BANG

1357 Words
Bahçede bağırışlar yükseliyordu. Beren pencerenin önünde donup kalmıştı. Kapının önünde duran arabalar ve içlerinden çıkan silahlı adamlar… hepsi korkutucuydu. Adamların önünde yürüyen kişi ise Selim Karaydı. Beren’in kalbi hızlandı. “Buraya kadar geldiler…” Tam o sırada odanın kapısı aniden açıldı. İçeri Karan girdi. Yüzü sertti. “Pencereden uzaklaş.” Beren hemen geri çekildi. “Onlar… burada.” Karan kısa bir cevap verdi. “Biliyorum.” Aşağıdan bir adamın sesi duyuldu: “Kapıyı aç Karan!” Selim Kara bağırıyordu. “Yoksa içeri gireriz!” Karan sinirli bir şekilde nefes verdi. Sonra Beren’e baktı. “Burada kal.” Beren korkuyla sordu: “Ya içeri girerlerse?” Karan birkaç saniye ona baktı. Sonra ceketinin içinden bir silah çıkarıp masanın üzerine bıraktı. Beren şaşkınlıkla silaha baktı. “Ben silah kullanamam.” Karan sakin bir sesle konuştu. “Umarım kullanmak zorunda kalmazsın.” Sonra kapıya doğru yürüdü. Tam çıkarken durdu. Beren’e baktı. “Kapıyı kilitle.” Kapı kapandı. Beren titreyen ellerle kapıyı kilitledi. Sonra yavaşça masaya yaklaştı. Silaha baktı. Ellerini uzattı ama dokunamadı. Aşağıdan bir anda bir patlama sesi geldi. Beren korkuyla irkildi. Bahçede silah sesleri başladı. Bağırışlar duyuluyordu. Karan’ın adamları ve Selim’in adamları çatışıyordu. Beren’in kalbi deli gibi atıyordu. Tam o sırada… Kapının kolu yavaşça hareket etti. Beren dondu. Kapı kilitliydi ama biri dışarıdan zorluyordu. Beren yavaşça silahı eline aldı. Nefesi hızlandı. Kapı tekrar sallandı. Ve dışarıdan bir adamın sesi geldi: “Kapıyı aç kız.” Beren’in kalbi duracak gibi oldu. Adam tekrar konuştu. “Selim Kara seni istiyor.” Kapı sert bir şekilde sallandı. Beren’in kalbi neredeyse göğsünden çıkacak gibiydi. Ellerinde tuttuğu silah titriyordu. Dışarıdaki adam tekrar bağırdı: “Kapıyı aç kız!” Beren cevap vermedi. Sadece kapıya bakıyordu. Adam sinirli bir şekilde kapıya vurdu. “Son kez söylüyorum!” Beren bir adım geri çekildi. Sonra sert bir tekme sesi duyuldu. Kapı güçlü bir şekilde sarsıldı. Beren korkuyla nefesini tuttu. Bir tekme daha… Kapı artık dayanamayacak gibiydi. Beren silahı iki eliyle tuttu. “Girme…” diye fısıldadı. Ama adam üçüncü tekmeyi attı. Kapı kırılarak açıldı. İçeri silahlı bir adam girdi. Beren korkuyla silahı doğrulttu. Adam gülerek konuştu: “Sen misin Selim Bey’in istediği kız?” Beren geri çekildi. “Yaklaşma!” Adam yavaş yavaş ona doğru yürüdü. “Silahı indir kız.” Beren’in elleri titriyordu. “Bir adım daha atarsan ateş ederim!” Adam alaycı bir şekilde güldü. “Sen mi?” Tam adam bir adım daha attığı anda… Bir silah sesi duyuldu. Ama ateş eden Beren değildi. Adamın arkasından vurulduğunu gördü. Adam yere düştü. Beren şaşkınlıkla kapıya baktı. Kapıda biri duruyordu. Karan Alp Arslan. Elinde silah vardı. Yüzü öfkeyle doluydu. Yavaşça içeri girdi. Yerdeki adama kısa bir bakış attı. Sonra gözlerini Beren’e çevirdi. “İyi misin?” Beren hâlâ şoktaydı. Sadece başını sallayabildi. Karan yere düşen adama tekrar baktı. Sonra dişlerini sıkarak konuştu: “Selim büyük hata yaptı.” Beren yavaşça sordu: “Ne yapacaksın?” Karan silahını yeniden doldurdu. Gözleri karanlıktı. “Bu gece bitireceğim.” Tam o sırada aşağıdan Emir’in sesi geldi: “Abi! Selim kaçıyor!” Karan hemen kapıya yöneldi. Ama bir an durdu. Beren’e baktı. “Kapıyı kilitle.” Sonra hızla aşağı indi. Beren yalnız kaldı. Ama bu sefer korkudan çok başka bir şey hissediyordu. Çünkü ilk defa anlamıştı. Karan gerçekten onu koruyordu. Bahçede silah sesleri hâlâ devam ediyordu. Karan hızlı adımlarla merdivenlerden indi. Elindeki silahı sıkıca tutuyordu. Kapıdan dışarı çıktığında bahçedeki adamlar hâlâ çatışıyordu. Emir koşarak yanına geldi. “Abi! Selim arabaya bindi!” Karan’ın gözleri karardı. “Nerede?” Emir kapıya doğru işaret etti. “Siyah SUV!” Karan hiç düşünmeden koşmaya başladı. Kapının önüne geldiğinde bir araba hızla çıkıyordu. Direksiyonda Selim Kara vardı. Karan silahını kaldırdı. Bang! Kurşun arabanın arka camını parçaladı. Ama araba durmadı. Selim hızla uzaklaştı. Karan sinirle nefes verdi. Emir yanına geldi. “Kaçtı.” Karan dişlerini sıktı. “Şimdilik.” Aynı anda… Beren odasında kapının arkasında bekliyordu. Silahı hâlâ elindeydi. Aşağıdaki sesler yavaş yavaş kesilmişti. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu. Bir süre sonra kapı çalındı. Beren irkildi. Karan’ın sesi geldi. “Benim.” Beren kapıyı açtı. Karan kapının önünde duruyordu. Yüzünde hafif bir çizik vardı. Beren hemen sordu: “Yaralandın mı?” Karan başını iki yana salladı. “Hayır.” Beren derin bir nefes aldı. “Selim?” Karan kısa bir cevap verdi. “Kaçtı.” Beren üzgün bir şekilde başını eğdi. “Yani… yine geri gelecek.” Karan birkaç saniye sustu. Sonra ciddi bir sesle konuştu. “Evet.” Beren ona baktı. “Benden ne istiyor?” Karan bu soruya hemen cevap vermedi. Sanki bir şey düşünüyordu. Sonra yavaşça söyledi: “Bunu yakında öğreneceğiz.” Beren kaşlarını çattı. “Ne demek bu?” Karan tam cevap verecekken… Emir hızla merdivenlerden çıktı. “Abi!” Karan ona döndü. “Ne oldu?” Emir elindeki telefonu gösterdi. “Selim mesaj göndermiş.” Karan telefonu aldı. Mesajı okudu. Yüzü bir anda sertleşti. Beren merakla sordu: “Ne yazıyor?” Karan yavaşça başını kaldırdı. Ve tek bir cümle söyledi. “Seni istiyor.” Beren’in kalbi hızlandı. “Benimle ne yapacak?” Karan’ın cevabı karanlıktı. “Sanırım… seni pazarlık için kullanacak".. Odanın içinde ağır bir sessizlik vardı. Beren hâlâ Karan’a bakıyordu. “Beni pazarlık için mi kullanacak?” Sesi korku doluydu. Karan birkaç saniye düşündü. Sonra telefonu Emir’e geri verdi. “Mesajı herkese gönder.” Emir kaşlarını çattı. “Nasıl yani abi?” Karan’ın sesi soğuktu. “Selim’e haber gitsin.” Bir an durdu. “Beren kimsenin pazarlığı değildir.” Emir başını salladı. “Anladım.” Emir odadan çıktı. Beren hâlâ Karan’a bakıyordu. “Ben… bu kadar önemli biri değilim.” Karan ona döndü. “Selim için öylesin.” Beren yavaşça sordu. “Peki senin için?” Karan bu soruya hemen cevap vermedi. Sadece birkaç saniye Beren’in gözlerine baktı. Sonra kısa bir cümle söyledi. “Şu anda benim sorumluluğumsun.” Beren bir şey söylemedi. Ama kalbi garip bir şekilde hızlandı. Tam o sırada Emir tekrar odaya girdi. Yüzü ciddiydi. “Abi…” Karan ona baktı. “Ne oldu?” Emir telefonunu uzattı. “Selim tekrar mesaj gönderdi.” Karan telefonu aldı. Mesajı okudu. Yüzü bir anda sertleşti. Beren merakla sordu. “Ne yazıyor?” Karan telefonu kapattı. Sonra yavaşça konuştu. “Yarın gece.” Beren anlamadı. “Ne olacak yarın gece?” Karan cevap verdi. “Selim buluşmak istiyor.” Emir hemen konuştu. “Bu tuzak abi.” Karan başını salladı. “Biliyorum.” Beren’in kalbi hızlandı. “Beni mi istiyor?” Karan ona baktı. “Evet.” Beren korkuyla sordu. “Peki… gidecek misin?” Karan’ın cevabı kısa ve kesindi. “Evet.” Emir şaşkınlıkla sordu. “Abi ciddi misin?” Karan karanlık bir şekilde gülümsedi. “Bu işi bitirme zamanı geldi.” Beren’in kalbi hızlandı. Çünkü yarın gece… Her şey değişebilirdi. Ertesi gece… Hava soğuktu. Şehrin dışında eski bir liman sessizce duruyordu. Siyah bir araba yavaşça limana yaklaştı. Direksiyonda Emir, arka koltukta ise Karan Alp Arslan oturuyordu. Arabanın içinde ağır bir sessizlik vardı. Emir aynadan ona baktı. “Abi… hâlâ vazgeçebilirsin.” Karan gözlerini limana dikmişti. “Hayır.” Emir derin bir nefes aldı. “Selim’e güven olmaz.” Karan kısa bir cevap verdi. “Zaten güvenmiyorum.” Araba durdu. Karan kapıyı açıp indi. Limanın ortasında başka bir araba daha vardı. Arabanın önünde birkaç adam duruyordu. Ve onların arasında Selim Kara. Selim hafifçe gülümsedi. “Hoş geldin Karan.” Karan ağır adımlarla ona doğru yürüdü. “Ne istiyorsun?” Selim alaycı bir şekilde başını eğdi. “Direkt konuya giriyorsun.” Karan sert bir sesle tekrar sordu. “Beren’i neden istiyorsun?” Selim’in gülümsemesi biraz büyüdü. “Demek kız senin yanında.” Karan cevap vermedi. Selim yavaşça konuştu. “Çünkü o kız… sandığından çok daha değerli.” Karan’ın kaşları çatıldı. “Ne demek istiyorsun?” Selim birkaç adım yaklaştı. Sonra alçak bir sesle konuştu. “Beren’in babasını hatırlıyor musun?” Karan’ın yüzü bir anda değişti. Gözleri karardı. “Sus.” Selim gülmeye başladı. “Demek hatırlıyorsun.” Karan’ın sesi tehlikeli bir şekilde çıktı. “Onun hakkında konuşma.” Selim başını eğdi. “Geçmişten kaçamazsın Karan.” Sonra yavaşça söyledi: “Çünkü Beren… o adamın kızı.” Karan donup kaldı. Aynı anda… Karan’ın evinde… Beren pencerenin önünde duruyordu. Kalbi sıkışıyordu. Nedensiz bir huzursuzluk hissediyordu. Sanki bu gece… çok büyük bir şey olacaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD