Türkiye'de bir şeyler oldu, biliyorum. Bu yüzden buraya kaçmış olduk. Gelmedik, kaçtık. Akın, beni bunun aksine inandıramaz. O bir duş alıp yatak odasındaki geniş yatakta uyudu, ben de bir yastık ve battaniye alıp salondaki koltuğa geçtim. Kolumdan dolayı duş almak pek iç açıcı bir fikir gibi gelmemişti. Ağrım yoktu. Başımı pencereden dışarıyı görecek şekilde koyarak uzandım. Ay'ın önünden peşi sıra geçen bulutları seyrediyorken, bir telefon sesiyle doldu kulaklarım. Hemen yan tarafımdaki sehpanın üzerinde duran telefon titreşimle beraber hareket ediyordu. O, Akın'ın telefonuydu. Üzerimdeki battaniyeyi kaldırıp çıplak ayaklarımı zemine bastım. Sanki kötü bir haber verecekti o telefon, öyle bir ağırlık çöktü içime. Eğilip telefonu aldım ve ekranına baktım. Dudaklarım şaşkınlıkla aralandı.

