Baktım. Tek çizgi. Ne yalan söyleyeyim… rahatladım. Öyle derin bir rahatlama değildi. Sevinç çığlığı atmalık, dizlerimin bağı çözülecek bir ferahlık hiç değildi. Daha çok, boğazımda günlerdir duran o sert düğümün biraz gevşemesi gibiydi. Nefesim açıldı. İlk defa ciğerlerime hava dolduğunu hissettim. Lavabonun kenarına tutundum. Test elimdeydi. O tek çizgiye bir süre daha baktım. Sanki bakmayı bırakırsam ikincisi belirecekmiş gibi. Gözlerimi kırpmadım. Kendimi kandırmak istemedim. “Demek yok.” dedim içimden. “Şimdilik yok.” Bu şimdilik kelimesi bile ürkütücüydü ama yine de… bugün için yeterliydi. Bugün, bir bebekle değil; defterlerle, kitaplarla, seçtiğim derslerle uğraşabilirdim. Bugün, sadece Nare olabilirdim. Evli, gelin, hanım, rahim değil. Aynada kendime baktım. Yüzümde belli

