Göz kapaklarımı açamıyordum. Gerçekten açamıyordum.Sanki birbirine yapışmış gibiydi.
Parmaklarımla açmayı deneyecektim ama malesef onları da hareket ettiremiyordum.Veya ettirmek
istemiyordum.Hatta hiçbir şey yapmak istemiyordum.Neden diye sorarsanız her şey yorgun olmamdan kaynaklanıyordu.Hem fiziksel hem ruhsal bir çöküş içerisindeydim.Olanlar bütün dengemi bozmuştu.
Bir dakika!
Ben neredeydim?
Gözlerimi bir anda açtım.Demek ki isteyince açabiliyormuşum. Yatağımdaydım.Evet evet yanlış duymadınız.Tam olarak yumuşacık yatağımda yatıyordum.Peki ben buraya nasıl gelmiştim?Zehir gibi olan hafızamı yokladığımda en son bayıldığımı ve Mete'nin beni tuttuğunu hatırlıyordum.
Allahın belası Mete!
Psikopat manyak!
Keşke tutmasaymış beni.Zahmet olmuştur ona.Bütün bokları ye,gel sürükle beni,işkence et,sonra beni evime getir!Yemin ederim bu çocuk sorunluydu.Adını bile duyunca kaşlarım refleks olarak çatılıyordu.Ondan nefret ediyordum.Hem de kimseden etmediğim kadar.Peki ondan korkuyor muydum?Pek sanmıyorum.Yapabileceklerinin sınırının ne kadar geniş olduğunu anladım ama bu saatten sonra nefretim ondan korkmamı engellerdi.
Egosunu tatmin etmek için insanlara böyle saçma sapan şeyler yapma hakkını ona kimse vermiyordu.
Resmen zorbalık yapıyordu insanlara.Bu zamana kadar herkes ona boyun eğmiş olabilirdi ama herkes aynı karaktere sahip değildir.Ben de herkes gibi değilim!Hani ondan uzak duracağım demiştim ya artık geleceği varsa göreceği de var.İlkokul bir laflarını da söyledeğime göre baya sinirli olmalıyım!
Ben ondan sadece yardım istemiştim.
Hem kaba bir biçimde de söylememiştim.Tamam aramızdaki ilişki pek iyi olmayabilir.Hatta aramızda uzaktan yakından bir ilişki olduğunu da sanmıyordum ama her şeyden önce orada ondan yardım isteyen bir insan vardı.Cevap vermeden umursamaz biçimde arkasını dönüp gitmesi beni gerçekten çok sinirlendirmişti.En nefret ettiğim şeylerden biri umursamazlık.Ben biriyle konuşuyorsam o kişinin beni umursamaması beni çok sinirlendirirdi.Bu yüzden ona şerefsiz demiştim.Dediklerimin hâlâ arkasındaydım.Sonra beni sürüklemesi gururuma çok dokundu.
Tüm gücümü kullanmıştım ama başaramamıştım beni bırakmasını.Normalde güçsüz değilimdir ama onun o lanet olası kasları benimkilerden daha güçlüydü.Umarım onlar erirdi ve yağa dönüşürdü.Tek isteğim buydu.
Bundan sonra ne yapacağımı bilmiyordum.Tüm bu yaptıkları kendimi ezik gibi hissetmemi sağlamıştı.Böyle hissetmekte haklıydım çünkü beni ezmişti.Beni ve gururumu.Ben bazı şeylere çok takardım.Saatler hatta günler boyu düşünürdüm ve kendimde bir şeyler yapacak güç bulamazdım.Moralim bozulurdu.Düşünerek geçirdiğim tüm zamanımı çözüm yolu bulmak için harcardım.Şuan tam bu durumun içindeydim.Moralim çok bozulmuştu.
Kendimi çok garip hissediyordum.
Nasıl hissettiğimi açıklayacak bir kelime yoktu.Hatta anlatamıyordum bile.Sadece kötü hissediyordum kendimi.
Düşünmek beni susatmıştı.
Düşününce susayan türümün tek örneği bendim.Mutfağa inip su içecektim.Aşağı kata inmek için yataktan destek alarak ayağa kalktım.Neyse ki bu aralar annemin işleri yoğun olduğu için pek evde yoktu.Eğer olsaydı ağzıma sıçardı ve ona baştan anlatmadığım için üzülürdü.Ama anlatınca da endişeleniyordu.İnsanların benim için endişelenmesinden hoşlanmıyordum.Kendi başımın çaresine bakabilirdim.
Yavaş yavaş adım atmaya başlamıştım ki ayağımın okuldaki kadar acımadığını hissettim.Ayak bileğime dikkatlice baktım.Üstüne krem sürülmüştü herhalde çünkü parlıyordu ve yağlıydı.Bunu da o yapmıştı.Allah razı olsun ya!Ne düşünceli biri!Resmen iyilik meleği!
Kesinlikle bu çocukta çoklu kişilik bozukluğu vardı.Ben teşhisi koydum.Gitsin tedavi olsun allahın psikopatı!Şuan çok sinir olmuştum.
Şuan gidip onu dövmek istiyordum.
İntikam istiyordum ama elimden gelen bir şey yoktu şuanlık.Sadece şuanlık.Elbet zamanı gelecekti.
Sürüklenmekten kirlenmiş ve yırtılmış olan pantolonumu dikkatlice çıkardım ve yaralarıma baktım. Durumlarının kötü olduğunu gerçekten anlamıştım.Çok
iğrenç gözüküyorlardı.Neyse ki annemin nereden getirttirdiğini anlamadığım bir kremi vardı.Bu krem inanılmaz biçimde yaraları çabuk iyileştiriyordu.Ama her güzel şeyin bir de kötü tarafı olduğu gibi bu krem de çok fena yakıyordu.Öyle böyle değil yani!
Üzerime pijamalarımı geçirdim.Ama uzun olanları çünkü annemin bacaklarımı görmesini istemezdik.
Çantamın içinden telefonumu alıp kapımı açtım ve aşağı indim. Merdivenleri dikkatli bir şekilde indim.Ama bu sefer valla dikkatliydim.Yavaş yavaş indim ve mutfağa gittim.Rafta duran Harry Potterlı kupamı alıp içine soğuk su doldurdum.Suyun boğazımdan geçip mideme gidişini hissettim.Çok susamış olmalıydım.Suyumu içtikten sonra karnım guruldamayabaşlamıştı.Acıkmıştım ama canım bir şey yemek istemiyordu.İştahım yoktu.Bu yüzden bir şey yememeye karar verdim ve salona doğru gittim.
Kendimi koltuğa bırakıp telefonumu açtım.Saatin 3 olduğunu öğrendim.Okuldan 12de çıkmıştım bu da demek oluyor ki 2 saattir uyuyorum.Matematiğim iyi demiş miydim?Şifremi girip Özge'den gelen aramalara ve mesajlara baktım.Aramak yerine mesaj atmak daha cazip geliyordu şuan. w******p'a girip mesajlarına baktım.
'Hey Nerdesin?'
'Mesajı yeni gördüm?'
'İyi misin?'
'Heyy aramalarıma cevap ver'
'Bilgeee'
'Heyyy'
'Endişeleniyorum'
'Kızım açsanaaaa'
Mesajları okuduğumda hemen cevap yazdım.
'Üzgünüm eve gelince uyumuşum. Bahçeden çıkarken düştüm ve ayağım çok acıyordu.Neyse ki bir görevli yardım etti.Merak etme iyiyim'
Diye mesaj yazıp gönderdim.Yalan söylemiştim ama kimsenin bilmesini istemiyordum.Hep manyak psikopat orangutan yüzünden yalancı olmuştum.Yalandan nefret ederdim ama bu insanları endişelendirmemek adına söylediğim küçücük bir yalandı.
Attığım mesajdan 10 saniye geçmeden Özge aradı.Konuşmak şuanlık benim için gerçekten çok yorucuydu.Ama Özge'den kurtuluş yoktu.Telefonu açtım ve cevapladım.
"Efendim Özge'
'Kızım ne kadar meraklandım haberin var mı?Şuan iyi misin?Eğer yardıma ihtiyacın varsa gelebilirim.Aslında gelecektim ama evinin adresini bilmiyordum.Bileğin nasıl?'diye taramalı tüfek gibi ardı ardına saydırdı.
'Derin bir nefes al ilk önce.Yardıma ihtiyacım yok ve iyiyim.Muhtemelen yarın gelmem okula bileğimin iyileşmesi için.Beni özleyeceğini biliyorum ama merak etme pazar günü özlemimizi gideririz.'
'Eğer bileğin acıyorsa gitmeyiz partiye.Senden önemli değil.'
'Yok yok.Ben iyiyim.Gideceğiz.Hem o okuldaki ilk ve son partimi kaçıramam.Hem senin de son partin.'
'Tamam bir de bana evinin adresini mesaj atar mısın?Sen istemesen de iyi olduğunu görmem gerek.'
'Gerçekten iyiyim.'
'Olabilir ama ben rahat edemem görmeden.'
'Tamam atıyorum mesaj'
'Tamam hadi canım kankişkom seni öpüyorum.'
'Ben de seni Özge'
dedim gülerek ve kapattım.Özge gerçek bir dosttu.Şu 4 günde bile bu anlaşılabiliyordu.Sanırım asla kaybetmemem gereken sayılı kişilerden biriydi.
Özge gelene kadar telefonumla i********:'da dolaşma kararı aldım.
Eski okulumdaki kızların barda sarhoş bir şekilde dans etme videolarını iğrenerek izliyordum.
Onlarla da hiç anlaşamazdım.Biraz da keşfette dans videoları izledim.Bir tanesini izlemeye başladığımda hipnotize olmuş gibi kendimi izlemekten alıkoyamıyordum.15 dakika boyunca videoları izlemeye devam ettim.Sonra kapının zili çaldı.
Özge gelmişti.Derin bir nefes alıp ayağa kalktım.Hafif topallıyordum ama sorun yoktu.No problem yani.
Kapıya gittim ve açtım.Özge'nin endişeli yüzüyle karşılaştım.
"Hoşgeldin."
"Hoşbuldum"diyip bana sarıldı.Ben de kollarımı yukarıya kaldırıp karşılık verdim.
"Hadi gel içeri"dedim.Özge içeri geçerken kapıyı kapadım ve onu takip ettim.Salona geçip tekli koltuğa oturduğunda ben de üçlü koltuğa geçip yayıldım.Valla çok yorulmuştum.Hiç kusura bakmasın.
"Telefonda iyiyim falan dedin ama ben inanmıyorum iyi olduğuna.Her şeyi baştan anlat bir."
diyerek konuşmaya başladı.
"Gerçekten iyiyim.Sadece düşmüştüm.Zaten oradaki görevli amca bana yardım etti.Eve gelip uyuya kalmışım.O yüzden mesajlarına cevap veremedim."
"Bilge öyle olmadığını biliyorum."
Ahanda yakalandım.Benim yalanım da bu kadar sürerdi zaten.Keşke bir günü tuttursaydım.
"Neyin öyle olmadığını."
"Mesela o görevli amcanın mete olduğunu biliyorum.Bana yalan söylemene gerek yok.Bana güvenebilirsin."
"Mesele sana güvenip güvenmem değil.Ben sana şu 4 günde fazlasıyla güven duydum.Sadece insanların benim endişelenmesini sevmiyorum.
Hem sen nasıl biliyorsun bakayım?"
"Kerem telefonla Mete'yi aramıştı teneffüste.Ben de arkasındaydım.
Ne yaptın Bilge'ye falan diyordu Kerem.Ben de oradan hop anladım meseleyi."
"Ne zeki kızsın bakayım sen."diyip güldüm.
"Sen onu bunu bırak da anlat tam olarak ne oldu."
"Of.Hatırlamak istemiyorum ama."
"Oflamak yok.Hemen anlat!"
"Ben şimdi okuldan çıkayım derken kendimi bir anda yerde buldum.Bir baktım düşmüşüm.Olamaz dedim.
Nasıl düştüm dedim."
"Lafları uzatarak asıl olayı anlatmaktan kaçamazsın."
"Of tamam.Ayağım çok acıyordu.
Ortalıkta yardım edecek kimse yoktu.Bir anda Mete çıktı.Sonra ondan yardım istedim.O da beni umursamadan gitti.Ben de sinirlendim şerefsiz diye hakaret ettim ona.Sonra o da sen dersini almamışsın dedi ve beni tüm bahçe sürükledi.Bacağımın her yeri acıyordu.Sonra otoparka geldiğimizde ona bir çift laf edip yumruğu bastım ve bayıldım.Bir açtım gözlerimi yatağımdayım."dedim.Anlatmak beni çok yormuştu.
"Oha!Ben bu çocuğu döverim. Psikopat mıdır nedir!Seni evine o getirdi herhalde.Değil mi?"
"Bilmiyorum ama o diye düşünüyorum."
"Ben de öyle düşünüyorum.Bakayım bacağına.Çok mu kötü?"
Bacağımdaki pijamayı sıyırıp gösterdim.Gerçekten daha bir iğrenç duruyordu bu açıdan.
"Iy!Kapa kapa!"
"Sağ ol ya!"diyip güldüm.
"Oraya pansuman yapalım."
"Hayır gerek yok.Bir krem var onu süreceğim."
"Tamam.Umarım hemen geçer."
"Aman boşver.Bir şey soracağım.Sen bu gece bizde kalsana.Hayır deme sakın.Lütfen."diyip yavru köpek bakışlarımı gönderdim.
"Anneme sormalıyım.Bir saniye."diyip birine mesaj attı.Muhtemelen annesiydi.
"Eğer hayır derse seni tutsağım yapacağım.Bunu bilmiş ol!"
Bu lafım üzerine sadece kahkaha atmıştı.
"Bekle burada bir dakika.Abur cubur getireceğim."
"Sen dur.Ben getiririm."
"Hayır.Sen tutsağımsın.Otur!"
"Tamam.Hadi.Bekliyorum."dediğinde ayağa kalktım.Mutfağa doğru gittim ve gizli zulama ilerledim.Annem sağlıksız beslenmemi onaylamıyordu ama bilmesine gerek yoktu ;) Tencerelerin olduğu dolabın en görünmez yerindeki bir tencerenin içindeydi benim canlarım.Zaten bir sürü tencere olduğu için annem onu kullanmıyordu.Bu yüzden benim gizli zulam oradaydı.Cips ve çikolatlarımı oradan çıkarıp masanın üstüne koydum.Buzdolabından da kola çıkardım.Dolaptan iki bardak da çıkarınca bu iş tamamdı.Cipsleri falan tek tek açıp tabağa koyamazdım ben.
Çok uzun işti.Hem ne gerek vardı?
Çıkardıklarımı tepsiye koyup salona gittim ve sehpaya koydum.
"Pek hamaratmış kızımız."diye dalga geçti Özge benimle.
"Tabi.Ne sandın."
"Bu arada annem izin verdi kalmama."
"Ahanda işte budur.Akıyor muyuz gecelere?"
"Kesin akıyoruz."
O sırada aklıma anneme haber vermek geldi.İzin vereceğini biliyordum zaten ama şaşırmasın gelince.Telefonumu çıkarıp hemen mesaj attım.Anneme de mesaj atınca cevabı 10 saat sonra gelirdi.Bu yüzden beklemek zorundaydım.
Cips ve çikolata paketlerini açıp Özge'ye "yesene hadi."dedim.
Cipsleri yemeye başlayınca Özge de konuşmaya başladı.
"Bundan sonra ne yapacaksın?Yani Mete olayında."
"Hiçbir şey yapmayacağım ama öncelikle ona öfkemi kusmam gerekiyor.Çünkü çok sinirliyim ona karşı.Bir insana yapılmaması gereken şeyleri bana yapıyor.Ve buna bir son vermesi gerek.Çünkü karşılık verememek gurumumu inciltiyor."
"Kesinlikle son vermesi gerekiyor.Sen bir de önce yaptıklarını görseydin.Şeyi asla unutamıyorum. Geçen sene okulun çıkışında bir çocuğu ölesiye dövüp sonra bıçaklamıştı.
"Oha.Lan valla bu manyak.Çocuk öldü mü bari?"
"He yok.Yaşıyor."
"Ee bu çocuk Mete'den şikayetci olmadı mı?"
"Oldu ama hiçbir şey olmadı. Parasıyla olayı örtmeyi başardı. Her zaman sıyrılıyor zaten bir şekilde."
"Adaleti parasıyla satın alması çok alçakca.Umarım bir gün parasıyla satın alamayacağı bir şey karşısına çıkar."
"Katılıyorum."
"Bir şey soracağım.Mete neden böyle?
Yani onun gibi olanlar genellikle yaşadıkları bir olaydan dolayı öyleler."
"Emin ol şu 3 yıldır ben de bunu sorguluyorum.Ama kendi çetesi dışında kimseyle konuşmuyor.
Çetesi de kimseye anlatmaz.Yani demeye çalıştığım o anlatmadığı sürece bilemezsin."
"Anladım.Sen onunla nasıl 3 sene geçirip delirmedin?Açıkcası ben daha 4 günde bıktım."
"Aslında ona bulaşmadığın sürece hiçbir sorun olmuyor.Ama ona bulaşırsan hata yapmış olursun.Peşini bırakmaz.Sana yaptığı gibi."
"Onu anladım zaten."
"Bak Bilge.Bu çocuk manyak.İkimiz de biliyoruz.Bu yüzden ondan uzak dur.
"Üzgünüm ama kesin cevap veremem.
Benim ne yapacağım belli olmaz."
"Kız kırarım bacaklarını.Uzak duracaksın ben dediysem."
"Peki anne."
Anne demişken aklıma annem geldi.Ne garip değil mi?Telefonumu açıp annemden mesaj gelmiş mi diye baktım.Bingo!Mesajı açıp okudum.
GÖNDEREN:Annem
Tabi ki kalabilir.Hem zaten ben bunu gelemeyecektim.Tek kalmaman içimi rahatlattı.Keyfinize bakın.
Ona öpücük yollayıp kapadım.Oh ne güzel!Annem de eve gelmediğine göre rahat rahat takılacaktık.
"Özge annem bugün eve gelmeyecekmiş.Rahat rahat takılabiliriz."
"Tamamdır."
"Şimdi plan vakti!Sen şu televizyonun altındaki çekmeceden filmlere bak.Ben de üst kata çıkıp sana pijama getireyim."
"Tamam.Merdivenlere dikkat et."dedi gülerek.Bu hiç komik değildi.Tabi düşen,acıyı çeken bendim.Gözümü devirip yukarı çıktım.Dolabımı açıp mavi ayıcıklı pijamamı aldım.Odadan çıkıp annemin odasına girdim ve makyaj masasının üstünde duran yara kremini aldım.Pijamamı sıyırıp dikkatlice sürmeye başladım.
Gerçekten sürerken bile çok acıyordu.
Allah bilir sürdükten sonra ne kadar acıyacaktı.Bu arada sanırım yaralar için kremin yarısını bitirmiştim.Eee o kadar yaraya anca yetiyordu.Mal Mete!
Mavi pijamamla aşağı indim.
Bacaklarım yanmaya başlamıştı.Hani acı biber yiyince ağzınız yanar ya.O
yanma bacaklarımdaydı.Ee çekilecek
çilemiz varmış demek ki.
Filmlere bakan Özge'nin üzerine pijamaları attım.Attığım pijama yüzüne denk gelince korkmuştu.
"Sağ ol valla!"dedi sitemkâr bir ses tonuyla.
"Rica ederim."
"Bence bunu izleyelim."diyip elindeki
'Yapay Oyun' filmini gösterdi.
Konusunu biliyordum ama izlememiştim daha önce.
"Tamam,olur."diyip ışıkları kapattım ve Özge'yle beraber dörtlü koltuğa yayıldık.
Film bittiğinde gerçekten kendimi salakmışım gibi hissediyordum.Ünlü matematikçi Alan Turing'in 'Enigma'yı nasıl çözdüğünü anlatıyordu.Böyle dahilerin olduğu filmleri izleyince kendimi sorguluyorum.Keşke ben de böyle bir zekaya sahip olabilseydim. Neyse. Kıskançlığa lüzum yoktu.
Özge bana dönüp "Beynim durdu." dediğinde gülüp onu onaylamıştım.
Telefonumu çıkarıp saate baktığımda 6 olduğunu öğrendim.Oh ne güzel!Daha bir sürü zamanımız vardı.Acaba ne yapsaydık?
Özge de benim düşüncelerimi okumuş gibi "Ne yapsak?"diye sordu.
"Düşünmeliyim."dedim.
Dışarıya baktığımda havanın kötü görünmediğine karar verdim.Ve günün en sevdiğim saati vardı.Gün batımı.Bu da demek oluyordu ki sahil kenarında yürüyüş vakti!
"Kalk kalk kalk!Yürüyüşe çıkıyoruz."
Özge bana uzaylı görmüş gibi bakıp
"Yalnız hatırlatmak isterim ki senin ayağın sakat."dedi.
"Ayy evet.Ben unutmuşum."dedim. Gerçekten unutmuştum.Hâlâ biraz acıyordu.Bu yüzden yürüyüş yapamayacaktık.Sad story ;(
Düşünmeye devam ettim.Of ama yapacak hiçbir şey yoktu!Yani gerçekten eve tıkılıp kalmıştık.
"Özge sana bir şey diyeyim malesef yapacak hiçbir şey yok."
"Evet."diyip üzgün surat yaptı.
"En iyisi i********:'da dolaşmak." diyip telefonumu elime aldım.
"Gençlik ölmüş ölmüş."diyip o da kendi telefonunu eline aldı.
Amaçsızca i********:'da boş boş dolaşıyordum.Keşfetten yemek videoları önüme çıkınca onları izledim.Yalnız bu yemek videoları sadece bana mı bağımlılık yapıyordu?
Çünkü bir tanesini izlemeye başladığımda kendimi durduramıyordum.Kaşar peynirinin o güzel patates kızartmalarına dökülüşü son nokta olmuştu benim için.
"Özgeeee!"diye bağırdım bir anda.
Benim bu bağırışım onu korkutmuş olmalıydı ki "Tövbe ya!Nee!"diye bağırıp benim gibi karşılık verdi.
"Benim tansiyonum düştü.Hatta olmayan şekerim de.Yemek istiyorum.Yemekkk!"diye yakındım.Valla o patatesler benim için son noktaydı.O muhteşem patatesler...
"Tamam, sakin ol!Sipariş ederiz ne istiyorsan."
Acaba ben ne istiyordum.Ama bu soruyu kendime sorarsam bir sonuca ulaşamazdım.
"Sen ne istiyorsun?Eğer bana kalırsa ben karar veremem."
"O zaman hamburger yiyelim."
"Tamam.Sen söylersin canım benim. Büyük boy olsun benimki."
"Heyy!Neden ben?"
"Çünkü isteyen sensin."
"Seni şeytan.Seç diyen sendin.Öyle olsun."diyip telefonunu çıkardı. Özge telefondan sipariş ederken ben de koltukta yayılıyordum.Valla bugün üşengeçliğim üstümdeydi.Bedenim çok yorulmuştu.Planım yemeğimi yiyip uyumak.Özge'ye de ayıp olmazdı herhalde.
"Ettin mi kız siparişleri?"
"Hee ettim."
"Heh tamam.Şuan o kadar açım ki sen bile çok lezzetli gözüküyorsun."
"Bekle azıcık."
"Başka çarem mi var?"diyip üzgün surat yaptım.Açım,açım ve açım.
Şu sıralar zaten çok yiyordum. Sıkıntıdandı herhalde.Çünkü yapacak daha iyi bir şey bulamayınca kendimi yemeğe adıyordum.
"Aaaaaay bugün ne oldu biliyor musun?"diye Özge bir anda cırladı.Bu kızın kulaklarımla problemi neydi?
"Ne diyecektin?"
"Bak şimdi.Sen gittikten sonraki ders yani altıncı ders boştu.Emirler grup kurmuş konuşuyorlardı.Ben de kantine inecektim ama yolu kapamıştı Emir.Sandalyede oturuyordu.Önünden geçmem gerekiyordu.Ben de onun önünden geçeyim derken birinin çantasına takıldım ve Emir'in üstüne düştüm.
Ama tam da şeyinin üstüne.Şeyinin yani.Gerçekten çok rezil bir andı.Çok utanmıştım.Bir de şey dedi 'Nereye oturduğuna dikkat et.'dedi.Ben de utancımdan özür dileyebildim sadece.
Hayatımın en rezil anlarından biriydi."diyip tek nefeste bitirdi.
"Iyy yazık sana valla.Ben de senin yerinde olsam ben de utanırdım.Bir de şeyinin üstüne oturmuşsun.Iyyy!"
dedim.
"Valla harika moral veriyorsun."diyip göz devirdi.Sonra devam etti."Ama iyi tarafından bakıyorum.En azından bir diyalog geçti aramızda."
dedi heyecanla.
"Aşktan delirmişsin sen.Hevesini kırmak gibi olmasın ama sen ona diyalog mu diyorsun?"dedim. Haklıydım yani.
"Yaa ama.Sen ne anlayacaksın aşktan?
Eğer anlasaydın bana hak verirdin."
"Valla haklısın.Malesef aşktan anlayamıyorum.Bak sana ne anlatacağım şimdi.Bir kere sevgilim olmuştu.Yani ona aşık değildim.Sadece hoşlantıydı.İşte çıkıyorduk onunla.1 hafta geçmeden benden ayrıldı.Neden biliyor musun?Bir sevgili gibi değil,arkadaş gibi davranıyormuşum ona.Haklı ama elini bile tutmuyordum.Yanlışıkla kanka demiştim.Ama gerçekten ağzımdan kaçmıştı." dedim.Ah o anılar yok muydu!
Özge bu anlattıklarımı gülerek dinlemişti.Ama hâlâ gülüyordu.Üzdü bu beni ;(
"Ya kızım deli misin sen?Kanka ne?"
diyip gülmeye devam etti.
"Ya ama ne bileyim ben bir sevgiliye nasıl davranılacağını?Hâlâ aynıyım bence.Bu yüzden asla bir sevgilim olmayacak.Ama bilemiyorum.Ben sevgiliye arkadaş gibi davranırım yani.Çünkü benim için sevgililik önemli değil.Benim için arkadaşlık önemli.Gerçekten benim algılarımda arkadaşlık daha büyük.Sevgilimden elbet bir gün ayrılacağımı biliyorum ama arkadaşlık-eğer gerçekten arkadaşsanız-sonsuza kadar sürer."dedim. Ben biriyle sevgili olmak istemiyordum çünkü 2,3 ay sonra ayrılacağını biliyordum.Boşuna kendimi üzecek kadar aptal bir kız değildim.
"Bak ben sana bir şey diyeyim.Bu anlattıkların gerçek aşkla karşılaşmadığın için.Tabi ki arkadaşlık da önemli ama emin ol aşkı bulduğunda sevgililik kavramı senin için daha önemli olacak."dedi Özge.
"Ay çok ciddi konuştun.Bu bana fazla geldi."dedim.
"Lafı dolandır hemen.Ama anladın sen benim ne demek istediğimi."diyip göz kırptı.
"Hııı"diyip gıcık yüz ifadesi yaptım. Bunu yaparken nasıl iğrenç gözüktüğümü Özge de anlamış olmalı ki "Iy düzelt o tipini.Psikolojimi bozdun."dedi.Ben de normal halime döndüm.O sırada kapının zili çaldı. Muhtemelen hamburger aşkım gelmişti.
"Hadi run!"diye bağırdım Özge'ye.
"Emredersiniz komutanım."diyip ayağa kalktı.5 dakika sonra elindeki poşetlerle geldi.Birini bana verip koltuğa oturdu.Kutuları açıp yemeğimş yemeye başladım.Avını yakalamış bir aslan edasıyla yemeğimi yiyordum.Ama o patates kızartmaları yok mu...Anlatılmaz yaşanır yani.
Yemeğimizi yedikten sonra Özge çöpleri attı.Yani ev sahibi oymuş gibi olmuştu biraz ama ben sakatım. Lütfen yani tek neden sakat olmam.Yemekten sonra dizi falan izlemiştik.Şuan ise çok yorgundum. Saate baktığımda 10 olduğunu öğrendim.
"Hadi her şey için teşekkürler.Bana iyi baktın.Şimdi uyku vakti. Pijamalarını al ve beni takip et."dedim.
Yukarı çıktığımızda odama gittik. Aslında bir tane misafir odası vardı ama çarşafları üzerinde değildi. Ee ben de sakat olduğum için uğraşamazdım.Bu yüzden birlikte yatacaktık. Yatağıma kendimi bırakıp üzerime çarşafı çektim. Özge de üzerini giyinip yanıma geldi.Neyse ki yatağım 2 kişilikti.
"Vereceğim rahatsızlıktan dolayı şimdiden özür dilerim.Üzerine çıkarsam itekle beni.Uyanmam zaten."dedim.Üzerine çıkardım kesin ben.Çok dağınık yatardım.Uykum da derindi zaten.
"Yok ne sorunu.Uyu hadi.İyi geceler canım kankişkom benim."dedi.
"İyi geceler sana da."diyip kendimi uykuya bıraktım...