Araba çalıştı, motorun sesi sessizliği böldü ama içimdeki sessizlik daha derindi. Kemerimi takarken Arem’e baktım, hiçbir şey sormadım. O da konuşmadı, yola çıktı. Dakikalar geçti, dayanamadım. “Bana neden şimdi söylüyorsun?” dedim. Gözünü yoldan ayırmadı. “Söylemiyorum,” dedi. Sinirlendim. “Beni oraya götürmek söylemek sayılır.” “Hayır, göstermek,” dedi kısa. Başımı cama yasladım. “Ben hazır değilim,” dedim. Sesi sakindi. “Hiçbir zaman olmayacaksın.” Gözlerimi kapattım. “Orada ne var?” dedim. “Hatırlamadığın bir hayat,” dedi. Gözlerimi açtım. “Benim hayatımsa neden hatırlamıyorum?” dedim. Kısa bir nefes aldı. “Çünkü hatırlarsan her şey değişecek,” dedi. Fısıldadım, “Zaten değişti.” Bu sefer sustu. Araba şehirden uzaklaştı, yollar daraldı, ışıklar azaldı. Tekrar konuştum. “Bugün gelen adam,” dedim. Eli direksiyonda sıkıldı. “Onu unut,” dedi. “Unutmayacağım,” dedim net. Bu kez sesi sertleşti. “Unutmalısın.” Ona döndüm. “Benden ne saklıyorsun?” dedim. Cevap vermedi. Bu sessizlik boşluk gibiydi. “O adam seni tanıyordu ve beni de,” dedim. Çenesi gerildi. Son cümleyi söyledim. “Ben o adamdan korkmadım, senden korktuğum kadar.” Araba bir anda yavaşladı, frene bastı ve durduk. Issız bir yoldu, geceydi. Direksiyonu bıraktı, yavaşça bana döndü. Gözleri karanlıktı ama içinde başka bir şey vardı. “Benden korkmalısın,” dedi. Donup kaldım ama gözlerimi kaçırmadım. “Neden?” dedim. Birkaç saniye sustu, sonra söyledi. “Çünkü sana zarar verebilecek tek kişi benim.” Bu cümle her şeyden ağırdı. Sesi düştü. “Şaka yapıyorsun,” dedim. Başını salladı. “Hayır.” Nefes aldım. “Peki neden hâlâ yanımdasın?” dedim. Hiç düşünmeden cevap verdi. “Çünkü senden uzak duramıyorum.” Kalbim hızlandı. Bu cevap korkutucu olduğu kadar gerçekti. Tekrar yola baktı. “İnmek istiyorsan şimdi in,” dedi. Kapıya baktım ama açmadım. Yavaşça konuştum. “Devam et.” Bana baktı. Bu bir seçimdi ve ben seçmiştim. Araba tekrar hareket etti, bu sefer daha derine, daha karanlığa doğru. Bir süre sonra eski bir binanın önünde durduk. Dışarı baktım, kalbim hızlandı. “Burası…” dedim ama cümlemi tamamlayamadım. Motoru kapattı. “Evet,” dedi. Fısıldadım. “Ben burayı…” Durup içimde bir şeyin kıpırdadığını hissettim. “Tanıyor gibiyim.” Kapıyı açtı. “Çünkü buradaydın,” dedi. Nefesim kesildi. “Ve bu sefer hatırlayacaksın.” Yavaşça indim. Adımlarımı attım, kapıya yaklaştım. Kalbim deli gibi atıyordu ama geri dönmedim. Kapıdan içeri girdik. O an içimde bir şey kıpırdadı, bir anı, kırık, eksik ama gerçek. Gözlerimi kapattım. Çok uzaktan bir ses geri geliyordu. “Kaç…” Aniden gözlerimi açtım, Arem’e döndüm. “Ben buradaydım,” dedim. Sadece baktı. Sesim titredi. “Ve yalnız değildim.” Sessizlik oldu. O an anladım, her şey şimdi başlıyordu.