Eylem, dili tutulmuş gibi ona bakan kocasına hafifçe tebessüm ederek kendi etrafında döndü. “Defne ile almıştık. Nasıl, yakıştı değil mi?” Emir Ali tek kelime etmeden kızı süzmeye devam etti. Altın rengi ince gecelik ne bacaklarını ne sırtını ne de gerdanını yeterince örtüyordu ama Emir Ali, kızın cildinin gecelikle daha bir ışıldadığına, daha bir güzelleştiğine yemin edebilirdi. Kendi yaptığı lekeler olmasa kızın gerçekliğini bile sorgulayacaktı. Omzundan dökülen saçlarına, gözlerine bakarken derin bir nefes aldı. Ayağa kalkıp “Otur bakayım sen şu yatağa,” dedi dümdüz bir sesle. Eylem, onun kalktığı yere otururken “Kötü mü?” dedi tereddütle. Kocası koltuğa attığı ceketinden sigara paketini çekip birini yaktığında, koltuğa oturup yavaş yavaş içmeye başladığında “Emir?” diye mırıldandı.

