İkisi bankta oturuyordu. Maria’nın gözleri dolmuştu; kadının sözlerini hatırlamak onu daha da üzüyordu. Victor ise yanında sessizce durmayı seçmişti.
— O kadar yolu… resmen boşuna geldik. Keşke hiç gelmeseydim.
— Boş ver, gerekirse Boston’a da gideriz.
— Nasıl gideriz? Neyle gideriz? Peki bu geceyi ne yapacağız?
— İyi soru. Ama merak etme, buralarda bir otel vardır, orada kalırız. Galiba tek gece için fazla almıyorlar.
— Victor, buna gerek yok, geri dönelim. Az önce bana bunun için kızmadın mı?
— Ama seni yaptığına pişman etmek istemiyorum. Hadi, biraz dolaşalım. Bugün senin keyfini açmak zorundayım.
Bir süre sonra garip bir yere vardılar. Eğlence merkezine benziyordu ama etrafı “korkutucu” bir hava yayıyordu; önünde de uzun bir sıra vardı.
— Hadi oraya gidelim.
— Parayı boş yere harcamamalıyız ama.
— Maria, gerekirse saati satarım, ama seni oraya götürürüm.
— Sağ ol, istemem.
— Hatırlarsan, ilk tanıştığımız günden beri hiç eğlenceli yerlere gitmedik. Sadece otobüs, otogar, otel… biraz da eğlenelim. Kamerayı da yanımıza alırız.
— Tamam.
Önce bir hız trenine bindiler. Tren karanlık ve garip bir yoldan ilerliyordu; sesler, iskelet kuklaları vardı, ama ikisini de korkutmuyordu. Sonrasında alan bulmaca yerine dönüştü. Her çifte bir bulmaca kağıdı verildi. Oyun başyöneticisi tabureye çıkarak sesiyle herkesin dikkatini çekti:
— Artık bulmacalar dağıtıldığına göre oyun kurallarına geçebiliriz.
Elindeki kağıdı açtı ve okumaya başladı:
— Kural 1: Oyun başlamadan kimse aramaya başlamasın. Çabuk başlarsanız, sesle uyarılacaksınız ve 1 kuponunuz geçersiz sayılacak.
Kural 2: Bulmacaların gösterdiği yerde takımların sayısına uygun kuponlar var. Aynı kupondan 2 veya daha fazlası olursa, hem o kuponlar hem de artı 1 kupon geçersiz sayılacak.
Kural 3: Kuponların yerini değiştirmek yasak; aksi halde 2 kupon geçersiz sayılır.
Kural 4: Birinin düşürdüğü kartı bulursanız ve sizin kuponunuzdan farklıysa, alabilirsiniz. Eğer sizde de aynı varsa, kuponu geri bırakın; aksi halde ikinci kural çiğnenmiş olur.
Kural 5: Kuponları almak için kavga etmek ve tartışmak yasak. Her takımın 1 kuponu geçersiz sayılır.
Kural 6: Başka takımın kuponunu çalmak yasak. Bu durumda kupon çalınan takımın lehine, çalan takımın 1 kuponu geçersiz sayılır.
Kural 7: 30 dakikanız var ve 15 hediye kuponu bulmanız gerekiyor. İstediğiniz sıradan başlayabilirsiniz. İlk 3 takıma para, diğer takımlara hediyeler verilecek. Son 10 dakika kala ne kadar süreniz kaldığı bildirilecek.
Maria takımları saydı: 13 takım, toplam 26 kişi. Takımlar kendi aralarında konuşuyor, gülüp eğleniyorlardı.
— Maria?
— Hmm?
— Dalgın görünüyorsun, su içer misin?
— Olur.
Az sonra kapılar açıldı ve oyun alanına girdiler. Mekan üç katlıydı ve her kat oldukça genişti. Herkes ilk kartlarını okuyup kuponları bulmaya çalışıyordu.
— Hadi biz de gidelim.
— Hayır.
— Neden? Buraya oyun için geldik.
— Sondan başlayalım; orası kalabalık değil, dikkatimizi dağıtacak kimse yok.
Üçüncü kata çıktılar. Burası değişikti: Yukarı tırmanmak için ipler, dev bir tiyatro, yastıklardan kale, kaydıraklar ve dar geçitler vardı. Victor elindeki kartı okudu:
— Bulmaca 15: “Sahne parlak ama sırrım gölgede saklı.”
— Demek ilk iş tiyatro, gidelim.
Tiyatro canlı gibiydi; koltuklar, perdeler, ışıklar ve sahne tam bir dekordu.
— Nereden başlayalım? Gölge neresi sayılır?
— Koltukların arkasına bakalım.
Bütün sıraları gezdiler ama bir şey bulamadılar.
— Başka neresi gölge olabilir?
Maria etrafa bakındı:
— Gölge kısım değilse, gölgeyi yaratan bir şey olmalı.
— Şemsiye gibi mi?
— Olabilir, ama değil.
— Peki ya perde? İçerisi karanlık olsun diye kullanılıyor sonuçta.
Perdeleri kontrol ettiler:
— Yok ama.
— MARIA, BULDUM!
— Nerede?
— Perdenin arka tarafına yapıştırmışlar. Aldım kuponu.
— Sıradaki.
— Bulmaca 14: “Hızla gelenler beni görmez. Sakin inenler ödülünü alır.” Kaydırak, hızlı sonuçta.
Kaydırağın önüne geldiler.
— Tamam, çık hadi.
— Nereye?
— Kaydırağa.
— Maria, sana bir sır vereyim, ben yükseklikten korkuyorum.
— Yalan atma, çık hadi.
— Yemin ederim.
Maria kaydırağın tepesine çıktı ama bir şey bulamadı. “Ya kaydırağın içindeyse?” diye düşündü ve kaydı.
— N’oldu? Buldun mu bir şey?
— Bir şey dikkatimi çekti ama emin değilim.
Kaydırağın ucuna oturdu.
— Victor, önümde oturup beni yukarı iter misin?
Victor, Maria’nın önünde oturdu, Maria ayaklarını onun sırtına koydu. Victor ayaklarını gererek onu yukarı kaldırmaya çalıştı. Maria kaydırağın ucunda küçük bir katman fark etti:
— Buldun mu?
— Buldum.
— Güzel, çünkü ben de ayaklarımdan oldum.
Maria kuponu cebine koydu. Artık oyun ona zevk vermeye başlamıştı.
— Sıradaki gelsin.
— Peki, bulmaca 13: “Bakışların dışarıya gittiğinde, içerideki gizli senden kaçmaz.”