"... Ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde. Yalnızlık bende bensizlikti oysa; ya da bende birçok ben Ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde sensiz kalmamak için sendim o vakitler; seni uyuyordum sürekli, seni içiyordum çay diye cennet diye seni düşlüyordum ki sen yeşil çıplak bir yeşildin gözümde Yalnızlık karanlığı çocukluğumuzda kalmış bir çocuktur; içimizin içinde oturup ihtiyarlığımızı yaşar. Gözleri gözlerin görmediğidir dünden beri, elleri ellerin gelecekte yazmadığı. Yalnızlıksa saatleri, günleri ve haftaları örten bir başka zamandır. İnsanlardan oluşmuş acı bir dumandır yalnızlık; yamandır. Yalnızlık kendini her gün yıkıp her gün kuran çok eski bir handır. Hanlar ki yorgun yolcuların çaldığı yitik bir sazdır. Yalnızlık tutkularda gezer

