bc

Yasak Ama Benim Yaban Çileği

book_age18+
0
FOLLOW
1K
READ
dark
forbidden
family
HE
forced
playboy
powerful
stepfather
mafia
heir/heiress
drama
tragedy
sweet
bxg
lighthearted
serious
kicking
campus
mythology
pack
small town
love at the first sight
addiction
widow/widower
seductive
like
intro-logo
Blurb

💋👄Cinsel içerik çoktur rahatsız olanlar okumasınlar. 👄💋

Düşman iki ailenin çocukları ama bir birlerine yasaklı. Düşman bir ten, insanın kanını nasıl böyle kaynatabilir?

biri gencecik kızken diğeri ikinci karısını almak üzereydi sizce bu aşkın sonu ne olur.

chap-preview
Free preview
Bölüm 1~ Yaban çileği
Güneş öyle yakıyordu ki, hani derler ya "beyni akıyor insanın", tam o hesap! Anam ile yengemin "Hadi kız, daha orada mısın?" diye bir bağırışları vardı, her biri kulağımda matkap gibi uğuldayıp sinirlerimi bozuyordu. Sırtımda bir dünya yük, tepemde cayır cayır yanan güneş... Ama onlar benden uçmamı bekliyor! Eskiden insanlar uçuyordu galiba; hani anlatıp duruyorlar ya "Ben gençken şunu yapmıştım, bunu uçurmuştum" diye. Ayşe: "Alın size uçmak!" Sırtımdaki otu, sanki samanlığa fırlatır gibi indirdim sırtımdan. Kolanı çıkartıp bir kenara fırlattım. "Off anam of ya!" deyip alnımdaki teri elimin tersiyle sildim. Sıcak öyle basmıştı ki, üzerimdeki gömleği yakasından tutup havalandırırken bir an nefes alayım dedim. İşte tam o an, üzerime bir gölge düştü. Yavaş yavaş, süzüle süzüle bana doğru geliyordu. Alttan yukarı doğru bakarken kafam iyice geriye yattı ama yüzünü bir türlü seçemedim. Güneş tam arkasından vuruyor, çehresini parıltılar içinde saklıyordu. Yavaşça ayağa kalktım; dizlerim titriyordu ama çaktırmamaya çalıştım. Ayşe: "Sen de kimsin be adam? Git burdan, biri görecek şimdi, başımıza iş açacaksın!" Adamdan çıt çıkmadı. Hiçbir şey demedi ama üzerime doğru ağır, kendinden emin bir adım attı. Hızla yaklaştı bana. Geri kaçmak, arkama bakmadan topuklamak istiyordum ama imkânı yoktu; sanki ayaklarım yere çivilenmiş, kök salmıştım. Bağırmak için ağzımı açtım ama sesim tellerime takıldı, çıkmadı. Bir adımda dibime kadar sokuldu. O an dünya durdu. Güçlü, çelik gibi parmaklarını belime dolayıp beni tek hamlede kendine yapıştırdı. Öyle kuvvetli, öyle kaslıydı ki, bedeni "Ben günahım!" diye bağırıyordu resmen ama kokusu insanı içine içine çekiyordu. Diğer eli, sanki bir haritayı keşfeder gibi vücudumun her kıvrımında, her zerresinde dolaşmaya başladı. Dokunduğu her yer alev alıyordu. Sonra ağır ağır boynuma eğildi, sıcak nefesi tenimi yakıp kavururken derin bir nefes çekti. Sesi, insanın kanını kaynatan o tehlikeli tondaydı: Yabancı: "Yaban çileği gibi kokuyorsun... Öyle tatlı, öyle vahşi." Şah damarımın üzerine tüyden hafif, ama sarsıcı bir öpücük kondurdu. Dudakları boynumdan çeneme doğru tırmanırken, içimdeki tüm direnç eriyip gitti. Tam dudaklarıma yönelecekti ki, samanlığın kapısı büyük bir gürültüyle, sanki kıyamet koparmış gibi açıldı! Emine: "Kız kör olasıca! Hâlâ daha yatıyon mu gı sen? Tüh! Seni alan koca, iki günde kapının önüne koyar valla!" Ayşe, bir koluyla bacağına sarılmış, yastığı ve yorganı adeta o yakışıklı adam sanıp sarmalamış hâlde gülerek uyuyordu. Annesinin o gök gürültüsünü andıran sesinden sonra gözlerini açtığında bir yandan da kıcını kaşıyordu. Karşısındaki kadına baktı; annesi Emine'nin saçları dağılmış, yazması omzuna düşmek üzereydi ve elinde bir savaş ganimeti gibi tahta kaşık tutuyordu. Ayşe: "Ana ne oluyor sabah sabah ya? Vallahi rüyamın en ballı, en güzel yerindeydin, niye böldün?" Emine: "Elinin körü oldu! Dün topladığın çileği sabah ahıra gitmeden ateşe koyduydum, seni de çağırdım dibi tutmasın diye. Ama bizim kızda nerde o akıl? Götünde pireler uçuşuyor, rüya görüyor hanımefendi!" Ayşe: "Ana ne diyon gı sabah sabah? Git abime sar, o uyusun ben suçlu olayım, oh ne ala memleket!" Emine: "Kız dellendirme beni! Kalk, kırarım o bacaklarını!" Ayşe, annesinin elindeki tahta kaşığı havada salladığını görünce yataktan bir ok gibi fırladı. Yerden eteğini kaptığı gibi kapıya nasıl kaçacağını şaşırdı. Tam eşikten çıkarken hain bir gülüşle annesine döndü. Ayşe: "Ana... Kız, acaba ben bu rüyayı bu gece bir daha görür müyüm gı? Öyle böyle değildi!" Emine elindeki kaşığı tam fırlatacaktı ki üzerindeki reçel aklına geldi; "Duvara yapışırsa yine ben temizleyecem" diye vazgeçip bu sefer ayağındaki terliği çıkarıp Ayşe'nin arkasından fırlattı. "Tembel kız, aklı fikri haylazlıkta!" diye söylenirken Ayşe kapı aralığından tekrar kafasını uzattı. Ayşe: "Tembellik değil o Ana ! Sizin gibi olağanüstü güçlerim yok benim, uçmak gibi! Cazuysanız (cadıysanız) siz, ben ne yapayım? Ben anca rüyamda uçarım!" Emine: "Kız! Seni bir yakalarsam asıl uçmayı o zaman görürsün! Terlik yetmedi mi?" Ayşe: "Yakalarsan konuşuruz Ana , hadi öptüm!" Ayşe gülerek oradan uzaklaşırken annesi arkasından bağırmaya devam ediyordu. Emine: "Çok konuşma! Ahıra git, yengen seni bekliyor. İki ineği sen sağacakmışsın, kadının elinde dolama çıkmış, sızlanıp duruyor." Ayşe: "Banane Ana ya! Ben onun özel hizmetçisi miyim? Az durun hele, bir helaya gideyim, elimi yüzümü yıkayayım. Ne bu sabah sabah seferberlik mi var?" Emine: "Kes sesini de git! Fadime'nin anası aradı, çeşmeye gidecekmişsiniz. Hazırlan hadi." Ayşe: "Niye gidelim Ana? Kızlar oraya koca bulmaya, cilveleşmeye gidiyor. Benim ne işim var?" Emine: "E iyi işte, sen de evlenmek için git! Belki biri hayrına seni alır da başımdan gidersin." Ayşe: "Oldu ana , başka? Baba evinde ne gün gördüm ki, koca evinde ne göreyim? Orada da 'inek sağ, ot taşı' diyecekler." Emine: "Bana bak kız, senin dilin yine beş karış uzamış!" Ayşe: "Uzamadı ana, doğruları derim ben. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar ama olsun." Emine: "Kız sabah sabah başıma bela mısın, gitsene işine!" Ayşe söylene söylene, ayaklarını sürüyerek ahıra doğru gitti. İçeri girip yengesinin o her daim asık suratını görünce içinden bir sabır çekti. Ayşe (İçinden): "Al bak şu yüze, şu sıfata bak da günün aydın geçsin... Tövbe yarabbî." kezban : "Ooo, kalkabilmişsin hanım ağa! Biz burada dirsek çürütelim, sen rüyalarda gez." Ayşe: "He yenge he, ondan. Sabah sabah benle uğraşma, git amcamın beynini ye, o alışkındır senin dırdırına." Yenge: "Kız sen ne biçim sivri dilli oldun böyle? Saygı da kalmamış, Ecim bak hele bu ne hal!" Ayşe: "Beğenmiyorsan almazsın oğluna yenge, olur biter!" Ayşe, yengesine lafı yapıştırıp az ilerideki dereye inip yüzünü buz gibi suyla yıkadı. Kendine gelince ahıra döndü, kovayı sudan geçirip ineğin altına oturdu. İki ineği de bir çırpıda sağdı; eli hızlıydı ama aklı hâlâ o samanlıktaydı. Eve geldiğinde annesi mis kokulu çilek reçellerini şişelere dolduruyordu. O an aklına yine o rüya geldi. Adamın o fısıltısı kulağında çınladı: "Yaban çileği gibi kokuyorsun..." Emine: "Yine nere daldın kız? Gözlerin süzüldü yine." Ayşe: "Dalmadım ana , çayın yanına ne yapayım? Hayallere de mi yasak geldi?" Emine: "Pek bir şey etme, otur hadi. Seninle ben yiyeceğiz kahvaltıyı; babanla abin erkenden tarlaya gitti." Ayşe: "Vay! Abimde büyük bir gelişme var desene ana . Kıyamet mi kopacak?" Emine: "Niye kız?" Ayşe: "Bu saatte kalkmış da bir de tarlaya gitmiş... Şaşırtıcı!" Emine: "Gitmeyip de ne yapacak? Tarlanın sınırındaki o baş düşmanlarımız Çapsız memet yine sınırla oynamışlar. Taşları kaydırmışlar yine. Babana 'Şu adama sat şu tarlayı, uğraşma şunlarla' diyorum ama babanda akıl yok ki!" Ayşe: "İyi etti babam Ana! Onlar hakkımızı yedi diye onlara boyun mu eğelim? Gerekirse ben gider kavga ederim o arsızlarla." Emine: "Seni erkek doğurup abini de kız doğursaymışım ya ben... Hiç eksik kalma zaten, her şeye maydanoz ol. Erkekten farkın yok vallâ!" Ayşe: "Artık çok geç Ana , zamanında düşünecektin onu! Şimdi bu 'erkek Fatma' ile idare edeceksin." Ayşe, annesiyle şakalaşarak sofrayı kurdu, demli çayları bardaklara doldurdu. Tam ilk yudumunu alacaktı ki kapıda bir karartı belirdi; Fadime ile anası Hatime gelmişti bile. Ayşe sevinçle fırlayıp arkadaşına sarıldı. Onlara da iki bardak çay getirip odaya, sedire kuruldular. Fadime'nin gözleri parlıyordu; gömleğinin altından gizemli bir şey çıkardı. Fadime: "Kızım baksana şuna! Bak neler var burada." Ayşe: "Ayy! Kızım nerden buldun sen bu dergiyi?" Fadime: "Amcamın kızı getirmiş İstanbul'dan. Taze gelmiş, gıcır gıcır!" Ayşe: "İstanbul mu? Varya Fadime, bir gün her şeyi bırakıp kaçıp gideceğim buralardan. Görürsün bak." Fadime: "He Ayşe he! Yine başladın uçmaya. Sen önce ahırdaki tezekleri temizle de sonra İstanbul'a uçarsın." Ayşe: "Sen de hiç inanma bana Fadime! Bir de en yakın arkadaşım olacaksın, insan biraz destek verir." Fadime şefkatle Ayşe'nin elini tutup; Fadime: "Küsme hemen be kızım. Bu köyden sağ salim çıkanı gördün mü hiç? Hepimiz burada yaşlanıp gideceğiz işte." Ayşe: "Doğru diyorsun ama hayal etmek de parayla değil ya! Rüyalarımda bile özgürüm ben." Fadime: "Hayal demişken, dur sana bomba bir haber vereyim: Çapsız Mehmet Emmi'nin oğlu köye geri gelmiş!" Ayşe: "Kim? Bizim o baş düşmanımız olan sülalenin oğlu mu?" Fadime: "Evet ta kendisi! Hem de ne dönmek..." Ayşe: "Aman, bâna ne kızım onlardan! Hem o adam evli değil miydi? Karısıyla gitmemiş miydi şehre?" Fadime: "Boşamış kız! Adam artık bekar." Ayşe: "Korkma, o cadı anası hemen bulur bir tane daha, yakar bir gariban kızın başını. Onlardan hayır gelmez." Fadime: "Doğru diyon ama varmış işte istemeye gittikleri biri. Ayşe... Vallahi ne yalan söyleyeyim, keşke beni istese. O kadar yakışıklı olmuş ki!" Ayşe: "Kız saçmalama! Düşman sülaleye gelin mi gideceksin? Anan duysa seni oymak oymak oyar." Fadime: "Kızım sen onu daha görmedin! Uzaktan bir görsen, insana abdest bozdurur cinsten bir afet olmuş!" Ayşe: "Sen iyice arsız oldun ha!" Ayşe öyle dedi ama aklına birden o rüyası geldi. O samanlıktaki yabancı... O ateşli dokunuşlar... O rüyasındaki adam, bu köyün yanından geçmeyi bırak, koca Ordu ilinde bile yoktu belki de. Ayşe rüyanın etkisiyle öyle derinden bir iç çekti ki, sedir bile titredi sanki. Fadime: "Noldu kız? Niye dertlendin birden? Kara sevdalılar gibi iç çekiyon." Ayşe: "Kızım baksana şu köydeki erkeklere... Ya kel, ya göbekli, ya da yengen gibi suratı asık. İnsan bir heyecan arıyor ama nerede..." Fadime, Ayşe'nin o umutsuz ama komik hâline bir kahkaha patlattı. Ayşe de ona katıldı ve iki arkadaş, gülüşmeye devam ettiler.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Unscentable

read
1.7M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
638.6K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.2M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
876.2K
bc

A Warrior's Second Chance

read
306.8K
bc

Not just, the Beta

read
313.9K
bc

The Broken Wolf

read
1.0M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook