YOK BİR ŞEY!

1772 Words
Masal, iki irinin eşliğinde geldiği araçtan evinin önünde iniyor öğleye doğru. Öylesine garip bir sessizlik var ki bazen kadın bundan kuşkulanıyor. Yeni yerleştikleri bu muhitte oturanlar sanki kendileri gözlüyor gibi tuhaf bir his yakasından düşmüyor. Yanındakilerin ve geldiği aracın oldukça göze battığı belli. Belki de insanlar Neri ile kendisinin ne olduğunu çözmeye çalışıyor. Masal, başını sağa sola çeviriyor, arkasına bakıyor ama tek insan göremiyor. Seçkin yerlerin elit sakinliği her yeri sarmış. Ve kendilerinin buraya uymadığı da öyle belirgin ki! Aman boş ver diyor sonra ve apartmanın gösterişli cam ve demirden yapılma kapısından içeri giriyor. Görevli iki kadın her gün yaptıkları gibi merdivenleri temizliyor. Duvarın kenarına yaklaşarak onların yanından geçmek istiyor. Kadınlar ona yol veriyor geçmesi için. Önceki halini bilseler, sildiğimiz yerleri kirlettin tarzında pek çok laf sayarlardı kadına. Bu da maddiyatın getirdiği farklı bir hal. Masal, duraklamadan asansöre biniyor ve dairesinin olduğu kata çıkıyor. Koridorlar da sus pus.Çantasından çıkardığı anahtar ile açıyor kapıyı, Neri uyuyor olabilir.Fakat, düşündüğü gibi olmuyor. Neri elinde kocaman bir ekmek arası ile geniş koltuğa kurulmuş keyif yapıyor. Masal'ı görünce yüzü aydınlanıyor: -''Selam arkadaşım!'' derken sesi homurdanmaya benziyor ağzında çiğnemeye çalıştığı büyük lokmadan dolayı. Masal, ona gülümsüyor: -''Sakin! Önce ağzındakini bir yut, kırıntılar fışkırıyor her yana.'' Ner, elindeki tabağı bırakıyor, yerinden doğruluyor, lokmasını yutuyor. -''Nasıl geçti?'' -''Her zamanki gibi! Yine bir şeyleri oldurmaya çalıştık!'' -''Olmadı değil mi? Ölü dirilmez ki aha ha ha!'' -''Çok edepsizsin! Ama gidip uyuyacağım hemen, kalıp sana laf yetiştiremem!'' -''O kadar yorgunum diyorsun yani!'' -''Yorgun değilim ama yabancı bir yatakta uyuyamıyorum, adam da ahtapot gibi sarılıyor. Sadece uykusuzum!'' -''Adama kızma. Bulmuş güzel karıyı tabii sarılır. Neyse, sen git yat, kalkınca hem yemek yer hem konuşuruz.'' -''Şu an ekmek arası yiyiyorsun ve daha o bitmeden yemek düşünüyorsun!'' -''Ne yapayım gözüm aç!'' -''İyi iyi, haydi ben gittim!'' diyen Masal, bir an önce yatağına kavuşmak derdinde. Odasına giriyor, çantasını yere bırakıyor, üzerindekileri çıkarıp iç çamaşırları ile yatağa kuruluyor. Öyle rahat ki yatak, daha önce farkında varmadığı şeyleri fark etmesine neden oluyor. Hafiften kemikleri sızlıyor ama normal. Bu eve apar topar taşınmaları, patronun her gün kendini görmek istemesi gibi durumlardan dolayı bitkin düşmesi gayet doğal. Kollarını ve bacaklarını açıyor, iyice yerleşiyor yerinde. Gözlerini kapatıyor, ilginçtir ki istediği gibi hemen uykuya dalamıyor. İnsan çok yorgun olduğunda da kolay uyuyamıyor. Gözleri kapalı bekleme başlıyor. Kafasında ilgili ilgisiz bir çok düşünce cirit atmaya başlıyor. Önce evvelki zor yaşamından kesitler geliyor aklına, ardından patron, Buğra. Ve işte hemen yeni bir şaşkınlığa düşüyor Buğra'nın patronun oğlu olduğunu öğrendiği an. Kimin aklına gelir ki böyle bir şey? Dünya çok büyük gibi görünse de bazen oldukça ufak çünkü akıl almaz tesadüfler daraltıyor mesafeleri. Ya Buğra'dan etkilenseydi ve onunla yakınlaşsaydı! Felaket gibi bir hal. Hem babasıyla hem oğluyla! Bu olasılığın dehşetinde yüzünü buruşturuyor Masal ve yan tarafına dönüyor huzursuzca. Tüm bunların arasında hiç bir neden olmadan yurtta anne diye ağladığı anları geliyor gözünün önüne. Ufacık, sıska bir kız o vakitler. İnsan hiç tanımadığı birini nasıl özler? Ama o hiç tanımadığı annesinin özlemini o kadar yoğun hissetmişti ki o günlerde! Aslında kendi koruyacak, sevecek, sıcak bir kucağa sığınma isteğiydi içindeki. Sokağa atılan bir kedi yavrusu gibi nasıl da çaresizdi. Eksik olan, güvende olduğu ve sevildiği hisleriydi. Bazen aç kalmaktan daha kötüydü kimsesiz kalmak. Çok düşünmüştü o zamanlar. Küçücük bir bebek kime, ne zarar verebilirdi? Kendini doğurana bakmak mı zor gelmişti? Aynı sızı yeniden ortaya çıkıyor ruhunda. Bir parça akıllı olmasa,başına neler gelebilirdi neler? Acaba içleri rahat mıydı kendi terk eden annesinin ve babasının? Kendini merak etmeden onca yıl nasıl yaşadılar? İnsanın bir kaya kadar duygusuz olması lazım bu kadar umarsız kalabilmesi için. Gözlerinin hafiften ıslandığını fark ediyor kadın ama hemen öfkeyle siliyor göz yaşlarını. Bir daha beni kimse ağlatamayacak diye edilmiş bir yemini var kendine. Farkında olmadan, yan döndüğü yerinde bacaklarını karnına çekiyor, baş parmağını dudaklarının arasına alıyor, tıpkı yurtta kaldığı gecelerdeki gibi. Bu kıvrılma sanki onu her kötülükten koruyor. Yavaş yavaş ağırlaşan beynini ve vücudunu uykuya bırakıyor genç kadın ama bu rahat bir uyku değil. Sanki ağır bir hastalıkta geçirilen krizler gibi ateşli ve sancılı. Beyni durmadan geriye attıklarını yeniden gözüne sokuyor. Derken kabus gibi bir şey başlıyor. Yıllarca kaldığı yurdun bahçesinde, bir köşede, çaresiz, kendi kendine. Görevliler gelip geçiyor yanında ama orada değilmiş gibi o kadar habersizler ki varlığından! Belli etmiyor kendini çünkü bazen ayakta kalmanın en güçlü silahı kendini gizlemektir. Yakınındaki ağaca sokuluyor usul usul, ağacın kocaman, yıllanmış bedenine yaslıyor cılız vücudunu. Ansızın gelebilecek bir darbeye karşı tedbir almış gibi. Gözü ağacın gövdesinde yavaş yavaş ilerleyen bir tırtıla takılıyor, yeşil, ufak, tüylü bir hareket. Artık tüm dikkatiyle onu takip ediyor. Aynı kendisi gibi. İlerlemek istiyor, çok uğraşıyor ama aldığı yol bir arpa tanesi kadar. Derken omzuna dokunan bir elin teması ile irkiliyor. Dönüp bakıyor korkuyla, genç bir görevli haline acımış gibi yanında ve sevecen gözlerle bakıyor kız çocuğuna. Bu yüz hiç yabancı gelmiyor.Daha dikkatli bakınca bunun Buğra olduğunu fark ediyor. Kendisine bir şeyler söylese de anlamıyor, sözleri çok uzaktan gelen mırıltılar şeklinde. Küçük kız kaçmak istiyor ve hızla kendini atıyor ileriye. Masal, kabusun içinde sıçrayarak uyanıyor uyku mu değil mi ne olduğu belirsiz dalgınlıktan. Fakat duyduğu mırıltı şeklindeki konuşmalar hala kulağına geliyor. Gözü açık rüya mı görüyorum diye düşünüyor. Kalkıp oturuyor yatağın içinde, konuşmalar sürüyor, bu bir rüya değil. Konuşanlardan bir Neri ama diğeri kim? Oturduğu yerde dikkat kesiliyor, bir erkek sesi bu. Yavaşça yataktan kalkıyor, eline ilk gelen bir tişört ve şortu giyiyor, çıkıyor odasından. Ses çıkarmadan salona doğru ilerliyor. Salona geldiğinde hayretten gözleri kocaman açılıyor Masal'ın. Gördüğü sahne müthiş. Neri ile Buğra karşılıklı oturmuş, kahve içiyorlar. Buğra'da bir tuhaf haller var ki sanki görücüye gelmiş. Neri başka bir boyutta, bulduğu güzel bir kısmete evde kalmış kızını itelemek isteyen bir anne gibi. Değişik, esas kabus bu! Neri fark ediyor Masal'ı, yüzünde heyecanlı bir gülümseme ile bakıp konuşuyor: _''Masal da uyanmış! Misafirimize hoş geldin desene!'' diyor. Masal, eve gelen misafirlere zorla hoş geldin dedirtilen ergenlere benzetiyor halini ve oldukça rahatsız. Neri'ye öldürücü bakışlarını atıyor ama arkadaşı pek oralı olmuyor. Sonra Buğra'nın bakışlarını hissediyor üzerinde ve Masal ona dönüyor. Aynı hayranlık duygusu içinde kendine baktığını görüyor genç adamın. Buğra bir şeyler söylemeye çalışıyor kendini gördüğündeki sarsak haliyle: -''Rahatsı ediyorum kusura bakmayın ama Neri Hanım'ın ısrarlarını geri çeviremedim.'' -''Kahve içiyoruz. Ne rahatsızlığı olur bunun?!'' derken Neri tıpkı bir kız annesi gibi. Masal, yataktan kalktığı haliyle orada durduğunu görüyor, eliyle saçını başını düzeltmeye çalışıyor önce, ardından tek laf etmeden banyoya geçiyor, aynada kendine bakıyor. Saçları gerçekten özgürlüğünü ilan etmiş durumda. Gözleri şiş şiş. Bu arada Ner'nin sesi geliyor hafiften kulağına: -''Biraz soğuk almış sanırım, pek keyfi yok ama iyi kızdır.'' Masal, bu cümlelerle kendini açık arttırmaya çıkarılmış gibi hissediyor. Neri de iyi bir kısmeti kaçırmak istemeyen kaynana adayı. Bir an çıkıp kesin şu rezaleti diye bağırmak istese de yerinde kalıyor. En güzeli hiç tepki vermemek. Mutfağa geçiyor, dolabı açıyor ve kendine ufak çaplı bir kahvaltı hazırlamaya başlıyor. Neri, bugün gayet formunda konuştukça konuşuyor. Buğra onu dinler gibi ama aklının kendinde olduğundan emin. Mutfak masasına yerleşiyor Masal, dalgın dalgın lokmaları çiğnemeye başlıyor. -''Kız sen burada ne yapıyorsun kendi kendine? Gelsene yanımıza!'' diyen Neri mutfağa da el atıyor bir an. -''Gördüğün gibi kahvaltı yapıyorum ve Neri lütfen git buradan, seninle sonra konuşacağız!'' Neri'de bir genişlik, bir yüzsüzlük! -''Ayıp değil mi misafirimiz varken sen burada böyle?'' Masal, tıslar gibi konuşuyor: -''Neri s..ir git!'' Neri bu sert çıkış karşısında geri adım atıyor. Masal mutfakta Buğra'nın gitmesini bekliyor, Buğra ise onun salona gelmesini. Garip bir bekleyişin inadında dimdik duruyorlar. Zaman geçtikçe Masal sıkılıyor. Öküz bu adam, seni istemediğimi belli ediyorum, git işte artık diye düşünüyor ve söyleniyor hafiften kendi kendine. Fakat Buğra olduğu yere demir atmış gibi çakılı. Beklemekle istediğinin olmayacağına inanan Masal elinde meyve suyu bardağı ile yanlarına gidiyor. Buğra'nın tam karşısındaki koltuğa yerleşiyor, öte yandan da ters ters bakıyor adama derdini anlatmak için. Buğra iyice yerleştiği koltuğunda tatlı tatlı sırıtıyor kadına.Masal: -''Daha vakti gelmedi mi?'' diye soruyor Buğra'ya bakarak. Buğra öyle değişik bir alemde ki bu cümleyi algılayamıyor. -''Ne dediniz efendim?'' -''Daha diyorum, gitmek vaktin gelmedi mi!'' Neri atılıyor: -''O ne biçim konuşma, ben sana böyle mi öğrettim nezaketi? Misafire kalk da git denilmez!'' Masal, ona dönüyor bu sefer: -''Benim değil, senin misafirin! Ama bu evde ben de yaşadığıma göre rahat etmek istiyorum, yabancılar beni geriyor!'' Neri: -''Aaaaa Buğra Bey artık yabancımız değil ki! Arkadaşımız, dostumuz!'' derken Masal, o an uçarak Neri'ye saldırmak istiyor sussun artık diye. -''Hııııı! Senin arkadaşın!'' diyor ve tekrar genç adama dönüp soruyor: -''Kimsin sen, ne ayaksın?!'' Buğra, alışık olmadığı bu konuşma tarzına ve soruya yanıt vermeye çalışıyor: -''Şeyyy efendim şirketim var, öyle çalışıyorum işte kendi halimde.'' -''Müthiş bir açıklama, aklımda tek soru işareti kalmadı!'' diyen Masal alaycı. Buğra: -''Akhan Holding'in sahibiyim naçizane!'' Masal: -'' Ne kadar alçak gönüllü bir adam!'' -''Efendim bir kusurum mu oldu?'' -''Yok yok, kusurun falan yok ama burada da lüzumun yok! Anla be kardeşim artık!'' Neri'nin şaşkınlıktan ağzı açık kalıyor bu kabalık karşısında. Buğra: -''Ben gideyim artık.'' Masal: -''Bir zahmet!'' Buğra, Neri'ye dönüyor: -''Siz söylersiniz devetimi Masal Hanım'a , cevabınızı bekliyor olacağım.'' diyor ve süklüm püklüm çıkıp gidiyor. Masal, misafiri uğurlamaya giden Neri'yi kolundan tuttuğu gibi salona savuruyor: -''Sen ne yapmaya çalışıyorsun?!'' -''Hiççç hiç hiç!'' diye kekeliyor Neri. -''Bu Buğra Beyefendi kim sen biliyor musun?'' -''E dedi ya az önce kim olduğunu!'' diyen arkadaşı şaşkın. Masal, onu iki kolundan tutup sarsıyor ve konuşuyor: -''Bu Buğra denen kim biliyor musun? Sıkı dur, söylüyorum! Benim patronun oğlu!'' -''Aaaaaa!''' -''Aaaaa ya! Sen bilip bilmeden elin herifini neden eve çağırıyorsun a salak?!'' -''Bilmiyordum ki.'' -''Bilmediğin işlere girme bir daha! Hem ne yani patronun oğlu olmasa beni onunla evlendirecek miydin? Neydi o hallerin öyle! Sanki evde kalmış kızı olan yaşlı kadınlar gibi! Bir de bana koca buluyorsun! Ya Neri dur artık, yapma, kendi aklından işler yapma!'' Neri, hiç karşılık vermiyor arkadaşına ama aklında dolaşanları Masal bir bilse kendini oracıkta boğar.Onun bu halinden şüphelenen Masal: -''Ne oluyor yine sustun?'' -''Hiiççç, yok bir şey!'' dese de Neri, Masal dik dik ona bakmaya devam ediyor. Neri, sonunda ezile büzüle oturduğu yerden kalkıyor biraz sertçe: -''Aman ne istiyorsan onu yap! Böyle kız kurusu olup evde kal!'' -''Beni çıldırtma, biz ne yapıyoruz meslek olarak, neyle geçiniyoruz, yaptığımız normal mi?'' Neri bulamadığı yanıtların sessizliğinde kalıyor, Masal devam ediyor: -''Adam öğrendiğinde serbest meslek mi diyeceğiz?'' Son cümle öyle komik ki! Neri başlıyor gülmeye, Masal da sonradan anladığı bu hale gülmeye başlıyor.. Neri: -''İyi buldun kız aslında. Biri sorarsa ne iş yaptığımı, bundan sonra serbest meslek diyeceğim aha ha ha!'' Masal hem gülüyor hem de eline geçirdiği yastık ile Neri'ye vurmaya başlıyor. Bir yandan da soruyor: -''Bir daha benden habersiz iş çevirecek misin?'' -''Hayır ama Buğra ile birbirinize çok yakışıyorsunuz!'' -''Bak hala!'' diye bağıran Masal, yastıklı saldırısına devam ediyor. Bir ara elinden sıyrılan Neri odasına kaçıyor. Masal, kendini koltuğa atıyor ve o kadar karşı çıktığı Buğra'nın çok yakışıklı olduğunu düşünüyor yüzünde çapkın bir ifade ile.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD