Sui Colores
(Renklerin bulunduğu gezegen)
Büyük Felaketten Önce
Kraliçenin dudaklarından dökülen kelimelerle memnun bir şekilde gülümsedi. Geldikleri günden itibaren kraliçeyi sadece bir kaç sefer görmüştü. En uzun konuşmaları ise biraz önce yemekte gerçekleşmişti. Damien ise kraliçe ile daha fazla vakit geçirmek istiyordu. Bu yüzden de her yolu deneyecekti. "Beni kırmayıp isteğimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. "
Damien nazik konuşmasına yeni bir cümle eklerken Fia onun hareketlerini izliyor ve gözlemliyordu. Aklında hala yaptığı araştırmalar yüzünden soru işaretleri olsa da ona bir kaç yer göstermenin kötü sonuçlar doğurmayacağına karar verdi. Hem kötü ne olabilirdi ki? Cleon ve diğer koruyucular da uzaktan da olsa onlara eşlik ederek güvende olmasını sağlardı. Komutana gezi ile ilgili bilgi verdiği ilk anda o emir bile vermeden adamlarına böyle bir emir vereceğini biliyordu.
"Yapamayacağım bir şey istemediniz. Yemeğimizde bittiğine göre hazırlanmak için ayrılabiliriz. Hazır olduğunuzda Cleon sizi bana getirecektir."
"Nasıl isterseniz. Sizin kadar güzel yerleri görmek için sabırsızlanıyorum." Damien telaffuz ettiği kelimelerden sonra salondan ayrıldı. Oturduğu sandalyede kraliçe küçük bir durum değerlendirmesi ardından ayağa kalktı. İçeriye giren görevlilerin ardından kapıdan çıkarken adımlarının yönünü değiştirdi. Önceliği kıyafeti değil, Cleon ile görüşmekti.
...
Adımlarını hızlandırırken güvenlik için krallık koridorlarında bulunan koruyuculardan bir kaçı ile karşılaştı. Onlara sadece başı ile selam verirken Cleon'un yerini sorma gereği bile duymuyordu. Emin olduğu bir şey varsa oda Cleon'un hala krallığın sınırları içinde ona yakın bir yerde olduğuydu. Ona en yakın yerde bir çok komutanının kullandığını kendi çalışma odasına nazaran biraz daha küçük olan odaydı. Cleon'un kendisine orada eşlik edeceğini düşünerek adımlarını hızlandırdı. Kapıda onu gören koruyucular selam verdikten hemen sonra kapıyı onun için açtıklarında içeriye adımı attı.
İçeride her zamanki görev aşkı ile çalışan komutanı gördüğünde elinde olmadan gülümsedi. Onu hiç bir zaman yanıltmamıştı. Cleon ise masasının üzerine yerleştirdiği oldukça kalın bir kitabı okumakla meşguldü. Kitabın sayfalarına öyle çok dalmıştı ki kraliçenin varlığını bile hissetmemişti. Aslında onun gibi savaşçı biri için bu durum kabul edilemezdi. Diğer yandan eğer kendini rahat hissetmese ve güvenliğini sorgulasa böyle bir duruma düşmeyeceği de bir gerçekti. Fia, komutanın masasına biraz daha yaklaştığında kalın kitabı tanıdı. Damien ile ilgili araştırmalar yaparken kullandığı kitaptı. Şimdi ise onun yerine Cleon araştırma yapıyor gibi görünüyordu. Üstelik böyle bir emir bile almadan...
Fia, hafifçe öksürerek Cleon'un dikkatini çekmeye çalıştı. Cleon ise birden duyduğu sesle önce başını yukarı kaldırdı. Ardından da kraliçeyi görerek ayağa kalkmak için harekete geçti. Eli ayağı birden dolanmış bir şekilde selam vermeye çalışırken oldukça komik görünüyordu. Fia'nın da oldukça komik bulduğu bu durum yüzünden gülümsemesi kıkırdamalara dönüştü. Kendini tutmaya çalışsa da başarılı olamıyordu. Bu yüzden kahkaha atmaya başlaması oldukça kısa sürdü.
"Kraliçem... Yani Fia... Geleceğinizi bilmiyordum." Fia hala gülerken Cleon yarım yamalak kurduğu kelimelerle konuştu. Derin bir nefes alarak kendini kontrol altına almaya çalışan Fia sakinleşmeye çalışıyordu. Bir kaç saniye sık nefesler aldıktan sonra kendini kontrol altına almayı başardı. Komutanın tavırları yüzünden ne diyeceğini bile unutacak duruma gelmişti. Daha önce hiç böyle bir komutanı olmamıştı. İşine aşık kişilerle çalıştığı bir gerçekti ama Cleon da hep farklı bir şeyler vardı ve sürekli onunla konuştukça daha farklı şeyler keşfediyordu. Bir zamanlar Rodas'a işini çok ciddiye aldığını söylediği günleri anımsadı. Cleon ise ondan bile daha fazla işine aşık bir adamdı. Bu durum ise içten içe Rodas gibi bir kaderi olmayacağını gösterdiği için onu üzüyordu.
"Sakin ol, Cleon. Bir gün iş aşkın yüzünden seni kaybedeceğim den korkuyorum. Yani diğer komutanların yapacağı gibi beni koruması için koruyucularını bırakıp neden evine gitmiyorsun." Kendine nefes alma süresi tanıdığında etrafına bakarak konuşmasını sürdürdü. "Hadi beni korumak için burada kalmaya karar verdin diyelim. Bulunduğun bu yerde önündeki kitaptan daha eğlenceli şeyler olduğuna eminim."
Fia düşüncelerini sıralarken Cleon sessizce onu dinliyordu. Ne diyebilirdi? Damien denen o adama gördüğü ilk günden beri bir türlü güvenemiyordu. Bu yüzden de kendi de araştırmak istemişti. Bunu yaparken de kraliçeyi koruyabilirdi ve zaten yaptığı şey tam olarak buydu.
"Ben sadece... Damien konusunda düşüncelerimi size söyledim. Yani düşüncelerimi biliyorsun. Seni onunla yalnız bırakmak istemedim ve beklerken birkaç şey araştırdım."
Fia küçük bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra bakışlarını komutana odakladı. "Yani bu demek oluyor ki o önünde duran kalın kitap arşivden aldığın tek kitap değil."
Cleon böyle bir şeyin Fia'nın gözünden kaçmayacağını bildiği için derin bir nefes aldı. "Haklısın değil." Konuşması biter bitmez de yaramazlık yaparken yakalanmış bir çocuk gibi gözlerini Fia'dan kaçırdı. Kraliçe ise inatla baktığı yöne doğru hareket ederken bu iş oldukça zordu. Bu yüzden de bir süre sonra sabit bakmaya başladı.
"Bana ara vermemi söylerken kendinin araştırma yapıyor olması iki yüzlülük olmuyor mu Cleon? Neyse bunu daha sonra uzun uzun tartışırız. Buraya başka bir konu için geldim."
Fia'nın sözlerine hak vermiş olsa da araştırmasına devam etmek istiyordu ve edecekti de. Ama şimdilik bunu rafa kaldırarak konuşacakları konuyu sessizce beklemeye başladı. Kraliçeyi odasına getiren nedeni merak ediyordu. Fia'da sessizliğini bir kabul gibi görerek beklemeden direk konuya girdi.
"Damien, yemekte benden küçük bir iyilik istedi ve bende kabul ettim. Ona gezegende bir kaç güzel yer göstereceğim."
Cleon konuşmayı merakla dinlerken duydukları pekte hoşlandığı şeyler sayılmazdı. Damien durduk yere neden böyle bir şey talep etmişti? Diğer yandan Fia kabul ettiğine göre ona da söz söylemek düşmüyordu. İtiraz edebilirdi ama bunun için çok geçti. Çünkü kraliçenin söylediği her sözün yemin değeri olduğunu biliyordu. "Anlıyorum. Size eşlik etmemi istiyorsun. Yarın saat kaçta lidere söz verdiyseniz güvenliğiniz için ben ve adamların yakınınızda oluruz."
Fia onu tam olarak anlamayan komutana bakarken gözlerini devirdi. "Cleon yarın değil. Bir saat içinde hazır olmanı istiyorum. Arabayı hazırlayıp Damien'ı krallığın önüne getireceksin. Bende nereye gideceğimize karar vereceğim. Henüz bunu düşünmedim." Son cümlesi mırıltı şeklinde dudaklarından dökülürken onun sesini bastıran daha güçlü bir ses odayı doldurdu.
"Bir saat içinde mi? Neden hemen şimdi? Neden yarın değil? Gecenin bu saati yerine eminim gündüz görülecek çok daha fazla yer vardır. " Cleon duyduklarına oluşan öfkesi ve içten içe Damien'a artmaya başlayan nefreti ile düşünmeden bağırarak konuşuyordu. Fia ise hiç beklemediği bu tepkiye karşı sessiz kaldı. En azından kısa bir süre... Komutanın ne yaptığını fark edeceğini düşünüyordu. Öyle de oldu. Cleon ne yaptığını fark ettiğinde başını önüne eğdi.
"Fia... Ben..." Cümlesine devam edemeden sessizliğe gömülürken Fia derin bir nefes alarak ona yaklaştı. "Cleon endişe ile hareket ettiğini biliyorum. O yüzden de bu çıkışına bir şey demiyorum. Diğer yandan bir söz verdim ve bunu yerine getireceğimi ikimizde biliyoruz. Hem beni koruyacak senin gibi biri varken Damien'ın tehlikeli olacağını hiç sanmıyorum."
"Özür dilerim." Fia, Cleon'un özrü ile gülümserken ona daha da yaklaştı ve çenesini kavrayarak eğdiği başını hafifçe yukarı kaldırdı. Bakışları birbirlerine odaklandığında derin bir nefes aldı. "Özür dilemene gerek yoktu. Şimdi çok sevdiğin işini yap ve hazırlan. Bende kıyafetlerimi değiştirmeliyim. Araba da görüşürüz."
"Görüşürüz." Kraliçe odadan ayrılırken Cleon olduğu yerde kendine küfür etmekle meşguldü. Çenesini tutamamış ve Fia'a bağırmıştı. Kendine neler olduğunu bilmiyordu. Üstelik okuduğu hiç bir bölümde Damien denen liderin sözlerini doğrulayacak bir şey bulamamıştı. Bu daha fazla sinirlenmesine sebep oluyordu. Görevini düşünerek sakin olmaya çalıştı. Koruması gereken bir kraliçe vardı.
...
Kraliçe vakit kaybetmeden odasına geldiğinde hızlıca gidebilecekleri yerleri düşündü. İçinde hissettiği garip bir heyecan vardı. Bunu açıklayamıyordu. Damien'ın öpücüğünü hissettiğinden bu yana teninin altında yakıcı bir ateş hissediyordu. Bu da oldukça garipti. Yani sadece elini öpmüştü başka bir şey değil. Kafasının içindeki düşünceleri gidecekleri yere odaklarken bir yandan da kıyafet seçmek için dolabını açtı. Klasik kraliçe havasını yansıtan kıyafetlerin yanında çok değişik kıyafetleri de vardı. Her zaman ne olmak ister yada nasıl hissetmek istiyorsa öyle giyinirdi. Eline aldığı siyah elbiseyi üzerine tuttuğunda hoşlanarak yatağına attı. Giyeceği diğer aksesuarları da aldığında dakikalar sonra hazır görünüyordu. Hazır olmayan tek şey ise gidecekleri yerdi.
Düşünceli bakışları odasının içerisinde gezinirken duvarda gördüğü resimle gidecekleri yere karar verdi. Letum dağı. Gecenin bu saatinde gidilebilecek en güzel yerlerden biriydi. Eşsiz manzarası bu saatte sadece şehrin ışıkları ile donatılmış binalardan oluşsa da daha eşsiz ışıkları görmek için gidebilecek en iyi noktaydı. Bu eşsiz ışıklar elbette yıldızlardı.
Hazır bir şekilde krallığın önüne geldiğinde bir kaç dakika sonra önünde duran arabaya baktı. Arabayı kullanan kişi Cleon'du. Damien ise kraliçeyi fark eder etmez arabadan dışarıya çıktı. Yemekte giydiği kıyafetin yerini kot pantolon ve tişört almıştı. Kendi üzerindekileri düşündüğünde uyumlu oldukları ortadaydı. Kapısını açan Damien'ın kibarlığına gülümseyerek arabaya bindi. Yanına oturan liderin ardından da önüne baktı. Dikiz aynasından göz göze geldikleri komutanın hala canının oldukça sıkkın olduğunu fark ediyordu. Yine de bu duruma tepki vermeden konuştu. "Letum dağına gideceğiz, Cleon."
"Emredersiniz." Cleon arabayı sürmeye başladığından itibaren yola odaklı olsa da arada sıra da aynadan arkaya bakmayı ihmal etmiyordu. Lider ile kraliçe ise oldukça yakın görünüyordu. Sanki her gün dolaşmaya çıkıyorlarmış gibi bir sohbet içindeydiler. Damien ona gezegeni ile bilgi verirken, Fia gidecekleri dağ hakkında bilgi veriyordu. Öfkeyle daha hızlı kullanmaya başladığı araba yüzünden otuz dakika gibi kısa bir sürede geldikleri dağın eteklerinde arabayı park etti. Şanslı olduğu bir konu varsa da arabanın ne kadar hızlı giderse gitsin sarsılmadığı gerçeğiydi. Diğer gezegenlerde durumun ne olduğundan bir haber olsa da Sui Colores de teknoloji oldukça gelişmişti. Bunlara ek olarak elbette birde renklerin güçleri vardı.
Fia gelmiş olmalarına şaşırarak kapının açılması ile inerken gözleri komutanı aradı. Bir kaç adım ilerideki Cleon'a bakarken konuştu. "Yolumuzun daha uzun olması gerekmiyor muydu?" Cleon gözlerini kaçırırken yanıt verdi. "Kestirme bir yol kullandım. Biraz da hızlı sürdüm. Sohbet ederken zamanın nasıl geçtiğini anlamamışsınızdır." Konuşmadaki iğnelemeyi kraliçe fark etse de görmezden geldi.
Komutanı kendi haline bırakmaya karar vererek lidere yöneldiğinde etrafına baktı. Buranın havasını çok seviyordu. Tazeleyici bir yanı vardı. Bazen yalnız kalmak istediğinde ya da siyah ile vakit geçirmek istediğinde buraya gelirdi. Oluşturulmuş patika da ilerlerken etrafı inceleyen lidere baktı. "Nasıl buldunuz?"
Damien etrafta gezdirdiği bakışlarını kraliçe yöneltti. "Anlattığınız kadar varmış, burada nefes almak bile bir lütuf gibi. Zirveyi merak ediyorum." Yolun geri kalanını sessizlik içinde tamamladıklarında sonunda zirveye varmışlardı. Komutan ve koruyucular biraz daha gerilerinde kalarak onlara özel bir alan bıraktılar. Lider ise karşıya şehrin ışıklarına bakıyordu. "Manzara da oldukça güzel. Gündüzde daha güzel olacağına emin olduğum bir yer."
Fia'da yanına yaklaştığında karşıya baktı. "Evet gündüz de farklı bir tat almak mümkün. Ama birazdan göreceklerine sadece geceleri tanık olabilirsin. Gök yüzüne bak."
Lider kraliçenin istediği şekilde gök yüzüne baktığında gördüğü manzara ile gülümsedi. Buradan gök yüzü olağanüstü görünüyordu. Yıldızlar sanki dokunacak kadar uzakta gibi onlara yakın görünüyordu.
"Burası gerçekten de mükemmel. Beklentilerimin de üzerinde bir yer ve sizin kadar güzel." Fia iltifat ile elinde olmadan kızardığını hissederek gülümsedi. Gecenin karanlığında fark edilmeyeceğini bilse de kendinde Damien yanındayken olan değişiklikleri anlamıyordu. Hem içinde bir güvensizlik varken hem de hoşlanma duygusuna nasıl sahip olabiliyordu? Sırf düşüncelerinden uzaklaşmak için gök yüzüne bakmayı sürdürürken elini tutan el ile başını indirdi. Damien oldukça yakınında bulunuyordu ve teması yine kendine bir şeyler yapıyordu. Garip şeyler...
Lider tuttuğu ellini alarak dudaklarına yaklaştırdığında öptü. Fia hem elini çekmek istiyor hem de tam tersini yapmak istiyordu. Kararsız bir halde kıpırdamadan dururken Damien elini bıraktı. Şimdiki adımı ise yüzlerini birbirine yakınlaştırmak içindi. Kraliçe nefes alamadığını hissediyordu. Fazla yakınlardı. Gereğinden oldukça fazla... Gözlerini kaçırmak için hamle yaptığında karanlığın içinde bile keskin olan kahverengi gözleri gördü. Kendini görmese de bu kişinin Cleon olduğunu söyleyebilirdi.
Yanağında hissettiği elle başını çevirerek kahverengi gözlerin odağından kurtuldu. Şimdi gözlerinin önünde derin mavi gözler vardı. Nefesinin sıklaştığını hissediyordu. Neler oluyordu? "Teşekkür ederim." Damien'ın dudaklarının hareketi bakışlarının dudaklarına yönelmesini sağladığında dudaklarında hissettiği dudaklarla donup kaldı.