7. Bölüm: İkimizin Olduğu Şu Hikaye

778 Words
Gece saat 2: Yatak odası. Maria mışıl-mışıl uyuyordu. Hafifçe esneyip arkasına döndü; yüzüne doğru gelen bir şey hissetti. Gözlerini araladı ve yüzüne yakın duran birini gördü—Victor sanki yanında uyuyordu. Gözlerini kapatıp tekrar açtı; Victor hâlâ rahatça uyuyordu. Maria önce kalkıp oturdu, bir süre onu izledi, sonra tekrar uzandı ve Victor’u izleyerek uykuya daldı. Saat 8:00'de otelin her katında çalar saatler yolcuları uyandırıyordu. Birinci katta sabah için hafif ve rahat atıştırmalıklar hazırdı; bu, yolcuların zamanında yetişebilmesi için düşünülmüştü. — Victor? Kalk, saat 8 oldu, hadi. — … — Victor, uyansana artık! Victor elini yana atıp sarılmaya çalıştı ama yanının boş olduğunu fark etti. Yatağa dokunarak onu aradı. Gözlerini açınca Maria’nın yatağın yanında durduğunu ve kendisini izlediğini gördü. — Pis sapık! — Ne? Sadece sarılmak istemiştim. — Kafandan neler geçiyor bilmiyorum, ama iyi dinle. 5 dakika içinde hazır olacağız ve aşağı ineceğiz. Yemekten sonra kimin ne kadar kalacağı belli değil. — Tamam. — Bavulunu da topla. — Tamam. — Acele et. — TAMAM! Çıkıyor musun, yoksa ben soyunup giyinene kadar burada bekleyecek misin? Maria ciddileşip dışarı çıktı. Victor üstünü değiştirdi. Saatini aradı ama bulamadı. — Maria, saatimi sen mi aldın? — Ben niye alayım? Oradadır kesinlikle. Victor salona girdi. — Yok işte! Şaka yapma, saatimi ver. — Ben almadım dedim ya. Etrafa baktın mı? — Evet, yastıkların etrafına falan da baktım, yoktu. Maria içeri girdi, her yeri aradı, en sonunda yatağın altına baktı. — Nasıl etrafa baktın da… Saat oradaydı. — Saat yatağın altından mı çıktı? Victor şaşkınlıkla: — Oraya bakmayı unuttum. Alayım… Maria saati uzattı; Victor tutup çekmeye çalıştı, ama Maria bırakmadı. — Eğer saatini ben almış olsaydım, gerçekten bulamazdın. Ve eğer aklımdan “çalmak” geçseydi, az önce beni yatağın üzerinde nasıl telaşla arıyorsan, işte öyle arardın. Hem otelde, hem şehirde. Maria saati bıraktı: — Özür dilerim. Sadece şaka yapıyorsundur diye düşündüm. — Bak Victor, biz iki yabancı olarak bir yola çıktık. Birbirimizi tanımadan birbirimize güvendik. Lütfen bu güvenimiz sonuna kadar sürsün. Maria odadan çıkmak isterken Victor önüne geçti: — Haklısın, özür dilerim. Ama sana söz veriyorum: Bu hikayeye birlikte başladık, birlikte de bitireceğiz. Bavullarını toparlayıp odadan çıktılar. Aynı anda başka bir odadan bir aile çocuklarıyla çıktı. Kadın Maria’ya bakarak sordu: — Affedersiniz, ama neden bavullarla çıktınız? Zaten bir saatiniz var. — Yukarı-aşağı yapmamak için yanımıza aldık. Ben takıntılıyımdır da. — Ah, mantıklı. (Eşini dürttü) Hadi biz de toplayalım. Maria bir anlık rahat nefes aldı. Victor kinayeli bir şekilde dedi: — Bak, millet tek yatakta 4 kişi uyuyor. Sen ise iki kişi olmamıza rahatsız oluyorsun. Merdivenlerden inerek tartışmaya başladılar: — Normal, onlar aile. Böyle şeylere alışkınlar. — Önemli olan aile değil, güven. — Az önce gördüm güvenini. Birinci kata inince büyük bir masa ve yemeklerle donatılmış bir açık büfe gördüler. Maria önce masaya, sonra yemek yiyenlere baktı. — Yemeyecek misin? Victor elinde yarım tavuk budu ile ona baktı: — Bari ağzındakini bitirip konuşsaydın. — Olmazdı. Maria etrafa bakarken Victor anlattı: — Buna “açık büfe” denir. Masadan tabak alırsın, ne istiyorsan onu koyarsın. Yan masada da yiyebilirsin. Almak sıkıntı değil. Başka soru var mı? — Var, sen bunu nereden biliyorsun? — Aaaa… biliyorum işte. Maria elindeki kemiği işaret ederek: — Belli… biliyorsun. Yemeklerini bitirip kenardaki koltuklara geçtiler. Az önceki kadın onları gözlemliyordu. — Bavulların yanından ayrılmıyorlar, değil mi kocacım? — Bilmiyorum, ilgilenmiyorum. — Kesin içinde para vardır. Adam gülerek eşine döndü: — Eğer varsa, almak bize düşer, karıcım. Victor bakışları fark etmesine rağmen belli etmedi. Maria biraz rahatsız oldu. Victor farketti: — Neyin var? — Karnım ağrıyor. — Lavoboya git. Tutamazsın. — Nerede? — Şurada, sağ kapı. — Ne kadar vaktimiz var? — Yarım saatten uzun. — Yani? Victor gülümsedi: — 32 dakika, 31 oldu. — Çok komiksin… Hemen geliyorum. Maria lavaboya gitti. Victor bavulların yanında biraz oyalanıp sonra saklama kabını çıkardı ve tatlı masasına yöneldi. Kadın fırsat bilip bavulların yanına geldi; önce Victor’un, sonra Maria’nın bavulunu aradı. — Ne yapıyorsunuz? — Oğlum misketini kaybetti, bakıyorum. — Bavulda mı? — Yok, buldum. Müsade. Kadın giderken Victor öne çıktı: — Ne yapmaya çalıştığını ben de, siz de biliyoruz. Bir dahaki sefere sınırları koruyalım. Bir kaç dakika sonra Maria geldi, hâlâ rahatsız görünüyordu: — Özür dilerim, bu yolculuk bana iyi gelmedi, kustum falan… — Şimdi iyi misin? — Evet, hadi her şeyi kontrol edip gidelim. — Olmaz, bavulunu al, dışarı çıkalım. Dışarı çıkınca Victor arkasını kontrol etti. Kimseyi görmeyince rahatladı. — Para yok! Victor, para yok. Victor Maria’yı sakinleştirdi, cebinden zarfı çıkardı: — Zarf bende, merak etme. Güvenlik için aldım. Victor devam etti: — Hatırlıyor musun, sabah sana bir hikaye anlatacağımı söylemiştim? — Evet, ikimizin olduğu bu garip hikaye… — Bir hikaye asla düz yürümez, hep kavga ve aksiyona ihtiyaç vardır. Bu yaşadığımız da onun daha başlangıcı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD