NE OLDU

1424 Words
Sessiz Çığlık Günler güzel geçiyordu. Beren’in karnı büyümüş, evin her köşesi bebek için hazırlanmıştı. Küçük kıyafetler dolapta diziliydi. Beşik hazırdı. Duvarlara asılan küçük oyuncaklar rüzgârda hafifçe sallanıyordu. Her şey hazırdı. Ama hayat… her zaman planlandığı gibi gitmiyordu. O sabah… Beren uyandığında içinde garip bir his vardı. Normalde hissettiği o küçük hareketler yoktu. Elini karnına koydu. Bekledi. Sessizlik. Kaşlarını çattı. “Belki uyuyordur…” diye fısıldadı kendi kendine. Ama içindeki huzursuzluk büyüyordu. Karan o sırada odaya girdi. “Günaydın,” dedi yumuşak bir sesle. Beren ona baktı. Yüzü solgundu. “Karan… bir şeyler yanlış.” Karan hemen ciddileşti. “Ne oldu?” Beren’in sesi titriyordu. “Hareket etmiyor…” O an… Karan’ın kalbi sıkıştı. Hiç vakit kaybetmeden Beren’in elini tuttu. “Gidiyoruz.” Hastane Hastane koridorları soğuktu. Beren sedyeye alındı. Doktorlar hızlıca kontroller yapmaya başladı. Karan kapının dışında bekliyordu. Hayatında ilk kez… Bu kadar çaresiz hissediyordu. Ellerini yumruk yaptı. Gözleri kapalıydı. “Bir şey olmasın…” diye fısıldadı. İçeride… Doktor cihazı Beren’in karnına tuttu. Sessizlik. Normalde duyulması gereken o ses… Yoktu. Beren’in gözleri doldu. “Doktor…?” Doktor bir an durdu. Sonra yavaşça konuştu. “Kalp atışı yok…” O an… Beren’in dünyası yıkıldı. “Hayır…” Başını salladı. “Hayır, tekrar bakın…” Doktor tekrar kontrol etti. Ama sonuç değişmedi. “Üzgünüm…” Karan Kapı açıldı. Doktor dışarı çıktı. Karan hemen ayağa kalktı. “Nasıl?” Doktor gözlerini kaçırdı. “Bebeği kaybettik.” Karan’ın yüzü bir anda dondu. Sanki zaman durmuştu. “Ne…?” Ama cevap zaten belliydi. İçeri koştu. Beren Beren yatağın üzerinde yatıyordu. Gözlerinden yaşlar durmadan akıyordu. Karan yanına geldi. “Beren…” Beren başını çevirdi. Gözleri boş gibiydi. “Gitti…” Sesi neredeyse duyulmuyordu. “Karan… bebeğimiz gitti…” Karan’ın kalbi parçalandı. Hiçbir şey söyleyemedi. Sadece yanına oturdu. Beren onun göğsüne sarıldı. Ve o an… İçindeki her şey kırıldı. “Ben hissettim…” dedi Beren ağlayarak. “Bir şeylerin yanlış olduğunu biliyordum…” Karan gözlerini kapattı. Onu daha sıkı sardı. “Senin suçun değil.” Beren başını salladı. “Ama ben annesiydim…” “Onu koruyamadım…” Karan’ın sesi bu sefer sertti ama içi acıyla doluydu. “Hayır.” Beren sustu. Karan devam etti: “Bu senin suçun değil.” “Sen elinden gelen her şeyi yaptın.” Beren gözyaşları içinde fısıldadı: “Onu çok sevdim…” Karan’ın gözleri doldu. “Ben de…” Günler Sonra Ev artık aynı değildi. Bebek odası kapalıydı. Beren o odaya giremiyordu. Her şey ona hatırlatıyordu. Karan ise sessizce her şeyi topladı. Ama beşiğe dokunamadı. Bir gece… Beren balkonda oturuyordu. Gözleri boşluğa dalmıştı. Karan yanına geldi. Sessizce oturdu. Bir süre konuşmadılar. Sonra Beren fısıldadı: “İçim çok acıyor…” Karan yavaşça elini tuttu. “Biliyorum.” Beren başını onun omzuna yasladı. “Onu hiç göremedim…” Karan gözlerini kapattı. “Ben de…” Sessizlik… Ama bu sefer yalnız değillerdi. Karan Beren’e baktı. “Beren…” Beren hafifçe başını kaldırdı. Karan devam etti: “Biz hâlâ buradayız.” “Ve birlikteyiz.” Beren’in gözleri tekrar doldu. “Ya bir daha olmazsa?” Karan onun yüzünü tuttu. “Olmasa bile…” “Ben seni bırakmam.” Beren dudaklarını ısırdı. “Gerçekten mi?” Karan gözlerinin içine baktı. “Sen benim her şeyimsin.” Beren ağlayarak ona sarıldı. Bu sarılma… Kaybettikleri her şeyin acısını taşıyordu. Ama aynı zamanda… birlikte ayakta kalma gücünü de. O gece… İkisi de uyuyamadı. Ama birbirlerini bırakmadılar. Çünkü bazen… Aşk, mutlulukta değil… acının içinde tutunabilmektir. Günler geçti… Ama zaman, acıyı tamamen götürmedi. Sadece daha sessiz hale getirdi. Villa artık eskisi gibi değildi. Eskiden kahkahaların olduğu salon… Şimdi sessizdi. Beren çoğu zaman konuşmuyordu. Sabahları geç uyanıyor, bazen hiç yemek yemiyordu. Gözleri hep bir noktaya dalıyordu. En çok da… O oda. Bebek odasının kapısı hâlâ kapalıydı. Beren oraya yaklaşamıyordu bile. Bir gün… Karan onu camın önünde otururken buldu. Beren dizlerini kendine çekmiş, dışarı bakıyordu. Yanına sessizce geldi. “Bir şey yemedin.” Beren başını salladı. “İstemiyorum…” Karan derin bir nefes aldı. Onun bu hali… Onu parçalıyordu. Ama güçlü kalmak zorundaydı. Yavaşça yanına oturdu. “Beren…” Beren gözlerini ondan kaçırdı. “Ben iyi değilim Karan.” Karan bunu zaten biliyordu. Ama yine de sordu: “Neden söylemiyorsun?” Beren’in sesi titredi. “Çünkü söyleyince gerçek oluyor…” Bir an sustu. Sonra devam etti: “Ben hâlâ onun orada olduğunu hissediyorum…” Elini karnına koydu. “Ve sonra hatırlıyorum…” Gözlerinden yaşlar süzüldü. “Yok…” Karan’ın kalbi sıkıştı. Yavaşça elini Beren’in elinin üzerine koydu. “Ben de hissediyorum.” Beren ona baktı. Şaşırmıştı. Karan ilk kez bu kadar açık konuşuyordu. “Ben de her sabah… onun olabileceğini düşünüyorum.” “Sonra…” Sesi kısıldı. “Gerçek geliyor.” Beren ağlamaya başladı. Karan onu kendine çekti. Bu sefer daha sıkı. Daha güçlü. “Bu acıyı birlikte yaşayacağız.” Beren hıçkırarak konuştu: “Geçmiyor…” Karan fısıldadı: “Geçmeyecek.” Beren durdu. Karan devam etti: “Ama biz güçleneceğiz.” İlk Adım O akşam… Karan bir şey yaptı. Beren’in elini tuttu. “Benimle gel.” Beren şaşırdı. “Nereye?” Karan cevap vermedi. Onu yavaşça koridordan götürdü. Ve durdu. O kapının önünde. Beren bir anda gerildi. “Hayır…” Geri çekilmek istedi. Ama Karan elini bırakmadı. “Kaçamayız.” Beren’in gözleri doldu. “Ben giremiyorum…” Karan yumuşak bir sesle konuştu: “Yalnız değilsin.” Birlikte kapıyı açtılar. Oda hâlâ aynıydı. Küçük kıyafetler… Beşik… Oyuncaklar… Hiçbir şeye dokunulmamıştı. Beren’in dizleri titredi. Karan onu tuttu. Beren yavaşça içeri adım attı. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Beşiğe yaklaştı. Eliyle dokundu. “Burası… onun olacaktı…” Karan arkasında duruyordu. Sessizce. Beren bir süre ağladı. Ama bu sefer… Kaçmadı. Sonra yavaşça konuştu: “Onu unutmak istemiyorum.” Karan hemen cevap verdi: “Unutmayacağız.” Beren ona baktı. “Gerçekten mi?” Karan başını salladı. “Her zaman bizimle olacak.” Beren derin bir nefes aldı. Gözlerini kapattı. Ve ilk kez… Acıyla birlikte… küçük bir huzur hissetti. Gece O gece… Beren Karan’a sarılarak uyudu. Uzun zamandır ilk kez… Gözlerini kapatabildi. Karan onun saçlarını okşadı. Ve fısıldadı: “Biz yeniden ayağa kalkacağız…” Bu bir son değildi. Bu… yeniden başlamanın ilk adımıydı. Aradan haftalar geçmişti. Acı hâlâ oradaydı… Ama artık her an nefeslerini kesmiyordu. Beren yavaş yavaş değişmeye başlamıştı. Eskisi gibi saatlerce boş boş oturmuyordu. Bazen mutfağa giriyor, bazen bahçeye çıkıyordu. Karan ise her an onu izliyordu. Sessizce. Onu zorlamadan. Ama her düştüğünde yanında olmak için hazır. Bir sabah… Beren erkenden uyandı. Güneş ışığı odaya doluyordu. Yanında Karan vardı. Hâlâ uyuyordu. Beren bir süre onu izledi. Yüzündeki o sert ifade bile uyurken yumuşuyordu. İçinden bir şey geçti. Yavaşça eğildi. Ve Karan’ın yanağına küçük bir öpücük kondurdu. Tam geri çekilecekti ki… Karan gözlerini açtı. “Günaydın…” Beren hafifçe utandı. “Uyandırdım mı?” Karan başını salladı. “Hayır.” Sonra dikkatle ona baktı. “Bugün farklısın.” Beren hafifçe gülümsedi. “Biraz daha iyiyim.” Karan bunu duyunca gözlerinde bir rahatlama belirdi. Yavaşça elini tuttu. “Bu yeter.” Küçük Adımlar O gün birlikte kahvaltı yaptılar. Uzun zamandır ilk kez… Masada sessizlik ağır değildi. Beren bir ara durdu. “Karan…” Karan ona baktı. “Evet?” Beren derin bir nefes aldı. “Ben… tekrar yaşamak istiyorum.” Karan dikkat kesildi. “Ne demek istiyorsun?” Beren gözlerini kaçırdı. “Bu acıyla yaşamayı öğrenmek istiyorum.” Sonra ona baktı. “Seninle.” Karan’ın yüzü yumuşadı. “Elbette.” Dışarı Çıkmak Aynı gün… Karan Beren’i dışarı çıkardı. Uzun zamandır ilk kez. Deniz kenarına gittiler. Rüzgâr hafif esiyordu. Beren gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı. “Bu iyi geldi…” Karan onu izliyordu. “Özlemişsin.” Beren başını salladı. “Evet.” Sonra yavaşça ekledi: “Hayatı…” İçten Bir Konuşma Akşam… Villaya döndüklerinde balkona çıktılar. Gökyüzü kararmıştı. Yıldızlar görünüyordu. Beren başını Karan’ın omzuna yasladı. “Karan…” “Ya bir daha olmazsa?” Karan bu soruyu bekliyordu. Ama yine de içi sızladı. Beren devam etti: “Ya bir daha çocuk sahibi olamazsak?” Sessizlik… Karan yavaşça döndü. Ellerini Beren’in yüzüne koydu. “Olursa… güzel.” “Olmazsa…” Bir an durdu. “Yine de hayatımın en doğru insanı sensin.” Beren’in gözleri doldu. “Gerçekten mi?” Karan başını salladı. “Ben seni her halinle seviyorum.” Beren gözyaşlarıyla gülümsedi. “Ben de…” Umut O gece… İkisi de uzun süre konuştu. Gelecekten. Hayallerden. Korkulardan. Ama bu sefer… Konuşmaların içinde umut vardı. Beren yavaşça fısıldadı: “Belki… bir gün tekrar deneriz.” Karan onun elini tuttu. “Ne zaman hazır hissedersen.” Beren başını salladı. “Bu sefer… korkmadan.” Karan hafifçe gülümsedi. “Bu sefer birlikte daha güçlüyüz.” Ve o an… Acı hâlâ vardı. Ama artık tek başına değildi. Onun yanında… umut da vardı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD