GECE BASKINI

1063 Words
Salonun içindeki hava ağırlaşmıştı. Masadaki dosya hâlâ açıktı. Beren sessizce sayfalara bakıyordu. Karan ise pencereden dışarıya bakıyordu. Gözleri karanlıktı. Emir sonunda konuştu. “Demek Selim bizi yıllardır birbirimize düşman sanmamızı sağladı.” Karan yavaşça başını salladı. “Evet.” Sonra Beren’e baktı. “Babana iftira attı.” Beren’in gözleri doldu. “Babam… gerçekten suçsuz muydu?” Karan dosyadaki sayfayı tekrar aldı. “Bunu kesin olarak bilmiyoruz.” Sonra sert bir sesle ekledi. “Ama Selim’in bu işin içinde olduğu kesin.” Beren yavaşça oturdu. “Bizi neden birbirimize düşman yapmak istesin?” Emir cevap verdi. “Çünkü iki güçlü aile birbirine düşerse…” Karan cümleyi tamamladı. “…geriye sadece o kalır.” Salon yine sessizleşti. Beren derin bir nefes aldı. Sonra Karan’a baktı. “Peki şimdi ne yapacağız?” Karan’ın gözleri sertleşti. “Selim’i bulacağız.” Emir hafifçe gülümsedi. “Sonunda.” Ama tam o sırada… Karan’ın telefonu çaldı. Karan telefona baktı. Numara gizliydi. Kaşlarını çattı. Telefonu açtı. “Konuş.” Telefondan tanıdık bir ses geldi. “Dosyayı bulmuşsun.” Karan’ın yüzü karardı. “Selim.” Selim’in sesi sakindi. “Demek sonunda gerçeği öğrendin.” Karan sert bir şekilde konuştu. “Oyunun bitti.” Selim güldü. “Tam tersine…” Bir an durdu. “…oyun şimdi başlıyor.” Karan sinirle sordu. “Ne istiyorsun?” Selim’in sesi soğuktu. “Beren.” Beren dondu. Karan bağırdı. “Onu unut.” Selim sakince konuştu. “Unutmam.” Sonra ekledi. “Çünkü babasının yarım bıraktığı işi o tamamlayacak.” Beren şaşkınlıkla fısıldadı. “Ne işi?” Selim cevap verdi. “Bunu yakında öğreneceksiniz.” Telefon bir anda kapandı. Salon sessizleşti. Emir sinirle konuştu. “Abi bu adam delirtti beni.” Karan derin bir nefes aldı. Sonra Beren’e baktı. “Artık geri dönüş yok.” Beren gözlerini silip ayağa kalktı. “Ben de kaçmayacağım.” Karan kaşlarını kaldırdı. “Emin misin?” Beren kararlı bir sesle konuştu. “Eğer Selim babamın hayatını mahvettiyse…” Bir an durdu. “…bunun hesabını verecek.” Karan birkaç saniye ona baktı. Sonra başını salladı. “Tamam.” Emir gülümsedi. “Demek savaş başlıyor.” Karan’ın gözleri karardı. “Hayır.” Sonra yavaşça ekledi. “Savaş çoktan başladı.” Gece yarısıydı. Villa sessizdi. Dışarıda rüzgâr ağaçların yapraklarını sallıyordu. Beren odasında oturuyordu. Önünde hâlâ babasıyla ilgili dosya duruyordu. Sayfalara tekrar tekrar bakıyordu. Kafası karışıktı. “Babam gerçekten neyin içindeydi…” Tam o sırada kapı çaldı. Tık tık. Beren başını kaldırdı. “Gel.” Kapı açıldı. İçeri Karan girdi. Yüzü her zamanki gibi ciddi görünüyordu. “Uyumadın mı?” Beren başını salladı. “Uyuyamadım.” Dosyaya baktı. “Kafam çok karışık.” Karan birkaç saniye sustu. Sonra yavaşça konuştu. “Benim de.” Beren ona baktı. “Benden hâlâ şüpheleniyor musun?” Karan cevap vermedi. Ama gözleri sert değildi. “Hayır.” Beren şaşırdı. “Gerçekten mi?” Karan başını salladı. “Bu işte başka bir oyun var.” Beren biraz rahatladı. Tam o anda… BANG! Bir silah sesi duyuldu. Sonra bir tane daha. BANG! BANG! Beren korkuyla ayağa fırladı. “Bu neydi?!” Karan hemen silahını çekti. “Selim.” Koridordan Emir’in sesi geldi. “Abi! Adamlar geldi!” Karan kapıya doğru yürüdü. “Beren, odadan çıkma.” Ama Beren başını salladı. “Hayır, ben de geliyorum.” Karan sert bir sesle konuştu. “Hayır.” Beren geri adım atmadı. “Kaçmayacağım.” Karan birkaç saniye ona baktı. Sonra kısa bir şekilde söyledi. “Benim arkamdan gel.” İkisi birlikte koridora çıktı. Villanın aşağısından silah sesleri geliyordu. Adamlar bağırıyordu. Camlar kırılıyordu. Emir merdivenlerin yanında ateş ediyordu. “Abi! Bahçeden girdiler!” Karan hemen aşağı indi. Pencereden baktı. Bahçede siyah arabalar vardı. Ve silahlı adamlar villaya doğru ilerliyordu. Beren fısıldadı. “Bu kadar adam…” Emir sinirle konuştu. “Selim bu sefer ciddi.” Karan’ın yüzü karardı. Silahını kontrol etti. Sonra sakin ama tehlikeli bir sesle konuştu. “İyi.” Emir şaşırdı. “İyi mi?” Karan gözlerini bahçedeki adamlara dikti. “Çünkü bu sefer…” Bir kurşun daha ateşledi. Bir adam yere düştü. Karan cümlesini tamamladı. “Ben de ciddiyim.” Ama tam o sırada… Villanın kapısı patlayarak açıldı. Ve içeri maskeli bir adam girdi. Elinde bir bomba vardı. Adam bağırdı. “HERKES YERE!” Beren’in gözleri büyüdü. Çünkü adam bombanın pimini çekmişti. Maskeli adam bombanın pimini çekmişti. “HERKES YERE!” Beren’in kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. Emir bağırdı. “Abi bomba!” Karan bir saniye bile düşünmedi. Hızla Beren’in kolunu tuttu. “Yere yat!” Beren yere düştü. Tam o anda Karan silahını kaldırdı. Bang! Kurşun maskeli adamın omzuna isabet etti. Adam acıyla geriye sendeledi. Elindeki bomba yere düştü. Herkesin kalbi duracak gibi oldu. Emir bağırdı. “DIŞARI!” Karan hemen Beren’i kaldırdı. “Koş!” Üçü birlikte kapıya doğru koşmaya başladı. Arka taraftaki kapıya ulaştılar. Tam dışarı çıktıkları anda… BOOOOOOM! Villanın içi büyük bir patlamayla sarsıldı. Camlar parçalandı. Duvarlar titredi. Beren korkuyla yere çöktü. Kulakları çınlıyordu. Arkasına baktı. Villanın içinden dumanlar yükseliyordu. Emir nefes nefese konuştu. “Abi… az kalsın gidiyorduk.” Karan ise hâlâ bahçeye bakıyordu. Çünkü Selim’in adamları geri çekiliyordu. Arabalar hızla uzaklaştı. Beren yavaşça ayağa kalktı. “Selim yine kaçtı…” Karan’ın yüzü karardı. “Kaçmadı.” Emir kaşlarını çattı. “Ne demek?” Karan yavaşça konuştu. “Bize bir mesaj verdi.” Beren sordu. “Nasıl bir mesaj?” Karan villaya baktı. “Artık saklanamayacağımızı.” Beren derin bir nefes aldı. Sonra kararlı bir şekilde konuştu. “O zaman saklanmayacağız.” Karan ona baktı. Beren’in gözlerinde korku yoktu artık. Sadece öfke vardı. “Selim’i biz bulacağız.” Emir hafifçe gülümsedi. “İşte bu.” Karan birkaç saniye düşündü. Sonra cebinden telefonunu çıkardı. Bir numara çevirdi. Telefon açıldı. Karan soğuk bir sesle konuştu. “Toplantıyı başlat.” Emir merakla sordu. “Ne toplantısı?” Karan cevap verdi. “Yeraltı toplantısı.” Beren şaşkınlıkla baktı. “Bu ne demek?” Karan’ın gözleri karardı. “Bu şehirdeki bütün mafya liderleri…” Bir an durdu. “…yarın benimle konuşacak.” Emir gülümsedi. “Demek büyük savaş başlıyor.” Karan sessizce söyledi. “Evet.” Sonra uzaklara baktı. “Ve Selim bu sefer kaçamayacak.” Ama o anda… Uzakta bir tepede duran siyah bir arabada biri onları izliyordu. Elinde dürbün vardı. Ve telefona konuştu. “Plan işe yaradı.” Telefondaki ses soğuktu. “Güzel.” Adam tekrar villaya baktı. “Onlar savaşın başladığını sanıyor.” Telefondaki kişi yavaşça güldü. “Çünkü gerçek savaş…” Bir an durdu. “…henüz başlamadı.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD