"Babasının minik prensesi neredeymiş?" Bir melodi gibi söylüyordu bunu. Adım seslerini duyuyordum. Salondaydı. Bense burada, yatağımın altında. "Hadi kızım... neden saklanıyorsun ki?" Adım sesleri tam da buraya doğru geliyordu, elimle ağzımı kapattım. Sakindim. Ne ağlıyor, ne de bağırıyordum. Ben ikisini de yapamayan bir çocuktum. Sahiden, çocuk muydum? "Ben sana zarar verir miyim?" Ses kapının ötesinden geliyordu. Kapının kulpu çevrildi, birkaç kere değil sadece bir defa ve sonrasında açıldı. Kapıyı kilitlemeyi düşünmüştüm aslında, sadece kapıyı kilitlemek "ben içerideyim" manâsına geldiği için vazgeçtim. Belki aramaktan vazgeçer, kaçıp gittiğimi düşünür diye. İlk adımı içeriye attığında, iki elimle ağzımı ve burnumu kapattım. O, nefes alışımı bile duyabilir, beni bulabilirdi. Çünk

