Asansör zemine doğru ilerlerken, Tufan'ın elinin verdiği sıcaklıkla mest olan Verda, günlerin böylesine dolu, böylesine yoğun acılar ve sevinçler arasında gidip gelerek yaşanabileceği, insanın bir yandan eksilirken diğer yandan nasıl tamamlandığı, zamanın, mekânın ya da başka bir kişinin sıradan bir hayatı nasıl yaşanılır kıldığı gerçeğini düşünüyordu. Tufan'ı tanıyana kadar amaçsız bir hayat mı sürüyordu, hayır. Ama o amacın içini Tufan'la birlikte doldurduğunu biliyordu. Hayatında daha önce farkına vardığı ve ya varmadığı eksiklikleri Tufan zorlanmadan dolduruyordu. İnsanın başına nadir gelecek bir mucizeydi bu. Parmaklarını daha da sıktı ve Tufan'ın varlığını, gerçekliğini keyifle sindirdi. Asansör zemine indiğinde Yasin tek başına bekliyordu. Suna'nın geç kalmış olması alışıla gelmiş

