Gece içime giren sıkıntıyla kendimi dışarı atmış, sokaklarda boş boş dolanıyordum. Yalın'ın söyledikleri, Ahu'nun rest çekişi, Erdinç'in saçma öğütleri, şu gizli kızın mesajları kafamda olması gerekenden fazla yer kaplıyorlardı. Ben öyle ya da böyle şu yaşıma kadar isteklerim doğrultusunda gelmiştim. Sevgisiz büyümüştüm. Aile kavramı yok denecek kadar azdı bende. Abimi bilirdim aile olarak. O da şu an çok uzaklardaydı. Onun gidişiyle aile kavramı tamamen yok olmuştu zihnimde. Önceleri sessizdim, evet. Kimseyle muhatap olmazdım, böylece kimseyi de incitmezdim sözlerimle.
Sessizliğimin kırılma noktası Asude olmuştu.
Onu ilk kez lisede görmüş, hoşlanmıştım. Sarı saçları, kahverengi gözleri, kusursuz yüz haltlarıyla ondan hoşlanmam kaçınılmaz olmuştu. Herkesi kendine hayran bırakan bir tavrı vardı. Aylar sonra tüm cesaretimi toplayıp ona açıldığım gün beni reddetmemiş, hayatına kabul etmişti. Onun hayatına dahil olmamla benim sessiz hayatım sona ermişti. Arkadaş çevrem olmuştu, çenem açılmıştı. Çenem her açılışında zehirli sözlerini saçar olmuştu etrafa. Çevremdekiler bundan rahatsız olmadan beni öylece kabullenmişlerdi. Kötü olmak istememiştim ama iyi olmayı da hiçbir zaman bilememiştim. Hep kötülük görmüştüm. Hır gür içinde geçmişti çocukluğum. Nasıl bir şeyler yıkılır bunu öğretmişti bana pek kıymetli aile fertlerim. Düzeltmeyi, iyileştirmeyi göstermemişlerdi herhangi yaşımın, herhangi bir anında.
Şu an 22 yaşımdaydım ve böyle olmak benim tercihimdi.
Ne Asude, ne de başka biri beni değiştirmemişti.
Herkesin değiştiğimi düşündüğü bu beden bana aitti. Benim düşüncelerimi barındırıyordu içinde. Arkadaşlarım bunu anlamıyordu. Birilerine göre hareket eden bir kukla gibi görüyorlardı beni ama öyle değildi. Hiçbir zaman öyle olmamıştı. Değişim ben istediğimde gerçekleşecekti. Ne zaman şu an olduğumdan farklı biri olmak istersem o zaman değişecektim. Belki de değişmeyi hiçbir zaman istemeyecektim?
Çalan telefonumu duyduğumda bitmiş sigarayı atıp cevapladım. "Söyle?"
"Buldum başkan. Tahmin ettiğin gibi New York'ta. Wagner College'inde okuyor. Ne yapalım?"
Arayan kişi ayak işlerimi yaptırdığım Uygar'dı. Sonunda müjdeli haberi vermişti.
"Konuştuğumuz gibi. İşi hallettikten sonra bana haber ver. Dikkatli ol, kimse bir şeyden şüphelenmeyecek. Özellikle de o."
"Tamamdır başkan, o iş bende."
Telefonu kapatıp cebime attım. O an başımı kaldırdığımda her zaman takıldığımız bara geldiğimi fark ettim. Böylece yaklaşık bir saattir sokakta boş boş dolandığımı anlamış oldum. Gelmişken geri dönmek olmazdı.
"İmdat!"
İçeri gireceğim sırada duyduğum sesle duraksadım. Bir kız sesiydi bağıran. Alışılagelmiş manzarayla karşılaşacağımın bilinciyle içeri girmekten vazgeçip barın arka kapısına yöneldim. Sesin geldiği yere doğru... Çok geçmeden aşinası olduğumuz manzara karşıma çıkmıştı. Kızın tekini duvarla kendi arasına almış bir hıyar görüyordum karşımda.
"İmdat!" Kız bir kez daha bağırdığında eliyle ağzını kapattı. "Sussana lan! Kimse duyamaz seni burada. Anla artık benden kaçışın yok!"
"Senin de benden kaçışın yok dostum." Alaylı sesim hararetli tartışmalarına bomba gibi düşmüştü. Kız gözlerindeki parıltıyla bana bakarken erkek kaşlarını çatmıştı. "Sen kimsin lan?"
"Hım," dedim düşünürmüş gibi yaparak. "Kimim ben?" Ardından gülerek elimi şaklattım. "Ah buldum. Ağzını götüne monte edecek kişiyim."
Bardan ağzın götünde çıkarsan karışmam.
Aklıma gelen cümleyle kaşlarım çatılmıştı. Ulan iki dakikalık eğlencem vardı şurada ona bile musallat olmuştu, sorunlu kız.
Deri ceketimi çıkarıp yere fırlattım. Sweetshirt'in kollarını sıvarken ben, adam hâlâ bana bakıyordu. "Ne halt yiyorsun sen orada? Defol git!"
"Senin için hazırlık yapıyorum," dedim omuz silkerek. "Ceketle rahat dövülmüyor biliyor musun?"
Onlara doğru iki büyük adım attım. "Gerçi sen nereden bileceksin? Adam gibi dövüşmek, kendinden küçük bir kızı duvar kenarına sıkıştırmaya benzemez."
Yeniden ağzını açacak olduğunda bu işin çok uzadığına karar vererek yumruğumu yüzüne indirdim. Kız çığlık attığında yüzümü buruşturdum. "Bir kere de çığlık atmayın anasını satayım. Buraya armut toplamaya gelmediğimi açıkça belli ettiğimi düşünüyordum oysaki." Gülerek kıza bakarken erkeğe tekme attım. "Yanılmışım."
Boşluğumdan yararlanıp suratıma yumruk attığında gecikmeden karşılığını almıştı. Vurduğumda geriye doğru sarsak adımlar atıyordu. Büyük ihtimal içtiği için kafası güzeldi. Ağzınızla içmeyi bilmiyorsanız içmeyin kardeşim.
Bana doğru yumruk sağladığında kolunu tutup sertçe büktüm. Bağırmaya başladı it oğlu it. "Sus lan gavat." Korkuyla bana bakan kıza dönüp barı işaret ettim. "İçeri gir, Erdinç'i bul. Mekanın sahibi olduğu için kime sorsan gösterir. Beni Esat yolladı de o ne yapacağını biliyor." Kızın bakışları değişmediğinde göz devirdim. "Taksi çağırıp evine gönderecek. Kalman psikolojin açısından iyi olmaz. Ha sen yine de kalayım ben dövüş seyretmekten zevk alıyorum dersen, saygı duyarım."
Kız yere düşen çantasını alıp hızla bara girdi. Gülümsedim. "Ben de öyle düşünmüştüm."
Elimin altında kıvranan puşta döndüm. "Şimdi uzun uzun seninle ilgilenebilirim. Şanssızsın ki bugün ekstra sinirliyim. E herkes anasının karnından dört yapraklı yoncayla doğmuyor, öyle değil mi?"
_
@yeis: Esat...
@yeis: kıyamadığım, o yüzünün hali ne?
@yeis: yine mi kavga ettin sen?
@esateerbas: sende nasıl bir takip sensörü var lan?
@esateerbas: eve adımımı atar atmaz yazmaya başladın
@esateerbas: doğru söyle evime kamera mı yerleştirdin?
@yeis: hayır, söyledim sana şakaydı o
@yeis: canının yandığını hissettim
@esateerbas: siktir deli
@esateerbas: senin o dediğini ikizler bile hissetmiyor
@yeis: ay tamam hissetmedim, gördüm
@esateerbas: nasıl gördün?
@yeis: gönül gözüyle gördüm :')
@esateerbas: oldu o zaman yavaştan yaylanayım ben
@yeis: oldu o zaman yavaştan yaylan sen :')
*
Esat'a düşmemeliyim
Esat'a düşmemeliyim
Esat'a düşmemeliyim
Kahretsin düştüm!
Spoiler: Kurtardığı kız Umut değil.
Seviliyorsunuz ♥