Yatağın kenarında otururken kapı çaldı. Bir kez, kısa. Başımı kaldırdım. “Kim?” dedim. Kapının arkasından sessiz bir ses geldi. “Ben.” Arem. Birkaç saniye düşündüm. “Ne var?” dedim. Net konuştu. “Aşağı gel.” “Şimdi mi?” dedim. “Evet,” dedi. Derin bir nefes aldım. “Gelmiyorum,” dedim. Kısa bir sessizlik oldu. “Gelmen gerekiyor,” dedi tekrar. Ayağa kalktım. “Sebep?” dedim. “Misafir var,” dedi. Kaşlarımı çattım. “Beni ilgilendirmez,” dedim. Sesi değişmedi. “İlgilendiriyor,” dedi. Kapıya yürüdüm ve açtım. Arem tam karşımdaydı. Gözlerimi ondan ayırmadım. “Kim?” dedim. Kısa cevap verdi. “Tanıyorsun.” Aklıma tek bir kişi geldi. “Dün geceki kadın mı?” dedim. Cevap vermedi. Bu zaten evetti. Bir an sustum. “Gelmiyorum,” dedim, bu sefer daha net. “Geleceksin,” dedi. Başımı salladım. “Hayır,” dedim. Gözlerini kısmadan konuştu. “Bu sefer inat etme.” Geri adım atmadım. “Ben kimseye kendimi göstermek zorunda değilim,” dedim. Cevabı gecikmedi. “Bu kendini göstermek değil.” “Peki ne?” dedim. “Gerçekle yüzleşmek,” dedi. Sertçe güldüm. “Senin gerçeklerin beni ilgilendirmiyor,” dedim. Bir adım yaklaştı. “Artık ilgilendiriyor,” dedi. Kısa bir sessizlik oldu. Sonra “Tamam,” dedim. Aşağı inmeye başladı, ben de arkasından gittim. Salona girdiğimizde kadın oradaydı. Aynı duruş, aynı bakış. Beni görünce gülümsedi. “Tekrar karşılaştık,” dedi. “İstemeden,” dedim. Koltuğa yaslandı. “Bu sefer daha rahat konuşuruz,” dedi. Ayakta kaldım. “Oturmayı düşünmüyorum,” dedim. Hafifçe yana eğildi. “Gerginsin,” dedi. “Değilim,” dedim net. Arem’e baktı. “Seçimlerin değişmiş,” dedi. “Konuya gel,” dedi Arem. Gülümsemeyi bıraktı. “Seninle işim var,” dedi. Araya girmedim ama dinliyordum. “Dün gece olanlar başlangıçtı,” dedi. “Biliyorum,” dedi Arem. Kadın bana baktı. “Ve bu kız işin ortasında,” dedi. Hemen karşılık verdim. “Ben hiçbir şeyin ortasında değilim,” dedim. Hafifçe güldü. “İnkar etmek işe yaramaz,” dedi. Bir adım attım. “Benim hayatım benim,” dedim. Ciddileşti. “Artık değil,” dedi. Gözlerimi kısmadan konuştum. “Bunu senden duymam,” dedim. Yavaşça ayağa kalktı. “Gerçekler hoşuna gitmeyebilir,” dedi. “Umurumda değil,” dedim. Birkaç saniye sustu, sonra direkt söyledi. “Onlar seni tekrar deneyecek.” Donup kaldım. Arem araya girdi. “Bunu biliyorum,” dedi. Kadın başını salladı. “Bu sefer daha hazırlıklı olacaklar,” dedi. Sert bir şekilde konuştum. “Kim onlar?” dedim. Cevap verdi. “Senin başına bela olacak insanlar,” dedi. Sabırsızlandım. “Açık konuş,” dedim. Arem’e baktı. “Söyleyecek misin?” dedi. Sessiz kaldı. “O zaman ben söyleyeyim,” dedi. Dikkat kesildim. Net konuştu. “Ailenin borcu sandığından daha büyük,” dedi. Yüzüm değişti. “Ne demek bu?” dedim. “Arem sadece küçük bir kısmını kapattı,” dedi. Arem’e döndüm. “Doğru mu?” dedim. Cevap vermedi. Bu sessizlik zaten cevaptı. Sesim yükseldi. “Bana yalan söyledin,” dedim. Kısa konuştu. “Eksik söyledim.” Öfkeyle karşılık verdim. “Aynı şey,” dedim. Kadın araya girdi. “Ve geri kalan borç…” dedi. Döndüm. “Ne?” dedim. Cümleyi tamamladı. “Seni hedef yapıyor.” Ortam kısa bir sessizliğe gömüldü. Bir adım geri çekildim. “Ben bunun parçası değilim,” dedim. Başını salladı. “Artık öylesin,” dedi. İki yana salladım. “Hayır,” dedim. Bu sefer Arem konuştu. “Evet.” Ona döndüm. “Bunu bana neden söylemedin?” dedim. Kısa cevap verdi. “Gerek yoktu.” Sert çıktım. “Benim hayatım bu,” dedim. Sesi yükselmedi. “Ama benim sorumluluğum,” dedi. Sinirli bir şekilde güldüm. “Ben senin sorumluluğun değilim,” dedim. Tek kelime söyledi. “Öylesin.” Kadın bizi izliyordu. Sonra konuştu. “Bu tartışma bir şeyi değiştirmiyor,” dedi. Ona baktım. “Sen ne istiyorsun?” dedim. “Seni korumak,” dedi. Anında karşılık verdim. “İnanmıyorum,” dedim. Omuz silkti. “İnanmak zorunda değilsin,” dedi. Arem araya girdi. “Ne yapılması gerekiyor?” dedi. Kadın net konuştu. “Onu yalnız bırakmayacaksın,” dedi. Hemen konuştum. “Ben kimsenin gölgesi değilim,” dedim. Direkt cevap verdi. “Bu bir seçenek değil.” Sertleştim. “Benim için öyle,” dedim. Kadın Arem’e baktı. “Kontrol sende,” dedi. Kısa cevap verdi. “Biliyorum.” Daha sakin ama tehlikeli bir şekilde konuştum. “Benim üzerimde değil,” dedim. Gözlerini benden ayırmadan konuştu. “Ama etkisindesin,” dedi. Sustım. Bu cümle içime oturdu. Kadın çantasını aldı. “Ben söyledim,” dedi. Kapıya yöneldi. Durdu, son bir kez bana baktı. “Hazır ol,” dedi ve çıktı. Kapı kapandı. Ev tekrar sessizliğe gömüldü. Yavaşça konuştum. “Bu doğru mu?” dedim. “Evet,” dedi. Sesi düşüktü. “Yani bu bitmedi,” dedim. Kısa konuştu. “Daha yeni başlıyor.” Gözlerimi kapattım. O an anladım. Kaçmak artık çözüm değildi. Çünkü sorun beni bulmuştu.