Derin bir nefes aldım. “Hatırlamadığım son yer dedin ve orası burası mı?” Arem başını salladı. “Hayır. Buradan sonrası.” Kaşlarımı çattım. “Ben buradan sonra kayboldum diyorsun.” Arem net konuştu. “Evet.” Birkaç saniye sustum, sonra tekrar konuştum. “O zaman hatırlamam gereken şey buradan çıkış.” Arem gözlerini benden ayırmadı. “Zor olacak.” Hemen karşılık verdim. “Olacak.”
Gözlerimi kapattım. “Kapı açıktı.” Nefesim hızlandı. “Ben koşmadım.” Bir an durdum. “Beni o çıkardı.” Arem sertleşti ama sustu. “Kolumdan tuttu ama sert değildi,” dedim. Gözlerimi sıktım. “Ben ona karşı koymadım.” Arem yavaşça sordu. “Neden?” “Çünkü ondan korkmuyordum,” dedim. Ortam kısa süreliğine sessizleşti. “Ama senden korkuyordum.”
Sesi alçaldı. “Sonra?” Başımı tuttum. “Dışarı çıktık.” Hızlı nefes aldım. “Bir araba vardı.” Gözlerimi açtım. “Siyah.” Arem’in bakışları değişti. “Devam et.” Tekrar konuştum. “Kapıyı açtı.” Bir an durdum. “Beni içeri bindirdi.” Sesi sertleşti. “Zorla mı?” Başımı iki yana salladım. “Hayır.” Bu cevap ağırdı. “Kendim bindim,” dedim. Gözlerimi kapattım. “Sonra…” Bir an irkildim. “Sen geldin.” Nefesim hızlandı. “Bağırıyordun.” Arem hiçbir şey demedi. “Beni bırakmasını söyledin.” Bir an durdum. “Ve o güldü.”
Çenesi gerildi. “Ne dedi?” Zorlanarak konuştum. “Geç kaldın dedi.” Gözlerimi açtım. “Sonra araba hareket etti.” Nefesim düzensizdi. “Ben arkaya baktım.” Bir an durdum. “Sen orada kaldın.” Arem gözlerini kapattı ama hemen açtı. Sesi yavaşladı. “Ben seni bıraktım.” Net konuştu. “Hayır. Seni götürdüler.” Hemen karşı çıktım. “Hayır. Ben gittim.” Bu cümle ağırdı. Arem bu sefer sustu. “Sonra?” Gözlerimi kapattım. “Bir şey oldu.” Kaşlarımı çattım. “Bir iğne.” Nefesim kesildi. “Kolumda.”
Bir adım attı. “Ne?” Panikledim. “Bir şey enjekte etti.” Gözlerimi açtım. “Ben uyudum.” Tekrar sessizlik çöktü. Sesi değişti. “İşte o an.” Nefes aldım. “Evet.” Yavaşça konuştum. “Hatırlamıyorum çünkü bayıldım.” Başını salladı. “Hafızanı o sildi.” Donup kaldım. “Yani…” “Bilerek,” dedi. Sessizlik çöktü.
Yavaşça konuştum. “O adam beni kurtarmadı.” Cevap verdi. “Hayır.” Sesi sertleşti. “Beni aldı.” Netti. “Evet.” Başımı kaldırdım. “Ama neden?” Gözlerini sabitledi. “Çünkü sen sandığından daha önemlisin.” Kaşlarımı çattım. “Ne demek bu?” Kısa cevap verdi. “Henüz söyleyemem.” Sinirlendim. “Yine mi?” Yaklaşmadı ama sesi netti. “Şimdi değil.” Derin nefes aldım. “Ben artık beklemeyeceğim.”
Başını hafifçe eğdi. “Zaten başlamış durumdasın.” Birkaç saniye sustum, sonra konuştum. “O adam beni bulur mu?” Hiç düşünmeden cevap verdi. “Buldu.” Kalbim hızlandı. “Ne?” Net konuştu. “Bugün gelen oydu.” Nefesim kesildi. “Yani?” Devam etti. “Seni tekrar almak için geldi.” Bu cümle her şeyi değiştirdi. Geri çekildim. “Hayır.” Bir adım yaklaştı. “Bu sefer izin vermeyeceğim.” Gözlerimi ondan ayırmadım. “Peki ya ben?” Durdu.
Net konuştum. “Ben ne istiyorum?” İlk kez cevap veremedi. Yavaşça konuştum. “Ben kaçmak istemiyorum.” Bana baktı. “Ama artık kimseye ait de olmak istemiyorum.” Bu cümle her şeyin yönünü değiştirdi. Yavaşça konuştu. “O zaman kendi tarafını seç.” Derin bir nefes aldım. “Seçiyorum.” Sessizlik çöktü. “Bu sefer kendimi seçiyorum.”