Kaan ne yapacağını bilemedi, öksürmeye devam etti. Masadan hemen ayrıldı. “Benim bir lavaboya gitmem gerekiyor.” Kara: “Biri yanında gelsin mi?” Kaan: “Yok abi, ben hallederim.” Kaan kaçar gibi lavaboya gitti. Uzaktan onların görmeyeceği bir yerde Hakkı’yı göreyim en azından. O sırada yanında bir adamla birlikte Hakkı masaya geldi. Masadaki herkes esas duruşa geçti. Kara hemen sandalyesini çekti. Hakkı uzun boylu, heybetli, saçları kırlaşmış ama gür saçları olan, eli ayağı düzgün, yakışıklı bir adamdı. Elli yaşın üstündeydi. Kaan: Bu adam uyanık birine benziyor. Beni hemen anlar. Ben bu işin içinden nasıl çıkacağım bilmiyorum. Boku yedim. Hadi Kaan, bu defa kim kurtaracak seni? Kara’nın etrafındaki herkes, Kara hariç ayakta bekliyordu. Kara da hararetli hararetli konuşuyordu. Kaan:

