Sarmaşık...

924 Words
... Aceleyle ayakkabılarını çıkardı ve çantasıyla anahtarını sehpaya fırlattı. Kendini oturur pozisyona almak istediği için koşarak koltuğa geçip ayaklarını altına toplayarak oturdu. Akşam üzerini bekleyen yağmur, pencereleri dövmeye başlamıştı. Fırtınanın da eli kulağındaydı. Elinde tuttuğu zarf onu çok heyecanlandırıyordu. Sıradan hayatının aniden hareketlenmesine ayak uyduracak cesareti tam olarak bulabilmiş değildi. Öncelikle zarfı inceledi. Zarfın üzerindeki mine çiçeği şeklindeki mühür kusursuz duruyordu. Özel tasarım, dökme bir mühür olmalıydı. Kişiye özel olduğu belliydi. Mühürün etrafındaki ipi çözdü ve derin bir nefes aldı. Zarfı sehpanın üzerine ters çevirerek salladı. İçinden dökülenler az sonra hayatını tümden değiştirecekti. Birkaç kare fotoğraf, kurutulmuş mine çiçeği, bir adres bir de not. Fotoğrafları inceledi önce. Annesine ait daha önce görmediği fotoğraflar. Çok farklı bir mekânda çekilmiş, hatta çok farklı bir ülkede. Orta yaşlı bir adamın yanağını öperken, bir kadının dizinde yatarken, ortasında mermer bir şadırvan bulunan geniş bir taş avluda kendisinden bir kaç yaş küçük bir erkek çocuğu ile gülüşürken. Adreste; Afif Paşa Yalısı, Yeniköy/ İstanbul yazarken, notta; Fotoğraftaki güzel gülen kadını tanıyorsun. Diğerleri ile de tanışmak istersen bu adrese gitmen gerekecek. Ama şimdiden uyarayım, yalının yeni sahipleri tarafından pek hoş karşılanmayacaksın. Bütün sorularının cevabı o ailede... Ne demek oluyordu bütün bunlar? Annesinin ailesi halâ sağ mıydı? İlk notta kardeşinin de sağ olacağını ima etmişti. Neden hoş karşılanmayacaktı peki? Hızla yerinden kalkıp odada aşağı yukarı turlamaya başladı. Kimdi bu notları yollayan? Onu neyin içine çekmeye çalışıyordu? Pencereye vuran şiddetli yağmur ve fırtına içindeki kasveti iyice derinleştirirken telefonu çaldı. Arayan Akif'ti. -Kızım nerdesin, döndün mü? Eğer çıkamadıysan bekle gelip alalım seni. - Döndüm Akif amca. Kusura bakma haber veremedim sana. İyim merak etme tamam mı? - Gelip alayım seni bizde kal. Korkarsın şimdi hava fena patladı. - Sağol Akif amca, beni merak etme. Çok yorgunum uyurum hemen. - Sen bilirsin kızım. Ama bak korkarsan ara, tamam mı? - Merak etme, korkarsam ararım. İyi geceler. Bu gece uyku yoktu. Düşünmesi bir çıkış yolu bulması lazımdı. Ne olanları sineye çekebilir ne de körü körüne bir maceraya atılabilirdi. Sakinleşmek için çay koydu kendine. Yanına da atıştıracak bir şeyler hazırladı. Mutfak masasının üzerinde duran not defteri ve kalemi ne ara eline aldı hatırlamıyordu. Düşünürken bir şeyler karalamıştı. Kendine gelip karaladıklarına baktığında gördüğü şeye çok şaşırdı. Mine çiçeği kabartmalı mermer bir şadırvan çizmişti. Zihni artık ona oyun oynamaya başlamıştı. Aniden aklına gelen fikirle Suna'yı aradı. - Suna, saat çok geç oldu farkındayım. Uyandırmadım umarım. - Hayır, hayatım henüz yatmamıştım. Ne oldu sesin endişeli geliyor, iyi misin? - İyim Suna, endişelenecek bir durum yok. Sadece şeyi merak ediyordum. İş teklifin halâ geçerli mi? - Verdaaa sen ciddi misin? Doğru mu duydum gerçekten? - Evet doğru duydun. Bir karara vardım artık. Bir kaç güne toparlanmış olurum. - Çok sevindim canım. Duyduklarıma inanamıyorum. Kendimi seri cimcikliyorum şu an. Canım acıyor kıvırcık. Bu bir rüya değil di mi? Neyle geleceksin ben seni alırım. - Sakin ol nefes al azcık. Evet doğru duydun. Arabayla gelirim diye düşündüm. Fazlaca eşyam olacak. Gelmeden ev bulmamda da yardımcı olursan sevinirim. - Saçmalama Verda. Koca evde tek başıma yaşıyorum. Benden iyi ev arkadaşı mı bulacaksın? - Ailen nerde ki? Ayrı eve mi çıktın yoksa? - Hayır canım. Annem İstanbul'dan sıkılınca Silivri'deki çiftlik evine yerleştiler. Ben de iş yüzünden burda yalnız kaldım. Hem onlar da çok sevinir birlikte yaşamamıza. Seni çok seviyorlar biliyorsun. - Tamam, bu konuyu gelince tekrar konuşuruz. Benim önce burda bir kaç işimi halletmem lazım. Bir de kararımı bildirmem gereken insanlar var biliyorsun. -Tamam canım. Ben de Tufan beyle konuşup geleceğini bildiririm. İşe alım yapmadan önce benden haber bekliyordu zaten. Ayyyy çok mutlu ettin beni kıvırcık. Dünyaları verdin gece gece. - Hadi deli. Yat da uyu. İyi geceler, öpüyorum seni çok. Telefonu kapatıp ağır adımlarla odasına çıktı ve kendisini yatağa bıraktı. Şimşeklerin aydınlattığı odasında yeni hayatı için planlar kurmaya başladı. Öncelikle kendine kalacak bir yer bulana kadar, Suna ile yaşayacak, işindeki yerini sağlamlaştıracak ve bu ardı ardına gelen zarfların peşine düşecekti. İstanbul'a gitmesi ve orda yaşaması için bir sebep lazımdı ve çok sağlam bir sebebi vardı. Şimdi sırada Akif ve Zahide'yi, Asude ve Ömer'i ayrıca da onların ailelerini ikna etmek vardı. Babası ona emekli maaşının yanında oldukça yüklü bir miktar da para bırakmıştı. Bu kadar paranın nerden geldiğini sorduğunda Akif amcası; "babasından kalan arsayı satıp senin geleceğin için bankaya koydu" demişti. Arsanın mevkisi iyi olmalıydı çünkü adına açılan hesapta tam üç milyon vardı. Emekli maaşı ona yettiği için o paraya hiç dokunmamıştı. Yarın ilk iş arabanın bakımlarını yaptırmalıyım diye düşündü. Üniversiteyi kazanınca İzmir'e rahat gidip gelsin diye almıştı babası. Henüz yeni sayılırdı ama bir yıldır doğru düzgün kullanmadığı için bakımlarını aksatmıştı. İstanbul... -Tufan bey özür dilerim bu saatte aradığım için ama orda henüz saat 22:00. Londra'daki toplantınız nasıl geçti? - Toplantıyı sormak için mi aradın Suna? - Hayır efendim afedersiniz. Size bahsettiğim arkadaşım işi kabul etti. Hafta sonu burda olacak. Sizin için de hala uygun mu diye soracaktım. - Biliyorsun pozisyon hâlâ boş. Pazar akşamı İstanbul'da olacağım. Pazartesi getir görüşelim. Adı ne demiştin? - Verda, Verda Yılmaz. - Tamam. Bana CV'sini ve işlerinden birkaçının dökümünü mail olarak at. Mülakatı bizzat ben yapacağım. Hakkında bilmem gereken her hangi başka birşey varsa paylaşman gerektiğini söylememe gerek yok sanırım. Güvenlik soruşturması zaten yapılacak ama sen kefil olduğun için sorumluluk sende unutma. - Merak etmeyin Tufan bey. Verda'yı tanıdığınızda neden onun için bu kadar ısrar ettiğimi anlayacaksınız. Tekrar rahatsızlık verdiğim için özür dilerim. İyi geceler. -İyi geceler. Yakın geleceği ile ilgili planlarını zihninde bir bir sıraya koyarken, başucunda duran telefonuna bir mesaj bildirimi geldi. Suna olabileceğini düşündü ama okuduğu şey zihnindeki sarmaşığa bir dal daha ekledi. - Ayakların seni önce İstanbul'a sonra da Beyrut'a götürecek. İyi yolculuklar Mine çiçeği...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD