10. Bölüm: Rüyanın Etkisi.

695 Words
Maria yatağına giriyordu. Otel odasındaki yataklar ayrıydı ve bu onu mutlu etmişti. Memphis’in havası onun için her zamankinden farklıydı. Victor içeri girdi: — Yatak yumuşak mı bari? — Kesinlikle, bu otelin her şeyi hoş. — Peki, yarın nereye gidelim sence? — Ne? Yarın Nashville’e gitmiyor muyuz? — Gidiyoruz da… Nashville yakınlarında güzel bir yer varmış, mola sırasında uğrarız. — Tamam. — Sabahki tatlıdan kaldı mı? — Tabii ki, bavullardan birinde var. Dur, vereyim. — Yok, kendim alırım. ~~~ Gecenin susuzluğu Victor’u uyandırdı. Gözlerini ovuşturup etrafa bakındı; Maria’ya bakınca durdu. Maria’nın da ona baktığını sanarak gece lambasını yaktı. Maria huzur içinde uyuyordu ama Victor, onun rol yaptığını düşündü; başını çevirdiği an gözlerini kapattığı hissine kapıldı. Aklına bir fikir geldi. Ayağa kalktı, Maria’nın yatağına yaklaştı ve yere oturdu. Eğer Maria uyanırsa uzaklaşır diye düşündü; yine de ona yaklaştı. Yüzleri arasındaki mesafe giderek azalıyordu. Maria’nın yüz ifadesi aynı, nefesi ise stabildi. Victor aniden durdu; ona hiç bu kadar yakından bakmamıştı. Eliyle Maria’nın saçlarını kulağı arkasına topladı ve sessizce izledi: — Gerçekten çok güzel görünüyorsun. Maria arkasına döndü ve eli sertçe Victor’un yüzüne çarptı. Victor önce donakaldı, ardından ayağa kalktı. Maria’nın yüzü buruştu, nefesi rahatsız görünüyordu. Victor mutfağa gidip su aldı; birkaç yudum içtiğinde içeriden bir ses geldi. İçeri koştu, Maria yere düşmüş, yüzünde gergin bir ifade vardı: — İyi misin? Ne oldu? Maria eliyle kalbini tutuyordu, derin nefes aldı ve yatağına oturdu: — Bir şey yok… sadece garip bir rüya gördüm. Victor yanına gelip yatağa oturdu: — Nasıl bir rüyaydı? — Şey… Annemle babamı bulmuştum. Ama bana ağır sözler söylediler ve beni reddettiler. Ben de… intihar ettim. — Bu yüzden düştün demek. — Buna mı takıldın? Victor, yanağından süzülen gözyaşını sildi. Maria irkildi ve ona döndü: — Neyse, kalk… uyumak istiyorum. Victor kalkıp kendi yatağına gitti: — Bundan sonra rüyalarında beni de gör. Sana ya yardım ederim, ya da seni mutlu edecek bir şeyler bulurum. Yatağına yeni oturmuştu ki: — Bana su getirir misin? — Kendin alsana. — Sen getir işte. Victor bir o yana, bir bu yana baktı: — Tamam, getiriyorum. ~~~ Otobüs Memphis’ten ayrılalı çok olmuştu. Maria gözünü pencereden alamıyordu; sesler beyninde yankılanıyordu: — “Eğer seni isteseydik, onlara vermezdik.” — Maria? — “Sen bizim hatalarımızın sonucusun.” — Maria? — “Geldiğin yere geri dön… çünkü yanımızda yerin yok, bu hayatta da.” Victor omzuna dokundu: — Maria? — Hah? Efendim? — İyi misin? — İyiyim, sadece rüyamı düşünüyordum. — Gerçek olacağını mı sanıyorsun? — Galiba evet. — Bence fazla düşünme. Senin gibi güzel bir kadını kim reddeder ki? Maria dönüp ona baktı: — Neden bana böyle garip bakıyorsun? — Çünkü hayalime giriyorsun… rüyalarıma da. — Yine saçmalamaya başladın. Maria tekrar pencereye döndü. Nashville’e geldiklerinde onun ruh hâli değişmemişti: — Maria, dışarı çıkalım mı? — Tamam, çıkalım. Victor, biraz moral vermek için tatlı aldı ve yakınlardaki bir yere götürdü. Maria başını kaldırdığında tabelayı gördü: “Cumberland River” — Buraya neden geldik? — Senin için… biraz dolaşalım, sonra gideriz. Burası serin ve ferahtı. Birlikte bir bankta oturdular: — Daha rahat mısın? — Evet, hava güzel olduğu için mükemmel. Tatlılardan yiyerek sohbet ettiler. Bir süre daha oturduktan sonra otogara yöneldiler. İki çay alıp otobüse bindiler. Otobüs otogardan ayrıldı ve yola koyuldu. Sıradaki durak: Knowline. Saat 16:18’i gösteriyordu. Victor uyuyordu; nefesinin sesi Maria’nın kulağının dibinde sızlıyordu, omzunda Victor’un kafasını tutmaya daha fazla gücü kalmamıştı. Otobüs aniden durdu, Victor başını ön koltuğa çarptı, Maria sessizce gülmeye başladı. Victor göz bandını çıkardı: — Komik mi şimdi? — Hem de çok. Şoförün sesiyle diğer uyuyanlar da uyandı: — Daha ne kadar yolumuz var? — Yaklaşık üç çeyrek kısmını gittik, 40 dakika kadar yol kaldı. — O zaman biraz daha uyuyalım. Victor tekrar Maria’ya yaslandı: — Affedersin ama ben sana yastık mıyım? Sürekli kafanı omzuma yaslıyorsun, gitgide daha da yaslanıyorsun. Omzum uyuştu artık. — Tamam, ses tonunu indir lütfen. — Tamam… ama beni de anla artık. Canım acıyor işte. Victor arkasına yaslanıp rahat pozisyon aldı, gözlerini kapattı: — O zaman yetişince beni uyandır. — Ben seni burada bıraksam bile birisi çağıracak, merak etme. Şoför mikrofonu alıp anons yaptı: — Sayın yolcular, otobüsün benzini bitmiş bulunmaktadır. Eğer sabırla beklerseniz, sinyali yakalayarak benzinliği arayabilir ve birkaç dakika içinde yolumuza devam edebiliriz.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD