14.bölüm

1696 Words
Yemekler yendikten sonra çay ve misafirlerin getirdiği tatlı ikram edildi. Bir anda ayaklanan misafirler zengin kalkışı yapmışlardı.  Avdılla ağa bütün misafirlerini tek tek yolcu ettikten sonra, oğlu ile baş başa kaldığı dost meclisine geri döndü. Sıkıntılı görünen Arjen' in yakınına oturup  tek ayağını altına alırken diğerini önüne doğru uzattı ve bir sigara yaktı. Bu gece de bitmişti sonunda. Lafa nasıl gireceğini hesap ederken oğlu, ''baba, muhtarı evimize hatta soframıza aldın yedirdin içirdin. Ama gözleri velfecri okuyor adamın, dün orada olması dediği gibi tesadüf müydü yani sen inandın mı?'' diye sordu. Kendisi hala bir hinlik peşinde olduğunu düşünüyordu. Şüphelerinde ki haklılığından zamanla emin olacaktı. Avdılla ağa, oğluyla bir kez daha gurur duyarken gülümsedi. Fevzi' nin kim olduğunu, ne olduğunu en iyi o bilirdi.  ''Onun lakabı fesat Fevzi oğlum. Ne düşündüğünü tam olarak bilmiyorum ama yalan söylediği kesin. Bu insanları tehdit etmek için kabul ettim  buraya. Ama bir gelin sahibi oldum. Her neyse sen şu kızı niye kabul ettin bakalım ?'' ''Ariya' yı mı?'' Avdılla ağanın gülümsemesi iyice yüzüne yayılırken konuşmaya başladı.  ''He he Ariya! O kıvırcık, kısa boylu, kara kızı nasıl oldu da kabul ettin?'' Arjen, heyecanla atılarak '' o kadar da kısa boylu değil...'' dedi ama der demez babasının kahkahayı basmasıyla utançla gözlerini yumdu. Nasılda konuşmuştu böyle? Babası ona sarılırken ''demek kısa değil ha? Oğlum normal şartlarda istediğini söyleseydin de gider isterdik kafanı yardırmana ne gerek vardı?'' diye sordu. Babasından kendini zor kurtardı Arjen. Alenen dalga geçiyordu.   ''Sen biliyor muydun?'' '' O kadar sordum sana ne derdin var diye, söylemedin. Ama ben onu hastaneye götürdüğünü de, ona kuzu hediye ettiğini de, kendi elinle sofra hazırladığını da biliyorum.'' Arjen iç geçirdi. Hala kederliydi kızın yemeği o yemek için. ''Yemedi ama...'' ''İyi yapmış! Oğlum köylük yerde yaptığın iş mi? Biri görse duysa ne yapardık? Neyse artık olan olmuş, evlenince yaparsın ne yapacaksan.'' ''Kabul eder mi dersin? '' Avdılla ağa ''eder tabi merak ettiğin şeye bak '' dedi ve ayaklanarak pantolonunu yukarı çekiştirip bozulan gömleğini altına sıkıştırdı ve '' gideyim de Emine' ye anlatıp, alıştırayım şu kısa boylu kara kıza'' dedi oğluna takılarak. Arjen, ''baba,  kızın boyu normal annemler çok uzun boylu sadece  hem Zozan kadar da kısa değil...'' derken babası gülerek odadan dışarı çıkıyordu. Onlar da  neşe yavaş yavaş yerine geliyor gibiydi ama dünür olacakları aile için aynı şey söz konusu değildi kesinlikle. Ahmet ağa, evine dönerken usul usul ağlıyordu. Uzun bir süre Ariya' yı gelini olarak görmüştü, şimdi onu bu şartlarda başkasıyla evlendirmek ağrına gidiyordu. Kardeşinin emanetiydi. Öleli ne kadar olmuştu ki? Konuşma imkanı olsa demez miydi, daha kırkım bile çıkmadı çocuklarıma bakamadın diye! Ya şu evlilik olayı? Ariya kabul etmeyebilirdi. Hakkıydı... Saçından sürüyerek verecek hali yoktu ya. Kardeşinin evinin önüne gelip durduğunda oğullarını eve gönderdi. Kendisi içeri girip doğrudan annesinin yanına gitti. Bu aralar bir o iyi geliyordu. Yaş kaç olursa olsun büyük lafına ihtiyaç vardı.  Ancak ona anlatırsa, içini dökerse rahatlardı.  Saat geç olmasına rağmen Yazo xanım da uyumamış oğlunu bekliyordu. ''Ne oldu Ahmet? Ne dedi Avdılla?'' Derin bir nefes alan Ahmet ''Zeliha' yı çağıralım o da duysun anne'' dışarı doğru seslenip Ariya' nın annesini de içeri aldılar. Ondan sonra Ahmet ağa konuşmasına başladı.  '' Ariya' yı istediler benden. Para, tarla vereyim dedim yok dedi. Fevzi kız verin tatlıya bağlansın deyince, Verecek kızım yok dedim, Meryem ile Meral evli olmasa verirdim ama yok...'' Zeliha xanım burnunu çeke çeke ağlarken eşarbıyla yüzünün yarısını kapatıp başını tuttu. Yazo xanım '' zaten o şeytanın altından çıkıyor ne varsa, dün sabahın köründe bok mu yiyormuş orada? Oğlum, Zeliha'm ağlamayın ayıptır, Ariya akıllıdır kabul edecektir. Hem bizim içinde iyi olur yıllardır süren husumet biter. '' ''Ana ya iki cadı kıza zulüm ederse?'' dedi Ahmet ağa. ''Avdılla akıllı yol yordam bilen adam, Emine' nin de yıllardır bir lafını sözünü duyan yok. Hem ben Ariya ile de konuşurum . Sen ne diyorsun Zeliha?'' ''Kızım ne derse o anne? Ağabey kızımı zorlama ne olur!'' ''Merak etme'' diyen Ahmet ağanın zorlamak gibi bir niyeti yoktu başı eğik, düşüne düşüne evine gitti. Kendisini kapıda karşılayan karısını görmezden gelip odasına yöneldi. Duruma içerlenen Gule xanım kocasının ardından odaya girerken, ''çocuklar erken geldi sen niye bu saate kadar kaldın?'' dedi. Zaten sinirden köpürecek kıvamda olan Ahmet ağa sakin olmaya çalışarak '' işim vardı'' dedi ceketini çıkarırken. Zin' den duydukları içini kemirirken sormadan edemedi kadın ve ''Ahmet, bu saatte ne işi? kardeşinin evine çok gidip geliyorsun, laf söz olacak...'' deme gafletinde bulundu. Sen misin bunu söyleyen? Çok pişman olacaktı. ''Her şeyimiz tamdı bir iftiramız eksikti! Çekil gözümün önünden görmeyeyim seni.'' Hemen heyecanlanan Gule xanım kapıyı açıp çıkarken arkasını dönüp ,'' ben ne dedim ki? İnsanlar konuşacak dedikodu alıp başını gidecek!'' dedi. Karısının peşinden avluya doğru yürüyen Ahmet ağa, ''şimdi seni de bu lafları aklına sokan şeytanın çırağını da ayağımın altına alırım!'' deyip parmağını salladı, Zin'in odasına doğru dönerek sesini yükseltirken. Ariya, amcasının gizlice ne konuştuğunu merak ettiği için kulağı delik olan kardeşi Zerya'nın odasına gitmeye karar verdi. Hırkasını giyip başını odadan çıkardığında avluda kimseyi göremedi. Bu hoşuna gitti. Dışarı çıktı. Avluda biriken yağmur suyuna basmamak için seke seke Zerya'nın odasının kapısına vardı, kapıyı tıklatıp içeri girdi. Ablasının ani baskınıyla telefonunu saklayan Zerya, ''hayırdır abla bu saatte?'' diye sordu. ''Haberler sende! Anlatsana ne olmuş, amcam ne konuştu acaba?''  Zerya , soruya karşılık vermeyince ısrarcı oldu. ''Hadi ama Berzan anlatmıştır. Sesin ta benim odaya geliyordu.'' ''Söylerim ama kızma bana." "Yok neden kızayım?." "Seni istemişler Arjen miydi neydi adamın adı ona işte.'' ''O kim? Amcam ne demiş?'' ''Ağanın  oğluymuş. Amcam Ariya istemezse ne olacak ben onu öyle vermem demiş.'' ''Amcam!'' Zerya, ''Evet abla işte ya kan yada Ariya denmiş. Bu dava böyle kapanmaz demiş Avdılla ağa. Amcam para teklif etmiş olmamış. Bu muhtar var ya o ile kaymakam...'' deyip dudağını ısırdı, hata yaptığını fark etti hemen. ''Kaymakam? Burhan yani! Onun ne işi var orada?'' '' Bilmiyorum ama evet o . İşte kızı verin tatlıya bağlansın demiş.''  Ariya başını sallayarak odadan dışarı çıktı . Madem kan yerine ya kan ya da o istenmişti, o da en doğru kararı verecekti. Genç kız kendisine sorulduğu takdirde evet demeye karar verdi. Yeni bir olaya sebep olmak istemezdi. Sabah uyandığında her ne kadar odasından çıkmaya korksa da, korkunun ecele faydası yoktu. Mecburen hazırlanıp çıktı. Kendisini salonda karşılayan annesiyle babaannesi sakin sakin olayı anlattılar ona. Beklemedikleri bir şekilde Ariya, sakin karşıladı durumu yetmezmiş gibi evlenmeyi de itiraz etmeden kabul etti. Babaannesi diğer oğlunun evine giderek beklediği haberi verdi. Oğlu da Ariya' nın bu tutumuna şaşırırken Gule xanım duyduklarıyla kocasına haksızlık ettiğini anlayıp utanırken Zin' e kötü bakışlar atmaktan geri kalmadı. Ahmet ağa eline telefonu aldı etrafına göz gezdirdi  ''normal şartlarda kızımızı isteselerdi bir ay olumlu yada olumsuz haber vermeden bekletirdim onları. Ama bugün kendim almış elime telefonu arıyorum'' dedi sıkıntılı sesiyle. Avdılla ağa duydukları ile sevinirken bile belli etmedi '' bugün size uğrarız '' dedi ciddi bir tavırla. O da odadakilere döndü. Yatakta uzanan oğluna ; ''Arjen, öğleden sonra gidiyoruz. Haber olumlu'' dediği sırada yanında oturan karısı Emine' nin düşen yüzüne bakıp '' gece sana ne dedim. Başka çaremiz yoktu'' dedi. ''Benim de başka oğlum yok !'' Avdılla ağa ''Doğursaydın Emine, bir çocuk daha doğursaydın belki erkek olurdu!'' derken oğluna da göz kırptı. Emine hanım ağrı saplanan başını tuttu.   Ona rağmen ağlamadı. ''O kadar kız buldum kala kala bu soya mı kaldık? Of Allah'ım of sen oğlumun bahtını güldür" dedi. ''Anne ne fark eder kim olduğu her halükarda bizim soyadımızı alacak ve bu dava da burada kapanacak, aksi halde benim için babam için endişelenmekten uyuyamıyorsun.'' ''Tamam ne yapıyorsanız yapın ben gelmem onların evine!'' dedi Emine hanım. Arjen ile babası Emine xanıma ısrar etmeden köyün ileri gelenlerinden üç beş ihtiyarla beraber Ahmet ağanın evine doğru yola çıktılar. Ahmet ve oğulları onları kapıda karşılarken yüzleri yeri süpürüyordu. ''Avdılla ağa, dökülen kan deyip duruyoruz abartılacak bir şey yok orta da fakat geçmişten gelen husumetle birleşince Ariya' yı vermeyi kabul ettik. Gönlü kırıktır, daha babasının kırkı çıkmadı ama ben kızıma bir düğün dernek , altın takılar ve gerekli ne varsa normal gelinler gibi hepsinin karşılanmasını istiyorum.'' ''Ahmet ağa, oğlumun değil dökülen kanı kazara kırılan tırnağı için dünyayı başınıza yıkardım. Ama ben bu dediklerini yapacağım, sen istediğin için değil Arjen benim tek oğlum olduğu için.'' Avdılla' nın sert tavrına karşılık Ahmet beklenmedik bir yumuşaklıkla '' Ariya' ya normal davranacağınızı biliyorum, en azından öyle olacağını umuyorum. Onun hiçbir şeyden haberi yok ne geçmişten ne de yaşadıklarımızdan...'' dedi.  ''Merak etmeyin. Böylesi iyi olacak hepimiz için'' diyen Avdılla  ağa yüreklere su serpti. Belli ki Ariya' nın kıymeti bilinecekti. Kimse tek oğluna aldığı kıza zulmetmezdi. Hele de bu kimse Avdılla ağa ise. Misafirlerin geldiğini gören Zin, amcasının evine giderek Ariya' yı zorla kendi evine çağırdı. Sonra ardı sıra sürükleyip balkona çıkardı.  ''Birazdan erkekler çıkacak sen de gör bakalım nasıl biriymiş müstakbel damadımız. Daha önce görmedin değil mi?'' Ariya, ''Nerede göreceğim yenge? Ayrıca merak etmiyorum'' derken Arjen' ler dışarı çıkıp avluda veda tokalaşmasını yapmaya başladılar. Zin, elini uzatarak ''şu ortadaki bak gördün mü.? Kız çok şanslısın sen, eşekten inip ata bindin resmen!''dedi. Ariya her ne kadar kim olduğu fark etmez dese de gözüne ilk çarpan bugün gayet iyi giyinen Arjen oldu. Başının arkasından görünen bandaja rağmen çok yakışıklıydı ama o olamazdı ağanın oğlu demişlerdi. Yanında duran Avdılla ağaya baktı kırklı yaşlarda ama gayet şık ve hoş görünen bir adamdı. Daha yeni odaklanmış oradaki adamları merakla  süzerken Zin' in sözü ile ona döndü '' ne diyorsun yine yenge?'' dedi. Zin, ''kız diyorum bu Arjen, Agit' im kadar yakışıklı olmasa da hoş görünüyor!'' diye kıvırdı lafı. Ariya sinirlenerek içeri geçerken Avdılla ağa ''Ahmet ağa, madem normal olacak her şey, bizim oğlanla kız da görüşsün müsaade ederseniz'' dedi ayak üstü muhabbetlerinde. Ahmet ağa durumdan her ne kadar hoşnut olmasa da bugün normal karşılayacaktı. '' Tamam Agit ile beraber şu karşı oda da görsün iki dakika. Berzan, sen de git ablanı çağır.'' Berzan, ağabeyinin evinin kapısından çıkmaya çalışan Ariya' nın yanına gitti.  '' Abla, babam diyor gelsin damatla tanışsın.'' Zin'e sinirlenen Ariya ''git de ki Ariya abla diyor gelmiyorum benim için kiminle evleneceğim değil ,kimin için evlendiğim önemli!'' Dedi. Berzan, aşağı inip aynı şeyleri babasının kulağına fısıldarken Ahmet ağanın göğsü kabardı yeğeninin bu davranışından ötürü. Uygun bir dille reddedilen misafirler oradan ayrılırken Arjen, sinirlerine hakim olmakta güçlük çekiyordu. Avdılla ağa da oğluna bakıp gülümsedi. Kafasını dağıtmak için  '' ooo! ooo! Ariya ile Arjen ikisi de ateş, Allah çevredekilere yardım etsin'' dedi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD