1. Bölüm: Tanışma
Los Angeles Adliyesi’nin koridorları sabahın ilk saatlerinde bile kalabalık ve gürültülüydü. Avukatların hızlı adımları, polislerin telsizlerinden çıkan kısa sinyaller, arada yankılanan “duruşma başlıyor” sesleri… Ama bu seslerin hiçbiri bekleme odasına ulaşmıyordu. Orası sessizdi, tedirgin bir sessizlik.
O sessiz odada, bir köşede tek başına oturan bir kız vardı: Maria Carter.
Bileklerine bağlı kelepçeler, bileklerindeki izleri daha da belirgin hale getiriyordu. Sandalyeye yaslanmıştı ama vücudu gergindi. Sağ bacağını ritmik bir şekilde titretmekten kendini alamıyordu. Düşünceleri darmadağınıktı: “Bugün her şey bitecek mi? Yoksa bir şeyler yine ters mi gidecek?”
Başını eğip kelepçelere baktı. Parmaklarını hafifçe zincirin üzerinde gezdirdi. “On yıl… On yıl sonra aynı soğuk metal… Şimdi buradan çıktığımda nereye gideceğim? Eve mi?”
Derin bir nefes aldı, boğazındaki düğümü yutmaya çalıştı.
Tam o sırada kapı gıcırtıyla açıldı. İçeriye iki kişi girdi: biri polis üniformasında, diğeri ise Maria’dan daha iri yapılı, güçlü bir adam. Polis, adamın bileklerindeki kelepçeyi kontrol etti, sonra kısa bir emirle, “Burada bekle,” dedi ve odadan çıktı.
Adam sandalyeye oturdu, sırtını yasladı. Rahat, hatta biraz umursamaz görünüyordu. Maria göz ucuyla ona bakıyordu, bir kaç saniye inceledi, sonra başını çevirdi. Sessizlik birkaç saniye sürdü. Sonra adam konuştu:
— Selam.
Maria başını çevirmeden cevapladı:
— Selam.
Adam gülümsedi, sesi samimiydi:
— Tanışmak ister misiniz? Adım Jack.
Maria kaşlarını çattı, yüzünü ona döndü:
— Jack mi? Gerçek adınız ne peki?
Adam şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı:
— Nasıl yani?
Maria soğukkanlı bir şekilde devam etti:
— Sizi daha önce görmüştüm. Biriyle konuşuyordunuz ve o size "Simon" diye sesleniyordu. Gerçek adınızne?
Adam bu defa hafifce güldü, başını salladı:
— Victor Williams. Otuz yaşındayım. Beş yıl da hapis yattım. Ya siz?
Maria dudaklarını araladı, ses tonu sakin ama derindi:
— Maria Carter. Yirmi sekiz yaşındayım. On yıl da yattım.
Victor’un yüzündeki ifade kayboldu. Başını hafif yana eğip merakla sordu:
— Neden peki?
— Cinayete teşebbüs.
Victor bir anda dikleşti, boğazını temizledi:
— Öhöm... Nasıl yani?
— Cinayete teşebbüs. Ama nasıl olduğunu bilmediğim bir şey.
Victor kaşlarını çattı:
— Açık konuşabilir misiniz?
Maria derin bir nefes aldı, gözlerini yere dikti:
— On yıl önce ge ce yolla gidiyordum. İkili bir adam gördüm, bir kadını rahatsız ediyordu. Kadınayardım etmek için ona sadece bir kere vurdum. Yere düştü. Ayağa kalkıp bana direnmek istedi ama… İki, üç adım attıktan sonra yere yığıldı. Bayıldığını düşündüm ve eve gittim. Sabah da öldüğünü öğrendim.
Victor sessizce başını salladı:
— Çok karışık. Hiç açığa çıkmadı mı?
— Hayır. Ceset incelendi ama net bir şey bulunamadı. Siz neden yattınız?
Victor hafifce gülümsedi, ellerini masanın üstüne koydu:
— Dolandırıcılık ve birkaç küçük sebep diyelim.
Maria önce şaşırdı, sonra dudakları alaycı bir gülümseme aldı:
— Cezanız ve görünüşünüz birbirine tam uyumlu.
— Bu resmiyyeti bir kenara mı bıraksak acaba?
— Bence böyle daha iyi.
— Olsun, yaşlarımız da yakın. Bence samimi olalım.
Maria göz devirdi. Victor tam yeni soru soracakken kapı açıldı ve Maria’nın avukatı içeri girdi:
— Duruşma başlamak üzere, beş dakika kaldı.
Maria sevinçle ayağa kalktı, kelepçeli ellerini hafifce salladı ve kapıya doğru yürüdü. Victor'un sesi odada yankılandı:
— Hey, beni bekleyecek misin?
Maria hafifçe başını çevirip arkasına döndü:
— Bilmem.
— Bekleyecek misin?
Maria kapıyı kapatırken aradan Victor’a veda eder gibi el salladı ve gitti. Victor sesli düşündü:
— Bekler mi acaba? Bekler, bekler...
~~~
Maria duruşma salonundan çıkarken rahat nefes aldı. Hakim kararını açıqlamışdı: “Sanığın tutukluluk hali sona ermiştir. Bir yıl boyunca kendisine izleme cihazı takılacaktır. Cihaz çıkarılırsa iki yıl daha hapis cezası uygulanacaktır.”
Maria’nın ellerindeki kelepçeler çıkarıldı, ayağına cihaz takıldı. Avukatla birlikte adliyeden çıktılar. Avukat ona döndü:
— Bundan sonra ne yapmak istiyorsun?
— Aslında kendi ailemi bulmak istiyorum. Çünkü kalıcı aileme yeteri kadar zorluk yaşattım. Onları daha fazla yormayı düşünmüyorum.
Avukat başını salladı:
— Öyle deme. Baban senin için her yıl buralara kadar geliyordu. Cezanı azaltmak için neler çekti, biliyor musun?
— İşte ben de bundan bahsediyorum. Yeteri kadar üzüldü. Onu daha fazla üzmek istemiyorum.
— Anlıyorum. Peki şu bekleme odasındaki adam? O kim?
Maria gülümsedi:
— Ben de bilmiyorum, birkaç dakikalık tanıştık sadece. Ama… ne bileyim, şu anda umurumda değil.
— Onu bekleyecek misin?
— Hayır, o kadar da değil. Neyse, Bay Park. Emeğinize sağlık, her şey için teşekkür ederim.
— Rica ederim, kendine dikkat et.
Maria avukatıyla vedalaştı ve adliyenin merdivenlerinden indi. Dönüp adliyeye baktı:
— Nihayet bitti.
Sokakta yürürken aniden durdu ve geriye baktı:
— Bu ne? Niye rahatsızım ki?
Birkaç adım daha attı ve kafasında yankılandı: "Hey, beni bekleyecek misin?"
— Saçmalama Maria, o bir anlık tesadüftü, o kadar. Yoluna devam et.
Birkaç adım daha attı, ama yine durdu:
— Of Maria! Of Maria! Şu saçma düşüncelerin yüzünden 10 yıllık hapis yedin, hala birilerini mi düşünüyorsun?
Artık adım atamıyordu, yerinde durmuştu. Derin bir nefes aldı ve fısıldadı:
— Tamam, sen kazandın… Victor Williams.