4:Sırlar Masası

954 Words
Baran’ın elimi bırakmaya niyeti yoktu. Beni bu dünyanın içine çekiyordu. VIP salonunda adım attığımız anda, sessizlik yerini fısıltılara bıraktı. Herkes, yanındaki “Melek”i izliyordu. Ama Baran’ın dikkati yalnızca bende değildi. Bu gece, başka bir amacı vardı. Bir adam masadan kalkıp Baran’a doğru ilerledi. Kırklı yaşlarında, saçları seyrek ama bakışları keskin biriydi. Elinde purosunu tutarken, gözleri benden bir saniye bile ayrılmadı. “Baran Kara,” dedi sırıtarak. “Bu kadar özel birini tanıtmadan geçmeyeceksin, değil mi?” Baran’ın çenesi kasıldı ama yüzünde soğuk bir ifade vardı. “O benim Meleğim,” dedi kısaca. Adam hafifçe eğildi. “Ne büyük şeref… Ben Rıza. Buradaki en sadık oyuncularından biri olduğumu hatırlarsın.” Rıza. Bu ismi aklımda tuttum. Bu adamın bakışları midemi bulandırıyordu. Baran’ın sesi, çeliği kesecek kadar keskindi. “Sadakatini sorgulamam. Ama benden bir şey saklarsan…” Bir adım attı. Havada tehlikeli bir sessizlik asılı kaldı. Rıza’nın gülümsemesi silindi. “Senden saklayacak bir şeyim yok, Kara. Her zaman olduğu gibi.” Baran, elini bana doğru uzatıp bir adım daha yaklaştırdı. Koruyan ama aynı zamanda sınayan bir tavırla. “Öyle mi?” dedi alaycı bir tonda. “O halde bir şey soracağım. Belki hafızanı tazelersin.” Rıza gözlerini kaçırdı. “Ne hakkında?” Baran, benim bile duyamayacağım kadar alçak bir sesle, “Aslı’nın kardeşi, Arda Karahan, benim yanımda çalışan çocuk” dedi. “Nerede olduğunu biliyorsun.” Nefesim kesildi. Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Bu… onun beni buraya getirme sebebiydi. Rıza bir an duraksadı. Sonra başını iki yana salladı. “Kara, bu tür şeylere karışmam.” Baran, elimi sıktı. “Yanlış cevap.” Sesi o kadar soğuktu ki kanım çekildi. Bu adamın sınırlarını zorlamak, ölümle oynamaktı. Rıza’nın alnında ter damlaları belirdi. “Sadece söylentiler duydum… Ama ne kadar doğru bilemem.” “Anlat,” dedi Baran. Emreder gibi. “Borçlarını ödeyemedi. Özellikle de Reşat’a…” diye fısıldadı. O ismi ilk defa duyuyordum ama Baran belli ki tanıyordu. Yüzündeki ifade daha da karardı. “Reşat,” diye tekrarladı. “O pisliğin eline düşecek kadar aptal mıydı?” Rıza ellerini kaldırdı. “Ben sadece duyduklarımı söylüyorum. Adamları bir hafta önce Kapalıçarşı civarında görüldü. Orada bir şeyler çeviriyor olabilirler.” Baran bir an durdu. Sonra aniden elimi bıraktı ve Rıza’ya yaklaşıp kulağına eğildi. “Sakladığın bir şey olursa…” dedi usulca. “Bunun bedelini ödersin.” Rıza hızla başını sallayıp geri çekildi. Baran’ın gölgesinden kaçmak istiyordu. Ben ise hâlâ nefesimi düzenlemeye çalışıyordum. Baran yanıma döndü. Gözlerinde hem öfke hem de tutku vardı. “Artık anladın mı, Melek?” dedi yavaşça. “Bu dünyada hiç kimse masum değil, kardeşin de dahil.” Sadece başımı sallayabildim. Ama içimde bir şeyler kırılmıştı. Kardeşim, bu karanlıkta kaybolmuştu. Ve ben onu bulmak için bu adamın yanında kalmak zorundaydım. Arabada sessizlik hâkimdi. Ama bu, huzurlu bir sessizlik değildi. Baran, gözlerini yoldan ayırmadan direksiyonu tutuyordu. Parmaklarının direksiyon üzerindeki baskısı, sinirlerinin gerildiğini gösteriyordu. “Kime bulaştığını bile bilmiyorsun,” diye mırıldandı. Sesi soğuk ve keskin bir bıçak gibi. “Kardeşimden bahsediyoruz,” dedim usulca. “O benim ailem.” Bir kahkaha attı, ama neşeyle değil. Acımasızdı. “Bu dünyada aile seni kurtarmaz, Melek. Seni ya batırır ya da öldürür.” Karanlık bir sokağa dönerken kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. “Burada ne yapacağız?” diye sordum endişeyle. “Sorular sormayı bırak ve yanımda dur,” diye cevapladı. “Bu işin sonu ya kanla ya parayla biter.” Arabadan indiğinde hiç tereddüt etmeden kapımı açtı. Elimi tutup beni aşağı çekti. Bir depoyu andıran, paslı metal kapının önünde durduk. İki adam nöbetteydi. Baran’ı gördüklerinde gözleri büyüdü ama kimse durdurmaya cesaret edemedi. Kapıyı tek hamlede açtı ve içeri girdik. Gördüğüm manzara midemi bulandırdı. Kardeşim, Arda… Bir köşeye fırlatılmıştı. Üzerinde eski bir tişört, pantolonu yırtıktı. Yüzü kan içindeydi. Gözleri morarmış, dudakları patlamıştı. Ama nefes alıyordu. “Arda!” diye fısıldadım. Koşmaya çalıştım ama Baran elimi yakaladı. “Dur.” Tam o anda gölgelerin arasından bir adam çıktı. Reşat. Sanırım... Kirli sakallı, kırklarının sonunda, gözleri zehir gibi bakan bir adamdı. Parmağında devasa bir yüzük vardı ve sigarasını umursamazca dudaklarına götürdü. “Bu tatlı kızı tanıtmadın, Kara,” dedi gülümseyerek. “Kim bu?” Baran sessiz kaldı. Ama onun sessizliği bile tehditkârdı. Reşat, gözlerini bana dikti. “Bu çocuk bana borçlu. Büyük borçlu. Eğer ödemeye niyeti yoksa, kimse onu elimden alamaz.” Gözlerim doldu. Arda… Ne yaptın sen? “Bırak onu!” diye yalvardım. “Borcu neyse, ödeyeceğim!” Reşat kahkaha attı. “Ah, duydun mu Kara? Borcu ödeyecekmiş.” Baran bir adım attı. Havayı kesen bir bıçak gibiydi. Ceketinin iç cebinden kalın bir tomar para çıkarıp Reşat’ın suratına fırlattı. “Borç bitti,” diye kükredi. Reşat paraları yakalarken dudakları büzüldü. Ama sesini çıkarmadı. Çünkü Baran Kara’ya meydan okunmazdı. “Yeter mi?” diye sordu Baran, sesi ölümcül bir sakinlikteydi. Reşat başını hafifçe eğdi. “Her zamanki gibi cömertsin, Kara. Çocuk senin.” Baran tek kelime etmeden Arda’ya yöneldi. Kolundan tutup onu ayağa kaldırdı. Ben de hemen yanlarına koştum. “Arda… İyi misin?” diye fısıldadım. Arda gözlerini zar zor açtı. “Aslı…” dedi güçlükle. “Bu iş bitti,” dedi Baran sertçe. “Ama bir daha adıma leke sürersen, seni kimse kurtaramaz. Bir daha adamlarıma dokunma.” Reşat sessizce izledi. Ama gözlerinde bir tehdit vardı. Bu iş burada bitmemişti. Baran, Arda’yı omzuna atar gibi taşıdı ve beni peşinden sürükledi. Arabanın kapısını açıp sertçe içeri soktu beni. Ve hiçbir şey söylemeden gaza bastı. Yol boyunca kalbim göğsümde çarptı. Kardeşimi kurtardı… Ama hangi bedelle? Evimizin önüne geldiğimizde, arabayı aniden durdurdu. Arda uykuya dalmış gibiydi, yorgun ve bitkindi. Baran’ın gözleri buz gibiydi. Bana döndü. “Bak, Melek,” dedi alaycı bir gülümsemeyle. “Üç gün bile sürmedi.” Bir şey söylemeye çalıştım ama kelimeler boğazımda düğümlendi. Baran bir saniye bile beklemeden gaza bastı ve karanlığın içine karıştı. Ve ben, her şeyin daha yeni başladığını biliyordum. 
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD