Zeynel ağanın konağından ayrılan üç adamın bulunduğu arabada, nefes alış verişlerinden başka ses duyulmuyordu. Aracın direksiyonunda Cesur vardı ve toprak yolda öyle yüksek hızda gidiyordu ki; bir yanı dağ, bir yanı uçurum olan yol, onlar için sırat köprüsünü andırıyordu. Yine de ağızlarını açıp onu yumuşatmaya cesaret edemediler. Bulunan genç kadının eşgali Seha'ya birebir uyarken, kimse Cesur'dan sakin kalmasını bekleyemezdi. Bir saatten fazla sürmesi gereken yolu da bu sebeple yarım saat gibi kısa bir sürede aldılar. Köye yakın olan jandarma ekibiyle aynı anda köy meydanında durmuşlardı. Mezraya çıkan yolların arabalara uygun olmadığı söylendiğinde ise Cesur kimseyi beklemeden, karanlık ya da soğuk demeden yola koyuldu. Yönünü sadece ay ışığı aydınlatıyordu. Ardından gelen adım sesleri

