4-NEFRET

3004 Words
Dün yorucu fakat eğlenceli bir günün ardından eve gelip kendimi uykuya bırakmıştım.Kendisi beni çok yormuştu ama eğlendirmişti de.Hem istediğim elbiseyi de bulmuştum.Keyfime keyif katmıştım. Evren bu mutluluğumu bozmazdı inşallah. Şu an ise pijamalarımla yatağımın üzerinde oturmuş sosyal medyada dolaşıyordum.Saat sabahın 5'ydi ve ben kargalar dışkısını yemeden kalkmıştım.Yapacak bir şey yoktu.Belki erken hazırlanıp kendime güzel bir kahvaltı hazırlarım diye düşündüm ve yataktan kalktım.Dolabımın kapağını açıp bir göz gezdirdim. Elime beyaz bir kazak ve kot pantolon aldım. Üzerimi giyinip saçımı tepeden at kuyruğu yaptım.Çalışma masamın üstünde duran kolyemi aldım.B harfinin altından yıldız sarkan bir altın kolyeydi.Yıldızlara karşı zaafım vardı.Dünyadaki tüm yapay ışıklar, yıldızlardan gelen asıl ışıkları görmemi engelliyordu.Ne zaman dağa veya kırsal alanlara gitsem yıldızlar hep beni etkilerdi.Parıltıları içime hayat parçaları düşürürdü.O kadar çok ve büyüleyicilerdi ki asla tam olarak betimleyemezdim. Kendi kendimi mutlu etmeyi başarmıştım. Havada süzülerek çantama doğru gittim.Çantamın içine mavi kapaklı bir defter atıp odadan çıktım.Merdivenleri hızlı hızlı iniyorken bir anda kaydım.Dikkatsizliğime lanet okuyacakken acı bir şekilde popomun üstüne düşmüştüm.Öyle bir düşmüştüm ki popomdaki tüm hücrelerim bana bela okuyordu.Moraracağına adımı basarak korumalığa tutundum ve ayağa kalktım. Popomdaki sızının ardından ayağımda hafif bir acı dalgası baş gösterdi.Bir bu eksikti! Hafif acıyan ayağımla mutfağa ulaşmayı başarabilmiştim.Annemi yemek yaparken görünce bir anda acılarımı unuttum.Yandan baktığımda sabah sabah nasıl bu kadar güzel olabildiğini düşünmüştüm.Zira ben aynaya baktığımda aynadaki yansımanın ben olduğumu anlamam bir hayli uzun sürüyordu. "Anne."diye seslendim çünkü hâlâ beni farketmemişti.Hep işine odaklı biri olmuştur.Kimin annesiydi işte be! "Efendim tatlım."dedi bana dönerek.Yüzündeki sabah gülümsemesi eksik değildi. "Ben kahvaltı hazırlardım.Kalkmana gerek yoktu."dedim tatlı biçimde kızarak.O kadar yoruluyordu,bir de benim için kahvaltı hazırlamaya çalışıyordu. "Kaç gündür konuşamıyoruz.Seni özledim,kuzum benim.Hem seninle bir anne kız kahvaltı yapalım dedim."dedi ve göz kırptı. "Sen nasıl istersen."diyip yanağını öptüm.Kadının yanağı bile kusursuzdu. Yemek masasına oturduğumda annem tavadaki sebzeli krepleri tabağıma koydu.Sebzeli krep kadar güzel bir kahvaltı yoktur diyemezdim çünkü mısır gevreğini daha çok seviyordum.Özellikle meyveli olanları. Krebimi dürüm haline getirip ısırmaya başladım.Bıçak ve çatal kullanarak görgü kurallarına uyacak kadar tok değildim. "Ee kızım.Okulun nasıl gidiyor?Arkadaşın var mı hiç?"diye sordu karşımdaki sandalyeye oturarak. Sanırım sorgu zamanı gelmişti. "İyi gidiyor.Özge diye biriyle tanıştım. Çok tatlı bir kız."dedim.Mete olayını anlatacak kadar akılsız değildim.İşleri yoğunken bir de benim için endişelenip kafasını meşgul etmesini istemiyordum. İşte,bu kadar da düşünceli bir kızı vardı. "Bir gün tanışmak isterim."dedi annem ağzına bir lokma bir şey atarak. "Tanıştırırım.Kesin çok seversin.Bir de şey vardı.Sana söylemeye fırsatım olmadı.Bu hafta sonu her sene okulun düzenlediği bir balo varmış.Gidebilir miyim diye soramam çünkü hayır deme şansın yok.Elbisemi aldım bile."dedim tek solukta her şeyi açıklayarak. "İnsanlarla kaynaşman beni mutlu eder.Tabi ki gitmelisin."dedi gülümseyerek.Bunu duyan da asosyal olduğumu sanacaktı.Aslında sosyaldim fakat her zaman tek kişiyle takılırdım.Şimdi o da olmadığına göre asosyal olabilirdim. Önümdeki krebe odaklanıp bir ısırık daha almıştım ki annem konuşmaya devam etti. "Ee,okulda hiç yakışıklı yok mu?"diye sordu normal bir soruymuş gibi. "Bilmem vardır belki.Varsa da beni ilgilendirmez." dedim net bir ifadeyle.Bunca derdimin arasında bu işlerle uğraşacak kafam yoktu. "Farkedersen söyle."diyip göz kırptı.Evet,anormal bir annem olduğunu biliyordum.Hiç bir zaman erkeklerle iç içe olan biri olmamıştım.Utangaçlığımdan kaynaklanmıyordu bu durum,sadece bana saçma geliyordu.İki,üç ay sonra ayrılacağım biriyle sonsuz bir aşk yaşıyormuş gibi davranmak saçmalıktı. Zamanım,hayatımdaki aşk miktarını artıracak kadar kısa değildi.Bu yüzden bu durumlara düşmekten kaçınırdım. Masanın üstünde duran peçeteyi alıp ağzımı sildim. "Sohbetine doyum olmaz.Benim gitmem gerek."dedim.Eğer biraz daha durursam bu konu "Sen gençsin,sevgilin olmalı" konularına uzayacaktı. Yanına gidip yanağından öptükten sonra çıkış kapısına yöneldim.Acıyan ayağımla biraz zor olsa da başarmıştım.Askılıktan siyah montumu giydikten sonra kapıyı kapadım ve taksi durağına doğru yola koyuldum. Sınıfın kapısından girmeyi başarmıştım sonunda. Taksi durağında taksi kalmadığı için bir süre beklemek zorunda kalmıştım.Bazen diyordum,bana bir şoför lazımdı.Daha sonra ruhumun daralacağına kendimi ikna ettim.Birinin benim etrafımda dönmesi, benim için hiç alışıldık bir şey değildi. Her zamanki gibi çantamı rastgele sıramın yanına attım.Bugün erken gelmiştim.Dersin başlamasına 20 dakika vardı.Bu 20 dakika benim için büyük bir zaman demekti.Bu nedenle tabi ki başımı sıraya koyup uyumaya çalıştım ama sadece çalıştım.Çünkü dakikalar geçtikce sınıfa insanlar geliyordu.Ne kadar çok insan o kadar çok gürültü demekti. Uyuyamayacağımı anlayıp kafamı kaldırdım.Canım çok sıkılmıştı.Özge'nin de ne zaman geleceği belli olmuyordu.Etrafımda göz gezdirip kimlerin sınıfta olduğuna baktım.Ceyda telefonunun aynasını açmış bordo rujunu sürüyordu.Hafif renkler sürerek okul kültürüne uyum sağlamak yerine inatla dikkat çekmeye çalışıyordu.Okulun zaten umrunda olduğunu düşünmüyordum,sadece paraya bakıyorlardı. Sabah sabah göz zevkimi daha fazla bozmamak adına bakışlarımı ondan çektim.Tam cebimden telefonumu çıkarıp Özge'yi arıyordum ki Özge sınıfa girdi.Ah,bendeki bu şans da kimsede yoktu. "Günaydıınn!"diye neşeyle bağırdı.Bugün baya neşeli gibiydi.Etrafa deliler gibi gülücük saçmasından ve gözündeki pırıltılardan anlayabiliyordum. "Günaydın.Bu neşenin sebebini sorabilir miyim?"dedim merak dolu bekleyiş içinde. "Bilmem.Sorabilir misin?"dedi 32 diş sırıtarak.Kafamı onaylar biçimde yukarı aşağı salladım.Ne biçim bir soruydu! "Tamam.Söylüyorum."diyip kulağıma doğru yaklaştı. "Emir bana sosyal medyadan istek atmış."dedi kısık ama bir o kadar da heyecanlı bir sesle. "Yılın olayı."diyip güldüm. "Yaa!Dalga geçme."dedi yakınarak. "Bu işlerden pek anlamam fakat bunca seneden sonra şimdi atmasının bir anlamı vardır."dedim düşüncelerimi belirterek.Bu işin arkasında bir teşvik edici biri olmalıydı.Onca yıl bu kızı görme,gel şimdi ona istek at. "Bence de.Boş yere umutlanmak da istemiyorum ama bir mutlu oldum."dedi gülüşünü daha da genişleterek.Ağzı yırtılmasa iyiydi. "Boş yere umutlanmıyorsun.Hem bence çok yakışıyorsunuz."diyip gaz verdim. "Yakışıyoruz değil mi?"dedi gülümseyen yüzüyle uzaklara doğru dalarak.Hülyalı bakış bu olsa gerekti. Parmaklarımı şıklatıp "Hey!"dedim. "Efendim?"diyerek daldığı hayal aleminden çıktı. "Sana bir şey soracağım."diyince merakla cümlemin devamını getirmemi bekledi. "Emir'i ne zamandır seviyorsun?"diye sordum. Bir süre sustu ve düşündü.Sonra komik bir şeyi hatırlamış gibi gülümsedi. "Lisenin ilk gününden beri."diyince içimden "Yuh" dedim.Sabır ve istikrarın canlı hali karşımdaydı. "Yuh yani.Hiç mi vazgeçmedin?"diyerek inanamadığımı dile getirdim.Şaşırmıştım açıkcası.Ben birinin peşinden koşamazdım. "Vazgeçmedim.İçimde hep bir umut oldu.Hâlâ da var.Bazen onu böyle uzaktan sevmekten yoruluyorum ama ertesi gün yine her hareketini hayranlıkla izliyorum."diyince takdir ettim.Büyük aşktı valla.Bu yaşta aşkları yapay bulurdum fakat bu kızınki gerçekti. "İşte,aşk insanı.Bak,ben hissediyorum.Birlikte olacağınız günler çok yakın."dedim.İçimden gelmişti ve hislerime güvenirdim. "Umarım."diyip gülümsedi. Sarışın hocamız içeri girince konuşmamız da bitmiş bulunmaktaydı. Beş dersin sonunda öğle teneffüsü olmuştu,şükürler olsun ki.Bu kadar ders insanı oldukca yoruyordu. İnsandım ben insan! Özge'yle yemek almak için kantine iniyorduk. Yemekhaneye de gidebilirdim fakat tercih etmemiştim.Yemediğim yemekler, yediğim yemeklerden fazlaydı.Hem güzelim sağlıksız yağlı yiyecekler varken kim yeşil şeyler yer?Ben değil,orası kesindi. "Hadi ben çok açım,gidelim ne olur!"diye yalvardı. Bunu derken de beni sağa sola sallamayı unutmamıştı.Al ya,senin olsun omzum! "Sallamazsan kalkabileceğim!"diye sitem ettim. Ayağa kalkınca kolumdan çekiştirerek koridora çıkardı. "Hadi daha hızlı.Sıra beklemek istemiyorum."dedi vahşice.Önüne çiğ et koysam onu da yerdi şu an. "Günlerdir açsın herhalde."dediğimde cevap olarak 32 diş sırıttı. Merdivenleri yavaş yavaş iniyordum.Özge'ye gıcıklık olsun diye değil,sabahki kazamda sakatlanan ayağım yüzündendi.Zorlamak istemiyordum çünkü daha çok acıyabilir,iyileşme süresi uzayabilirdi. "Yaaa.Biraz daha hızlı ol!Valla bayılacağım şuraya!" dedi ağlamaklı bir yüzle.Acaba bu kız Survivor'a gitse ne olurdu?Bence açlıktan takım arkadaşlarını falan yerdi. "Olamam.Sabah düşmüştüm ve ayağım acıyor."diyip sakat ayağımı salladım. "Aaa geçmiş olsun.Sen yavaş yavaş in o zaman,ben gidiyorum."dedi ve koşarak indi kantine.İnsan bir yardım edeyim mi diye sorardı Yok ama nerede!Satıcılıkta Özge gibi olmak gerekiyordu.Bitmeyen merdivenlere sövdüm.Bu 12.sınıflar neden hep en üstte olur ki? Kantine geldiğimde önce kantin sırasına baktım.Çok uzundu ve ben bu sıraya girip beklemek yerine bitmesini bekleyip girmeye karar verdim.Açlıktan beynim uyuşmuş olmalı ki kendi düşüncelerimi bile anlayamaz hale gelmiştim. Gözlerimle etrafı Selena gibi tararken Özge'yi buldum.Masada oturmuş hamburgerini yiyordu. Yanına gidip önündeki sandalyeye oturdum. Masanın üstünde bir tane daha hamburger vardı.Bana almıştı herhalde,ultra düşünceli muhteşem arkadaşım.Ne mükemmel biriydi! "Afiyet olsun.Bunlar da benim herhalde?"diye sordum.Ağzımdaki salyalar ve coşmuş midemle hamburgere bakıyordum. "Hayır benim."diye itiraz edince gözlerimi pörtleterek baktım. "Yuh ama ya!Hepsini nasıl yiyeceksin?"dedim küsmüş bir çocuk gibi.Açken sen,sen değilsin. "Şaka şaka.Sana aldım.O kadar da aç bir insan değilim."diyip hamburgerinden ısırık aldı. "Ne kadar kaliteli bir mizah anlayışın var senin.Allah razı olsun."diyip sırıttım.Önümdeki hamburgeri alıp büyükce ısırdım.İşte,yaşamak bu demekti. Hamburgerlerinizi hızlıca yedikten sonra midemde bir çöküntü hissediyordum.Sıcak ve hamurumsu şeyleri hızlı yersem olacağı buydu. "Bahçede dolaşalım mı azcık?"diye sordu.Ayağım acıyordu ama "bana acı işlemez moruq" falan dedim içimden.Daha sonra mallığıma güldüm.Ayağım acıyordu ama Özge'yi kırmayacaktım.Böyle de nazik biriydim. "Olur.Yağ yakalım azcık!"diyip karnımı gösterdim. Kantinin yanında hemen bahçeye açılan kapı olduğu için oradan çıktık.Çıktığım anda hafif bir soğukluk yüzüme çarptı.İçim açılmıştı resmen. "Havalar da soğudu."dedim derin bir nefes alarak. Soğuk havalarda taze oksijen varmış gibi hissediyordum. "Evet ya,hiç kış insanı değilim."dedi ellerini göğsünün altında birleştirerek.Üşümüştü sanırım. Gözlerimle etrafı tararken midemi bulandıracak derecede iğrenç bir sahneye tanıklık ettim. "Iyy."diye sessizce mırıldandım.Özge de bunu duymuş olmalı ki bana döndü. "Ne oldu?"diye sordu hemen.Gözlerimle Mete ve Ceyda'nın iğrenç yiyişme sahnelerini gösterdim. Evet,resmen kızı yiyordu çünkü buna öpüşme denemezdi.Iyy,valla midem bulanmıştı! Hem Mete derslerde yoktu.Ne ara gelmişti bu varlık? "Iyy."dedi Özge de.Benimle aynı şekilde tepki vermesi beni güldürmüştü. "Ay valla daha demin yediklerimi çıkaracağım. Yiyişmeye geliyor okula sanırım."dedim yüzümü buruşturarak. "Midem kalktı şu an,hatta halay çekmeye bile başladı."dediğinde sesli biçimde güldüm.Oksijen kafa yapmıştı. "Herhalde Mete bugün dışarıdan kız bulamadı okuldakilere göz koydu.Ceyda da dünden meraklı zaten."dedi iğrenerek.Bir insan, kendini kullandırtacak kadar nasıl alçalabilirdi asla anlamayacaktım.Gururuma tersti. "Bu kız gerçekten salak.Üzülen yine o olacak."dedim. "Tamamen haklısın."diyip kafasını salladı.Ceyda Mete'nin yanından ayrılıp kalçası çıkıkmış gibi arkadaşlarının yanına yürüdü.Acaba nasıl öyle yürüyordu?Ben de mi denesem? "Aman kendi bilir.İçeri gidelim gel."dedim.Özge de kafasını tamam anlamında salladığında içeri geçtik.Kantinin içinden hemen merdivenlere ilerledik.Merdivenlerin önüne geldiğimizde bir kere daha lanet ettim şu merdiveni yapana. "Of bıktım valla ya!Ben bence bu merdivenlere oturayım.Okul bitince sen çantamı da al gel.Ben bu merdivenleri çıkmak istemiyorum çünkü."diye yakındım.Çok bunaltmıştı bunlar beni. "Hayaller aleminde yaşamayı bırak canım benim.10 dakika sonra zil çalacak ve ders fizik."dedi ve beni kalbimin ortasından vurdu.Ders fizik mi?Hadi ama kim son saatlere fizik koyar ki?Bu bir insan olarak bana haksızlıktı. Oflayıp ayağa kalktım ve merdivenleri çıkmaya başladım.Her basamakta lanet okuyordum ki çişimin geldiğini hissettim bir anda.Bir anda nasıl geldiğini ben de bilmiyordum. "Özge,benim çok çişim geldi ben tuvalete gidiyorum."dedim.Sanırım biraz yüksek sesle söylemiştim çünkü merdiveni inen 2-3 kişi bana uzaylıymışım gibi bakmıştı.Ne var yani çişim geldi derken sesim fazla çıktıysa?Sanki onlar işemiyordu. İnsanlar da bir garipleşmişti şu sıralar. "Tamam sen git.Ben sınıftayım."dedi ve merdivenleri çıkmaya devam etti. 11.sınıfların tuvaletine gittim.Tuvalete girdiğimde önce aynada kendime baktım.Bu bir takıntı olmuştu artık.Yerlerde ıslaktı.Kaymazdım umarım. Boş bir tuvalet bulup girdim ve çişimi yaptım.Çıkınca elimi mango kokulu sabunla yıkadım.Valla çok güzel kokuyordu.İnsanın kokladıkca koklayası geliyordu. Suyu açıp elimi yıkadım.Ben soğuk su olur diye düşünmüştüm ama sıcaktı.Zengin okul sonuçta. Islak ellerimle dışarı çıktım.Genellikle elimi kurulamazdım.Çünkü ben garip kuralları olan takıntılı biriydim. Tuvaletten çıkıp dikkatli adımlarla merdivenlere gittim.Ayakkabımın altı ıslanmıştı ve muhteşem bir şekilde kayıyordu.Şahsen ben düşmek istemezdim bir daha.Bir günde bir tane düşme vakası yeterdi ama evren keyfimi bozmakta ısrarcıydı. Dikkatli bir biçimde merdivenleri çıkarken merdivenlerden hızlı hızlı inen bir ayı bana çarptı.Dengemi kaybedip düşecekken biri beni tuttu dememi bekliyordunuz değil mi?Tabi ki de kimse tutmadı.Dengemi kaybettim ve düştüm. Bu seferki sabahkinden daha beterdi.Sabahtan beri hafif hafif acıyan ayağım şuan sanki kesip atsam daha az acırmış gibi zonkluyordu.Ayağımdaki sinirler acıdan coşmuştu. "Ay,çok özür dilerim.Ben göremedim.İyi misin?Revire götüreyim seni gel."dedi bana çarpan çocuk. "Ben senin..."diye içimden sövmeye başladım. Merdivenin yanına tutunarak kalkmaya çalıştım ve başarmıştım da.Onun pek suçu olmamasına rağmen sinirliydim.Çocuğa ölümcül bir bakış atıp "Ben kendim giderim."dedim.Bu cümlenin altında yatan küfürleri bakışlarım ve ses tonumdan anlamıştır diye düşünmüştüm.Anlamadıysa seve seve dışardan da derdim. "Tekrar özür dilerim."dedi üzgün gözlerle ve gitti.Ama sen niye gittin ki şimdi?İnsan bir ısrar ederdi,belki blöf yapmıştım. Elimle hâlâ merdivenin yanından destek alıyordum.Eğer tutmayı bırakırsam yere düşerdim muhtemelen.Bu merdivenleri ölsem çıkamazdım artık ama asansöre binebilirdim.İlk kez okuldaki asansör işime yarayacaktı.Ağırlığımı sağlam olan ayağıma vererek yürümeye başladım.Buna rağmen bileğim acıyordu.Umarım ciddi bir şey değildir.Bu benim için hiç iyi olmazdı çünkü hem dans yarışmasına hem de baloya katılmam gerekiyordu. Asansörün önüne geldiğimde düğmeye bastım.Şimdi sıra beklemekteydi.Beklemeyi hiç sevmezdim ama insanları bekletirdim.Bilerek yapmıyordum.Benim zaman algım diğer insanlarınkine uymuyordu. Asansörün geldiğini haber veren ses geldiğinde kapıya baktım.Yavaş yavaş açılıyordu.Esra Erol'daki paravanlar aklıma gelmişti.Bir yandan acı bir yandan komik halim psikolojimi bozmuştu.Asansörün kapısı açıldığında içinden Mete çıktı.Samsung Galaxy Tab 3 açılımı yapan velet gibi 'bok çıktı' demek istiyordum.Çünkü durumumun tam karşılığı buydu.Karşısına çıkmayacağım diye karar verdikten sonra evren neden böyle bir şey yapar ki bana? Binmek hiç istemiyordum ama binmezsem korktuğumu sanabilirdi.Sırf gururumdan kaynaklı sakat ayakcığımla asansöre adımımı attım.Ondan en uzak köşeye doğru gittim.Kapı açıldığında bana kısa bir bakış atmıştı ama şimdilik bakmıyordu. Asansörü de iğrenç sigara kokutmuştu pislik!En iyisi nefesimi tutmaktı. Dördüncü kat yazan düğmeye bastım ve kapılar kapandı.Zaten 1 kat çıkacaktım.Bir anda hareket edince beynime bir ağırlık çökmüştü.Bu yüzden asansörleri sevmezdim.İki saniye hareket ettikten sonra durdu ve kapılar yeniden açıldı.Asansörden çıktığımda içime kurban olduğumun oksijenini çektim.Sigara kokusu gerçekten en nefret ettiğim şey olabilirdi.Mete,asansörden çıkıp hızlı adımlarla önüme geçti ve sınıfa girdi.Ben ise yavaş adımlarla sınıfa gidiyordum.Artık acısına alışmıştım çünkü bileğimi hissedemiyordum. Sınıfa girişimi yaptım ve Özge'yi kulağında kulaklıkla müzik dinlerken gördüm.Sıralardan destek alarak yanına gittim.Daha fazla ayakta durmayıp kendimi sıraya bıraktım bir anda.Özge beni farkedip kulaklığını çıkardı. "Neredesin kaç saattir?"diye sordu endişeyle. "Merdivenlerde biri bana çarptı ve düştüm.Hem de sabahki ayağımın üstüne."dedim kaşlarımı üzgünce yukarı kaldırarak. "Aaa revire gittin mi?İyi misin?"dedi telaşla. "Oldukça acıyor.Hem revire gerek yok ben eve gideceğim."dedim.Eve gidip krem sürsem geçerdi bence.Hem okuldan da kaytarırdım.Bir taşla iki kuş!Zaten evde kendim çalışınca da anlayabiliyordum. "Bence de git dinlen.Ama gidebilecek misin kendin?Kerem amcayı arayabilirim."dedi düşünceli biçimde. Bu kız ne kadar masum melek gibiydi ya! "Yok teşekkürler.Taksiye binerim ben.Kerem amcayı yormayalım."dedim gülümseyerek. "Bak emin misin?"diye sordu. "Eminim.Merak etme sen beni."diyerek endişesini azaltmayı amaçladım. "Tamam ama dikkatli ol.Eve gidince beni ara veya mesaj at."dedi.Ben de kafamla onaylayıp öpücük yolladım.Sabah yere fırlattığım çantamı omzuma taktım ve bismillah diyip ayağa kalktım.Yüzüm acısa da Özge'ye gülümsemeye çalışıyordum ve eminim salak gibi duruyordum. "Hadi bay!"diyip kapıya doğru gittim. Özge de yalnız kalmıştı ama yapabileceğim bir şey yoktu.Hepsi ayağımın suçu.Acıyan oydu. Koridorda kimse yoktu çünkü zil çalmıştı.Asansöre gidip düğmeye bastım.Dediğim gibi kimse olmadığı için hemen geldi.6 saniye sonra asansörden indim.Evet işsiz biri olduğum için kaç saniye sürdüğünü saydım.Bu arada ayağım gerçekten acıyordu.Yani öyle böyle değil.Herhalde yürüyerek üstüne yüklenmek daha da acıtıyordu.Biraz oturmalıydım.O değil de ben o okulun girişindeki koskoca yolu nasıl yürüyecektim?!Belki birine sorardım ama kimse yoktu.Okulun girişindeki danışman kadın da yoktu.Bu kadar şansızlık fazlaydı biraz sanki.Ruhen ve bedenen çok yorulmuştum. Kendimi kesip atasım vardı valla.Sesli biçimde ofladım ve oturmayı es geçip kapıya doğru ilerledim.Okulun kapısından geçiyordum ki ayağım o girişteki ne işe yaradığını dahi bilmediğim lanet olası çıkıntıya takıldı ve düştüm.Evet bir kez daha düştüm.Şuan gerçekten ağlamak istiyordum.Bu kız salak diyebilirsiniz çünkü ben tam bir kör ve sakar bir salağım. Bacağımda hasara baktım ve dizimin kanadığımı gördüm.Pantolonum da yırtılmıştı.Oysaki ben bu pantolonu çok seviyordum.Of en son düşüneceğim şey pantolonum olmalıydı.Elimin üstündeki soyulan derileri de görebiliyordum.Hayır anlayamadığım şey bir insan 1 günde 3 kez nasıl düşmeyi başarabilirdi?Kesin birinin gözü kaldı bende! Gözlerim dolmuştu.Ayağa kalkmayı denediğimde bunun imkansız olduğunu anladım.Bu sefer bitmiştim ben.Etrafımda da kimse yoktu.Şuan gerçekten birinin acilen yardım etmesi gerekiyordu.Daha ders yeni başlamıştı ve 40 dakika bekleyemezdim.Hadi bekledim diyelim tüm okulun beni böyle görmesini istemezdim.Özge'ye mesaj atabilirdim.Evet!Hemen çantamdan telefonu çıkarıp Özge'ye 'Bahçeye acilen gelmen gerek!'diye mesaj attım ama bilin bakalım ne oldu?İnterneti kapalıydı.Aramayı denedim ama tabiki açmadı çünkü telefonu sessizdeydi.Kaderime bir kez daha lanetler okudum.Şuan içimden evrene 'Neden ben?!' diye haykırıyordum. O sırada okulun kapısının açılma sesini duydum.Nasıl duydun diye sormayın çünkü zaten kapının önünde dilenci gibi oturuyordum. Çıkanın Mete olduğunu gördüğümde onun da bana 'Mal mısın kızım?' bakışı attığını gördüm.Ondan yardım istemek istemiyordum ama başka çarem yoktu. "Iı..şey.. ben çok kötü düştüm. Kalkamıyorum.Yardım edebilir misin?"dedim sakin bir ses tonuyla.Normalde onunla bu ses tonuyla konuşmazdım hatta onunla konuşmazdım ama ne demiş atalarımız 'Denize düşen yılana sarılır'.Ne iki yüzlü kızım ben ya!Daha geçenlerde dikleniyordum ona ama olsundu.Bana yardım etsin sadece yeterdi. Tek kaşını kaldırıp "Neden sana yardım edeyim?"diye sordu her zamanki o erkeksi ama bir o kadar da soğuk bir ses tonuyla.Hemen onu bekletmeden cevapladım. "Çünkü şuan eve gitmem gerekiyor ve ayağa kalkmam imkansız.Ayrıca dizim ve elim kanıyor.Yani yardıma ihtiyacım var."dedim.Umarım ikna olmuştur.Bir daha ondan bir şey istemeyecektim.Yeter ki yardım etsin. "Daha düne kadar bana kafa tutan bir kıza mı yardım edeyim?"dedi. Haklıydı yani.Pek iyi bir ilişkimiz yoktu ama ben bu durumda Ceyda bile olsa ona yardım ederdim. Düşünün yani Ceyda!Ama o ben değildi.Hatta o hiç kimse gibi değildi "Yani evet"dedim.Ve bunu der demez arkasını dönüp gitmeye başladı.Hadi ama yaa!Bu kadar umursamaz olması benim çok sinirime dokunmuştu. Sadece yardım istemiştim! "Bu kadar şerefsiz olmak zorunda mısın?"diye bağırdım arkasından.Bir anda gözüm dönmüştü.Hep sinirlenince böyle olurdu.Bu lafımı duyduğu anda bana doğru döndü. Acaba ileriye mi gitmiştim?Ama sözümün arkasındayım.Tam bir şerefsiz hayvandı. Yanıma doğru gelmeye başladı.Yalnız şuan tam bir kızgın boğa gibiydi.Hafif bir korkmuştum sanki.Kesinlikle hafif!Yanıma geldi ve eğildi. "Ne dedin sen!"dedi ölüm sakinliğiyle. "Dedim ki bu kadar şerefsiz olmak zorunda mısın?Senden sadece yardım istedim.Sen ise şeref yoksunluğunu bir kere daha gösterdin."dedim her kelimeye baskı yaparak. Sinirlenmiştim.Hem de çok. "Sen dersini almamışsın sanki?Akıllanmaz mısın kızım SEN?"diye kükredi yüzüme doğru.Ne söylesem diye düşünmeye başlamıştım ki koluma yapıştı ve"Bana bulaşmaman gerektiğini anlayacaksın!"diye bağırdı.Kendini kaybetmiş gibiydi.Bu çocuk gerçekten kendisine laf edilmesine çok öfkeleniyordu.Ego yığınıydı tam olarak. Kolumda olan elini sıktı ve ayağa kalktı.Ama eli hâlâ kolumdaydı.Bir anda beni sürüklemeye başladı.O ayakta, ben yerde sürükleniyordum. Yerler betondu.Bacaklarım ve popom çok fena acıyordu.Derimin soyuluşunu hissedebiliyordum.Tüm bedenime acı yayılıyordu. "Allahın belası ne yapıyorsun!Dur!Çok acıyor."diye bağırdım.Gerçekten çok acıyordu.Gözüm dolmuştu acıdan dolayı.O ise beni duymamazlıktan gelmişti.Bu çok fazlaydı.Bacağımın her yerinin kanadığını biliyordum. Durdurabilmeyi umarak devam ettim. "Ne manyak bir psikopatsın sen!Bırak beni!"diye bağırıp kolumu çekiştiriyordum.Ama o çok güçlüydü ve ilk kez biri beni bu denli zorluyordu. "Sana bırak dedim!" "Bırak lan!" "Allah belanı versin senin!Geber hayvan!"diye bağırdım o ise daha hızlı sürüklemeye başladı.Canım çok ama çok yanıyordu.Artık gözyaşlarımı tutamıyordum.Ve ben ilk kez birinin yanında ağlıyordum.Bu gözyaşları bir şey yapamamdan kaynaklanıyordu.Elimden bir şey gelmemesi beni sinirlendirmiştiHer tarafımın paramparça olduğundan emindim. Yardıma muhtaç bir insana böyle acımasızca davranmamalıydı. Artık çok acıyordu.Son kez tüm sesimle "BIRAK!"diye bağırdım.Çok sinirliydim ama sinirimi bastıran taraf bedenimin acısıydı.Mete'nin allah belasını versin.Bu kimseye yapılabilecek bir hareket değildi.Bu çocuğun tedavi olması gerekiyordu. Bir süre sonra durdu.Etrafıma baktığımda otoparktaydık.Gözümü etraftan aldım ve ona çevirdim.Gözlerim kendimi sıkmaktan ve ağlamaktan kızarmıştı yüzde yüz emindim.Onun gözlerinin içine saf nefretle baktım.O ise bana duygusuzca bakıyordu.Hani daha demin ayağa kalkmam imkansız demiştim ya şimdi ise yanımdaki ağaca tutunup tüm bedenimi kasarak ayağa kalktım.Bu kullandığım son gücümdü sanırım.Öfke ve acı beni çok yormuştu.Bayılacakmışım gibi hissediyordum.Tüm o koskoca yol boyu yerde sürüklenmiştim nasıl olsa. Bir elimle ağaçtan destek almaya devam ederken ona baktım ve aklımı kaybetmişcesine gülerek "Biliyor musun senden korkmuyorum Asla da korkutamayacaksın!Ama senden ölesiye tiksiniyorum.Bana bunları yaptığın için senden nefret ediyorum!"dedim ve her hücremdeki son güçle ona yumruk attım.Gözüm kararmaya,vücudumdaki kaslar ise gevşemeye başlamıştı.Bilincimi kaybetmeden önce tek hatırladığım bir çift kaslı kolun vücudumu sarmış olmasıydı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD