Korkunun Kokusu...

906 Words
Ben Verda. 26 yaşındayım. Tam 26 yıldır dünyevi nimetlerden tamam bir hayat yaşadım kendimce. Sahip olduğumdan fazlasını asla istemedim. Eksiklik hissettirmediler. Dışım, yüzüm, gözüm, sesim soluğum hep 'ben tamım' dedi ama içimdeki büyük boşluğu kimse görmedi. İçimdeki büyük boşluğu dolduracak hiçbir şey yoktu. Annesizdim, eksiktim. Sonra babasız da kaldım. Yok mu oldum ben şimdi? İçimdeki boşluğa mı düştüm? Bedenim acıyı hissederken ruhum neden tepkisiz? Neden sesim çıkmıyor benim? Belki bir kaç saniye belki de bir dakika ve ya fazlası. Kar maskesinin ardından onun gözlerinin içine bakan adam ve kendisi hareketsizce kaldı. İnsanın hayatında bir kez başına gelen sarsıcı anlarda, hani olayın kahramanı donar ve etrafındaki her şey kahramanın yörüngesinde hızlıca döner ya, öyle hissetti Verda. Sonra birden o hareket durdu ve gerçekle yüzleşti yeniden. Adamın hareket etmesine fırsat vermeden dizini bacak arasına savurdu ve elindeki çantayı lazer havuzunun üzerine fırlattı. Anında alarm çalmaya başladı. Kulakları sağır eden tiz ses Verda'nın kulağına uğultu gibi geliyordu. Merdivenin trabzanına iki büklüm şekilde dayanmış olan adam kolundaki saatten bir iki tuşa basarak alarmı susturdu ve başındaki kar maskesini çıkardı. Alarm susunca salonun bütün ışıkları da yanmıştı. Adamın yüzüne hayretle baktı Verda. Parlak masa lambasının ışığında güçlükle seçtiği yüzdü bu. Tufan Acar'ın ta kendisiydi. Elini istemsizce boynuna götürdü ve çiziğin sızısını hissetti. Güçlükle yutkunup korkulu gözlerini adamın üzerine dikti ve kendine bile yabancı gelen sesle; - Siz... siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Bütün bunlar da ne demek oluyor? Adam cevap vermedi. Duruşunu düzeltip, güçlükle bir iki basamak merdiveni indi ve Nergis'in masasına doğru ilerleyip masadaki sürahiden bir bardak su doldurdu. Geri dönüp suyu Verda'ya uzattı. - Suyu iç ve sakinleş. Konuşacağız. - Neyi konuşacağız, pardon? Beni öldürmeye çalıştığınızı mı? Bir an önce gitmek istiyorum burdan. - Sakinleşmeden olmaz. - Nasıl sakinleşebilirim ya? Hayatımın en büyük korkusunu yaşadım az önce. Korkudan kalbim durmak üzereydi. - Abartma. Korkudan kalbi durmak üzere olan birisi ne dizini ne de aklını öyle ustaca kullanabilir. Çoğusuna göre oldukça soğuk kanlısın. - Neyse ne. Derhal çıkmak istiyorum burdan. - Birlikte çıkacağız zaten. Sabırlı ol ve bana yaptığın şeyin etkisin geçmesini bekle. Sıkkınlıkla derin bir nefes veren Verda, hâlâ bu yaşadıklarımı aklım almıyor' dedi. - Haftada üç gün alarm sistemini kontrol etmek için gelirim. Bütün binada yüz tanıma sistemi olduğu için kar maskesi takarım. Lazer alarmı çalıştırıp farklı kombinasyonları aşmaya çalışırım. Aşabiliyorsam sorun var demektir. Senin burda olduğundan haberim yoktu. Seni fark edince, yeni elemanı deneyeyim dedim. Alaycı bir gülüş kondurmuştu yüzüne ama Verda kızgınlığından hiçbir şey kaybetmemişti. - İşe alımlarınız hep böyle lunapark korku tüneli havasında mı olur? Yoksa tüm zamanların şanssız elemanı ben miyim? - Sanırım öylesin. Ama lunapark benzetmesini sevmedim. Yaptığım işi ciddiye alırım ve kimseye güvenmem. Burda çalışan herkes haberli ve ya habersiz sürekli sınanır. Tahammül eden kalır, edemeyen gider. Eğer bu korku size fazlaysa küçük hanım, yarın muhasebeye uğrayıp bir günlük emeklerinizin karşılığını alıp gitmekte özgürsünüz. - Tam mesai değil. Tam 14 saat 15 dakika. Herkes saat 18'de çıktı. Ben fazladan 5 saat 15 dakikadır burdayım. Neredeyse bir buçuk mesai. Adam gülümsemesine engel olamadı. - Görüyorum ki çetele tutmakta da ustasınız. - Düşündüm de yaşadığım korkunun da bir karşılığı olmalı. - Var mı peki canınızın maddi bir karşılığı? .... - Ben de öyle tahmin etmiştim. Son kararınız nedir? - Burdan bir an önce çıkıp eve gitmek istiyorum. Yarın tamamlamam gereken bir iş var. Ve bayım, ben işimi tamamlamadan hiçbir yere gitmem. - Nasıl gideceksin? Aracın var mı? - Suna'yla gelmiştim ama sen git ben taksiyle dönerim dedim. Bana bir taksi çağırırsınız heralde? - Burda bu saatte taksi bulamazsın. Ben seni bırakırım. - Hiç gerek yok taksi bulamazsam Suna'yı ararım ve o gelip alır. - Bu saatte arkadaşını İstanbul trafiğine mi maruz bırakacaksın? - Başka çarem yok. - Az önce çareyi söyledim ve itiraz kabul etmiyorum. Bu arada küçük hanım korkunun kokusunu aldım. Değişik bir koku. Yasemin, bergamot bir de limon çiçeği sanırım. Dedi ve elleri cebinde merdivenleri tırmanmaya başladı. Verda çaresizce az önce boğazına bıçak dayayan adamın peşine düştü. Suna garip olduğunu söylemişti ama korkutucu olduğunu eklemeyi unutmuştu. Nerdeyse dakikalar önce az kalsın celladı olacak adamın arabasına doğru ilerlerken ayaklarını zorla sürüdüğüne yemin edebilirdi. Kapalı otopark bomboş ve alabildiğince basıktı. Florasanaydınlatmaların titrek ışığı onu gerçekten bir korku tünelinde gibi hissettirdi. Arabanın kapıları açılınca kendisini ön koltuğa bıraktı ve adamın olduğu yöne hiç bakmadan kemerini takıp sanki güç almak, kendini emniyette hissetmek istercesine kayışı sıkı sıkıya tuttu. Adama adresi söylememişti. Kendini birden binanın önünde bulduğunda nihayet kafasını adama çevirdi ve hayretle baktı. - Ama siz, nasıl? Bu adresi nerden biliyorsunuz? - İyi geceler küçük hanım. Yol arkadaşlığınızı hiç sevmedim. Burası Mimoza Çıkmazı'na benzemez. Siz binaya girene kadar bekleyeceğim. Sabah olmadan inmeyi düşünüyorsunuzdur umarım. Verda'nın şaşkınlığı gittikçe büyüdü ve sözleri dişlerinin arasında takılı kaldı resmen. Adam, konuşmasına fırsat vermeden; - Hakkında her şeyi biliyorum Verda Yılmaz. Yanımda çalışan herkesin hakkında her şeyi bilirim. Bu benim prensibim. Yüksek güvenlik gerektiren bir iş yapıyorum ve her elemanımın aldığı her nefesten haberdar olmak istiyorum. - Bu kişisel hayatın gizliliğine aykırı. Bu çok fazla. Diyelim ki işten ayrılmak zorunda kaldım, bütün bu bana ait bilgilerin hayatımda artık olmayan bir yabancıda olması ne kadar doğru? - Bu işe başlarken imzaladığınız sözleşeme buna müsade ediyor. Şimdi inerseniz eğer ben de evime gitmek istiyorum. Hiçbir şey söylemeden indi Verda arabadan. Arkasına bile bakmadı. Baksaydı o binaya girene kadar bekleyen adamı görürdü. Asansöre ilerledi ve 7. Kat tuşuna bastı. Suna'nın kendisine verdiği anahtarları çantasından çıkardı ve hazırladı. Son bir saat içinde yaşadıkları, hatta son bir haftada yaşadıkları çok fazlaydı. Verda'nın sakin hayatı için çok fazla...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD