Limanın ortasında rüzgâr sert esiyordu. Karan ve Selim birbirlerine bakıyordu. Selim az önce söylediği sözlerin ardından sessizce gülümsedi. “Demek bilmiyordun.” Karan’ın yüzü sertleşti. “Ne biliyorum, ne de bilmek istiyorum.” Selim başını iki yana salladı. “Yalan söyleme Karan. O adamı sen de tanıyordun.” Karan’ın gözleri karardı. “Adını söyleme.” Selim yavaşça konuştu. “Beren’in babası… Azad Demir.” Karan’ın eli yumruk oldu. Çünkü bu isim ona yabancı değildi. Azad Demir… Yıllar önce yeraltı dünyasında büyük bir isimdi. Sonra bir gece ortadan kaybolmuştu. Selim alaycı bir şekilde konuşmaya devam etti. “Demek kızı hayatta.” Karan sert bir şekilde sordu. “Bunu neden bana söylüyorsun?” Selim gülümsedi. “Çünkü o kız bana lazım.” Karan bir adım yaklaştı. “Ne için?” Sel

