yazardan... Bungalovun içindeki loşluk, ekranın titrek ışığı ve Havsa’nın pürüzsüz, süt beyazı teninin parıltısıyla delinirken, Demir Karsoy hayatının en büyük, en sarsıcı pususuna düştüğünü anladı. Genç yaşından beri sessizliği, dağların ayazı, askerlik yeminleri... Hepsi o an, karşısında bütünüyle çıplak, bütünüyle gerçek ve alabildiğine arzulu duran bu kadın karşısında buharlaşıp gitti. Beyni, aşırı yüklenmiş bir devre gibi zonkluyor, mantığı "Kaç!" diye haykırırken bedeni bu emri reddediyordu. Gözlerini Havsa’nın o ay gibi parlayan vücudundan alamıyordu. önünde resmen bir tanrıça duruyordu... kusursuz bedeni Demir'in ağzının suyunu akıtmaya yetmişti bile. Bakışları, Havsa’nın bembeyaz, dolgun ucu sertleşmiş Pembe göğülerinden, az önce kendi elleriyle talan ettiği, şimdi kızarmış ve ı

