Her yere bakıyorlardı ama cevaba benzer bir şey görünmüyordu:
— “Bakışların dışarıya gittiğinde, içerideki gizli senden kaçmaz.” Ne olabilirdi ki?
— Ne kadar zaman geçti?
— Daha 6 dakika.
— Nedir ki bu?
— Pencere olabilir mi?
— Nasıl yani?
— Pencere işte. Hem dışarı, hem de içeri bakmak için. Bi bakalım.
Bütün perdeleri açıp pencereleri kontrol etmeye başladılar. Sonunda Maria küçük bir pencerenin kenarına yapıştırılmış kuponu buldu.
— Tamam, sıradaki gelsin.
— Bulmaca 12: “Beni koruyan duvarlar yumuşak ama sırrım serttir.”
İkisi birden:
— Kale!
Kaleyi aramaya başladılar ama yastıktan yapılmış ve kaygan olduğu için bu biraz zordu. Bir şey bulamayıp dışarı çıktılar.
— Maria, bir kart buldun ama rengi pembe. Garip değil mi?
— Halı ağır olamayacağına göre o değil, yerine koy.
— Bu gerçekten zor, diğerine geçelim. Bulmaca 11…
— Olmaz, bulmamız gerek.
— 9 dakikamız gitti, Maria. Bari diğerlerini bulup sonra geri dönelim.
— Buldum, kale kendisi sert değil ki.
— Biliyorum zaten, yastıktan.
— Öyle değil. Kalenin kendisi değil, duvarları sert olur. Yani duvarların altına bakalım.
— O zaman ben kaldırayım, sen de bak.
Victor kalenin bir köşesini kaldırdı, Maria eğilip altına baktı.
— Burada yok, diğer tarafa bakalım.
Diğer taraflara da baktılar.
— Buldum, buldum, indir. Biraz zordu ama iyiydi. Sıradakine geçelim.
— Bulmaca 11: “Sallanarak geçersin ama ortada dur ki beni göresin.” Sallanarak?
— Salıncak yok ki.
— Salıncağa benzer bir şey yok.
— Salıncak yok ama ipler var. Bi körpü var mı, ona bakalım.
İplerden yapılmış köprüler vardı. Tek tek kontrol ettiler. Sonunda köprülerden birinin altından kuponu buldular ve ikinci kata çıktılar. İkili merdivenlerden inerken başka bir ikili kapının arkasından belirdi.
— Yerlerini iyice ezberledin mi?
— Evet, kolaydı.
— Hadi toplayalım şu kuponları.
~~~
İkinci kat, rablolar, fotoğraflar, tırmanma alanları, küçük ev ve çeşitli boydan oyuncaklarla doluydu; plastik top havuzu bile vardı. Alt kattaki sesler gürültülü geliyordu. Victor sıradaki bulmacayı okudu:
— Bulmaca 10: “Beni izleyen gözler değil ama arkamda gerçeği sakladım.”
— Victor, 6 ile devam edelim.
— Olur. Bulmaca 6: “Dar yollar bazen büyük sırra götürür. Dizlerini bük, gözlerini aç.”
— Tırmanma geçitlerinden biri galiba. Bakalım o zaman.
— Sen tırmanacaksın, değil mi?
— Neden? Ah, evet, sen korkuyordun.
Maria hızla yukarı tırmandı.
— Kahretsin, yanlış yönde!
Önce aşağı indi, sonra diğer taraflara da tırmandı.
— Buldum. Tırmanmak terletti baya.
— Çok çabuk yoruluyorsun.
— Çabuk mu?
— Aaa… Neyse, bulmaca 7: “Renklerin içinde boğulma, derine dal. Aradığın suyun içinde değil, topların denizinde.”
Victor düşünmeden kendini havuza attı. 1 dakika sonra saçlarını savurup kupon kartını Maria’ya uzattı.
— Çok şov yapıyorsun. Ben de duvara tırmandım, ne var?
Birinci kattaki takımlar geldi. Bir anlık birbirlerine şaşkınlıkla baktılar. Adamlardan biri konuştu:
— Keşke bizimle kalsaydınız. Kuponların yerini…
Kız arkadaşı onu dürttü. O sırada yukarı kattan ses geldi:
— KUPON KARTINI YERİNE KOYUN, ARTIK BU KART SİZİN İÇİN GEÇERSİZ SAYILACAKTIR.
Herkes kimin aldığını merak ediyordu. Maria Victor’u dürttü:
— Hadi aşağı inelim.
— Neden? Burada durup diğerlerinin de yerini öğrenelim işte.
— Olmaz, ben rahatsız oluyorum.
— Tamam, nasıl istersen.
Birinci kata indiler.
— Bulmaca 1: “Göğe zıplarsın ama ayağın yerde kalır. Aradığını aşağıda bulacaksın.”
— Tranbolin!
— Nasıl bildin?
— Tam da yanında duruyorsun.
Victor eğilip kuponu hemen aldı.
— Bu kolaydı ama. Devam ediyorum, bulmaca 2: “Yolum olmadan yolculuk ederim, durağım olmadan dönerim. Sonunda sana sürpriz yaparım.”
Etrafa bakındılar.
— Burada yolculukla ilgili sadece tren var.
— Sırayla bakalım, birine sen, birine ben.
Kupon son vagondan çıktı.
— Burası kolay, neden geç çıktılar ki?
— Sohbet edip eğleniyorlardı, ondan.
— Bulmaca 3: “Evim var, kapım var ama sakinin yok. Gelen misafir her zaman güler.”
— Maria, boyun kısa, sen gir.
Maria küçük eve girdi; çıktığında yüzünde garip bir ifade vardı.
— Dikkat ettin mi? Katlarda bazı eşyalar aynı; evler, tırmanma yerleri… Üçüncü katta da tablolar vardı, ikisinde de.
— Biz yukarıdan aşağı geldik. Eğer aşağıdan yukarı gitseydik şaşırırdık.
Farklı bir ses geldi:
— Haklı.
İkisi de dönüp baktı, ikinci kattan inen biriydi; sonra hemen yukarı çıktı.
~~~
Birinci kat bitti. Son 10 dakika vardı. İkiye kalktıklarında herkes onları bekliyordu.
— Nihayet geldiniz.
Maria şaşırdı:
— Nasıl erken bitirdiniz? Ama yukarı kattakiler zordu.
Kadınlardan biri cevap verdi:
— Zaten fazla bir şey bulamadık.
Takım arkadaşı da konuştu:
— 6 takıma bir, 7 takıma bir ayrı bulmacalar verilmiş. Bu yüzden daha zordu.
Victor merakla sordu:
— Neleri bulamadınız?
Adamlardan biri sesini kaldırdı:
— Birinde cevap kaydırak, ama hiç bir yerde yoktu. Tiyatroda da aynı.
— Biz cevabı kapıda bulduk ama kapılar gayet normaldi.
— Kaleyle ilgili çay içmek veya ona benzer bir şeydi, ama bulamadık. Yok gibiydi resmen.
Maria devam etti:
— Peki bitirdiniz mi?
— Hayır, onuncu bulmaca kaldı.
— Bizde sekiz.
Maria dokuza baktı:
— Bulmaca 9: “Başını kaldırırsan, üstüm senin altın olur. Saklıyı gökyüzünde ara.” Önce bizim ikisini bulalım, sonra diğerlerine döneriz.
~~~
— SON 4 DAKİKA!
Herkes aynı soruda kalmıştı:
— Başını kaldırırsan, üstüm senin altın olur. Saklıyı gökyüzünde ara.
İçlerinden biri sanki aydınlandı:
— Buldum, biz sadece evlere girdik, hiç üstüne bakmadık.
Tek tek evlerin üstüne bakıldı.
— İşte burada! Diğer takım, sizlere de yardım lazım mı?