Tanıtım
Ali gecenin bir yarısında acı acı çalan telefon ile yerinden fırladı Zeynep arıyordu.
Hızlıca açıp hoparlöre alırken bir taraftanda üstünü giyinmeye başlamıştı.
Kız onu aramazdı. Bir de bu saatte arıyorsa kesinlikle bir sıkıntı vardı.
Zeynep titreyen ve ağlamaktan zor bela konuşan ses tonuyla,
“Ali ben… Ayy...
Ali arkadan gelen sesi duyabiliyordu. Ne olduğunu sormaya fırsat bulamadan,
"O kapıda… Ben çok kor-ku-yo-rum…” diye mırıldanmasıyla kızın kimden bahsettiğini direkt anlamıştı.
Ali duyduğuyla daha da hızlanırken silahını çekmeceden aldığı gibi elinde telefonla fırladı.
“Korkma, sakın korkma! Geliyorum. Sadece sana öğrettiğim gibi gidip tuvalete gir.”
“Kapısını üzerine kilitle. Kapısını ayrıca sağlam yaptırmıştım, merak etme kolay kolay kapıyı kırıp içeriye giremez. Hadi kalk!” dediğinde karşıdaki kızın bir yerlere çarpma sesleri geliyordu.
Arkasından kapının deli gibi çalınıp kırılmaya çalışıldığı belliydi.
Ali sinirle arabaya atlarken arkadan da Tim'e mesaj atmıştı.
Belli ki bu saatten sonra kan gövdeyi götürecekti, bu adam durmayacaktı, o halde durmasındı.
Zeynep adamın söylediğiyle düşe kalka yerinden kalkıp titreyen bacakları ile tuvalete doğru ilerledi.
Dışarıdan Berdan Ağa'nın bağıran sesi geliyordu,
“Karım olacaksın lan. Benim olacaksın.
Beni kandırdınız.
Elin adamına nişanlım deyip beni oyaladınız. Sonrada evlendiniz. Sahteymiş lan evliliğiniz.
Nerede lan kocan?
Gelsin de kurtarsın hadi şimdi seni...” derken kapıya elindeki baltayı geçiriyordu.
“Bana bak aç lan kapıyı orospu," derken silahıyla kapıya vuruyordu, metalin kapıya çarpma sesi Zeynep'e kadar ulaşıyordu.
Bak delik deşik ederim heryeri lan aç!!!”
Zeynep adamın bağırma sesleriyle daha da telaşlanıp, zor bela kendini tuvalete atarken kapıyı arkasından Ali’nin tarif ettiği gibi kilitledi.
Yere oturup geriye doğru kaydı.
Sırtını duvara yaslayıp bacaklarını kendisine çekti. Kollarını sıkı sıkıya bacaklarının etrafına doladı.
Deli gibi titriyordu,
“Anne neredesin? Ben neden yalnızım?”
“Lütfen gel, ya da beni de yanınıza alın. Artık tek başıma, çok yoruldum,” diye hıçkırıklar arasında mırıldanıyordu.
Ali, arabasıyla bahçeden çıkarken, Timdekilerin ve Yavuz Komutan’ın da bahçeye fırlayıp peşinden arabalara koştuğunu görmüştü, ama bekleyemezdi.
Adam silah kullanacak kadar gözünü karartırsa dış kapı fazla dayanmazdı biliyordu.
Sinirle ve endişeyle gaza yüklenirken bir kaç kere yumruklarını direksiyona geçirip,
“Gebertmeliydim lannnn!!! Seni gebertmeliydim amına koduğumun çocuğu!!!”
“Lan ben sana uzak dur dememiş miydim şimdi sikmez miyim lan!!!” diye kükrerken son sürat Mardin sokaklarında ilerliyordu.
Yoldayken kızın evinin çevresinde olması gereken bazı adamlarını da aramıştı,
“Neredesiniz lan!..
Kızın evine nasıl gidebilir bu adam? Nasıl girebilir amına koyayım” diye kükrerken adamı acı için de kıvranırken,
“Abi gafil avlandık aniden ortaya çıktılar” dediğinde Ali sinirle telefonu kapatıp abisini aradı.
Kürşat abisi hemen telefonu açarken,
“Abi gel” dedi ve telefonu kapattı.
Tek kelime, “gel…”
Bu saatten sonra ya askeri kimliğini de yakıp herkesin ortasına dalacak, kan gövdeyi götürecekti ya da abisi halledecekti.
O ikincisini seçmişti; çünkü hem üniformasına ihanet edemezdi hem de o içeri girerse kıza kim bakacaktı.
Kızın nenesinin onlar evlenirken isteği buydu,
“Kara oğlan, torunum sana emanet. Onu canın gibi koru,” demişti.
Bunlar aklına geldikçe kalbi deli gibi atıyordu...
---- **** ----
Abisi haberi Ali’nin aramasından biraz önce adamlarından almıştı. Adamlarının hepsi zaten yoldaydı, varmak üzereydiler.
Kızı uzun zamandır takip ettiriyordu. Ailecek çok da seviyorlardı, olayların farkındalardı ama Ali söyleyene kadar tamamen müdahil olmamıştı.
İşte şimdi arayıp 'Abi gel,' demişti ya bu saatten sonra Kürşat Bey gidecekti, gerisini diğerleri düşünecekti...
Delirdiği kardeşinin sesinden belliydi, kan gövdeyi götürecekti.
---- **** ----
Tim ve Yavuz Komutan, Ali’nin arabasının arkasında aniden belirdi.
Hepsi son sürat ona eşlik ediyordu.
Ali çalan telsizini açtı, Yavuz ciddi ses tonuyla,
“Evin etrafını sarmışlar, önce bir ikaz geçer sonra gireriz,” dedi.
Ali bir süre cevap vermedi. Yavuz ikinci defa söylediğini tekrarladığında Ali derin bir nefes aldı.
“Komutanım ben kimliğimi arabada bırakacağım” dedi.
Bunu duyan Yavuz kükreyince Ali telsizi kapattı.
Adamları bugüne kadar yeterince ikaz etmişti.
O Berdan denen puşta da benim kadınıma karışma demişti ama demek ki adam gibi konuşarak anlamıyordu o zaman farklı yollardan konuşacaktı.
Telsizi açıp,
“Ben arka bahçeden giriyorum, öndeki yolu tutmuşlar. Tamam,” dedi.
Yavuz,
“Tamam Yüzbaşım sessizce gir, al ve çık. Biz de önü temizleyeceğiz. Tamam,” dedi.
Ali yavaşlarken arkasındaki Tim’in arabaları hızlanıp önüne geçti.
Araçlar sokağa fırtına gibi girerken o arada Ali’nin arabası ara sokağa girip gözden kayboldu.
“Bekle Zeyno geliyorum…” derken direksiyonu sıkı sıkı tutuyordu.
----*****----
Sosyal Medya: yazaraydin1
Seri Kitabı: Askerin Elası
Arkadaşlar Askerin Kırmızısı ve Askerin Kanlı Aşkı isimli yeni askeri kurgular öneriyorum. Benim kitabım değil yeni yazar arkadaşların kitabı güzel ilerliyor sizinde seveceğinizi düşünüyorum. Sevgiler.