bc

Tehlikeli Aşk (Mahallemdeki tehlikeli aşk)

book_age18+
613
FOLLOW
6.0K
READ
revenge
dark
family
fated
forced
kickass heroine
mafia
heir/heiress
drama
tragedy
sweet
serious
kicking
mystery
scary
detective
city
cheating
superpower
war
love at the first sight
surrender
like
intro-logo
Blurb

Mahallenin en güzel, en masum ama bir o kadar da hırçın ve deli kızı…

Kaan ona tutuldu. Hem de öyle bir tutulma ki, en sağlam eğitimlerin bile üzerine çöken bir zayıflık…

Aşktı bu, gizlenmesi gereken bir sır, hatta bir zaaf. Çünkü kimse Kaan’ın subay olduğunu bilmiyordu.

Bilmeleri de imkânsızdı.

Ama bu görev…

Bu görev hepsinden başkaydı.

Karanlığın içine sızdıkça karşısındaki tehlikenin büyüklüğünü hissetmeye başlamıştı. Bir gece, en yakın arkadaşının düşman tarafından esir alındığını duyduğunda dünyası yıkıldı. Kaan hırslandı, öfkelendi, hatta gözünü kararttı.

Bir yanda ölmek üzere olan en yakın dostu…

Bir yanda canından çok sevdiği Elif…

Ve Elif’in ailesinin, Kaan’ın peşinde olduğu o karanlık mafyanın ta kendisi olduğunun ortaya çıkışı…

Bu, Kaan için sadece bir görev değildi artık.

Bu, nefesle ölüm arasındaki çizgide yürümekti.

Elif, ailesinin işlediği suçların farkında değildi. Bilse, o masum kalbinin ne kadar kırılacağını düşünmek bile Kaan’ın içini acıtıyordu. Bu yüzden ondan kaçıyor, göz göze gelmemek için köşe bucak saklanıyordu.

Çünkü Elif onu tanırsa…

Görev çökerdi.

Görev çökerse…

Kaan ölürdü.

Her adımı, her nefesi, her bakışı ölümle yarışıyordu.

Kaan, görünmez bir bıçağın üstünde yürüyordu adeta.

Bir milim hata, bir saniyelik dikkatsizlik bile hayatına mal olabilirdi.

Ama Kaan’ın asıl korkusu ölüm değildi.

Elif’in gerçeği öğrenmesi…

İşte bu, onu en derin karanlıktan bile daha çok ürkütüyordu.

chap-preview
Free preview
1.Bölüm
Elif, mahallenin en delikanlı, en kendi hâlinde kızıydı. Her sabah pencerenin önüne oturur, elinde kahvesiyle sokağın yavaş yavaş uyanışını izlerdi. En çok da tam karşıdaki balkonda gitar çalan çocuğu merak ederdi. Adını bilmezdi ama sesini ezberlemişti. Her sabah farklı bir melodiyle uyanır, bazen gülümseyerek mırıldanırdı. Bir gün Elif’in kedisi Pamuk, balkondan sokağa atladı. Elif panikle aşağı koştu, kedisini ararken bir ses duydu: “Hey, bu minik beyaz şey senin mi?” Döndü. Karşısında o çocuk vardı. Elinde kediyi tutuyordu. Gözlerinde, Kaan’ın o güne kadar kimsede görmediği bir sıcaklık vardı. — “Evet… o benim,” dedi Elif, nefes nefese. — “Sanırım bana kaçtı,” dedi Kaan gülümseyerek. “Kedilerin içgüdüsü güçlüdür. Belki seni bana getirdi.” Elif ne diyeceğini bilemedi. Sen de kimsin be, ne saçmalıyorsun? Mal mısın? Kedim seni nereden tanıyacak? Kaan elini uzattı: — “Ben Kaan.” O an kalbi hızla çarpmaya başladı. Kaan kediyi uzatırken parmakları birbirine değdi. Bir saniyelik dokunuş Kaan’ın kalbinde yankılandı. Sonraki günlerde Pamuk nedense sürekli kaçmaya başladı. Her seferinde Kaan’ın penceresinde ya da kapısının önünde bulunuyordu. Elif ne kadar dikkat ederse etsin, Pamuk bir şekilde onun yanına gidiyordu. Kaan her seferinde “Kedini geri getirdim,” diyordu ama ses tonundaki gülümseme artık daha farklıydı. Elif de her seferinde, — “Siz kedimi bilerek mi çağırıyorsunuz? Onca kapı var, sizin kapınıza neden geliyor? Benden ne istiyorsunuz? Açık açık söyleyin. Bakın, gayeniz ne bilmiyorum, lütfen gider misiniz buradan? Elif bakın, şimdi babam gelir sizi mahveder.” Kaan: “Ben de kedinizi getirdim derim.” Elif: “Ya sen bir gider misin? Bela mısın nesin?” Kaan: “Yooo, kedinizi getiren sorumlu bir vatandaşım.” Elif sinirlendikçe Kaan’ın hoşuna gidiyordu. Elif: “Bana bak, artist misin sen? Git artistliğini evinde yap.” Kaan gülüyordu. Elif: “Gülme diyorum sana!” O an annesi kapıda belirdi. — “Buyur oğlum, kime bakmıştın?” Kaan: “Merhaba teyze, kediniz benim kapıya gelmişti de… Evinize bırakayım dedim. Kızınız kedisine sahip çıkamıyor da.” Annesi: “Ah oğlum ah… Alma dedim o kediyi kaç kere. Babası da kızıyor, evin içinde olmuyor be oğlum.” Kaan: “Zamane gençleri, teyze, laf anlamıyorlar ki.” Elif gözünü büyüttü, sessizce, “Sana ne be gerizekâlı…” Annesi uzaktan, — “Oğlum gel, bir kahve iç.” Kaan: “Teyzeciğim, kızınız yapsın. Onun kedisi sonuçta.” Kaan bilerek yapıyordu. Elif mutfağa geçti. Elif’in annesi sorular sormaya başladı. — “Oğlum, sen ne iş yapıyorsun?” — “Ben müzisyenim teyze.” Annesi pek beğenmemiş gibi: “Anladım… Başka ne iş yapıyorsun?” Kaan: “Teyze, ben şarkı söylüyorum.” Annesi yine tam cevap alamamış gibi: “Anladım.” Bir akşam yağmur başladı. Elif pencereden dışarı baktı; kedisi yine yoktu. Panikle kapıya koştu ama dışarı çıkmadan önce biri zili çaldı. Kaan kapıda duruyordu. Üstü ıslanmıştı. Kucağında Pamuk vardı. Ve elinde küçük bir şemsiye. — “Kedini getirdim. Ama bu defa…” dedi gözlerinin içine bakarak. Elif: “Bilerek yapıyorsun değil mi? Kedime mama veriyorsun!” Kaan: “Saçmalama sen de! Fazla oldun. Teşekkür edeceğin yerde bir de beni suçluyorsun. Bir kedine sahip çıkmıyorsun, sonra da benim gibi duyarlı komşulara laf söylüyorsun. Bak, bir daha getirmem kedini!” Elif: “Getirme!” Kaan: “Tamam! Ne hâlin varsa gör!” Elif kapıyı sertçe vurdu. Kaan söylene söylene gidiyordu ama bir taraftan da Elif’i beğenmişti. Ertesi gün mahallede bakkalda karşılaştı Elifle ama Elif’in yüzüne dahi bakmadı. Elif de onu görmezden geldi. Bakkaldan epey malzeme aldı; poşetler çok ağırdı. Kaan ise tek bir ekmek almıştı. Elif az önünde gidiyordu. Kolları yorulunca poşetleri indirdi. Kaan ise hiç oralı olmadı. Elif, önünden geçip giden Kaan’ın arkasından, “Pis ayı! Nezaket yoksunu!” Kaan arkasını döndü: — “Bana mı dedin? Sen ne anlarsın nezaketten? Kedini evine kadar getirdim kaç defa! Bir kere teşekkür bile etmedin, bir de fırça atıyorsun. Sana mı yardım edeceğim? Taşı! Hem bana ne, sen kimsin ki? Seni tanımıyorum bile!” Elif: “Hata bende! Senden yardım mı istedim?” Kaan: “Ee niye bana nezaketten anlamayan ayı dedin?” Elif: “İyi dedim!” Kaan arkasına bakmadan ilerledi. Ertesi gün Elif’in kedisi yine yoktu. Kaan’ın zilini çaldı. Kaan kapıyı açtı: — “Buyurun? Yine fırça mı atacaksın?” Elif: “Kedim yok da…” Kaan: “Bana ne?” Elif: “Malum… hep senin evden çıkıyor da…” Kaan: “Ben kedinle ve seninle ilgilenmiyorum,” dedi ve kapıyı hızla çarptı. Kaan en alt katta oturuyordu. Elif apartmanın etrafında dolaşırken kedisinin sesini duydu ve bir baktı, Kaan’ın balkonunda! Elif: “Eyvah… şimdi nasıl isteyeceğim?” Balkon biraz yüksekti, çıkamazdı da. O sırada Kaan balkona çıktı, elinde kahvesiyle. Elif: “Kedim yine senin balkonda da… verebilir misin?” Kaan etrafına baktı: “Bana mı dedin?” Elif: “Senden başka kimse var mı?” Kaan: “Mecbur kalınca güzel de konuşabiliyormuşsun.” Elif: “Uzatma, kedimi alabilir miyim?” Kaan: “Özür dilerim der misin?” Elif: “Hayır!” Kaan: “O zaman ben de vermem.” Elif: “Of… tamam, özür dilerim.” Kaan: “Öyle kuru bir özür olmaz. Şöyle söyleyeceksin: ‘Ben bir eşşeklik ettim.’” Elif: “Yok daha neler!” Kaan: “Tekrarla dediklerimi: Ben bir eşşeklik ettim, iyi niyetli kibar komşuma çok kaba davrandığım için özür dilerim.” Elif: “Eşşeklik ettim demem ama…” Kaan: “Bana dediklerinin yanında az bile kalır.” Elif, Kaan’ın dediklerini bir bir tekrarladı. — “Oldu mu?” Kaan: “Eh işte, geliştirilebilir.” Elif: “Kapıya geliyorum, bana ver.” Kaan: “Bir şartla… içeri çay içmeye geleceksin.” Elif: “Yanlış anlarlar.” Kaan: “Anlamazlar. Kedini almaya geldin, doğru mu?” Elif: “Evet.” Kaan: “Hadi gel… uzatma.” Elif içeri girdi. Ev o kadar düzenliydi ki… Elif: “Evin ne kadar güzel, düzenli.” Kaan: “Ben dağınıklığı sevmiyorum.” Elif: “Ailen yok mu?” Kaan: “Var, onlar Ankaradalar.” Elif: “Sen neden buradasın? Müzisyensen Ankara’da daha çok sahne alacağın yer var. Memleketiniz neresi?” Kaan: “Sivas. Ama babamlar biz küçükken Ankara’ya taşınmışlar.” Elif: “Peki Erzurum ne alaka?” Kaan: “Bir arkadaşımla gelmiştim. Burada sahne teklifi almıştık.” Elif: “Arkadaşın nerede?” Kaan: “O başka yerde sahne alıyor.”

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Buzdan Kalpler +18

read
21.3K
bc

Gönül Hattı

read
56.6K
bc

Taht Uğruna

read
1.3K
bc

Aşk Nöbeti

read
11.2K
bc

LEONARD

read
3.3K
bc

𝘼𝙎𝘼𝙇𝙀𝙏𝙄̇𝙉 𝘽𝙀𝘿𝙀𝙇𝙄̇

read
4.1K
bc

Operasyon Kış Kuşu

read
7.8K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook