Sessiz Kurşun

3004 Words
Ben güle güle gitmemiştim,sen HOŞ'ça kalmış mıydın? .... Sultan Ruken Hanım elindeki bastonu yere vurup "O gız o eşikden içeri giremez!"diye bağırdı. Cihat Mirza meydan okuyan keskin bakışlarını babaannesinin gözünden bir milim bile çekmeden,kendinden emin adımlarla avluya girdi. "Mirza dedigimi duymaz mısın?"diye bağırdı Ruken Hamım. Uyuyor numarası yapan Leyal,Mirza'nın ceketinin içine saklanmak ister gibi iki yakasından tutup, yüzünü;adamın göğsüne bastırdı.Ruken Hanım'ın gök gürültüsüne benzeyen sesi maziden süzülen çocukluk travmasıydı."1,2,3,4,5..."diyerek içinden 11'e kadar saymaya başladı. Mirza ve babaannesi arasındaki bakışların kıran kırana düellosu hâlâ devam ediyordu. "Sultan Ruken Turanşah! Bu evde son sözü ben söylerim!"diye gürleyen Mirza kucağındaki kızla merdivenlere doğru yürüyüp çıkmaya başladı. Halası Dilda Hanım,kardeşleri Seçil ve Civan ile konak çalışanlarının mütecessiz bakışları, Leyal'in üzerindeydi.İçeri giren Mirza alt katlardaki boş odaları es geçti.Babaannesinin kolayca çıkamadığı dördüncü kata çıktı.Kendi odasının karşısındaki misafir odasına girip kızı yatağa bıraktı. "Numara yapmayı bırakabilirsin artık odandasın."dedi ve kapıya doğru yürüdü. Leyal gözlerini açıp "Bekle!"diye uyardı. Mirza omuzunun üzerinden yarım bir bakış atıp yönünü ona çevirdi. Leyal'in turkuaz rengi gözleri öfke fırtınasına gebeydi. "Ben bu topraklara ait değilim!Burada yaşayamam,nefes alamam.Bana ait olmayan bir hayatın içinde boğulurum.O kadının yüzünü görmeyi bırak sesi bile beni rahatsız ediyor.Beni buraya getireceğine keşke belindeki silahla öldürseydin!"dedi,nefret kusarak. "Ölüm korkakların işi,sen hayatla terbiye olacaksın.Ayrıca Mardin senin doğduğun topraklar,Güney Kore gömüldüğün topraklar..."dedi,Cihat Mirza. "Birdenbire ne oldu da benim derdime düştünüz?Benim Seul'de çok güzel bir hayatım vardı.Hiçbirinizi hatırlamıyorum.Hatırladığım tek şey o kadının korkunç sesi,canavar gibi suratı, sistematik şekilde hakaret edip,fırsat buldukça canımı almak ister gibi dövmesi. "Güzel dediğin hayat içki içmek,kumar oynamak,baba parasıyla amaçsız ve hedefsizce yaşamak mı?" "Tercih ettiğim yaşantı seni zerre kadar ilgilendirmez.Ben biyoenerji uzmanıyım.Kendi paramı kendim kazanıyorum.Hem baba parasıysa da benim babamın parası sananeee!" "Yalnız babanın parası değil.Halamın babana gizli gizli gönderdiği para." "Bana bak Ağa kişisi, Turanşah'lara ait tüm taşınır ve taşınmaz mallarda benim babamın da hakkı var.Beni buradan postaladınız diye hakkım hukukum ölmedi." "Babanın yani amcamın o malların edinilmesinde çok da bir katkısı yok.Tarihi otelleri dedem kurdu, babam büyüttü.Ben ise bölgenin en gözde en çok tercih edilen yapıları hâline getirdim.Yine otomotiv fabrikasını ben kurdum.Tarım faaliyetleriyle de halam ilgileniyor. Konağa girer girmez mal mülk derdine düştün.Hak etmesen de bir Turanşah olarak payına düşeni alırsın.Paraya tapan bir adam değilim,kimseye de zerre kadar haksızlık etmem.Ayrıca konumuz saçma sapan para meselesi değil.Bugünden itibaren bu konakta yaşayacaksın." "Sizin paranız umurumda mı sanıyorsun?Ben kendi paramı her türlü kazanırım.Ama payıma düşeni, o kadını delirtmek için söke söke alacağım!Beni bu eve mecbur bırakma fikrine de seni pişman edeceğim!" "Dedi çeyrek efe,kuş kadar canıyla Cihat Mirza Turanşah'a kafa tutarak.Bu cüretini benim hakkımdaki cehaletine veriyorum.Şimdi aç kulaklarını beni iyi dinle.Baban ölmeden önce seni halama emanet etmiş.İçki kumar yetmemiş bir de uyuşturucuya başlamışsın.Baban sadece bir defa kullandığını eğer yardım etmezsek işin çok kötü yerlere gideceğini söylemiş.Halam emanetine sahip çıkmak istiyor.Seni yanında istiyor.Gidip seni getirmemi ve burada kalmanı sağlamamı istedi.Halam benim için çok kıymetlidir.Asla üzmeyeceğim,benim için her şeyden değerli iki kadından biridir.Artık bu evin bir ferdisin,ben izin vermediğim sürece hiçbir bir yere gidemezsin.O yüzden saçma sapan işlere kalkışman sadece yorulmana sebep olur." Leyal'in içinde verdiği sinir harbiden adeta kalbi sıkışıyordu.Nefes nefese konuşmaya başladı: "Peki ben burada yaşamak istiyor muyum?Çok düşünceli halan benim fikrimi niye sormuyor?Bana kimsenin sahip çıkmasına gerek yok,ben kendi kendime yeterim! Kimseye muhtaç ya da mecbur değilim! Hayatıma zorbaca müdahale edemezsin!Önce buradan atıyorsunuz,yıllar sonra gelip burada yaşayacaksın diyorsunuz.Ben sizin oyuncağınız değilim!Bu lanet konağın taşından toprağından bile nefret..."diyemeden,Mirza birden eliyle ağzını kapattı.Gözlerini kapatıp sabır çekerek derin bir soluk bıraktı. "Sus!"Çenen yottabyte kapasitesinde."dedi,katı ve alçak sesiyle. Gözlerini açtığında, çekip gitmek isterken; Leyal'in ağzını hatta yüzünün yarısını kapattığı için iyice ortaya çıkan turkuaz mavisi gözlerine öylece takılıp kalıverdi.O gözlerin mavi pırıltısı yalım yalım vurdu yüreğine.Leyal de zifiri karanlık bir kuyuya düşmüş gibi bocalıyordu kara gözlerin derinliğinde.Gözleri sanki birbirine düğümlenmişti, birkaç saniye öylece kaldılar.Leyal'in kafasına üşüşen anılarla gözleri doldu.Ağzındaki eli ittirip geriye çıktığında hapsoldukları efsun dağılıverdi. Mirza da bakışlarını çekip kapıya doğru döndü. "Durumu kabullen,evindesin ve özgürce istediğini yapabilirsin."dedi,güven verir gibi. Leyal acı dolu bir alayla sinirli bir gülüş sesi çıkardı."Senin kelepçeli hürriyetini istemiyorum!"diye haykırdı.Mirza muzdarip bir çehreyle kapıdan çıkarken bir çift nemli göz arkasından bakıyordu. "Cihat Mirza Turanşah çok değişmişsin ama..."deyip kısa bir es verdi mavi gözlerin sahibi. "Ama gözlerin hiç değişmemiş."diye fısıldadı akabinde ve gözünden süzülen iki damlayı elinin tersiyle sildi. Mirza kapıyı açtığında biraz ileride bekleyen halası Dilda Hanım,Seçil ve Civan heyecan ve merakla kendine bakıyordu. "Şimdi değil,biraz sakinleşsin.Civan,arabada çantası var gidip getir."dedi,Mirza gözüyle üçünü de tarayarak. "Tamam abi hemen gidip getiriyorum."dedi,Civan. Mirza seri adımlarla merdivenleri inip ikinci kattaki babaannesinin odasınının önünde durdu.Kapıyı tıklattığında "Gel!"diyen tok ses kulağına ulaştı.İçeri girdiğinde kalın kaşlarını çatmış Ruken Hanım kendine bakıyordu. "O gızı bu evde barındırmam!"dedi,sesiyle nefret kusarak. "Babaanne büyüğümsün sana saygım sonsuz ama kararlarımı sen bile sorgulayamazsın.Leyal burada kalacak!"dedi,Mirza katı şekilde. "O ugursuzu güçükken de savunur dururdun.O kızın damarlarında Şidanlı kanı dolaşır.Benim gencecik oglum öldü." "Kızın suçu ne? Niye başkalarının günahını ona yüklüyorsun?" "Ben evimde Şidanlı ganı daşıyan birini istemiyim!Oglum, o gızın anası yüzünden öldü.O kadar ugursuz ki dogduğu gün babası öldü.Bu eve de felaket getirici!" "Kusura bakma ama bu söylediklerin benim için koca bir saçmalıktan ibaret.Kızın varlığına alışsan iyi olur burası onun da evi." "Mirza!Senin karşında bu evin Hanımağası var.Sözünü ona göre söyleyesen.O gız bu evden gedici." "Ruken Hanım! Senin karşında da tüm aşiretlerin biat ettiği Mardin'in en büyük aşireti Turanşah'ların Ağası Cihat Mirza Turanşah var.Ortada bir haksızlık varsa isimlerin yanındaki ünvanların benim için hiçbir önemi kalmaz.Adaleti ifa etmek için o kutsadığın gücümü sana karşı bile kullanmaktan geri durmam!Aşiretin başına geçmemi deli gibi istiyordun.Benim Ağalık gibi bir derdim asla yoktu ama sen sürekli başımın etini yiyip durdun.Esasında meydanı Berdan Şidanlı puştuna bırakmak istemedim.Mazlum insanları düşündüm.O it başımıza geçseydi adalet kelepçeli gezerdi.Aşiretin başına geçmem için bana yalvarmıştın.Şimdi de verdiğim hükme rıza göstereceksin!" "İşte o gız da bir Şidanlı." "O kız bir Turanşah! Sözümün üstüne söz istemiyorum."diyen Mirza kapıyı açtı. "Bir de o ugursuzun aygına gedip gendin getirmişsen.O gadar adam dururken gosgoca Aganın yapacagı işmidir yaptıgın?"dedi,Ruken Hanım. Mirza hâlâ kapının kolundan tutuyordu. Sinirle gözleri kısıldı. "Canım öyle istedi!Kız ailemin bir ferdi.Herhangi bir adamın haddi değil onu tutup getirmek.Bir Turanşah kadınına kimse dokunamaz!"deyip kapıdan çıkıp gitti. "Ak Dilda,Dilda!..Sana göstericim..."diye mırıldandı Ruken Hanım. .... Dilda Hanım,Seçil ve Civan yeniden Leyal'in odasının önüne geldiler. Dilda hala usulca kapıyı tıklattı. Düşünceli şekilde yatağın üzerinde oturan Leyal "Gel!"dedi,kısık sesiyle. Üçü birlikte içeri girdi.Leyal mahzun şekilde kendilerine bakıyordu.Dilda Hanım gözyaşları içinde yanına gelip oturdu ve bağrına bastığı gibi sımsıkı sarıldı. Leyal'in boğazı düğüm düğüm oldu.Sarılmak istiyor ama inatla sarılmıyordu. "Güzel kuzum evine hoşgeldin."dedi,halası içten sıcacık sesiyle. Leyal şefkate ve bir damla sevgiye açtı.Kendi sarılmasa bile halasının sarılması aslında ilaç gibi gelmişti.Halasını, çocukken çok severdi ama ona da küsmüştü.Sesizce ağlıyordu. Dilda Hanım koklayarak saçlarını ve boynunu öptü.Hüzün ve mutluluk gözyaşları birbirine karışmış durmadan akıyordu. Geri çıktığında , ağlayarak,sıkıca Seçil sarıldı. "Canım, evine hoşgeldin.Nasıl özlemişim.Çok şükür bize geri döndün."dedi,ılık sesiyle.Geçirdiği bir kaza sonucu sol kolunu hareket ettiremediği için sağ koluyla sarılıyordu. Leyal yine sarılmıyor ama Seçil'in sarılmasına da engel olmuyordu.Hıçkırmamak için üst dişlerini alt dudağına kıyasıya çöktü. "Leyal evine hoş geldin."dedi,Civan samimiyetle.Onun da gözleri dolmuştu.Elindeki çantayı berjere bıraktı. "Adım Leyal değil Eun.Ayrıca hiçbirinizi hatırlamıyorum."dedi,Leyal. Dilda'nın şaşkınca gözleri büyüdü. "Gerçekten mi? Buradan giderken 9 yaşındaydın,hatırlaman lazım.Civan 10 yaşındaydı ,Seçil 8 yaşındaydı.Onlar çoğu şeyi hatırlıyor.Mirza, sen gittiğinde 14 yaşındaydı.O çocukluğundan hiç bahsetmez geçmişi ile ilgili de pek konuşmaz."dedi,Dilda Hanım. "Hatırlamıyorum,unutmak zor olmadı.Buralar hafızamda kalacak kadar önem arz etmiyor benim için."dedi,Leyal. "Annen öldüğünde daha beş aylıktın.Dokuz yaşına kadar Afitap yengem ve benim elimde büyüdün.Mirza'nın peşinden ayrılmazdın.İki yaşındayken bile anne diye ağlamaz 'Miyza' diye ağlardın.Çoğu zaman birlikte uyurduk.Benden masal dinlemeden uyumazdın.Hiçbir şey hatırlamamana çok üzüldüm."dedi. "Buradan hastanelik edilinceye kadar dövülüp,bir adama evlatlık verilerek kovuldum.O yüzden unutmak zor olmadı.Dokuz yaşımın öncesi yok benim için.Tüm hayatım Seul'dekinden ibaret."dedi,Leyal duygusuz sesiyle. "Yerden göğe kadar haklısın ama ben zamanla hatırlayacağını düşünüyorum."dedi, Dilda Hanım. Seçil'in gözleri , Leyal'in üzerindeki haralda geziniyordu. "Kıyafetin çok ilginç geldi.Özel tasarım falan mı?Kumaşı keten,vizon rengi ama modeli şeye benziyor..."dedi, şaşkınca. "Sahiden bu ne kele,haral gibi?"dedi,Dilda Hanım. "Gibisi fazla haral zaten.O mağara adamı tehdit ederek giydirdi.Etek boyum onu ne ilgilendiriyorsa?"dedi,Leyal. İçten içe kıkırdayan Seçil güldüğü anlaşılmasın diye başını çevirdi. "Abimin kıskançlığı Everest'i aşmış."diye düşündü. Civan ve Dilda Hanım da içten içe gülüyordu. "Mirza'nın mizacı böyle.Aşırı kıskançtır,bize de kök söktürüyor."dedi, Dilda hala. "Mağara adamı hâ,Leyal seninle çok iyi dost olacağız."diye düşünüyordu Civan da. "Senin için hemen alışveriş yapalım.Tüm ihtiyaçlarını alalım."dedi,Seçil. "Seçil doğru söylüyor.Kıyafet, kişisel bakım ürünleri falan her şeyi alalım."dedi,Dilda hala. "Yorgunum, yorucu bir yolculuk geçirdim.Uyumak istiyorum."dedi,Leyal soğuk sesiyle. "Türkçe'yi çok güzel konuşuyorsun.Allah'tan dilini unutmamışsın."dedi, Dilda. "Babam unutmamam için özel hoca tutup ders aldırdı.Benim umurunda değildi diliniz falan ama babamın zorlamasıyla unutmadım."dedi,Leyal. "Neyse daha sonra yine konuşuruz.Birbirimize anlatacak çok şeyimiz var.Biz çıkalım da dinlen sen,akşam yemeğinde görüşürüz.Seçil sana kullanmadığı kıyafetlerinden getirsin.Vücut ölçüleriniz birbirine yakın.Bugünlük onlarla idare et."dedi,Dilda hala ve üçü birlikte odadan çıktılar. .... Odasına geçen Cihat Mirza duş almış,üzerine giydiği siyah kumaş pantolona kemer takıyordu. Kemer tokasını takıp , siyah bir gömlek giydi.Aynadaki bakışları,uzayan kirli sakalına takıldı."Kalsın."diye mırıldanıp siyah saçlarını gelişi güzel taradı.Telefonunu almak için üzerinden çıkardığı ceketi eline aldı.Elini cebine attığında dokunduğu şeyle duraksayıp kaşları havalandı.Leyal'in çöpe attığı bilekliği, cebinden çıkarıp önünde tuttu.Düşünceli bakışları birkaç saniye bilekliğin üzerinde oyalandı.Sonrasında çekmecelerden birine koyup kilitledi. Odadan çıktığında, gözleri direkt Leyal'in odasının kapısına kaydı.Uzatmalı bakışlarını kapıdan çekip seri şekilde halasının odasına geldi.Kapıyı tıklattığında "Gelebilirsin."dedi,Dilda Hanım.Mirza içeri girdiğinde, halası Leyal'in çocukluğuna ait sakladığı hatıraları çıkarıyordu sandıktan.Doğrulup Mirza'nın karşısına geçti. "Çok teşekkür ederim.Beni öyle mutlu ettin ki anlatamam.Leyal içimde kocaman bir yaraydı.Her namazdan sonra buraya dönmesi için, rabbime yakardım."dedi, gözleri dolarak. "Teşekkür etmene gerek yok.Sen benim annem gibisin.Üzerimde çok emeğin var.Ama bana bir söz verdin.16 yıl önce Leyal öldü diye hepimizi kandırdın."dedi, kaşları çatılırken. "Ben daha 14 yaşındaydım ve yaşadığım korkunç olayla boğuşuyordum.Uzun süre kendime gelemedim.Yaptığın oyuna herkes inanmış kızın öldüğünü kabullenmişti. Onu ölü zannettiğimi bilmesini istemiyorum.Yıllar boyunca onu niye hiç arayıp sormadığımı,merak etmeyişimin sebebini öldüğünü zannetmem olduğunu bilmeyecek.Yaşadığını bilseydim yine merak edip peşine düşmezdim.Sadece uzaktan korurdum.Bana göre bu eve de gelmemeliydi ama sen istedin diye getirdim."dedi, Mirza. "Sözüm söz bunları Leyal'e anlatmayacağım.Niye öldü diye plan yapıp Güney Kore'ye gönderdiğimi anlattım sana.Leyal'i koruyan abim yani baban ölmüştü.Benimse başka seçeneğim yoktu." "Neyse artık bundan sonrasına bakacağız.Önemli işlerim var geç gelirim.Gözünü o kızın üzerinden ayırma.Çocukken dik başlı,inatçı ve çok zekiydi.Bu özellikleri katlanarak büyümüş.Babaannemle şimdilik yüzleşmesinler."diyen Mirza odadan çıktı. Telefonunu eline alıp Leyal'e mesaj yazmaya başladı."Önemli işlerim var geç saatlere kadar dönmeyeceğim.O yüzden odandan çıkma.Halam ve Seçil seninle ilgilenir."yazdı. Leyal yatağın üzerine oturmuş durum kritiği yapıyordu.Telefonuna gelen mesaja dikkat kesildi.Eline alıp baktığında tanımadığı bir numaradan mesaj geldiğini gördü. Mesajı okuduğunda sinirli bir nefes verdi. "Numaramı da öğrenmiş bay despot."diye mırıldandı. "Geç gelecekmiş bu çok iyi.Bu evde kalamam,duvarlar üzerime üzerime geliyor.Ben buralara ait değilim.O zalim kadın olmasa,ya da beni sevse bile kalamam.Artık olmaz çok geç kaldınız..."diye mırıldandı ve planına odaklandı. "Evet bu akşam saat 09.00'daki Antep'e gidecek uçakta yer ayırttım.Ayrıca otobüs terminalinden uçak ile eş zamanlı,üç farklı ile giden otobüsler için de bilet kestirdim.Uçak ve otobüsler hareket ettikten sonra dijital sistemlerine sızıp yolcu araca binmiştir diye kayıt yapacağım.Ama ben aslında sahte kimliğimle yarın sabahki uçakla İstanbul'a gideceğim.Oradan da İngiltere'ye hocamın yanına.Asıl mesele bu evden çıkmak."deyip ayağa kalkıp önce kapıyı kilitledi.Çantasının tabanı gibi görünen bölmeyi kaldırıp gizli bölümdeki küçük tabancasını, sahte kimlerini ve yedek sim kartlarını kontrol etti.Sihirbazlık için kullandığı yapay kan şişesinin kapağını açtı."Yeterli."deyip geri kapattı. Telefonundaki sim kartı çıkarıp kırdı ve yeni bir kart taktı.Cep bilgisayarını telefonunun Wi-Fi'sine bağlayıp konağın çevresinin haritasını çıkarttı.Elini bir noktaya koyup en yakın hastane burası.Buraya gitmek için Mirza ile geldiğimiz yoldan gitmek zorundalar.Zaten başka yol yok.Gelirken yolu çok iyi incelemiştim.İşte şu nokta ağaçların ve evlerin sık olduğu yer.Hastaneye gitmeden burada arabadan inmem lazım.Kaçıp saklanmak için çok avantajlı bir yer.Hastaneye gitmeseler bile bu yoldan geçmeri lazım.Hem buraya yakın bir pansiyon var.Sahte kimliğimle pansiyondan yer ayarlarım."dedi kısık sesiyle. "Ama ambulans çağırırsalar? Koskoca Turanşahlar itibarlarını düşünüp intihar meselesini gizlemek isterler.O yüzden de ambulans çağırmazlar."deyip Boşlukta kalan her ayrıntıyı gözden geçirip her şeyi kafasında yerli yerine oturttu. İneceğim noktayı nasıl anlayacağım?Gözlerim kapalı olacak ve beni muhtemelen arabanın arka koltuğuna yatırırlar."deyip kısaca düşündü. İneceğim nokta ve konak 30 km,Mirza 120 km hızla oradan buraya 15 dakikada geldi.Buradan yola çıkarak beni hastaneye götürecek aracın hızından kaç dakika sonra inmem gerektiğini kolumdaki saate çaktırmadan bakarak ayarlarım."diye düşündü." .... Pire Remzi mutfak için alışverişten dönüyordu.Yol kenarında bir adamın sırtı dönük şekilde elektrik direğine yaslanmış hâlde titrediğini gördü. "Eyvahko adam çarpılir!"deyip hemen arabayı park edip içinden çıktı.Telaşeyle yerlerde odun arıyordu.Gördüğü kalın ağaç dalını yerden kaptığı gibi adama doğru koşmaya başladı.Dibinde bittiği gibi "Yetim lo!"deyip odunu var gücüyle adamın omzuna indirip elektrik direğinden ayırdı. "Anam anam! Ölmüşem anam."diye bağırdı adam. "Gurtardım seni babo ceyrana çarpilirdin."dedi,Pire Remzi. "Ne ceyranı lan, ayakkabımın içindeki daşı düşürmege çalışirdim.Sıçmışam agzına!"diyen adam ayaklandığı gibi Pire Remzi'yi kovalamaya başladı. Pire Remzi sıçraya sıçraya kaçmaya başladı. "Sadece seni gurtarmak istemişem.Omuzların titretme oynar gibi heç yerinde durmidi.Sandım ki ceyrana gapıldın."diyen Pire Remzi arabaya atladığı gibi palıt uğultusu gibi (Çok hızlı) konağa geldi.Arabayı park etti.İçinden çıkıp koşarak konağın avlusuna girdi. "Şayize!"diye bağırdı.Şaziye kalfa koşarak geldi."Peşimdeler Şayize,bir bölük gadar varlar."dedi,Pire Remzi sıçrayarak. "Zatelem ortalık garışık sen ne iş çevirisen?"diyen Şayize,sırtına yumruk indirdiği Pire Remzi'yi sıçrarken havada yakalayıp kucağında odalarına götürdü. .... Akşam olmuş, konakta yemek masası hazırlanıyordu.Dilda Hanım Mirza evde yokken, annesinin,Leyal ile ilgili cıngar çıkarmasından korktuğu için Ruken Hanım'ın suyuna koyduğu az miktarda uyku ilacı ile uyumasını sağlamıştı.Leyal ise odada volta atarak planını yeniden gözden geçiriyordu. "Uçağın ve otobüslerin kalkmasına üç saat var.Harekete geçme zamanı.Zaten yemek saati, Seçil'den ne zaman akşam yemeği yediklerini öğrendim.Biri çıkıp mutlaka beni çağırır ve yerde yatan bedenim ile karşılaşır."diye mırıldandı. Gözleri,çıkarıp kenara bıraktığı kırmızı sitelettolarındaydı."Ayakkabı giyersem dikkat çekerim."deyip dolapları karıştırmaya başladı. Bulduğu çarşafı şerit şeklinde istediği uzunlukta yırttı.Dolaptaki yastıklardan birinin içinden ayak tabanına göre kauçuk kopardı.Yırttığı çarşafı yatağın bazasının içine sakladı. Seçil'in getirip bıraktığı palazzo siyah pantolon ve füme rengi gömleği giydi.Kapıyı usulca açıp etrafı kolaçan etti ve koridorda asılı tablolardan birini alıp hemen odaya döndü.Cep telefonunu,yedek sim kartlarını,sahte kimliklerini,küçük tabancasını,cep bilgisayarını,sünger parçalarını ve cüzdanını gömleğin eteğini kaldırıp belinin etrafına yerleştirdi ve yırttığı çarşaf parçasıyla üzerlerinden sıkıca sardı.Pantolonun yüksek belini iyice kumaşın üzerine çekip gömleğin eteğini pantolonun üzerine bıraktı. "Belim incecik,gömlek de bol hiç belli olmuyor."dedi. Koridordan aldığı tabloyu kırıp, eline bir parça cam aldı."Sadece deriyi keseceğim."deyip korkusuzca sol bileğinin derisini kesti.Duyumsadığı acı ile yüzü buruşurken çantasındaki yapay kanı alıp kestiği yerin üzerine döktü.Ve olduğu yere baygın imajı çizerek uzanıp deneme yaptı.On dakika içinde Dilda Hanım odasına geldi.Kapıyı tıklattı fakat cevap alamadı. Leyal hızla yere yatıp baygın numarası yapmaya başladı. Dilda Hanım kapıyı tekrar tıklatıp "Leyal!"diye seslendi.Yine cevap alamayınca merak edip kapıyı açtı ve şoke oldu.Gözleri dehşetle büyürken bağırmamak için elini ağzına kapattı.Korkudan soluğu kesildi. "Güzel kuzum ne yaptın?"deyip alt kattaki Civan'ı aradı.Civan telefonu açtığında,hemen konuşmaya başladı. -Civan çabuk Leyal'in odasına gel! -Hala ne oldu? -Kız bileğini kesmiş çabuk gel! -Neee! diye şoke olan Civan koşarak Leyal'in odasına geldi. Dilda hala Leyal'in kesik bileğini sargı beziyle sarmış üzerine de çarşaf örtmüştü. "Hala iyi mi?"dedi,Civan telaşeyle. "Bilmiyorum nabzı iyi gibi.Çabuk kucakla hastaneye götürelim.Ama intihar vakası olduğunun duyulmaması lazım." "O zaman Cemal abiye görürelim.Hem abim de yanındadır belki. "Mirza'yı aradım ulaşamadım." Civan Leyal'i kucağına alıp odadan çıktı.Dilda hala da odanın kapısını çekip kilitledi ve anahtarı cebine attı. Birlikte merdivenleri indiler. Onları gören Şayize ve Seçil yanlarına geldi. "Hala,Leyal'in neyi var?"dedi,Seçil endişeli sesiyle. "Biraz rahatsızlanmış bir acile gidip geleceğiz."dedi,Dilda Hanım. Cebindeki anahtarı çıkarıp Şaziye kalfaya uzattı. "Leyal'in odasının anahtarı, sadece sen temizle.Diğer kızlar girmesin."dedi. "Tamam hanımım merak etmeyesen."diyen Şaziye anahtarı aldı. Civan zaten arabaya geçip Leyal'i arka koltuğa yatırmış, Cemali'de aramıştı.Dilda hala koşarak gelip arkaya Leyal'in yanına oturdu ve kızın başını dizine koydu.Civan arabayı çalıştırıp tozu dumana katarak sürmeye başladı. "180'le gidiyorsun dikkatli ol."dedi,Dilda hala. "Merak etme alışığım hızlı kullanmaya. Cemal abiyi aradım oraya gidiyorum.Abim yanında değilmiş."dedi,Civan. Leyal gözü kapalı şekilde konuşmaları dinliyordu. "180 km hızla gidiyorsa on dakika sonra inmem lazım."diye düşündü. "Ah güzel kızım, canımın içi niye yaptın bunu kendine?"diye hayıflanan Dilda hala ağlıyordu. Leyal ise çaktırmadan,kolundaki saate bakarak dakikaları hesaplıyordu. "Üç dakika kaldı."diye düşünüp kıpırdanmaya başladı."Ahhh!"diye inledi önce. "Leyal iyi misin?"dedi,halası. "İyiyim ama midem çok kötü.Arabayı durdurur musunuz kusacağım."dedi,cılız sesiyle. "Civan dur.Leyal kendine geliyor,kusacakmış.Kussun öyle devam edelim."dedi,Dilda. "Çok şükür."diyen Civan arabayı park ettiğinde Leyal halasının yardımıyla arabadan çıktı.İnmek için hesap yaptığı yerdeydi.Beklemenin zamanı değildi.Kolunu halasının elinden çektiği gibi son gücünü harcayarak koşmaya başladı.Şaşkınlıktan donup kalan halası ve Civan duruma uyanmanın şoku ile birbirine bakıyordu. "Civan koş!"diye bağırdı Dilda Hanım. "Evet koşayım,abim ağzıma sıçacak çok hızlı koşayım!"diyen Civan Leyal'in peşine düştü. Leyal çok hızlı koşuyordu.Evlerin sık olduğu yerlerde ara sokaklara girip izini kaybettirdi. Civandan kurtulduğuna emin olunca yıkık bir duvarın dibinde belindeki sargıyı çıkardı. Süngerleri ayak tabanlarına koyup belinden çıkardığı kumaşla ayaklarını sardı. "Çıplak ayak yürümekten iyidir."diye mırıldanıp diğer eşyalarını ceplerine tıkıştırıp küçük tabancasını beline taktı ve gömleğin eteğini pantolonun üzerine indirdi.Sahte kimliği ile oda ayırttığı pansiyonun konumunu buldu ve oraya doğru yürümeye başladı.Cüzdanımda fazla param olmasa da banka hesaplarım para dolu.Sahte kimliğim ile açılmış hesap hareketlerini takip edemezler."diye düşünüp yola devam etti.Yirmi dakika içinde yer ayırttığı pansiyonun önündeydi.İçeri girip sahte kimlik bilgilerini verdiği resepsiyondan kalacağı odanın anahtarını alıp üçüncü kata çıktı.13 Numaralı odanın önünde durup anahtarı takıp açarak içeri girdi.Lambayı açarken"Oh be ilk etabı başarıyla tamamladım."dedi. Birden duyduğu alkış sesiyle irkilip korkuyla arkasını döndü.Mirza karşısında duruyordu. Mavi gözleri büyüdükçe büyüdü.Şaşkınlığın zirvesindeydi. "Nasıl?.."dedi, dişlerinin arasından ve sinirden her yeri titremeye başladı. "Düş yakamdan!"diye isyan etti. "Tebrikler,güzel planlamışsın."dedi,Mirza ürkütücü bir tonlamayla.Gözlerinin ufku öfke doluydu. "Seninle muhatap bile olmayacağım."diyen Leyal gitmek için kapıya doğru yürüdü. "Bir şeyi iki kere söylemiyi hiç sevmem.Sen bu şehirden gidemezsin!Bunu beynine kazı!Buradan gitmek için cesedimi çiğnemen lazım."dedi,Mirza. Leyal'in öfkeli solukları havaya karışıyordu. "Ben de cesedini çiğneyip öyle giderim o zaman!"dedi ve belindeki tabancayı çıkarıp hırsla Mirza'ya doğrulttu. Tek kaşı havalanan Mirza histerik bir kahkaha attı.Dudağı alayla kıvrıldı. "Kendinden emin korkusuzca duruşuyla sarsıldı Leyal. "Hayatla terbiye olmuş bir adama ölüm zaten yenilmiştir.Beni öldürecek olan elindeki silah değil..."dedi,Mirza esrarlı sesiyle. "Belki de ölümün hayatıma sığınmıştır...Ama cellatlar sağırdır,ölümün sesini duyamam...Şaşırtmayı da severim."diyen Leyal tehditkar mavilerini karalara dikti. Hiddetle çarpışan gözler mazinin çocukluk anılarına gitti. "Miyza hadi silahçılık oynayalım.Oyuncak silahları bebeklerden daha çok seviyorum.Ama sen beni vuyma ben seni vuyacağım."dedi,6 yaşındaki Leyal. "Mavi boncuk ben seni zaten vuramam."dedi,11 yaşındaki Mirza. İkisinin de kulaklarına maziden kopup gelen çocukluk sesleri doluyordu. "Gitmek istiyorsan beni öldürmen lazım.Hadi vur."dedi,Mirza sağ avucuyla kalbinin üzerine vurarak.Sonrasında kollarını iki yana açıp "Hadi!"dedi, sakince. Leyal'in parmağı tetiğe gitti.Sol gözünden durduramadığı gözyaşları iplik iplik süzülüyordu.Yaptığı şeyi sorgulamadı bile, kesinlikle yapmalıyım diye düşünerek birden tetiğe bastı.Eli değil yüreği titredi. Susturucu takılı tabancadan sessizce fırlayan acımasız kurşun Mirza'nın vücuduna saplandı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD