13.bölüm

2308 Words
Genç adamın yere yıkılışı ile Ariya şok olmuş bir vaziyette pencerenin ardında kalakaldı. Fevzi ise, Salih'i ittirerek kıç üstü çamura düşmesine sebep olurken ''Wel! Wel! Kor ol! (kör ol!) Ne yapıyorsun?'' diye bağıra bağıra Arjen' in yanına çöktü. Yanında ki adamlara kaş göz etti ''Allah rızası için yardım edelim'' dedi. Kendinde olmayan adamı aralarında kucaklayarak iki arabayla hastaneye taşıdılar. Ne yaptığını yeni yeni idrak eden Salih, kaçacak yeri varmış gibi oradan kaçarken Hamduş dolu dolu gözleriyle Avdılla ağayı aradı. Avdılla ağa, aldığı haberle ok gibi yerinden fırladı. Değişen yüz ifadesi nedeniyle korkup  arkasından ''ne oldu Avdılla , arayan kimdi?'' diye bağıran Emine xanımı duymadı. Otuz yıl öncesinin tekrarını yaşıyor gibiydi. Tek oğlunu kaybetme ihtimalinin verdiği korkuyla arabasına doğru koştururken Arjen' in yanında olması gereken adamları evin etrafındaki korunaklı köşelere yayılmış çay içiyor olduklarını görünce kan beynine sıçradı. Adamlara doğru döndürdü bedenini. Onlara yaklaşınca Yakup kahya dahil hepsi ayağa kalkarak ceketlerini iliklediler. Fakat ne olduğunu anlamadan ağaları, ''ben sizi burada yayılın diye mi besledim? Beş para etmez herifler!'' diye tükürük saça saça konuştuktan sonra ''tüh!'' diye suratlarına tükürüp arabasına doğru koştu. Adamları da hemen ardından koştu ama tamiri olmayan bir hata yaptıklarını fark etmişlerdi. Yoksa Avdılla ağayı daha önce böyle gören olmamıştı. En az onlar kadar ortada bir hata olduğunu fark eden Ariya da ne olup bittiğini anlamamıştı. Zorda olsa sarsak adımlarla dışarı çıkarak Arjen' in düştüğü yere gidip durdu. Etrafına göz gezdirdi ne Salih vardı ne bir başkası. Arjen aklına gelince gözlerinden süzülen yaş yağmur suyuna karışarak yanağından çenesine doğru yol aldı. Genç adam onu korumuştu ama ya kendisi! Kim bilir ne haldeydi? Acaba yaşıyor muydu? Muhtarın kollarında cansız bir varlığı andırıyordu. Muhtarın bu hava da kendine ait olmayan topraklarda olması da garipti. Sahi burada ne arıyordu ki o? Görünse korur muydu onu, ayırır mıydı kavgayı? Sonuçta Salih onun  adamıydı ve araya giren adamı kancıkça arkasından vurmuştu bu durumda şartlar kendisi için oldukça güçleşiyordu. Bir hafta dolmadan her şeyi eline yüzüne bulaştırmıştı. Amcası fena hesap soracaktı.  Ellerini ceplerine sokarak, burnunu çekti. Sonsuza kadar burada kalamazdı el mecbur eve doğru yürümeye başladı.  Ahmet ağa, muhtarın haber vermesi ile bir sağa bir sola hırsla yürüdü ve kafasını kapıdan çıkarıp avluya doğru ''Agit! Diyar!'' diye yeri göğü inletircesine seslendi çocuklarına. Sesi duyan çocukları hızla odalarından çıkıp koşarak babalarına doğru geldiler. Konu önemli değildi ama siniri malumdu. Gazabına uğramak istemezlerdi.   ''Buyur baba?'' '' Ariya nerede?'' Diyar, bilmiyorum diye başını salladı.  Agit  ise ''sabah tarlaya gittiğini gördüm baba bir şey mi oldu?'' diye sordu. Ahmet ağa oğullarına taraf  tükürdü '' ben size o kıza göz kulak olun  demedim mi? Ne halta yarıyorsunuz siz?'' diyerek koca adamların başlarını önlerine eğmelerine sebep oldu. Siniri bir türlü yatışmayan adam ''Hanımefendinin bir tarlası eksikti! Avdılla' nın oğlunu vurmuş kürekçi diye tuttuğu gevad!'' dedi ağzından köpükler saçarak. Kardeşler şaşkınlıkla birbirine baktı.  Agit korkuyla babasına döndü  ''bir şey olmuş mu baba? Sen nereden duydun? Yani doğruluk payı ne?'' diye sordu art arda. Tam üçü hararetle konuşurken evinin balkonuna yasladığı omzunu ayırıp  yanlarına inen Zin ''Baba Ariya' yı mı sordun? Biraz önce eve girdi.'' dedi. Ahmet ağa hışımla avludan çıkınca çocukları da olacakları kestirip peşine düştü. Yaşlı adam kardeşinin evine varır varmaz  kendisine kapıyı açan Ariya' nın yüzüne okkalı bir tokat yapıştırdı. Ne olduğunu anlamayan genç kız yana düşen başını düzelterek amcasının öfke saçan gözlerine baktı, demek ki duymuş diye düşündü. Agit, onu arkasına çekerek korumaya çalışırken Diyar aralarında durarak babasını sakinleştirmeye çalışıyordu. Sesleri duyan Yazo xanım, odadan çıktı yaşlı gövdesiyle koştura koştura yanlarına geldi '' elin kırılsın Ahmet! Ne istedin şuncacık yetimden? Ariya, çabuk annenin yanına git!'' dedi. Genç kız yerinden kımıldamayınca ''Agit!'' diye kaş göz edip kızı içeri götürmesini istedi. Agit, onu götürürken Ahmet ağa ardından bağıra bağıra konuşmaya devam ediyordu.  ''Ana sen şımarttın zaten bunu! Biliyor musun ne olduğunu? Daha otuz yıl önceki kan elimizden silinmeden yenisini döktü!'' Yazo xanım, dizini dövdü duyduğuyla.  ''Wışş!! Nasıl oldu? Kim?'' Oğlu, ''Arjen! İki evin tek oğlu anne...'' diyerek duyduklarını anlattı ona. Ve kendisinin  yönlendirmeleri ile de oğlu ve iki torunu mecburen hastaneye gittiler.  Ara daha düzelmemişken tamamen bozulsun istemiyorlardı. Ahmet ağanın da aklında Avdılla ağa gibi otuz sene öncesi canlanırken ardında iki oğluyla hastaneye vardı. Agit, bir söz ya da hareket beklemeden koşturarak acil doktorunun odasına girdi ön bilgi almak için. İçeri girdiğinde bacaklarını üst üste atmış doktorun karşısında kasım kasım kasılıp oturan Burhan' la burun buruna geldi. Elif istifini bozmadan otururken Burhan ayaklanarak ''ne işin var burada?'' dedi nerede olduğunu unutarak. Agit , bunca derdinin arasında bununla mı uğaşacaktı? Alayla adamın suratını inceleyip ''ne saçmalıyorsun lan?'' dedi. Burhan ellerini dar kesim gri pantolonunun ceplerine sıkıştırıp omuzlarını geri atarak Agit' in tam karşısına geçip durdu. '' Odamı basmanın cezasını kesmedim daha ama yakındır.'' Agit, tek elini beline koyarken boştaki eliyle adamın boydan boya göstererek istem dışı güldü. Onun da sinirleri bozulmuştu. Elini omuzuna dokundurarak ''çekil önümden işim var'' dedi. Burhan' ı geçerek şaşkınlıkla onları izleyen Elif' in yanına vardı. ''Hastamız Arjen Eroğlu' nun durumunu soracaktım. '' Elif, ''o hastayla Ahmet bey ilgileniyor!...'' dedi konuşmasına devam ederken Burhan dişlerini gıcırdatarak Agit' e döndü. ''Sen beni nasıl görmezden gelirsin lan yakarım seni!'' Agit bıkkınlıkla ona dönüp ''ulan hımbıl puşt! Ben sana bir şey yapmıyorum da sen mi yapacaksın? Bak buraya zor tutunmuş bir  kaymakam vekili olduğunu bilmiyor muyum? Bu havan bana sökmez yerinden olmadan otur adam gibi '' diyerek dışarı çıkarken arkasında şaşkın iki insan bıraktı. Kapı ağzında konuşan kayınpederi ve babasını görünce yanlarına doğru yürüdü. Hepsi birlikte Avdılla ağanın yanına geçtiler ağladığını görünce de Ahmet ağa utançla başını önüne eğdi ''geçmiş olsun ağa'' dedi elini öne uzatarak. Avdılla uzatılan eli tutmayınca Fevzi öne atılarak '' Ahmet' in haberi yoktu. Tarlaları yeğenine vermişti. Yani kız da bilmiyor tabi şerefsiz Salih kendi kendine yaptı'' dedi. ''Bak Fevzi, oğlumu buraya getirdin sağ ol ama savunma onları bana !'' Ahmet ağaya dönerek '' Ahmet, itine mukayyet ol olmazsan bir yerde zehirlerler!''  Ahmet ağa düştüğü duruma üzülse de lafları yutmaya mecburdu.  '' Vallahi haberim yoktu. İtin köpeğin olsun ben kendim sağ koymam onu.'' '' Bir gevendenin kanı benim oğlumun dökülen kanına eş midir?'' Fevzi araya girdi damadının paçasını kurtarmak adına ''Arjen oğlum iyidir şükür. Yarına çıkar buradan akşam odaya gelir geçmiş olsun dileklerimizi iletirken detaylıca konuşuruz'' dedi. Ahmet ağalar boynu bükük oradan ayrılırken saçını başını yolup feryat figan ede ede hastaneye koşan Senem ve annesini gördü. Senem kocasını ve annesini arkasında bırakmış vaziyette önden giderken ''Hawar! Hawar! Babamla kardeşimin kanı yetmedi katillere sıra diğer kardeşime geldi'' deyince Ahmet ağalar hızla oradan ayrıldı.   Ailesi olayı duyup yanına gelene kadar Arjen, kendine gelmiş önemli bir hasar ise görünmüyordu. Annesi ile ablasını sakinleştirmeye bile kendisi kalkıştı. ''İyiyim bir şeyim yok.'' ''Oğul, sana yasak artık tarla tapan.'' ''Anne oldu olacak eve kapat beni.'' ''Duracağını bilsek onu da yaparız emin ol.''  Arjen, acısına rağmen olumsuzca başını sallayarak yeniden yastığa koydu artık ne yapsa kurtaramazdı bunların elinden kendini. Annesi yanına ilişip başını okşadı.  O da iyice sindi yamacına. Hasta ve üzüntülü anlarda en iyi gelecek şey muhakkak anne diziydi. Ariya da annesinin dizine başını koymuş korkuyla amcasının dönüşünü beklerken gözüne kapıda gezinen Zin takıldı. Başını kaldırıp ona doğru baktı aklına gelenle ayaklanarak ''yenge! Bu adam kimdi? Biliyor muydun böyle bir planı olduğunu?'' diye sordu. ''Saçmalama Ariya nereden bileyim ? İyilikte yaramıyor sana ha.'' ''Nereden buldun o adamı? Babanın ne işi vardı orada?'' Zin, ''Kız senin ne işin varsa onun da o vardı. wii! Sorduğuna bak? Onu bunu bırak bize ağla. Adam ölürse ne yaparız ya karşılığında kocamın kanını isterlerse?'' dedi korkulu bir ifadeyle. Ariya, duydukları ile gerilirken ağıla doğru giderek adama bir şey olmaması için iki katı dua etmeye başladığı sırada amcası oğullarıyla beraber eve girdi. Genç kız onlara dönünce; Diyar, başıyla Ariya' ya görünmemesini söylerken o, omuz silkerek yerinde kaldı. Seri adımlarla yanına varan Diyar, ''adam iyi merak etme, şimdi babama görünme çok sinirli çok!'' dedi. Ariya, ağılın kapısından girerek kuzuyla sevincini paylaşmaya gitti. Kuzunun başını okşayarak biraz yem verdi ''çok şükür bir şey olmamış'' dedi kendi kendine. ''Sen neredeydin? Nasıl oldu Ariya?'' Ariya, elini dudağına götürüp dudağıyla oynayarak çekiştirdi, ne diyeceğini bilmiyordu. Tekrar sorulunca mecburen Diyar' a döndü ve Arjen' in anlatmayacağına güvenerek '' ben gerideydim ne olduğunu anlamadan birbirine girdi Salih ağabeyle biri. Sonra muhtar geldi, araya bir adam girdi Salih ağabey küreği kafasına geçirdi. O kaçtı diğerleri de arabaya binip gitti bende evdeyim işte" dedi. ''Ağabeymiş, pezevenk! Seni orada bırakıp gitti yani?''  Ariya usulca başını salladı.  Diyar' ın yönlendirmeleriyle oradan çıkıp odaya gitti. Salonun kapısı kapalıydı ve önünde yalnızda iki çift ayakkabı vardı. Amcası kimseyi almamıştı içeri belli ki.  Ahmet ağa, çocuklarını arkasında bırakarak salona geçmişti. Abdest alan  Yazo xanım,  yanına gidip oturdu.   ''Ne oldu oğul? Durumu ne çocuğun?'' ''İyi ama ana adam kanıma kan isterim diyor. Kızı saç baş yolmuş geldi katiller dedi sağ olsun Fevzi araya girdi yarın geçmiş olsuna gideceğiz. İnşallah, samimi olduğumuza inanır barışı kabul eder oğullarımdan birinin kanını isterse ne yaparım? '' ''Allah korusun, Salih' e haddini bildirin ama önce niye yapmış onu öğrenin. '' ''Jandarma götürmüş,  şu işi halledelim o puştun defterini düreceğim.'' Herkes için gergin geçen günün gecesi de berbattı. Ertesi gün Fevzi den gelen haberle rahat bir nefes alsa da Karahan' lar , geceye ayarlanan geçmiş olsun ziyareti iyice sinirleri germeye yetiyordu. Barış yemeği yenecekti muhtemelen ama Fevzi karşılığında ne istendiğini söylememişti. Avdılla öylece kabul mu etmişti? Bu kadar yüce gönüllü ve bağışlayıcı mıydı? Fevzi' nin planının ikinci aşamasına geçtiğini bilmiyordu henüz.  Hükümet konağının kapısında çamurlanan ayakkabılarının altını silerek içeri geçti Fevzi. Kaymakam odasının önünde durarak ceketinin önünü çekiştirip, sarımsı bıyığını da burup düzelterek kapıyı tıklattı. Burhan' ın ''Buyurun!'' diye oda da yankılanan sesi ile içeri süzüldü. Kaymakama elini uzatarak '' ben Karahan köyünün muhtarı Fevzi...'' dedi eli askıda kalınca usulca düştü yanına. Burhan, Karahan soyadından hazzetmiyordu şu aralar. Ama Ariya ile akrabalık bağı olup olmadığını bilmiyordu bilmek de istemiyordu. Birbirine benzeyen isimler soyisimler, köy isimleri...Hepsine uyuz oluyordu. Burhan' ın yönlendirmesi ile otururken meramını anlatmaya koyuldu ''  bizim köyle karşı köy arasında kan gibi bir şey çıktı. Akşam beraber yemek yiyeceğiz sizde devlet büyüğü olarak teşrif ederseniz daha etkili olacaktır konuşmamız'' dedi. Muhtar söyledikleri ile Burhan' ın göğsünü kabartırken ''tamam madem buraya kadar geldiniz. Bende katılmaktan şeref duyarım'' deyip oraya giderek bu makamdaki yerini garantilemeye çalışmaya karar verdi. Arkasına adam almalıydı. Muhtar oradan mutlu mesut ayrılırken Avdılla ağayı arayıp geleceklerini haber verdi. Ve ''ağa, aramızda halledelim kana kan olmaz. Sen sevmezsin düşmanlığı kini. Oğlun sağ salim şükür. E bu Ahmet'in de yeğeni var. Verelim sizin köyden birine bitsin bu ezeli dava'' dedi. Avdılla telefonu kapatırken bir şey demedi muhtara ama Ariya' dan haberdardı. Arjen' in ona olan ilgisinden de. Nasıl köyden birine almayı kabul edebilirdi ki?    Eroğlu konağında son sürat hasta ziyareti kabul edilirken akşam gelecek olanların haberi yıldırım gibi düştü konağın üstüne. Kızların yüzünün asılmasına rağmen babalarının şanı şerefi için kalkıp yardımcılarla beraber kazan kazan yemek pişirmeye başladılar. Avdılla ağa büyük köy odasında misafirlerini ayakta karşıladı. Ahmet ağa , üç oğlu, Fevzi, kaymakam Burhan, imam Sabri efendi ve köyün ileri gelen yaşlıları ve aşiretin önde gelen bir kaç ismi hep birlikte odaya giriş yaptılar. Kapıda karşılaşan Agit ile Burhan birbirine delici bakışlar atsa da bir araya gelme olayında art niyet aramadılar. Arjen' e teker teker geçmiş olsun dileklerini ileterek oturdular. Burhan, Arjen' e ''geçmiş olsun'' dediği sırada Arjen, iğreti bir şeye bakıyormuş gibi bakıp başını salladı ve '' sağ ol'' dedi. Fevzi' nin direktifiyle Burhan konuşmaya başlayıp  '' dün tatsız bir olay yaşanmış aranızda umarım bu gelişimiz uzlaşmanıza sebep olur'' dedi kendinden beklemediği bir performansla. Derin bir sessizlikten sonra Avdılla ağa '' başım gözüm üstüne geldiniz ama bu kolay kapanacak bir dava değildir '' dedi. Ahmet ağa gerilerek sakalını karıştırdı usulca, Fevzi yine atılarak ''kan dökmenin gereği yok, ben derim kız versinler size olay tatlıya bağlansın'' dedi. Sabah ki öneriyi tekrar ederek. Normal de bu olay bağımsız bir oda da konuşulmalıydı. Ne kan dökülen evde ne de kan döken evde olmazdı... Ortayı bulmaya çalışanın ayarladığı bir yerde. Fevzi bunu elbette biliyordu ama baskı ve galeyanla Ariya' dan kurtulmayı planlıyordu. Köyün yaşlıları da hep bir ağızdan Fevzi' ye katılırken Avdılla ağa oğluna fırsat vermeden '' benim tek oğlum var öyle evlendirmem ''dedi. Ahmet ağa da ''benim verecek kızım yok ve ben de bana emanet yetimi öylece size vermek istemem başka çaresi yok mudur?'' diye sordu. Burhan gerilen yüzleri birer birer incelerken  bir kez daha bulunduğu ortamdan ürktü. Oda da birilerinin kaderlerini almış ellerine oynuyorlardı. İmam Sabri de araya girerek '' Allah da can almak yerine birilerinin yeni bir hayata güzel başlamalarına sebep olduğunuz için sizden razı olacaktır'' dedi. Avdılla ağa oğlu Arjen' e baktı göz ucuyla en ufak bir belirti göremedi yüzünde. Kabul et ya da etme der gibi bir bakış aradı ama o başka bir yere kitlenmiş bakıyordu öylece.  Arjen, şaşkınlıkla kaymakamı izliyordu, sevgilisini mi verecekti ona. Bugün bunun bilincin de olarak mı gelmişti buraya? Peki istedikleri gibi olsun. körün istediği bir gözdü Allah vermişti iki göz! Babasına hafifçe sokularak '' kız kabul ederse sen de kabul et. Kapansın bu olay '' dedi. Avdılla ağa şaşırsa da oğlunun tereddüdü yoktu. Yine de ''Muhtar, sabah aradığında köyden birine al dedi kızı'' diye mırıldandı.  Arjen' in yüreği sıkıştı adeta rengi döndü. Kendinden beklenmeyecek bir açıklıkla ''bana!'' dedi. Babası gülümsedi kendi kendine, başını kaldırdı. Omuzlarını dikleştirdi.  ''Eğer bu olayların müsebbibi olan  kızınız,  kabul ederse biz kabul ettik.'' Ahmet ağa ''Ariya kabul etmezse ne olacak? '' deyince ortamda bir sessizlik peyda oldu. Ahmet ağa,  Ariya ile oğlu için ne planlamıştı ne olmuştu. Burhan duyduğu isimle ve yanındakilerin soyisimlerini birleştirince kısa süreli şok yaşasa da sessizliğini korudu. Muhtar, Ahmet ağanın  sorusu askı da kalınca '' kabul etmeyip ne yapacak? Avdılla ağadan daha iyi bir kayınpeder mi bulacak? Değil mi kaymakam bey?'' diye sordu, etraftakiler başlarını sallayıp onayladılar onu. Konuşmanın ardından sağlanan kesin gibi görünen barışla serilen sofraya indirilen yemeklere baktı Burhan yok yoktu. Kaç metrekarelik odaydı. İki koca sofra serildi art arda. Önüne gelen pilav dolu sacın üstündeki kafayla göz göze geldi bir anda. Ürktü ''caniler'' dedi kendi kendine. Sesini duyan muhtar pis pis sırıtarak ''kellesi, kıymetli misafirin önüne konur '' deyip aydınlattı onu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD