bc

KARANLIĞIN İÇİNDEKİ IŞIK +21

book_age18+
11
FOLLOW
1K
READ
revenge
dark
one-night stand
family
HE
escape while being pregnant
love after marriage
age gap
pregnant
mafia
single mother
heir/heiress
drama
serious
kicking
city
mythology
office/work place
friends with benefits
actor
like
intro-logo
Blurb

Gece İstanbul’un üzerine ağır bir karanlık gibi çökmüştü. Limanın kenarında siyah arabalar birer birer duruyordu.Arabadan ilk inen adam Karan Alp Arslan oldu.Uzun siyah paltosunu düzeltti. Yanındaki adamlar hemen arkasında durdu. Bu şehirde herkes tek bir şeyi bilirdi…Karan Alp Arslan’ın olduğu yerde hata yapılmazdı.Karşısındaki adam korkuyla konuştu.“B-beyim… Ben sadece bir hata yaptım.”Karan yavaşça ona yaklaştı. Gözleri buz gibiydi.“Ben hataları affetmem.”Silah sesi geceyi ikiye böldü.Tam o sırada limanın biraz ilerisinde küçük bir kafenin ışıkları hâlâ yanıyordu.Kafenin içinde Beren Kaya masaları topluyordu. Uzun siyah saçları omzuna düşmüş, yüzünde yorgun ama zarif bir ifade vardı. Hayatı sade ve sessizdi.O gece sadece işini bitirip eve gitmek istiyordu.Ama dışarıdan gelen o silah sesiyle irkildi.Kapıya doğru yürüdü ve istemeden dışarı baktı.Gördüğü şey kalbini hızlandırdı.Siyah arabaların arasında duran uzun boylu, sert bakışlı bir adam…Karan Alp Arslan.Karan da o anda kafasını kaldırdı.Gözleri Beren’le buluştu.Ve o an ikisi de bilmiyordu…Bu karşılaşma ikisinin de hayatını tamamen değiştirecekti.

chap-preview
Free preview
SEN!!
İstanbul geceleri her zaman sessiz görünürdü. Ama o sessizliğin altında başka bir dünya vardı. Kimsenin görmediği, kimsenin konuşmaya cesaret edemediği bir dünya… Yeraltı dünyası. Limanın kenarında siyah arabalar tek tek durmaya başladı. Sokakta bulunan birkaç adam hemen geri çekildi. Çünkü gelen kişinin kim olduğunu biliyorlardı. Arabanın kapısı yavaşça açıldı. Siyah ayakkabılar önce yere değdi. Sonra uzun boylu bir adam arabadan indi. Karan Alp Arslan. Siyah paltosu rüzgârla hafifçe savruluyordu. Yüzü sakin görünüyordu ama gözleri buz gibiydi. Yanındaki adamlar hemen arkasında dizildi. Emir başını hafif eğdi. “Adamı getirdik, Karan.” Karan hiç konuşmadan yürüdü. Ortada diz çökmüş bir adam vardı. Adamın yüzü korkudan bembeyaz olmuştu. “Beyim… lütfen… bir hata yaptım sadece.” Karan adamın önünde durdu. Sessizlik ağırlaşmıştı. Karan yavaşça eğildi ve adamın gözlerinin içine baktı. “Benim dünyamda hataların bedeli vardır.” Adam titremeye başladı. “Bir daha olmayacak, yemin ederim.” Karan ayağa kalktı. Sonra Emir’e baktı. “Bitirin.” Bir saniye sonra silah sesi geceyi parçaladı. Kimse konuşmadı. Çünkü herkes biliyordu… Karan Alp Arslan merhametli bir adam değildi. Aynı saatlerde limanın biraz ilerisinde küçük bir kafe hâlâ açıktı. Beren Kaya masaları topluyordu. Bugün çok yorulmuştu. Saate baktı. “Sonunda bitiyor,” diye mırıldandı. Ceketini aldı ve kafeden dışarı çıktı. Tam kapıyı kapatırken uzaktan gelen silah sesiyle irkildi. Kalbi hızlandı. “Ne oluyor orada?” Merakı korkusundan biraz daha ağır bastı. Yavaşça birkaç adım yürüdü ve limana doğru baktı. Siyah arabalar… Siyah takım elbiseli adamlar… Ve ortalarında duran biri… Uzun boylu, sert bakışlı bir adam. Beren’in kalbi o anda daha hızlı atmaya başladı. Çünkü o adamın gözleri bir anda ona döndü. Karan Alp Arslan Beren’i fark etmişti. İkisi birkaç saniye boyunca birbirine baktı. Zaman durmuş gibiydi. Beren hemen gözlerini kaçırdı. Ama artık çok geçti. Çünkü Karan yavaşça Emir’e döndü. “Şu kız kim?” Emir arkasına baktı. “Bilmiyorum Karan… ama bizi gördü.” Karan’ın gözleri tekrar Beren’e döndü. Ve dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme oluştu. “Demek bizi gördü…” Beren kalbinin hızla attığını hissediyordu. Orada durmaması gerektiğini biliyordu. İçinden bir ses sürekli aynı şeyi söylüyordu: Git… hemen git… Ama ayakları sanki yere yapışmıştı. O sırada limanın ortasında duran Karan Alp Arslan başını hafif yana eğdi. Gözleri hâlâ Beren’in üzerindeydi. Emir tekrar konuştu. “Ne yapalım Karan? Kız bizi gördü.” Karan birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra sakin bir sesle konuştu. “Kaçıyor mu?” Emir baktı. “Hayır.” Karan’ın dudaklarında hafif bir gülümseme oluştu. “İlginç.” Beren artık dayanamadı. Hızla arkasını döndü ve yürümeye başladı. Sonra yürüyüşü koşuya dönüştü. Kalbi göğsünden çıkacak gibiydi. “Ben ne gördüm böyle…” diye fısıldadı. Arkasına bakmaya korkuyordu. Ama bilmediği bir şey vardı. Karan çoktan yürümeye başlamıştı. Uzun ve ağır adımlarla Beren’in gittiği yöne doğru ilerledi. Emir şaşkınlıkla sordu. “Karan… sen mi gideceksin?” Karan cevap vermedi. Sadece yürümeye devam etti. Birkaç dakika sonra Beren dar bir sokağa girdi. Tam rahatladığını düşünüyordu ki arkasından gelen ayak seslerini duydu. Yavaş… Ağır… Ama kararlı. Beren’in kalbi tekrar hızlandı. Yavaşça arkasına döndü. Ve onu gördü. Sokağın başında duran Karan Alp Arslan. Uzun boyu karanlık sokakta daha da ürkütücü görünüyordu. Beren’in nefesi kesildi. Karan birkaç adım daha yaklaştı. Sonunda konuştu. “Kaçman gerekmiyordu.” Beren titreyen bir sesle cevap verdi. “Ben… ben hiçbir şey görmedim.” Karan’ın gözleri kısıldı. “Yalan söylemekte pek iyi değilsin.” Beren geri bir adım attı. Karan ona doğru biraz daha yaklaştı. Artık aralarında sadece birkaç adım vardı. Sonra Karan beklenmedik bir şey yaptı. Başını hafifçe eğdi ve Beren’i dikkatle inceledi. Sesi bu sefer daha sakindi. “Adın ne?” Beren birkaç saniye sustu. Sonra fısıldadı. “…Beren.” Karan başını salladı. “Beren…” Sonra gözlerinin içine baktı. “Bu gece gördüklerini unut.” Beren şaşkınlıkla ona baktı. “Ya unutmazsam?” Karan’ın gözlerinde kısa bir parıltı oluştu. Ve yavaşça söyledi: “O zaman seni unutamam.” Beren hâlâ Karan’ın sözlerini düşünüyordu. “Bu gece gördüklerini unut.” Ama nasıl unutabilirdi? Az önce bir adamın öldürüldüğünü görmüştü. Üstelik o adamın gözleri… hâlâ aklındaydı. Karan Alp Arslan. Beren başını salladı. “Ben bu işe karışmak istemiyorum.” Hızlı adımlarla evine doğru yürümeye başladı. Karan ise sokağın başında hâlâ duruyordu. Emir birkaç dakika sonra yanına geldi. “Karan, gitti.” Karan gözlerini Beren’in gittiği karanlık sokağa dikmişti. “Evet.” Emir biraz merakla sordu. “Onu neden bıraktın?” Karan birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra sakin bir şekilde cevap verdi. “Çünkü korkmadı.” Emir şaşırdı. “Ne demek?” Karan hafifçe gülümsedi. “Bana bakan çoğu insanın gözlerinde korku olur. Ama onun gözlerinde başka bir şey vardı.” Emir meraklandı. “Ne vardı?” Karan kısa cevap verdi. “Cesaret.” O sırada Beren evine ulaşmıştı. Küçük apartman dairesinin kapısını hızlıca açtı ve içeri girdi. Kapıyı kapatıp arkasına yaslandı. Kalbi hâlâ çok hızlı atıyordu. “Bu geceyi unutacağım.” Kendine bunu söylemeye çalışıyordu. Ama aklında sürekli aynı yüz vardı. Soğuk gözler… Sert bir yüz… Ve güçlü bir duruş. Karan Alp Arslan. Beren evin içinde ileri geri yürüyordu. O gece gördükleri hâlâ aklından çıkmıyordu. Liman… Silah sesi… Ve o adam… Karan Alp Arslan. Beren başını salladı. “Benim bu işlerle hiçbir alakam yok,” diye mırıldandı. Tam o sırada kapı zili çaldı. Beren irkildi. Bu saatte kim gelebilirdi? Kapıya doğru yürüdü. “Kim o?” diye sordu. Kapının arkasından bir ses geldi. “Benim kızım… amcan.” Beren kapıyı açtı. Kapı açıldığı anda karşısında amcasını gördü. Ama yalnız değildi. Yanında iki tane sert görünümlü adam vardı. Beren şaşkınlıkla baktı. “Amca… bu saatte?” Adamlardan biri Beren’i baştan aşağı süzdü. Sonra amcasına döndü. “Kız bu mu?” dedi. Amca kısa bir süre sustu. Sonra başını eğerek cevap verdi. “…Evet.” Beren şaşkınlıkla amcasına baktı. “Amca… ne oluyor?” Ama amcası gözlerini kaçırdı. Adamlardan biri Beren’in kolunu tuttu. “Bizimle geliyorsun.” Beren panikledi. “Hayır! Bırakın beni!” Çırpınmaya başladı. Sonra çaresizce amcasına baktı. “Amca yardım et!” Ama amcası hiçbir şey yapmadı. Sadece başını eğdi. Beren’in gözleri doldu. “Amca… lütfen…” Ama cevap gelmedi. Adamlar Beren’i zorla dışarı çıkardı. Onu siyah bir arabaya bindirdiler. Araba hızla geceye doğru ilerledi. Bir süre sonra araba büyük bir depoya geldi. Kapılar açıldı. Beren’i arabadan indirip içeri götürdüler. İçeride birçok adam vardı. Ortada büyük bir masa duruyordu. Ve o masanın arkasında biri oturuyordu. Siyah takım elbise… Soğuk bakışlar… Karan Alp Arslan. Adamlar Beren’i onun önüne getirdi. Karan başını kaldırdı. Ama önce Beren’i tam görmemişti. Adamlardan biri konuştu. “Abi, işi hallettik.” Karan sakin bir şekilde sordu. “Kim bu?” Adam cevap verdi. Karan gözlerini kaldırdı. Adam devam etti. “Onun yeğeni bu.” Karan yavaşça başını çevirdi. Ve ilk kez Beren’in yüzünü gördü. Bir an durdu. Kaşları hafifçe çatıldı. Sonra şaşkınlıkla tek bir kelime söyledi. “Sen…” Beren de donup kalmıştı. Çünkü karşısındaki adam… O gece limanda gördüğü adamdı. Adamların biri şaşkınlıkla sordu. “Abi tanıyor musun?” Karan gözlerini Beren’den ayırmadan konuştu. “Evet…” Kısa bir sessizlik oldu. Sonra düşük bir sesle söyledi. “Tanıyorum.” Depoda ağır bir sessizlik vardı. Beren hâlâ Karan’a bakıyordu. Kalbi çok hızlı atıyordu. O gece limanda gördüğü adam şimdi tam karşısındaydı. Karan ise gözlerini ondan ayırmıyordu. Yanındaki adamlardan biri merakla sordu: “Abi… tanıyor musun kızı?” Karan birkaç saniye sustu. Sonra sakin ama sert bir sesle konuştu. “Evet.” Adam şaşırdı. “Nasıl yani abi?” Karan gözlerini Beren’den ayırmadan cevap verdi. “Bu kız… limandaydı.” Depodaki adamlar birbirine baktı. Emir öne doğru bir adım attı. “Yani o gece her şeyi gördü mü?” Beren hemen konuştu. “Hayır! Ben bir şey görmedim!” Sesi titriyordu. Karan yavaşça ona doğru yürüdü. Her adımı depoda yankılanıyordu. Sonunda Beren’in tam önünde durdu. Başını biraz eğdi ve gözlerinin içine baktı. “Yalan söylemiyorsun.” Beren şaşkınlıkla ona baktı. Karan adamlarına döndü. “Çözün.” Adamlar hemen Beren’in kollarını bıraktı. Beren birkaç adım geri çekildi. Hâlâ korkuyordu. Karan tekrar konuştu. “Senin burada olman gerekmiyordu.” Beren’in gözleri doldu. “Ben istemedim zaten…” Sesi kırıldı. “…amcam kapıyı açtı.” Depoda kısa bir sessizlik oldu. Emir kaşlarını çattı. “Yani seni kendi amcan mı verdi?” Beren başını yavaşça salladı. Gözlerinden bir damla yaş düştü. Karan bunu gördü. Yüzü sertleşti. Çünkü yeraltı dünyasında bile bazı şeyler affedilmezdi. Aile ihaneti. Karan yavaşça arkasını döndü. Emir’e baktı. “Amcasının adını öğren.” Emir başını salladı. “Tamam.” Beren şaşkınlıkla sordu. “Ne yapacaksınız?” Karan ona tekrar baktı. Gözleri karanlıktı. “Ben ihanet edenleri sevmem.”

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Sözleşmeli Erler

read
16.2K
bc

A D A M

read
4.8K
bc

TUTKUYA TUTSAK (+18)

read
43.6K
bc

CEHENNEM ÇUKURU

read
8.8K
bc

Patika

read
14.6K
bc

Genç Polisler

read
2.2K
bc

Kara Kutu

read
7.5K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook