20. Bölüm: Beni Dinleseydin...

694 Words
Maria sabah uyandığında Victor yerinde yoktu, yerini de toplamıştı. Üstünü değiştirip odadan çıktı. Jack salonda kahvaltı ediyordu. — Victor nerede? — Yarım saat önce çıktı. Elinde fotoğraf ve telefon vardı. Galiba aileni aramak için gitti. — Sana bir şey dedi mi? — Hayır, sadece geç geleceğini dedi, 3-4 saate falan. Yemek yer misin? — Tamam, yerim. Yemekten sonra aşağı indiler. Bay Brown erken gelmiş, kafenin önünde oturuyordu. Jack kapıyı açtı ve ışığı yaktı. — Kafenin soğuk oluşunu seviyorum. Hadi işe başlayalım. Maria süpürgeyi aldı ve yerleri süpürmeye başladı. Bay Brown mutfağa girdi ve meşhur tatlıları için malzemeleri çıkardı. Jack de tezgahı hazırladı. Bir süre sonrabir arabada kafe için yeni mallar geldi. Jack ve bay Brown malları mutfağa taşıdı. Yarım saate kafe artık. müşterilerle dolmuştu. Aradan 4-5 saat gibi geçti. Victor kafeye giriş yaptı. Son siparişi dağıttıktan Maria'nın gözü ona sataştı. Victor geçip bir masaya oturdu, arkasına yaslandı, yorgun olduğu belliydi. — Nasılsın? — ... — Victor? Neden kızgın görünüyorsun? Yine cevap yermedi. — Bir şey bulabildin mi? Başını "hayır" diye salladı. — Peki bir şey ister misin? Başını "hayır" diye salladı. — Tamam, ben gideyim. Biraz dinlendikten sonra Victor da ayağa kalktı ve çalışmaya başladı. — Pardon, bakar mısınız? — Buyurun. — Bize iki milkshake lütfen, sütlü ve çilekli olsun. Bir tane de mocha olun — Peki efendim, hemen getiririm. — Bakar mısınız? — Buyurun. — Bize iki mini pizza ve iki sandviç lütfen. Victor gelip siparişleri gösterdi. Jack ve bay Brown siparişleri hazırlamaya başladı. Maria depodan çıktı, aceleyle Jack'in yanına geldi ve fısıltıyla dedi. — Jack, galiba depoda fare var. — Emin misin? Gördün mü? — Hayır, görmedim. Ama çuvalların kenarları yırtılmış gibiydi. İstersen, git bak. — Tamam, sen milkshake'leri şu bardaklara dök, ben geliyorum. Jack depoya gitti. Victor tezgaha geldi ve tepsiyi masaya koydu, siparişi bekliyordu. — Buyur, 4-cü ma... Victor dinlemeden gitti. Siparişleri verdikten sonra mutfağa girdi ve diğer masanın siparişlerini götürdü. Jack aceleyle depodan çıktı. Dolaptan bir ilaç aldı ve tekrar depoya girdi. Sonra tekrar çıktı. — Victor, çabuk buraya gel. — N'oldu? — Yardım et depodaki malları mutfağa taşıyalım. Depoyu ilaçlamamız gerek. — Bir sorun mu var? — Mutfak fare-böcek falan var. Acele etmemiz gerek. İkisi de depoya gitti. Maria masaları izliyor, sipariş veren olursa diye bekliyordu. Bir kaç liseli içeri girdi. — Hoş geldiniz efendim, ne arzu edersiniz? — Bizlere 4 çay, 3 sandviç, 1 limonata... — Ben brownie alayım, Julia da Croissant. 2 tane de cappuccino. — Mocha ve blueberry muffin olsun. — İsterseniz, ben sayayım, siz de doğru olup olmadığına bakın. İçecekler: 4 çay 1 limonata, 2 cappuccino ve 1 mocha. Yiuecek olarak da 3 sandviç 1 brownie, 1 croissant, ve 1 blueberry muffin. — Evet. — Evet, öyle. Maria mutfağa girdi ve bay Brown'a gösterdi. — Tamam, hazırlarım. Ama hepsi ağır olur. Victor ya da Jack götürür. — Yok, ben götürürüm. Hızla içecekleri hazırlamaya başladı. Tek tek sayarak içecekleri doldurdu ve tepsiye topladı. Bay Brown içeriden yiyecekleri getirdi. — Bırak, ben götüreyim. — Ben yaparım, merak etmeyin. — Tamam, öyle olsun. Bay Brown içeri gitti. Maria her şeyi tepsiye topladı, ama bir tabağı tam yerleştiremedi. Biraz uğraşmaya başladı. Victor geldi ve yanında durdu. Tepsiyi kendi önüne çekerek tabağa yer buldu. Sonra masaya götürdü. Maria o sırada farketti ki Victor bu gün onunla hiç konuşmamış. Victor geri dömdüğünde onu çağırdı, ama Victor oralı bile olmadı. Bunun sebebinin geceki konu olduğunu anladı. Mesai bitene kadar birbirleriyle konuşmadılar. Mesai bittijten sonra yukarı çıktılar. Jack kanepeyi açıyordu. Maria yatak odasına girdiğinde Victor döşeğini duvar tarafa çekmişti ve açıyordu. — Victor, şey... eğer gece kalnbini kırdıysam, özür dilerim. Ben... Victor dışarı çıkmak istedi, ama Maria kolundan tuttu. — Lütfen, lütfen dinle beni. Victor derin bir nefes aldı, kolunu geri çekti. Maria'yı duvara sıkıştırdı, öfkeyle gözlerine bakıyordu. Maria ilk kez onu öfkeli görüyordu. — Neden kızgınım, biliyor musun? Gece söylediklerine değil, bana güvenmemene. — Sana güveniyorum. — Güvenmiyorsun. Güvenseydin, ciddi konuyla şaka konusu arasındaki farkı görürdün. Ben sana yardım etmek istiyorum, ailene kavuşmanı istiyorum. Ama sen sadece sana asılıp kaldıöımı düşünüyorsun. — Ama... — Beni anlamıyorsun, Maria. Beni dinlemiyorsun. Eğer dinleseydin, böyle olmazdı. Victor geri çekildi, bir kaç saniye ona baktı ve dışarı çıktı. Maria bir süre bu anın şokunda kaldı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD