Burak ile birime geldiğimizde rahatlığı yüzünden ben rahatsızdım. Ona birimi anlatmam ve bana inanması on dakikamı bile almamıştı. Her şey anlattığımda “bir haltlar karıştırdığını biliyordum zaten” diyerek oturduğu yerden kalktı. Ellerini birbirine sürterken “demek bana ihtiyacınız var ha” dedi. Yüzüne ukala bir sırıtış yansıtmıştı. Ona henüz Zühtü’nün onu nasıl keşfettiğini anlatmamıştım. Karşılaşmalarındaki şaşkınlığı canlı izlemek istiyordum. Kartımı okuttuğumda kapı açılınca Burak “vay” diye mırıldanırken kapıdan geçtiğimde beni takip etti. “İşte birim burası şişe dibi” diyerek arkama baktığımda Burak’ın orada olmadığını gördüm. Şaşkınca etrafımda dönerek onu ararken Burak son hız Zühtü’nün cam fanusuna doğru gidiyordu. Çığlık atarak güldükten sonra bana dönüp “Can, Mac pro adamım bu

