Burcu( Leyla)
Aynanın karşısında çok hazırlandım ben. Ağlaya ağlaya çok hazırlandım. Kolum kalkmadığı için kızlar giydirdi kıyafetlerimi bazen.
Makyajimi kızlar yaptı. Gozumden çok yas aktı, makyajım bozuldu ama ilk defa kızlar gülerek hazirliyordu beni, gozumden yaş süzülürken yaşlı babam koltukta beni izliyordu
" gelin hanım bunu da mı taksak?"
" o ne kız, bırak onu"
Bir kır çiçeği ... saçıma kuaförün yaptığı modelde tokaya tutturmuş bir sürü kir çiçeği vardi oysa, o mu fazla olacakti? Kuafor bir sürü pahalı çiçek saydı, saygın hanımlara veriler çiçekler...
Karanfil, gül, sakhayik gibi.... Ben istememiştim , kir çiçekleri olsun dedim çünkü kir çiçekleri bizdik. Uzaktan görülür beğenilirdik ama üstümüze basılıp gecilirdi, ezilirdik
Ve işin komiği bir çok kir çiçeği ezilince daha da güzel kokar. Ezilmeye inat... mesela papatya gibi.
Aynanın önüne atılan minik kir çiçeğini aldım.
" takar mısın?"
Yüzüme baktı gülümseyerek. Diğer çiçeklerin yanına iliştirdi minik mor çiçeği.
Üstümdeki beyaz elbise ile döndüm babama. Gözleri ağlamaktan kızarmış, üstüne büyük gelen eski ama temiz takım elbisesi ile usul usul siliyordu gozyasini
" çok güzel olmuşsun kizim"
Kalkıp sarıldı bana. Bir insanın kolu nasil çatısı olur, yurdu yuvası olur?
Burcu bana bir baba değil bir yurt verdi.
" olmaz ama böyle ağlamayın, majyaji akacak?"
Güçlükle de olsa durdurdum gözyaşlarımı. " sevinçten hep sevinçten, ben didim size bu kız çocukken de hep aglardi" diyerek ard arda döktü gözyaşını sanki benden daha az ağlarmış gibi
Kızlar odadan çıkarken " abla Cesur beyin kahvesine tuz mu koyalım biber mi?" diye kikirdayarak gidiyorlardı
Gülümseyerek sildim yanağındaki nemi. Babam da gülüyordu
" kızim bal goyun bal, o gönlüm yok dimek. Bak evde kalirsan a bunlar yüzünden kizim"
Kalirim, o ev sensen kalırım ki ben... Sımsıkı sarıldım. Bir an vardır hani, ya da bir rüya... gerçek olamayacak kadar güzel olduğundan anlarsınız rüya olduğunu.
Uyanacak olmanın üzüntüsü çöker, önceleri sık sık rüyamda yaşardım böyle anları. Simdi ise gerçekte yaşıyordum.
Güçlükle çözüldü beni saran kolları. Gözüm takım elbisesinde. Çizgili eski takım elbisesinin cebinden bir kese çıkarttı.
" yaşlandık, bu bey de seni gördü kaçırmadan almak için elimizi ayağımıza döktü. Hazir aklımdayken halledeyim"
Altın bir bileklik çıkarttı. Kalın altin zincir bilekligin kobcasında eğreti duran bir nazar boncugunu eli ile severek taktı bileğime.
" nicin takar baba kızına bunu bilin mi?"
Bilmiyordum,neden....
" Seni uzer, incinirsin, kırar dökerse bu babanın sana eve don diye verdiği emaneti. Bozdurmaktan çekinme, köyde babadan kalma bir evimiz var. Bağın bahçenin içinde. Bir de valize sığacak üç beş cabutum var , alirim başımızı gideriz kizim. "
Gozumden yine yaşlar akmaya baslamisti. Dudağımı birbirine kenetlemis bedenim sarsikarak ağlıyordum
" Dime biz ne oluruz diye, bakarım ben sana. Bir sürü param var bankada benim. Maaşım da var. Büyüklerine saygıda kusur etme ama kedini de ezdirme"
Alnıma konan öpücüğü ile artık engel olmamış tüm içimde tuttuğum goz yaşlarım akmaya başlamıştı.
" Hayda, aglattik kizi iyi mi? elin oğlu aglatmasin diye tembihlerken biz aglattik"
Gözyaşı içinde yere yıkılmıştım. " ağlama kizim ağlama. Bak ne güzel yuvan olacak, çocuğun olacak"
Her sozu hak etmediğim bu hayatı yüzüme vuruyordu. Bu sevgiyi hak etmiyordum
" amannn senin yara izine ne oldu?"
Yara izi? O an hatirladim Burcunun sirtinda bir iz vardı. Gözlerim ayrılmış babama korku ile bakarken o kaşlarını catmis merakla benden cevap bekliyordu
" o serhat zibidisini az dovmediydi Cesur o yuzden"
Serhat, o mu? o mu başka serhat mi? o mu yapmış?
İsmini duymam bile yetmisti tüm huzurumun kaçmasına, içime korku düşürmeye.
" Ben... şey..."
Bir müddet bakıştık.Sonra sinirli yuzu gülümsedi bana yine. Yüzümü ellerinin içine alıp çekti, alnımı öptü
" iyi etmişsin, kızmadım. iz o kizim sildircen tabi... burnunu orasını burasını yaptiranlara kızarım ben. Sana hiç kizmadim"
Keşke baba, keske izleri silmenin bir yolu olsa.
Hem ateşte yandım hem buzda dondum. Buyukhanimin bakışları ile donarken Cesur beni önce ısıtılıp sonra yaktı.
Kızlar kahveye ne koydularsa rengi aldan mora döndü içerken. Büyükhanim ona da bozuldu elbette.
" icemeyeceksen birak evladim" dedi kiyamadi oğluna bana olumcul bakış atmayi da ihmal etmezken, yanımda mutfakta çalışan kızlar kikirdayip duruyordu
Gozumun içine baka baka içti. Kızlardan birisi " ay ablaaa bu bakışı ben benim heriften bilirim. Sen yandın...Cesur bey senden bu kahvenin acısını cikartir"
Gerçekten de öyle bakıyordu. Gözü ile ' Ben sana gösteririm ' bakışı atıyordu ki boş fincanlari toplarken eğildiğimde elimi tutup " Bunun rövanşını alirim senden turuncu kafa" dediğinde göz göze geldiğimiz an bakışı ile urpermistim
Elimi okşayarak biraktiginda az kalsın tüm tepsi yere düşecekti.
Seyit bey " Allahin emri..." diyerek başladığında gozum odadaki insanlarda gezdi. Babam bana bakıp düşünceli düşünceli pek de gönüllü olmamakla birlikte el mahkum musade verdiğinde herkesin elini öpmüş sıra ona gelmişti
Oğluna sarılan kolları bana sarılmak bir yana dursun elini bile uzatırken yüzünü yan çevirdi. Istenmemeye, iğrenilemeye alışığım neyse ki ama yine de içimdeki küçük Leyla cok kırılıyordu
" imam efendi geldi beyim"
İmamın karşısında oturmuş nikahimiz kırılırken heycandan kalbim duracakti. Nasıl bir cesaret bu Leyla?
Yarin resmi nikah, bir güne düğün yapılacak sen nasıl cesaret ediyorsun bunlara?
Mahir diye bir şey varmış. Bilmiyordum, o gun öğrendim. Bana bir bağ evine ile bağ verdiğini söylediğinde Büyükhanimin öfke dolu nefes verişi tüm odada duyulmuştu
Yine layık görmedi beni. Hakli, tuhaf ne kadar değersiz olduğumu yalnızca o görüyordu. Onu ise kimse dinlemiyordu.
Boynuma taktiği setle birlikte alnımdan öptüğünde Allah katında artık kocamdi.
O an düştü içime korku. Daha kapı açılmadan hissettim sanki. Kapı açıldığında ise onu gormemle dünyam başıma yıkıldı.
" geç mi kaldık yoksa?"
Yanında takım giyimli bir kadın ile gelmişti. Büyükhanima abla diyordu kadın.
Annesiymis, onu da bir kadın doğurdu ve o böyle bir canavar mi oldu?
O andan itibaren döndü zihnimde o karanlık gece. Hayal dünyasından çıkmış sırtıma inen kemerin acısını hissediyordum
Odadaki sesler silinmiş bana hakaretleri, sahip olurken çıkan sesi, kemerin tenime inmesi ile çıkan sesi kulaklarımda yankilanirken uzatılan eli sıkmak için titreyerek uzanan elim ile ayni anda karardı dünyam.
Cesur
Son anda tuttum. Serhat tebrik ederken uzattığı elini sıkmadan hemen önce bayıldı. Cok yoruldu, çok. Nazar da değdi benim güzel karıma.
Odasina götürmüş saçını okşayarak yüzünden çekerken yüzünü sürekli acı çeker gibi burusturuyordu
Bir yeri mi ağrıyor? nesi var ?
Amcam odaya girince istemesem de kalktım yanından. Gozu arkada kalmak diye bir sey var. İşte o gozum arkada kaldı.
Odama gitmiş üstümü çıkartırken içimi kaplayan huzursuzlukla girdim duşa.
Nesi var? Neden böyle bayılıyor?
O gün de Serhat'i görünce basılmıştı. Bu gün de... Hastalıklı diye laf çıkarırsa ağzını yüzünü kırarım o şerefsizin.
Cok kötü denk geldi ikisinde de o piçin şahit olması. Eminim şimdi odada anneme sacmaliyorlardir. Gerçi yengem musade etmez ama...
Onunla ilgili en ufak kötü söze, imaya tahammülüm yok. Kimse onu incitmesin, hiç bir sözle kirlenmesin istiyorum.
Dusun altında gözlerimi kapatıp onu hayal ettim. Güzel karımı. Seviyorum seni Burcu, hep sevdim sevgilim, hep!
Yarin resmi nikahlı karım olacaksın, bir gün sonra ise anlı şanlı düğünle...
Serhat
Dokunamadim tenine. Oysa elini sıksam o anın hayali ile bile tatmin ederdim kendimi. Bayilirken hamle yapıp tutmak istedim ama onda da Cesur efendi yetişti.
Yine de aldım kokusunu. Nasil da güzel... Mesaj attım onu bana getirecek adama
" Yarın nikahı var, çarşıda olacak. Ben Cesur'u oyalarken kaçır kizi"
Bir müddet sonra -emredersiniz- diye cevap geldi. Yataga uzanmış derin derin sokuyarak aletimi sagmaya başladım
Yarinin hayalini kurarak. Neydi o söz, gelin ata binmiş ya nasip demis. Yarın o geline gerçek bir at binsin bakalım. Yarın benim olacaksın güzellik, benim.