Otobüs kalkalı epey zaman olmuştu. Maria pencere önünde oturmuş, dışarıyı izliyordu. Sedona'dan yeni ayrılmışlardı. Dönüp Victor’a baktı; Victor başını arkaya yaslamış, tavana bakıyordu. Otobüsün titremesi uykusunu kaçırmıştı.
— Victor, ne yapalım dersin?
— Uyuyalım. Sen omzuma yaslan, ben de başımı senin başına koyayım, öylece uyuyalım.
— O anlamda demiyorum… Şu sabahki olay, ne yapalım dersin?
— Bence para bir süre daha bende kalsın. Kolyeyi de sen al. Eğer bir şey bulamazsa, vazgeçer herhalde.
— İnanamıyorum… Sadece birkaç saniyeliğine samimi oldum.
— Her insanı iyi bilmek zaten hata. Neyse, hadi kafanı yasla bana.
Maria, Victor’a şüpheyle baktı.
— Sen kendine yastık arıyorsun, bu yüzden bunu istiyorsun, değil mi?
— Rahatsız mı oldun?
— Hayır, sadece saçma geldi. Beni kullanman gibi… Aramızdaki mesafeyi kısaltmak istiyorsan, yanlış yöntem.
— Maria, gece burnumun dibinde uyuyordun.
— Ben mi? O kadar da değil.
Victor elini burnundan beş-altı santim uzaklaştırdı.
— İşte tam buradaydın, yüzün şişmişti.
— Sen sanki yakışıklı görünüyordun.
Maria aniden dondu. Victor gülümsedi, başını biraz yaklaştırıp sordu:
— Yani sen de beni izledin…
Maria başını pencereye çevirdi.
— Ne kadar izledin? İzlerken zevk aldın mı bari?
Maria’dan yanıt gelmedi; sanki onu duymuyordu. Victor arkasına yaslanıp rahatladı:
— Anlaşılan uzun bir süre izlenecek kadar yakışıklıymışım.
Yarım saat kadar geçti. Küçük bir çocuk uyandı ve ağlamaya başladı. Bir süre sonra sesi herkesin dikkatini çekti. Victor mızmızlanarak:
— Ben uyuyamayacak mıyım?
— Galiba hayır.
Victor, Maria’ya döndü. Maria diz üstüne kalkmış, çocuğu izliyordu. Başını eğip dedi:
— Çocuğun bizim koltuğun arkasında oturması ayrı bir tesadüf, değil mi?
Victor gözlerini devirip önüne döndü. Maria çocuğun yanağını okşadı, sonra eğilip bavulundan minik bir oyuncak kaplan çıkardı ve çocuğa verdi:
— Buyur, senin olsun.
Çocuk oyuncağa bakmaya başladı. Maria oyuncağın karnını sıktı; çıkan ses çocuğun hoşuna gitti. Maria minik gözlerdeki mutluluğu görünce sevindi. Koltuğa oturdu, fakat mutsuz görünüyordu.
— Ne oldu?
— Oyuncağı annem almıştı, gidişine üzüldüm.
— 28 yaşındasın sen, bir oyuncak için mi üzülüyorsun?
— Yine de bir anı işte. Galiba geçmişle ilgili tek anı kolye kaldı…
Cebinden kolyeyi çıkardı ve parmaklarıyla zincirinde oynadı. Victor, havayı değiştirmeye karar verdi:
— Sadece o değil.
— Nasıl yani?
Victor eğilip bavulunu açtı:
— Al, telefonun.
— Nereden buldun bunu?
— Sizde kaldığım günün gecesi. Ve bu da var.
Bir fotoğraf albümü çıkarıp ona uzattı. Maria şaşkınlıkla defteri aldı. Küçüklüğünden mezuniyetine kadar pek çok fotoğraf vardı. Sayfaları çevirdikçe anılar canlandı; gözleri doldu. Victor gözyaşlarını sildi, ancak dalgın olduğu için dokunuşlarını fark etmedi. Son fotoğraflara bakıp defteri kapattı ve Victor’a döndü:
— Telefonu anladım da, bu defteri neden aldın?
Victor defteri eline alıp sayfayı yarısına çevirdi; geri kalan boştu. Boş yerleri göstererek dedi:
— Buradan sonrasını da kendi anılarımızla dolduralım. Ne dersin?
Maria defteri alıp sarıldı. Victor sözlerine devam etti:
— Bir sonraki otogarda, yakındaki bir yerde tanıdığım bir arkadaşım var, belki ondan bir makine falan buluruz.
— Anılara anı katalım diyorsun yani.
— Kesinlikle.
Maria kararsız bir şekilde:
— Tamam, deneriz o zaman.
~~~
Albuquerque otogarına geldiklerinde, az önceki kadın çocuğuyla birlikte kalktı. Yanlarından geçerken oyuncak kaplanı Maria’ya uzattı:
— Buyurun, bu sizindi.
Maria şaşırdı ama reddetti:
— Yok, sizde kalsın. Kızınız iyi olsun diye vermiştim.
— Ama bunu alamayız.
Maria gülümsedi, kadının elini tutup hafifçe geri çekti:
— Benden size tatlı bir anı olsun işte.
Kadın gülümsedi ve kızına döndü:
— Ablana el salla.
Kızın utangaç hali Maria’nın hoşuna gitti. Kadın tekrar Maria’ya baktı:
— Sizinle tanışmak güzeldi. Eşinizle mutlu bir hayat dilerim.
Bu cümle ikiliyi şaşırttı. Kadın giderken kız arkadan tekrar el salladı. Maria konuyu değiştirdi:
— Şey… Saat kaç?
— Saat… 12:32, saat 1’de tekrar yola çıkıyoruz.
— Tamam.
— Maria, telefonu verir misin?
— Neden?
— Arkadaşımı arayacağım.
Maria telefonu verdi. Victor alır almaz dışarı çıktı, birini arayıp konuşmaya başladı. Maria yanaklarının ısındığını hissetti. Dışarı bakınca Victor’u göremedi; camı açıp etrafa bakındı ama yoktu. Bavulu açınca saklama kabının tatlılarla dolu olduğunu fark etti; sabah otelde masadaki tatlılardan olmalıydı, Victor koymuştu. 2-3 tanesini aldı ve yedi; tadı hâlâ mükemmeldi.
Bir süre geçti, Victor hâlâ yoktu. Maria yakındaki kadınlardan birine sordu:
— Affedersiniz, saat kaç acaba?
— Bi bakayım, 12:53.
— Teşekkürler.
Az sonra şoför geldi ve anons etti:
— Sayın yolcular, 5 dakika içinde otobüs kalkacaktır. Lütfen yerlerinizi alınız.
Maria iyice rahatsız oldu; Victor’un yetişememesinden korkuyordu. Birine daha saati sordu: 12:58. Şoför otobüsü çalıştırdı.
— Durun, lütfen bekleyin.
Maria öne çıktı:
— Bir kişi kaldı, lütfen onu da bekleyin.
— Hanımefendi, burası sizin emir verebileceğiniz bir yer değil.
— Anlıyorum, ama lütfen bekleyin, birazdan gelir.
— Biz saatle çalışırız, bizim de işimiz gücümüz var. Kalan bir kişi de başka otobüsle gelir.
— Gelemez.
— Neden? Hayatı bu otobüse mi bağlı?
Maria çekinerek dedi:
— Yok, kendisi… eşim… oluyor.
Şoför başını yana çevirdi ve elini direksiyondan çekti. Maria dışarıyı gözetlemeye devam etti. Bir anda Victor’u görünce sevindi:
— İşte, geliyor. Beklediğiniz için teşekkür ederim, çok minnettarım.
Maria yerine geçti. Victor koşarak geldi ve otobüse bindi:
— Özür dilerim, biraz geç kaldım.
— Özür mü? Bunun özrü yok beyefendi. Burada kaç kişi sizi bekliyor, biliyor musunuz? Eğer eşiniz olmasaydı, çoktan sizi geride bırakırdım.
Victor şaşırdı ve Maria’ya baktı; o başını aşağı indirmiş, saklanıyordu. Şoför otobüsü çalıştırdı, Victor da heyecanla yerine geçti.
— Sen arabayı durdurmak için benden eşin diye mi bahsettin?
— "Arkadaşım" deseydim, durdurmazdı.
Victor eğilip otogarın fotoğrafını çekti. Otobüs hareket ederken fotoğraf makineden çıktı. Victor fotoğrafı deftere yerleştirdi, bavulundan kalem çıkarıp fotoğrafın altına not yazdı ve defteri kapatıp bavulun üzerine koydu.
Bir saat sonra Maria başını yana çevirdi; Victor uyumuştu. Maria defteri aldı ve baktı. Fotoğrafın altında şu not vardı:
"18.05.1996 En güzel anımız.
Şoför: Eğer eşiniz olmasaydı, sizi geride bırakırdım."