eğlenceler.Özgeciğim Bilge sana emanet.İstediğini yapabilirsin.Bol bol kullan malzemeleri"dedi annem.Şeytan kadın!Şaka şaka melek o. Özge kulağıma yaklaşıp "Sıçtın şimdi.Bak sana neler yapacağım." diyip kötü kız gülüşü yaptı.Sonra anneme dönüp "Tabi,siz nasıl isterseniz Melek teyzeciğim."dedi masum bir ses tonuyla.İki yüzlü pis şeytan. "Anne seni kınıyorum ve biz odamdayız.Hadi bay"dedim ve Özge'yi de kolundan tutup odama sürükledim. Odaya geldiğimizde Özge elindeki poşetleri yatağımın üzerine koydu ve bana döndü. "Şimdi canım benim,ilk olarak ne yapacağız biliyor musun?"diye sordu. Ben de kafamı sağa sola salladım bilmiyorum demek için. "Ben de öyle tahmin etmiştim.İlk olarak senin saçını yapacağız.Sonra benimkini.Sonra makyajlar.Okay?" "Tamamdır.Ama ilk senin saçını yapmak istiyorum.Daha saçımı ne yapacağıma karar vermedim."diye konuya açıklık getirdim. "Tamam teklif var ısrar yok.Hadi iş başına!"dedi heyecanla. Özge'yi aynalı masaya otutturup maşa ve düzleştiriciyi fişe taktım. "Nasıl bir saç modeli isterdiniz hanımefendi?" "Iı bence maşa yapalım önümdeki saçları arkadan birleştiririz."dedi.Ne dediğini anlamamıştım ama olsundu. Üstün yeteneklerimi kullanıp yapacaktım bir şeyler. Yaklaşık 30 dakika sonra bitirmiştim. Resmen sanat eseri ortaya çıkarmıştım.Maşallah bana ya. Bu üstün yeteneklerimi Barbie bebeklerime borçluydum.Çocukken Barbie'lerimin saçlarıyla modeller yapardım.Öyle yapa yapa geliştim.Ve sonuç muazzam. "Bu şaheserimden sonra kuaför salonu açmaya karar verdim."dedim Özge'ye.Özge hâlâ ağzı açık aynaya bakıyordu.Bir süre sonra konuştu. "Kızım sen neymişsin be!Valla çok teşekkürler.Harika yaptın."dedi överek. "Ah biliyorum tatlım."dedim egolu biçimde. "Şimdi sıra bende.Otur.Siz nasıl bir şey istersiniz efendim?"diye sordu. Sandalyeye oturdum ve "Su dalgası"dedim.En iyisi su dalgasıydı.Çünkü en sadesi oydu.Benimki de yirmi dakika sonra bitmişti.Tam istediğim gibi yapmıştı. "Valla tam istediğim gibi oldu. Teşekkürler."dedim. "Ne demek görevimiz."dedi ve güldü. Telefonundan saate baktı ve "Son 1 saat!"diye bağırdı.Hayır yani zaten yanındayım.Nedem bağırırsın ki? "Tamam zaten her şey bitti.5 dakikada makyajımı yaparım ben."dedim. "Seni küçük fare.Benden bu kadar kolay kurtulabileceğini mi sandın?" dedi sinsi bir ifadeyle. "İçine Mete kaçtı herhalde."diye güldüm.Aynı onun kuracağı cümleleri kurmuştu.Salak Mete! "Makyajını sen yapmayacaksın,ben yapacağım.İtiraz kabul etmiyorum. Melek teyzeciğim benim ellerime teslim etti."diye kesin bir dille söyledi. "Bak ama yemin ediyorum eğer beni Barbie bebeğe çevirirsen seni keserim."dedim bana göre korkutucu olan bir ifadeyle. "Bak çok korktum şuan.Geç otur." dediğinde korkutucu olmadığımı anladım.El mâhkum oturdum. Yüzüme değişik değişik şeyler sürmeye başlamıştı.Ve tamı tamına 20 dakika sürmüştü.Hani yani o kadar zaman me yapabilirdin ki makyaj malzemeleriyle?Umarım insanlar yüzüme bakınca ben olduğumu anlayabilirdi diye düşünürken aynaya baktım. "Özge beni disko topu yap dediğimi hatırlamıyorum."diye isyan ettim. "Balım benim bence gayet güzel oldun.Hem sen gidince diğer kızları gör.Senin makyajın onlarınkinin yanında hiç kalır."diye itiraz etti. "Ya ama yaaa!Peki siyah far ne alaka?Neyse ki kırmızı ruj falan sürmemişsin şükürler olsun."dedim. Neyse ben oraya gidince fazla makyajları silerdim.Şşş bu bir sır. "Sürmek aklımdan geçmedi değil ama elbisen de kırmızı,boğar diye düşündüm."dedi.Kızın düşündüğü şeylere bak. "Neyse en azından rujdan yırttım. Teşekkür ederim yine de."dedim ve ayağa kalktım. "Biliyorsun Özgeciğim ben de sana makyaj yapardım ama sanırım bunu istemezsin."diye devam ettim. "Aman aman sağ ol.Ben yaparım.Sen üstünü giyin."dedi. Başımla onu onayladım ve dolabımın önüne astığım elbisemle banyoya gittim.Çünkü insanların önünde giyinmezdim.Yani kız olsa bile giyinemezdim.Utanmak değil de sevmiyordum sadece.Nedenini çözemedim hâlâ o yüzden sormayın. Banyoya gelince kilodum dışında her şeyi çıkardım.Bacaklarımdaki küçük kılları görünce ağda yapmaya üşendiğim için jiletle hallettim.Daha sonra o aşık olduğum elbiseyi üzerime geçirdim.Çıkardığım kıyafetleri de kirliliğe attım.Artık yıkanma vakitleri gelmişti.Aynada kendime baktım ve yine elbiseme hayran kaldım. Banyodan çıkıp odama geldiğimde Özge'nin makyajını tamamlamış olduğunu gördüm.Son olarak maskarasını sürüyordu.Ee ben saçta ne kadar yetenekliysem Özge de makyaj da o kadar yetenekliydi.Ama mesela bu asla yapmayacağım bir makyajdı.Çok dikkat çekiciydi. "Ooo analar ne doğuruyor be!"diyip ıslık çaldım. "Bilgeciğim istersen kekolaşma.Hem ayrıca şuan elbisene düştüm.Gerçekten yani muhteşem.Bir de sen giyince ayrı güzel durmuş ama tek kelimeyle bayıldım."diyerek elbiseme övgüler yağdı.Umarım elbisemin başına bir şey gelmez.Eğer gelirse her şeyin sorumlusu Özge! "Teşekkürler.Keşke sen de giysen de benim de gözüm gönlüm açılsa." diyerek poşetten çıkarttığım elbisesini eline verdim. "Giyin hadi." "Tamam.Hemen şipşak 3 dakikada giyimiyorum."diyip üstünü çıkarmaya başladı.Ben de dolabımın yanındaki ayakkabılarımdan siyah stilettomu aldım.Yatağa geri oturup ayakkabımı giydim.Şu topuklu ayakkabılar da valla resmen ölümdü.Biliyorsunuz ben spor takılıyorum.Ama bu elbisenin altına da spor ayakkabı veya babet kötü olurdu.Artık birkaç saat dayanmak zorundaydım. Özge elbisesini giyindikten sonra siyah stilettosunu giydi ve etrafı bir tur dönüp "Nasılım?"diye sordu. Gerçekten tek kelimeyle mükemmel olmuştu. Elbisesinin göğüs ve bel kısmı tam olmuştu. "Maşallah maşallah.Tü tü tü nazar değmesin.Bu gece yanımdan ayrılmıyorsun!Kaçırırlar seni bu halinle."dedim ciddi olmaya çalışarak. "Zaten kimin yanına giderim senden ayrılıp canım kankişkom."diyip öpücük gönderdi. "Ben diyeceğimi dedim."diyip dolabıma yöneldim.Oradan da siyah küçük el çantası alıp içine telefonumu maskaramı ve parlatıcımı koydum. Gizlice makyaj temizleyiciyi de koymayı unutmadım.Vee hazırım. "Ben hazırım Özge." "Ben de hazırım.Bu arada kıyafetlerimi burada bırakıyorum.Yarın hallederiz." "Sorun değil.Hadi çıkalım."dedim ve duvarımdaki maviş saatime baktım.Saat 6:50'ydi.Tam da hesapladığımız zamanda bitirmiştik. "Tamam.Hadi gecelere akalım."diyip güldü.Kol kola girip aşağı indik.Annem zaten sabahtan beri televizyom izliyordu.İzlediği program ise yemek programıydı.Neyse bu benim işime yarardı. Öğrensin,yapsın ben de yiyeyim. Annem topuklu ayakkabı sesini duymuş olacak ki arkasını dönüp bize baktı.Baktığı gibi gülmeye başladı.Yanımıza geldiğinde"Niye gülüyorsun anne?"diye sordum merakla. "Ne bileyim kızım.Seni böyle makyajla görünce garibime gitti."diye itiraf etti. "Çok haklısın."diyip Özge'ye üzgün surat gönderdim.Bu kadar makyaj fazlaydı. "Valla Melek teyze böyle güzel bir kız bulunca karşımda böyle sanat eseri doğdu."dedi Özge. "Evet kızım.Eline emeğine sağlık.Çok güzel yapmışsın.İkiniz de çok güzel olmuşsunuz.Özellikle Özge elbisen harika olmuş."diyip Özge'ye göz kırptı. Hop hop hop!Orada bir duracaksın! Ya benim elbisem? "Hey anne!Benim elbisem de çok güzel değil mi?"diye sordum kıskanç bir çocuk gibi. "Evet kızım.Seninki de güzel."dedi gülerek.Özge de bu dediğime gülmüştü. "Kızlar size iyi eğlenceler.Bir kez daha hatırlatıyorum.Birbirinizden ayrılmıyorsunuz.Dikkatli olun çevrenize karşı.Acil bir durum anında beni ara.Ayrıca size bir iyilik yapıp içki içememe kuralını değiştiriyorum ve çok az içmenize izin veriyorum." diye tane tane söyledi. "Anneciğim bunları 3456.kez tekrarlayışın.Eminim Özge de benim anladığım kadar anlamıştır."diye Özge'ye baktım cevap vermesini beklerce. "He evet Melek teyzeciğim.Sen hiç merak etme Bilge bana emanet.Eğer kurallarınızı çiğnerse kırarım bacaklarını ben."dediğinde ona sonra hesap soracağımı aklımın bir kenarına not ettim. "Afferin Özge kızım.Hadi gidin siz.Beni yalnız bırakın."diyip önce bana sonra Özge'ye sarıldı. Annem koltuğa geri döndüğünde biz de kapıya gittik.Ne olur ne olmaz diye duvarda asılı duran anahtarı çantaya attım. Evden çıktığımızda Kerem amcanın bizi alcağını anladım.Yine kol kola evin bahçesinden çıkıp arabanın yanına gittik.Kerem amcaya dönüp "Nasılsınız Kerem amca?"diye sordum kibarca. "Hamdolsun yavrum.Sen nasılsın?"diye sorduğunda "İyiyim Kerem amca."dedim. "Kerem amcacığım,bizi hani şimdi götüreceksin ya çıkışta almana gerek yok.Çıktığımızda neredeyse gece olacak.Sen yorulma.Hem babamın bilgisi var."dedi Özge. "Olur mu öyle kızım gece gece?"dedi. "Hemen zaten taksi çağırırız biz.Sen endişelenme tontişim benim."diyip Kerem amcaya sarılıp gülümsedi. "Peki yavrum.Siz geçin hadi."diyip kapımızı açtı.Ya bu Kerem amca ne kadar tatlı biriydi ya! Neredeyse 40 dakika sonra balonun olduğu mekana varmıştık. Vardığımızda ağzım açık kaldı.Valla okulun hiç bir masraftan kaçınmadık derken ne demek istediğini şuan anlamıştım. Özge'ye bakıp "Oha lan!"dedim. "Katılıyorum."diyip bakmaya devam etti.İçeri girdiğimizde görevli kadın isimlerimize baktı ve yolu gösterdi. Dışarıdaki bir yere çıktığımızda etrafın gerçekten çok asil düzenlenmiş olduğunu gördüm.Altın süslemelerin yoğun olduğu bir düzen vardı.Gerçekten saray gibiydi.Zaten saraydı.Çırağan Sarayı.Bir zahmet güzel olsaydı.400 tl boşuna vermemiştim ben.O kadar parayla neler yapılırdı biliyorlar mıydı? Etrafa baktığımda tahminime göre herkesin geldiğine karar verdim. Çünkü etraf kalabalıktı.Özge'yle bir kaç basamak inip boş iki kişilik bir masaya geçtik.Etrafta göz gezdirirken iki yan masamızda Ceydaların olduğunu gördüm.Gözümü devirdim çünkü kız çok güzel olmuştu. Elbisesi altın detaylı mini bir elbiseydi.Sirt bacak ve göğüs dekolteleri oldukça cüretkârdı.Ama elbise Allah var güzeldi. Elbisesi mekana çok uygundu.Renk bakımından.Acaba nasıl tutturmuştu? Aman banane.Kızın fiziği güzeldi bunun nedeni ise işte Allah bir yerden alıp başka bir yere veriyordu.Kızın da beyninden almış fiziğine vermiş.İyi gömdüm ha!Tabi kendimce :| "Pişt Özge.Ceyda'yı gördün değil mi?"diye sordum. "Evet güzel olmuş ama her şey dış görünüş değil malesef."diyip son noktayı koydu. "Ben de öyle düşünüyorum."diyip onayladım. Etrafta gözlerimi gezdiriyordum. Neden diye sorarsanız sınıftam tanıdığım kim var diye bakıyordum. Ortalarda sınıfa ilk geldiğimde dans eden kızlar vardı.Hem iyi kızlara benziyorlardı hem de dans kulübündelerdi.Bir ara onlarla da tanışmalıydım. Özge'ye döndüğümde etrafa birini arar gibi bakıyordu.Tabi öyle bakacaktı çünkü Emir'i arıyordu. Sanki bilmiyordum. "Maşallah gözler fıldır fıldır."diyerek Özge'ye laf attım. "Ne alaka.Sadece öylesine bakınıyorum."dedi. "Aynen öyledir."diyip bıyık altından sırıttım. Özge hâlâ etrafa bakıyordu.Yazıktır kıza diyip Selena gözlerimle etrafı taradım.Biliyorsunuz o gözler bir Selena'da bir bende vardı.Ve görüş alanıma merdivenden inen Mete Kerem,Emir bir de sanırım adı Rüzgar olan çocuk girdi. Özge'yi dürtükleyip "Merdivenler." dedim.Özge ne dediğimi anlayamamış bir şekilde merdivenlere baktı.Emir'i görünce gözlerinden parıltılar fışkırıyordu.Aşık olunca böyle mi olunuyordu yoksa Özge'ye mi özeldi acaba? Özge Emir'i gözleriyle yerken ben de Mete malına baktım.Yanlış anlamayın nefretim daha çok artsın diye baktım. Yine siyah giyinmişti.Ama bu sefer mafya babası gibi görünüyordu.Ay gülesim geldi.Bir saniye. Karizmatik görünüyordu ama olsun. Biraz da karakter lazımdı.Hâlâ hatırladıkça geriliyordum.O yüzden ona bakmayı kestim.Yoksa bu güzel günümü(!)mahvedecektim. "Hey Özge bu kadar yeter.Hipnotize olmuş gibi bakmayı kes!"dedim. Haklıydım ama. "Ne?He!Tamam."dedi.Kız ne diceğini şaşırmıştı. "Bence artık bir adım atmalısın. Bugün güzel bir fırsat."diyerek direkt lafa girdim. "Ben de isterdim ama yapamam. Kendimi biliyorum.Asla öyle bir şey yapamam." "Umarım bir gün cesaretini toplarsın geç olmadan."dedim.Amacım gaza getirmek. "Ne geçi ya!Öyle bir şey olamaz.Ben seni anladım.Yapamam dedim."dedi üzgün suratla.Herhalde Emir'in başka biriyle olma düşüncesi onu üzmüştü.Özge'nin omzuna başımı koydum. "Üzülme sen.Eminim bir gün bu iş olacak.Sen sadece umudunu kaybetme." "Emin ol kaybetmem şu 4 sene kaybetmediysem."dedi alaylı bır şekilde. Başımı omzundan bir anda kaldırıp "Sen şimdi onu bunu geç.Ben açım.Bu yemekler ne zaman gelecek?"diye sordum huysuzca. "İlk müdür gelir birkaç bir şey söyler. Sonra yemekler dağıtılır."dedi Özge. "Umarım birkaç bir şeydir.Genellikle o birkaç şey 1 saat sürer de."dedim. "Hayır.Müdürümüz de sevdiğim özellik az konuşması.Merak etme sen.Doyuracağız seni."diyip yanağımı sıktı. Hadi ama ben çocuk muyum? Belki biraz.Ama azıcık yani. Oflayıp telefonumu çantamdan çıkardım ve amaçsız bir oyun açtım. Oyunun adını bile bilmiyordum. Yaklaşık 5 dakika oynadıktan sonra Müdür sahne gibi bir yere çıktı ve konuşmaya başladı. "Evet çocuklar merhabalar.Bildiğiniz üzere gelenekselleşmiş olan balomuzu bu sene de yaptık hiçbir masraftan kaçınmaksızın.Umarım güzel vakit geçirirsiniz."diyip sahneden indi.Gerçekten kısa konuşuyormuş. Sonunda 12 yıllık eğitim hayatımda kısa konuşma yapan bir müdürle karşılaşmıştım. Özge şuan sınıftan birkaç kızla konuştuğu için ben tek kalmıştım. Asosyal olmanın zararları.Yemekler gelmeye başlamıştı ama bana gelmemişti daha.Eh bekleyecektim biraz daha.Özge konuşmasını bitirip yanıma gelirken bir kız ona çelme taktı.Özge tam düşecekken Emir kollarını belinden sararak tuttu.Hadi ama!Ben merdivenlerden düşeyim kimse yardım etmesin,Özge düşsün sevdiği tutsun.Yalnız baya romantik bir sahne.Neyse şuan bunu düşünmenin sırası değildi.Hızla oturduğum yerden kalkıp Özge'nin yanına gittim. "İyi misin?"diye sordum telaşla. "Şey i-iyiyim ben."dedi hafif kekeleyerek.Heyecandan konuşmayı unuttu tabi. Kimin çelme taktığını gördüğümde sinirlendim. Ceyda'nın yanındaki sümsük kızdı.Adı da herhalde Melis'ti.Ona pis bakışlar atmaya başlamıştım.Tabi Özge Emir meselesinde olduğu için kimin çelme taktığını şuanlık takmıyordu.Anın verdiği şokun ardından Emir'in kollarından ayrılıp düz pozisyona geldi.Boğazını temizleyip "Ş-şey teşekkürler."dedi. Emir de alayla gülüp "Ş-şey rica ederim."dedi Özge'yi taklit ederek ve yanımızdan ayrıldı. Özge Emir'in arkasından bakarken koluna girip masamıza geri götürdüm.Eğer götürmeseydim orada heykel gibi donup kalacağını biliyordum. Sandalyeye oturtup "Özge kendine gel"dedim gülerek.Şuan çok komikti Özge'nin tepkileri.Oturup kendi kendine gülüyordu. "Bak şuan Emir kesin sana bakıyordur.Mal gibi davranmayı kes."dediğim anda gülmeyi kesti. "Bilgeee!Allahım sana geliyorum. Benim yakışıklı kurtarıcı prensim. Of çok heyecanlandım şuan."diyip elimi tuttu ve kalbinin üzerine götürdü."Bak kalbim nasıl atıyor?"dedi.Gerçekten o kadar hızlıydı ki herhalde dakikada 200 atıyordu. "Derin nefesler al Özge.Ay ben de heyecanlandım.Kesin seni seviyor. Bundan şuan eminim."dedim heyecanını ortak olmak isteyerek. "Yaa,her şey çok güzel gidiyor şuan. Mutlu oldum.Hem de baya."dedi gerçekten içten bir gülümsemeyle. "Bakalım başka neler olacak bugün."dedim.Özge'nin mutlu olması beni de mutlu etmişti. "Ay kalpten gitmezsem iyi."dediğinde garson masamıza yemekleri getirmişti.Yemeğe baktığımda turuncu bir çorba,bonfile,elma dilim patates ve salata vardı.Normalde çorbayı yedikten sonra bonfileyi getirirlerdi ama herhalde çok kişi olduğu için zor olurdu.Çok açtım ve açıkcası bunlarla doyabileceğimi sammıyorum.Ama olsun.Buna da razıydım. "Çok iştah açıcı gözüküyor."dedi Özge yemeklere bakarak. "Şuan önümde ne olsa iştah açıcı dururdu.O yüzden ben saldırıyorum."diyip elime kaşığımı aldım ve çorbamı içtim.Daha sonra bıçak yardımıyla etimi kesip ağzıma attım.Enfesti.Gerçekten güzel yapmışlardı.Ne az ne de çok pişmişti.Kendimden beklediğim bir hızla yemeğimi bitirmiştim.Tam olarak doymamıştım ama biraz da tatlıya yer bırakmalıydım. "Oh şiştim."dedi Özge karnını tutarak.Yediği yemeklere bakınca etin ve çorbanın yarısını yediğini gördüm. "Neyine şiştin.Hiçbir şey yememişsin.Oksijenle mi besleniyorsun sen kızım ?"diye sordum ciddi bir ifadeyle. "Hıı,oksijenle besleniyorum."diyip göz devirdi. "Ee şimdi ne yapacağız?"diye sordum. "Dans edeceğiz."dedi.Büyük bir alan vardı ve orada çoğu kişi dans ediyordu.Aslında etmek isterdim ama etmeyecektim. "No.Olmaz."dedim. "Neden?"diye sorunca "Canım istemiyor."diye cevapladım. "Hadi ama ya!Hünerlerini göster herkese de millet dans nasıl edilir görsün."diyerek beni gaza getirmeye çalıştığını anlayacak kadar zekiydim Allaha şükür.Ama istemiyordum.Belki bu utangaçlıktı.Bilmiyordum ama içimden yapasım gelmiyordu. "Üzgünüm Özge ama gerçekten istemiyorum.Hünerlerimi yarışmaya saklayayım."diye onu ikna etmeye çalıştım. "Peki sen bilirsin.Zaten o kadar da iyi dans edemiyorum.Sen sıkılma diye demiştim."dedi sevimli bir ifadeyle. "Ay benim düşünceli arkadaşım.Ben sana dans etmeyi öğreteceğim.Sen merak etme."dedim. "Emin ol öğrenemem ama sen istersen öğretebilirsin."dedi kendinden emin bir şekilde. "Tamam ben denemek istiyorum.Neyse ben sıkıldım.Saat 9.Ne zaman biter bu şey?"diye sordum bıkkınca. "10 gibi biter.Ama sonra gece kulübüne gideceğiz.Yani eve gideceğini sanma!"dedi hafif bağırarak. "Tamam tamam gideriz.Ama fazla kalmak istemiyorum."dedim. "Tamam sen nasıl istersen canım kankişkom."diyip yanağımdan öptü.Bir de sulu sulu. "Iyy!"diyip yanağımı sildim.Özge ise bana kınayan bakışlar atıyordu. Yaklaşık yarım saat sonra balo bitmişti.Ben de bitmiştim.Bir şey yapmamıştım ama bence oturmak da insanı yoruyordu.Hem çok da sıkılmıştım.Bu etkenler bir araya gelip beni yormuştu.Ama çekilecek çilem varmış ki şuan kulübe gidiyordum Özge'yle.Taksiyle yarım saatte gelmiştik.Paramızı ödeyip indik taksiden ve kulübün önüne geldik. Gece kulübü oldukça lüks gözüküyordu.Böyle kekoların gittiği yer gibi değildi hiç.Adı "Darkness"dı. Altında ise birkaç kelime yazıyordu.Daha dikkatli baktığımda "Light a candle"yazıyordu. Adı karanlıktı ama altında bir mum yak yazıyordu.Ne mana anlayamamıştım. "Bu kulüp benden güzel."dedi Özge girişe bakarak. "Benden de."diyerek ona katıldım. Birlikte korumalara kimliğimizi gösterip içeri girdik.İçerisi de adı gibi karanlıktı.Neon ışıklar vardı birkaç yerde ve bu durum benim gözlerimi yoruyordu.Zaten müzik ayrı bir şey.Bir Özge'nin bağırması,ikinci olarak bu müzik beni sağır edebilirdi.Ama neydi kuralımız?Pes etmek yok!Öyle bir kuralımız yok çaktırmayın ama artık var. "Özge of keşke gelmeseydik."dedim pişman bir ses tonuyla. "Daha eğlenmedik.O yüzden böyle düşünüyorsun."dedi gülümseyerek. Hıı kesin o yüzdendir. Bu arada demeyi unuttum kulüp boğazın hemen yanındaydı.Üst kattaki balkondan harika bir manzara gözükeceğine eminim.Ama şuan Özge'nin yanında durmak zorundayım.Birbirimizi yalnız bırakmamalıyız.İçimdeki ses benim buradan olaysız ayrılmayacağımı söylüyordu.Çünkü ben o kadar şansız bir kızım. "Bilge gel şuraya geçelim."diyip bir masaya götürdü.Ve evet,bu masalarda oturacak yer yok.Hayır yani,bu topuklularla bu kadar saat ayakta durmam bir mucizeyken hâlâ ayakta dikilmem daha da mucizeydi. "Özge ben ayakta dikilmek istemiyorum."diye isyan ettim. "Üzgünüm ama diğer yerler dolu.Vip kısıma ise gitmek isteyeceğini sanmıyorum."dedi. Oflayıp kaderime razı oldum.O sırada yanımıza garson gelip ne içeceğimizi sordu. Özge bana bakınca kafamı bilmiyorum dercesine sağladım. "Bana bir tane votka."dedi.Özge'nin kulağına yaklaşıp "Sence fazla olmadı mı votka?"diye sordum.O da "Hayır zaten on yılda bir bu fırsatı yakalamışım."dedi. Garsonun beni beklediğini görünce "Bana da bir tane alkolsüz kokteyl lütfen."dedim nazikce.Garson yanımızdan ayrıldıktan sonra Özge'nin kolunu cimcikledim. "Ah!"diyerek kolunu tutan Özge'ye"Senin neyine votka!Bak baştan söyleyeyim hepsini içemezsin. Yasak."dedim kesin bir dille. "Ya ama."dedi üzgün surat yaparak. "Hayır!"dedim net bir şekilde. "Of iyi be tamam."dedi ve etrafa bakmaya başladı. Özge kolumu dürtükleyip üst kısmı gösterdi."Bak Emirler vip kısımdalar."dedi Özge. "Nedem vip kısımdalar ki?Benim bildiğim oraya iş adamları falan oturur."diye düşüncelerimi dile getirdim. "Aslında bakarsan Mete buranın sahibi.Yani o da iş adamı mantıken."diyince ağzım açık kaldı.Hiç beklemezdim buranın onun olduğu. "Ya neden en baştan söylemedin.Ben gelmezdim buraya.Off!"diyip dirseklerimi masaya koyup çenemin altına sabitledim. "Eğer deseydim gelmezdin.Ama tüm 12'ler geliyor ve buranın kime ait olduğu o kadar da önemli değil bence."dedi. Oflayıp Metelerin olduğu yere baktım.Mete'nin yanında sarışın bir kız vardı.Bizim okuldan olduğu sanmıyordum çünkü yaşı büyük gibi duruyordu.Kızın yanında Emir vardı.Etrafına bakıyordu.Kerem de Mete'nin yanında oturmuş kızıl bir kızla öpüşüyordu. Hayır yiyişiyordu.Neyse banane ya. Garson içeceklerimi getirip masamıza bırakırken teşekkür ettim ve kokteylimi elime aldım.Alkolsüz kokteyl en iyisi benim için çünkü neler olacağını bilmiyordum sarhoş olursam.Açıkcası bu ortamda denemek istemezdim. "Bak gözüm üzerinde,yarısını içeceksin!"dedim bağırarak.Çünkü bu ortamda bağırmadan ses duyurabilmek,uçmam kadar imkansızdı. Alkolsüz kokteylimi yudumlarken dans pistine bakıyordum.Üstlerini zor kapatan kumaş parçalarıyla dans eden kızları izlemek gibisi yoktu(!)Tabi aralarında normal insanlar da vardı.Acaba ben de mi dans etseydim?Baloda etmedim ama burada edebilirdim çünkü kimse beni farketmezdi.Evet,evet farkedilmezdim. Özge'ye dans etmeyi teklif ettim ve reddetti.Of ben şimdi tek başıma mı dans edecektim?Neyse kendime güvenmeliydim azıcık.Kokteylimi bitirip Özge'ye döndüm. "Bak son kararın mı?"diye sordum. "Evet,son kararım."dedi. "Tamam.Bak ama buradan ayrılma sakın."diyip dans pistine yürüdüm.Yürürken düz yürüyemiyordum. Beynim hafif uyuşmuş gibiydi.Sarhoş olamazdım herhalde çünkü alkol yoktu kokteylimde.Neyse aman diyip piste yürüdüm.Şarkı 'Buttons'du.Ben bu şarkıya önceden kareografi yapmıştım ama biraz cesaret isteyen danstı.Şuan anlayamadığım bir şekilde kendimde o cesareti buluyordum.Pistin ortasına yürüdüm ve dans etmeye başladım. (Dans medyada mevcut.) Dansımı yaparken yorulmuştum ama devam ediyordum.En son hareketimi tamamladığımda etrafıma baktım. Sanırım dikkat çekmeme konusunda başarısız olduğum baya belli oluyordu.Daha demin dans eden sürtükler etrafımda daire oluşturmuş beni izliyorlardı.Aralarında bizim okuldakiler de vardı.Beni alkışlıyorlardı ama kendimi kötü hissetmiştim.Çünkü bu dans biraz şeydi yani.Şey işte! Kendimi gerçekten kötü hissediyordum.Hayır yani ben o cesareti nereden bulmuştum!Amacım gerçekten dikkat çekmek değildi.Beni biliyorsunuz, ben dikkat çekmeyi sevmem.Valla yorulmuştum, terliyordum ve midem bulanıyordu. Özge'nin yanına gittiğimde ağzı açık bana bakıyordu hâlâ. "Kızım sen neymişsin.Ortalığı kasıp kavurdun."dedi ağzı açık bir şekilde. "Ya deme öyle.Zaten ben o dansı yapacak cesareti nereden buldum hâlâ anlamadım.Kendimi kötü hissediyorum.Amacım farkedilmeden dans etmekti."diyip dudağımı büktüm. "Aman üzülme.Hem Ceyda'nın yüzündeki kıskançlığı görmeliydin."diyip güldü. Midem bulanıyordu ve başım dönüyordu.Bunun tek nedeni olabilirdi.Hayır,hamile değilim merak etmeyin.Alkolsüz kokteylimde alkol vardı!Alkolun etki ettiğini anlamam için zeki olmama gerek yoktu. Bardaydık sonuçta.Garsonu masamıza çağırıp sordum. "Bu kokteylin içinde alkol mu var?"dedim. "Aslında efendim sanırım siparişiniz yanlış geldi.Şuan hatırladım.Siz alkolsüz istemiştiniz. Gerçekten çok özür dilerim."dediğinde benim alkole sıfır dayanıklılığım olduğunu anladım.İşte ben bu yüzden alkol içmiyordum. Adamın endişelendiğini gördüğümde gülümseyip "Sorun değil."dedim.Herhalde şikayet etmemden korkuyordu ama ben insanları şikayet etmeyi sevmezdim. Midem bulanmaya devam ediyordu.Dayanabilirdim ama,kusmak istemiyordum.Çünkü kusmak çok yorucu bir eylemdi ve ben nefret ederdim.Mide bulantımı düşünmemek için Özge'nin içkisine baktığımda yarısını içtiğini gördüm. Akıllı kız. O sırada yanımıza Emir geldi.Ben ona hayırdır diye bakışlar atarken Özge'nin heyecanlandığını yüzündeki ifadeden anlayabiliyordum. "Merhaba kızlar.Ben sizi böyle ayakta görünce yorulduğunuzu düşündüm ve sizi masamıza davet etmek istiyorum."dedi tatlı bir ses tonuyla.Bazen Emir'in nasıl Metelerle arkadaş olduğunu anlayamıyordum.Yalnız bahaneye bak.Ayakta kalmışızmış.Ben bu ayakları yemem koçum. Özge yine donmuştu.Ayağına hafifce basınca kendine geldi.Açma kapama düğmesi gibi bir şeydi. "Aa tabi geliriz.Ayrıca teşekkürler." diyip gülümsedi. "Tamam o zaman bekliyorum."diyip masasına geri döndü. "Gidiyoruz değil mi canım kankişkom?"diye yine gözlerinden ve sesinden anlaşılan heyecanıyla sordu.Açıkcası hiç ama hiç gitmek istemiyordum. Çünkü masada Mete vardı.Ne onunla aynı ortamda bulunmak ne de yüzünü görmek istiyordum.Ama aynı zamanda ben gitmezsem Özge'nin de gitmeyeceğini biliyordum ve ben Özge'nin kaç yıldır beklediği şeyleri benim yüzümden kaçırmasını istemiyordum.Çok ikilemde kalmıştım.Ama arkadaşım daha ağır basan taraftı ve gitmeye karar verdim. "Tamam gidelim."dedim.Umarım pişman olmam demek isterdim ama olacağımı biliyorum.Yine bir bokluk yapardı o.Masanın üstünde duran çantalarımızı alıp merdivenlere gittik.Vip kısım üstteydi çünkü.Üst kata doğru gittikçe kalabalık azalıyordu. Bir zahmet azalsın yani.Durun havalara girdim şuan.Sonuçta ilk kez vip kısma gidiyordum. "Bak Özge seni baştan uyarayım.Çok heyecan yapma çünkü saçmalıyorsun heyecanlanınca.Rezil olmanı istemem." dedim. "Tamam tamam.Sıfır heyecan."diyip güldü.Oturdukları kısma geldiğimizde daha önce gördüğüm kızların olmadığını farkettim.Bu nedenle emir ve Kerem uçlarda,Mete ise ortada oturuyordu.Gerilmiştim.O günden sonra ilk kez bu kadar yakınındaydım. Korkmuyordum,sadece gerildim. "Merhaba kızlar.Geçin oturun, keyfinize bakın.Ne istersiniz?" dediğinde Özge Emir'in yanına oturdu.Ben de Mete'nin kaymasını bekledim ki Özge'nin yanına oturayım.Ama o öylece karşısına bakıp olduğu yerde duruyordu. Ben de Kerem ve Mete'nin arasına oturmak zorunda kaldım.Neyse ki geniş bir koltuktu.Çantamı önümüzdeki masaya koydum ve arkama yaslandım.Özge'yi de göz hapsimde tutmayı unutmadım. "Ee kızlar ne içersiniz?"diye sorusunu yineledi. "Hiçbir şey teşekkürler."dedi Özge nazikce.Ben de içmeyeceğimi söylemiştim. "Ama böyle olmaz.İkramımız olsun."diyip ısrar ediyordu. "Yok gerçekten teşekkürler ama biz pek içki sevmiyoruz."dedi Özge.Ben de cevaplardım ama Özge'nin cevaplamasını istiyordum.Biricik aşkıyla konuşsun.Hayallerini gerçekleştirsin. "Tamam o zaman ısrar etmiyorum." diyip güldü.Bu sırada Kerem telefonuna bakıyordu.Şuan sadece ona bakıyordum çünkü Mete'ye bakmazdım.Yani bakardım da yakalanırsam hiç hoş olmazdı. Muhtemelen aşağıda dans eden kızları izliyordur.Sapık Mete. Ayy! Dur şimdi! Allahım nolur beni dans ederken görmemiş olsun! Eğer gördüyse,ki bu çok muhtemel, kendimi daha da kötü hissetmenin yanında utanırdım da.Zaten utanıyordum ama neyse işte. Anladınız siz. Bu sırada da Özge'yle Emir'in sohbet ettiğini gördüm.Özge heyecanını bastırmış olmalı ki gayet normal bir insan gibi konuşuyordu. "Sanırım biraz utangaç birisin.4 yıldır aynı sınıftayız ama ilk kez konuşuyoruz."dedi Özge'ye doğru. "Arkadaş edinme konusunda oldukca başarılıyımdır.Utangaç olduğumu sanmıyorum."dedi Özge. "O zaman ben istisnayım."diyip göz kırptı.Özge de gülümsemişti. Onların flörtleşmesini izlememeye karar verdim ve aşağı baktım.İnsanlar içki içip dans ediyorlardı fakat asıl soru bu enerjiyi nereden buluyorlardı?Açıkcası şuan kendimde uyuma potansiyelini buluyordum. Ama gece daha yeni başlıyordu.Ah ah ben neden buralara geldim ki?Ne güzel baloya gidip eve dönecektim. Aşağılarda tüm 12'ler vardı neredeyse.Bir biz buradaydık.Aman Mete toplum içine hiç karışır mıydı?Özel ve üstün olduğunu göstermeliydi herkese.En azından ben böyle düşünüyorum.Egoist bir psikopat! Sıkıntıdan mıdır bilmem ama yorulduğumu,gözlerimin altının çöktüğünü hissediyordum.Biliyor musunuz insanların sıkılmasının nedeni kronik dikkat bozukluğu veya maceracı karakterinden kaynaklanırmış.Ben hangisiyim acaba?Kesin maceracı karakterimden kaynaklanıyordu(!)Evet,beynim bulandığına göre uykum geliyordu. Canlanmam gerekiyordu.Bu yüzden şuan için en iyi çare yüzümü yıkamaktı.Üzgünüm Özge,yaptığın tüm makyaj gidecekti.Tabi ki de şakaydı,hiç de üzgün değilim. Ayağa kalkıp Özge'ye döndüm. "Özge ben bir tuvalete gideceğim." dedim. "Tamam ama dikkatli ol.Hatta ben de geleyim."dedi ve ayağa kalktı. "Hayır,lütfen otur.Işık hızıyla gidip geleceğim." diyerek ikna etmeye çalıştım. "Tamam ama hızlı ol balım."dedi ve yavaşca kalktığı yere geri oturdu.Bal diyince aklıma ben bir arıyım şarkısı gelmişti.Ah şu gereksiz hafıza bölümüm!Masamın üzerinden çantamı alırken Mete'ye bakayım dedim ama keşke bakmaz olaydım çünkü göz göze geldim. Bakışları yine ruhumu delip geçiyordu.Bir insan nasıl bu kadar düz bakmayı becerebilirdi? Tuvaletin yolunu bir görevliye sordum ve uzun bir koridordan yürüyerek içeri girdim.Aynadan kendime baktığım da makyajın hâlâ bozulmadan durduğunu farkettim.O halde biraz bozmalıydım.Hatta biraz değil çok.Yalnız aynalardan bile kalite akıyordu. Aynaların yanındaki yuvarlak ışıklar çok hoştu.Ayrıca duvarlar ve yerler siyahtı.Asillik akıyor asillik. Mete'nin mekanı olduğu düşünülürse siyah olması normaldi. Yüzümü ilk suyla yıkasam iyice bok ederdim o yüzden gizlice koyduğum makyaj temizleyiciyi çıkarıp yüzümü temizledim.Tüm makyaj gitmişti. Soğuk suyu açıp yüzümü yıkadım.İşte bu iyi gelmişti.Ferahladığımı hissedebiliyordum. Çantamdan maskaramı çıkarıp çok az sürdüm. Makyaj dediğin böyle olurdu.Tamam, bu bir şakaydı.O kadar da abartmayalım. Çıkardıklarımı çantama koydum ve son kez aynada kendime baktım. Makyaj gidince göz altlarımın ne kadar çöktüğünü anlayabilmiştim. Neyse dedim.Güzel gözükme gibi bir çabam yoktu. Tuvaletten çıkıp o uzunnn koridoru yürümeye başladım.Valla bu yollar beni çok yoruyordu.Bir okulun bahçesi,iki evimin merdivenleri,üç koridorlar. Işınlanmak bir an önce bulunmalıydı.Yoksa bu iş böyle yürümezdi.Ayrıca koridorun her iki tarafında da odalar vardı.Ne için olduğunu anlayamamıştım.Saçmaydı. Koridorun daha ortasındayken karşıdan bana doğru gelen bir adam vardı.Muhtemelen o da tuvalete gidiyordu.Yanından geçip gidecekken kolumu tuttu.İlk önce kolumu tutan ele sonra sahibine baktım.Kirli sakallı,siyah gözlü, korkutucu bir tipti.Koridor bomboştu.Korktuğumu belli etmemeliydim. "Kolunu çek!"diye sinirle söylendim. "Hadi ama!Naz kısmını geçip odaya geçebiliriz yavrum."dedi ve utanmazca sırıttı. "Bana bak,ben öyle biri değilim.Şimdi hemen elini çekmezsen çok fena olur."diye göz korkutmaya çalıştım ama aslında yapabileceğim hiçbir şey yoktu. "Dans ederken hiç de öyle gözükmüyordun.Bu yeteneğini kucağımda da gösterebilirsin."dedi ve beni duvara doğru sıkıştırmaya başladı.Dansın başıma bela olacağı belliydi zaten.Çaresizdim ve bu durumda yapabileceğim tek şeyi yaptım ve bacak arasına tekmemi geçirdim. Geriye doğru gitti ve bana kaçacak zaman doğdu.Koşmaya başlamıştım ki yine beni tutmayı başarmıştı.Ama bu sefer çok sıkı tutuyordu. Gözlerindeki öfkeyi de okuyabiliyordum. "Demek bana vurdun.Bunun acısını seni becerirken çıkaracağım küçük or***."diyip beni bir odaya sokmaya çalıştı.Mantığımı çalıştırıp "İmdat!"diye bağırdım.Emin olun illa biri duymuştur.Sesim azımsanacak gibi değildi. Manyak adam elini ağzıma götürdü ve kapadı.Kimse yoktu hâlâ.Çaresizlikten gözlerim dolmuştu.Odanın kapısını açtı ve içeri itmeye çalıştı.Kapının kenarlarından tutup onu engellemeye çalışıyordum.Bana tecavüz edeceği düşüncesi gözlerimden yaşların akmasına sebep oluyordu. Gözümü kapadım ve dua ettim.Ellerim artık tutamayacak kadar acıyordu. "Hadi güzelim ısrar etme.Çok güzel vakit geçireceğiz."diyip boynumu yaladı.İğrençti.Midem bulanıyordu.O dilini koparıp yediresim vardı. Sona yaklaşmıştım.Gözlerimdeki yaşlar daha da hızlı akmaya başlamıştı. O sırada bir yumruk sesi duydum. Duydum çünkü gözlerim hâlâ sımsıkı kapalıydı.Gözlerimi açtığımda pislik adamın yerde,Mete'nin ona yumruk attığını gördüm.Beynim bana oyun oynamıyorsa kesinlikle Mete'ydi o. "Lan sen kimsin?" "Piç kurusu!"diye bağırıp tüm gücüyle adamın yüzüne yumruk atıyordu. Bir süre sonra yumruk atmayı kesip ayağa kalktığında adam yarı baygındı. Hayatımı kurtarmıştı.Ciddi anlamda hayatımı kurtarmıştı. Olayın şoku nedeniyle donup kalmıştım.Mete gözümün içine bakıyordu endişe ve öfkeyle.Neden böyle baktığını bilmiyordum ama ona gerçekten bir teşekkür borçluydum. Tanımasam benim için endişeleniyor derdim ama bu imkansızdı. Yanıma geldi ve sakin bir ses tonuyla "İyi misin?"diye sordu.Ben ise hâlâ heykel gibi duruyordum.Tek gösterdiğim tepki gözümden akan yaşlardı. "İyi misin!"diye bağırdı bu sefer. Bir anda kollarımı boynuna doladım ve sarıldım.Bu içimden gelmişti.Daha önce ne yapmışsa şuan beni ilgilendirmiyordu.Beni tecavüz edilmekten kurtarması her şeyden önemliydi.Güvene ihtiyacım vardı.O da kollarını belime dolayınca güvende olduğumu hissetmiştim.Bir süre o biçimde kaldıktan sonra sarılmayı kestim ve kulağına fısıltı şeklinde "Teşekkür ederim."dedim. O ise bir şey dememişti.Demesin umrumda değildi şuan. "Gel!"diye emir verip bileğimi tuttu.Çıkışa doğru giderken "Dur!"diye bağırdım.Hem bağırmama hem de emir vermeme sinirlenmişti ve ne yapmaya çalıştığımı anlayamamıştı.Dönen başımla bileğimi ondan kurtardım ve o adamın yanına gittim.Ona adam bile denmez.Pisliğin yanına gittim ve karnına sert bir tekme geçirdim. Bunu haketmişti pislik! Olayın korkusu,heyecanı nedeniyle ayakta zor duruyordum.Bir de bunun üstüne alkolun midemi bulandırması ekleniyordu.Bu halimi gören Mete çatık kaşlarıyla yanıma geldi. "Beni dışarı götürür müsün hemen?"diye rica ettim.Ellerini bacağıma ve sırtıma sararak beni kucağına aldı ve arka çıkışa doğru gitti.Önden gitse Özgeler görürdü.Bu hiç iyi olmazdı şuan. Kendimi gerçekten ama gerçekten hiç iyi hissetmiyordum.Kafamı omzuna koydum çünkü yürüdükçe kafam sallanıyordu ve bu durum midemi bulandırıyordu. Ben kötü biri miydim?Neden hep benim başıma kötü şeyler geliyordu?Bu lanet İstanbul'a taşındığımdan beri zaten hayatım yeterince yorucuydu bir de okula başladıktan sonra her şey daha da kötüleşmişti. Oysa ben İzmir'de çok mutluydum.Babamı istiyordum.Şuan her şeyden çok onu istiyordum. Mete yerine babamın beni kurtarmasını istiyordum. Babamın beni taşımasını istiyordum.Bana destek vermesini istiyordum.Onu şuan gerçekten yanımda istiyordum.Saçımı okşayıp her şeyin geçtiğini söylemesini istiyordum.Öldüğüne hâla inanamıyordum.8 aydır yoktu yanımda ama her an çıkıp gelecek ve bana sımsıkı sarılacakmış gibi hissediyordum.Gecenin karanlığından çekip çıkarıp aydınlığına götürmesini istiyordum.Sevgi ve özlem kokusunu üzerimden atamıyordum.Sadece gel baba ve elimi tut.Sen gelir elimden tutarsın diye içimde yaşattığım bir çocuk var hâlâ baba. Babamı istiyorum ama yok.O öldü.Evet, o öldü. Yok! Ağzımdan küçük bir isyan çıktı ve "Neredesin baba?"diye sordum ağlayarak.Üst üste gelen olaylar nedeniyle babamı daha çok özlemiştim veya sadece her geçen gün artan özlemimi farketmemi sağlamıştı. "Ne olur gel artık..." diye ağlamaya devam ediyordum. Bir koltuğa oturtturulana kadar zaman ve yer algım yoktu.Kriz gibi bir şey geçiriyordum.Sinir krizi değildi bu özlem kriziydi.Ve her krizden daha tehlikeliydi çünkü bir tedavisi yoktu.İlacı çok uzaklardaydı. Başımın üzerine bir öpücük kondurulmuştu.Aynı babamın yatmadan önce yaptığı gibi yumuşacık ve sıcak.Bu öpücük beni biraz sakinleştirmişti.En azından Mete'nin yanımda olduğunu anlayacak kadar sakinleşmiştim.Beni öpen oydu.Beni sakinleştiren de.Babam değildi. "Sakin ol güzelim."diyip yeniden öptü. Yorgun olmasam bana bu kadar yakın davranmasını sorgulardım ama şuan tek istediğim gözlerimi kapatıp daha da karanlığa gömülmekti. Gözlerimi kapamadan önce "Teşekkürler."diye fısıldadım.Karanlık beni içine çekerken bir ses duydum. "Yanındayım... "
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD